Benim için Haftada en azından 1-2 gün boyunca kendiliğinden oluşan durum.
Zaten normalde de en az 15 saat oluyor bu süre.
Resmen aralıklı oruç için yaratılmış bir bünyem var.
Linda gillard isimli yazarın yazmış olduğu ödüllü romantik roman.
Kör bir kadın olan Marianne'nin Keir isimli adam ile yaşadığı aşk anlatılıyor.
Benim gibi betimleme aşığıysanız kitaba aşık olmanız mümkün.
Neyse, ben tekrar okumaya başlayayım.
...
"Bu oldukça... heyecanlandırıcıydı."
"Aynı zamanda çok da bilgilendiriciydi. Sanırım fiziksel özelliklerin konusunda kendini biraz ucuza satmışsın. Tavşandan daha çok, bir ayıya benziyorsun."
"Peki, soruna bir cevap bulabildin mi?"
"Eğer saç renginin bir kokusu olsaydı, ne olurdu?"
"Oldukça etkileyici bir oyalama taktiği. Bir rengin kokusu mu? işte bu zor bir soru. Saçlarım koyu kahverengi. Yazın birazcık kızıla kaçar."
"Hiç işe yaramıyor. Benim kokuya ihtiyacım var."
"Ceviz. Noel'de kabuklarını kırıp içini açtığın cevizler."
"Peki ya gözlerin?"
"Hangisi? Mavi olan mı yoksa yeşil olan mı?"
"Mavi olan."
Bir an sessiz kalır ve "Ardıç ağacı" der.
"Ya yeşil olan?"
"Çürümekte olan sonbahar yapraklarının, tütsülenmiş kokusu... Hani şu Kasım ayındaki..."
"Harika! Bu oyunda oldukça iyisin, şimdi görebiliyorum. Tavşan filan değilmişsin. Hatta ayı bile..." Tekrar elini uzatıp adamın göğsüne dokunur. "Sen bir ağaçsın."
...
Kitabı okursanız bu sahne size daha anlamlı ve etkileyici gelecektir eminim.
Arada merak etmiyor değilim.
Bazen bu sözlük sadece mesajlaşma yeriymiş gibi geliyor.
Kimse ilişkisini ileri götürmek istemediği için mecburen burda takılıp kafa dağıtıyor gibi. Imm sadece tahmin.
Çeşitli yerlere çekilebilecek bir soru olsa da ben gerçek anlamı üzerinden cevap vereceğim.
Öhöm öhöm. Gerçekten çok saçma yürüdüğümü söylemek isterim.
Öncelikle yere bakmayı beceremiyorum. Hani ilk kural ileri bak, o sırada önünde bir engel varsa görürsün zaten ya. Hah işte ben havaya bakıyorum. Sürekli sağıma soluma bakarak yürüyorum. Paranoyak olduğum için değil tabii. Bildiğin izliyorum. Gökyüzüne bakarak yürüdüğüm de çok oluyor.
Neyse, sonracığıma düz yürümekte de epey zorlanıyorum. Vücudum da bir sağa bir sola gitmeye meyilli. Aslında daha eğlenceli oluyor ama galiba biraz mal gibi duruyorum. Tamamen kişisel fikrim. Ayrıca yanımda biri yürüyorsa onu da kenara doğru ittiriyorum. Sol tarafa ittirmeye meyilliyim. Ehehe. illuminati.
Efendime söyliyim genelde kendi kendime konuşurum yürürken. Allah'tan maske var. Mimiklerimi, gülmemi ve ağız hareketlerimi genel olarak kapatıyor.
Son olarak da kalabalık ortamlarda kimseye değmemek için kendiliğinden ortaya çıkan bir mekanizmam var. Kendimce ustalıkla tüm bedenleri teğet geçiyorum. Ehehe.
Neyse, bu kadar yeterli. Bunu yazdım. Çünkü neden yazmayayım?
Şaka bir yana insanları izlediğimde çok normal yürüyor gibi durdukları için yazdım. Belki benim gibi saçma sapan yürüyen ya da öyle yürüdüğünü düşünen vardır.
Uzay muhtarcığım çok kırdın beni.. ben senin iki tane entryini okuduğum zaman sevmiştim seni. Bak ne zamandır sözlüğe gelince yazdıklarını okuyup az çok beğeniyorum. Tüüü yazıklar olsun.
içinde bulunduğumuz fikirler mi zihnimizde bir çağrışım melodisi yapar yoksa zaten aklımızda olan bir şey konusunda algıda seçicilik yapıp çağrışım adı altında mı toplarız. Aslında biraz paradoksa da çevirebiliriz.