güvenilir 2 haber ajansı tarafından duyurulan haber. ancak fenerbahçe ile ilgili hiçbir sitede ve tv de bu konu ile ilgili açıklama yapılmaması duşündürücü haber.
nam-ı diğer broadway. renault un 90 larda çok tutmuş olan otomobilidir. türkiye şartlarina uygunluğu tercih sebebi araç olmasına sebep olmuştur. zamanına göre harika bir aractir. türk insanini elektrikli cam ve merkezi kilitle tanıştırmıştır. ayrıca doğan a göre yakıt bakımından çok daha tasarufludur. kulakları sağır edebilecek birde kornası vardir ki; karşıdan karşıya geçen teyzelere çalinmasi uygun olmayabilir mazallah kadını korkudan bayıltabilir. bu otomobili hidrolik direksiyon yap, abs fren sistemi ile donat piyasaya sür clio dan çok daha fazla satacağı kesindir.
Söz konusu kavgayı ayıran en az 4-5 kişinin olması gerekmektedir. Ortalık biraz yaka paça olmalı ve kavga esnasında ne olduğu tam anlaşılamayan böğürme sesleri çıkmalıdır; bıaaaaaknnnn mınaakrommm pezvkkkkkkk bueeeehoeeeeeeeöfdkfsfkma!böeğğğğeeeeeee şşşştrtrtt tmmmm.... evet artık kavganın taraflarından biri, ayırma bahanesiyle yanaşanların bitanesi tarafından sevilmiyorsa, yandan kaval kemiğine çaktırmadan sertçe içten bir tekme ya da diz darbesi yiyecektir. Peki neden yandan atar? Yandan atılan tekme yakalanmama konusunda %99 başarı sağlar. Çünkü kavga ayıranlar ya yandan ya ön cepheden olaya müdahale eder. O kargaşada kimin ne yaptığı belli değildir. Arkada yalnızken koyacağı tekme saatte 180 km hızla 90 derece bir kafa dönüşü sayesinde o kişiyi ele verecek ve kavganın ayıranı yerine dayak yiyeni durumuna düşürecektir...
malesef kazıkçı, anlayışsız, sahtekar bir esnaf türüne sahibiz. ayakkabıcıya girersiniz 2-3 modele bakarsınız beğenmeyince ayakkabı kutusunu fırlatan dükkan sahibinin kabalığına mağruz kalırsınız. markete girersiniz bu gıdanın son kullanma tarihi geçmiş dersiniz tip tip bakar paranızı veri verir alıp ürünü yine rafa koyar, taksiye binersiniz yabancıysanız naneyi yeniz zaten ya gece tarifesi açar ya da yolu uzatır, kuyumculardan hiç bahsetmiyorum zaten Allah onları bildiği gibi yapsın serbest bir piyasa uyguluyorlar 200 ytl ye aldığınız bir ürünü gidin 1 ay sonra 100 den pazarlık yaparak alabiliriniz. sadece şunu söyleyebilirim ki Allah hiper marketleri ülkemize sokanlardan razı olsun. hiç olmazsa bu büyük hiper mağazalarda fiyat standardı varda kazık yemediğimizi biliyoruz.
bu gün türk esnafı hakkında yayımlanan haber;*
Alman televizyon kanalı RTL'de pazartesi akşamı yayınlanan Ekstra Magazin (Extra-Das RTL-Magazin) adlı program, bir Türk ve bir Alman kadını Türkiye ye tatile gönderdi ve yaşadıklarını başından sonuna gizli kameraya çekti.
Beş ayrı yere gitti kadınlar ve bakın başlarından neler geçti...
1- Hamburgercide
Herkesin görebildiği yerde asılı olan fiyatları Türk kadına lira, Alman kadına euro olarak söylediler.
Yani Türk kadın hamburgeri 6 liraya, Alman kadın 6 euroya aldı.
Üstelik çok ünlü bir fast food zinciriydi bunu yapan, markayı buzlayarak vermelerine rağmen ne olduğu anlaşılıyordu.
Kameralar geldiğinde bütün satış görevlileri bir yerlere kaçıştı, sonra bir görevli çıktı pişkince "Alman kadına sattığımız fiyatlar pahalı değil" dedi.
2- Takside
Türk kadınla Alman kadın aynı yerden taksiye bindiler aynı mesafeyi gidip aynı yerde indiler.
Türk kadın 20 euro ödedi, Alman kadın 30 euro...
Kameralar Alman'ı taşıyan taksiciyi bulup sordu.
"Anlaşamadık, çok dolaştık yol uzadı" falan dedi.
Sonradan anlaşıldı, gece tarifesi açmış.
3- Mağazada
Alman kadın bir mağazaya girip çanta satın aldı, 70 euro ödedi.
Bunların hepsi gizli kamerayla çekiliyor.
Bir süre sonra Türk kadın aynı mağazaya girip aynı çantayı aldı, 30 euroya...
Sonra kameralar geldi, neden böyle yaptığını sordular bizim uyanığa...
Neyse ki bu satıcı insaflı çıktı, özür dileyip 40 eurosunu iade etti Alman'ın.
4- Kuyumcuda
Alman kadın kuyumcuya girip 170 euroya bir kolye aldı.
Ardından dükkana giden Türk kadın aynı kolyeye 130 euroya ödedi.
Kameralar gelip "Bu fark turist olmasından mı kaynaklanıyor" diye sorunca dükkan sahibi sinirlendi.
Başladı bağırmaya; "Serbest piyasa bu, istediğimi istediğim fiyata satarım size ne oluyor, kimse karışamaz bana" diye...
Alman kadın bir restorana girip, mezeler, yemekler sipariş etti.
Ardından Türk kadın girdi, aynı yemekleri yiyip aynı şeyleri içti...
Sıkı durun!
ikisi de kuruşu kuruşuna aynı parayı ödedi.
Kameralar mikrofon uzatınca da restoran sahibi; "Bizim için din, dil, ırk fark etmez. Her müşterimiz önemlidir, her müşteriye aynı hizmeti aynı fiyata sunarız" dedi.
Derin bir ohh çektik, nihayet dürüst bir satıcı çıktı diye...
* * *
Bu anlattıklarım aynı sırayla salı akşamı RTL'de yayınlandı.
Her bölümün arasında da Türk bayrakları dalgalandı, sahillerden görüntüler yayınlandı.
Sonunda da toplu bir hesap çıkardılar.
"Bir Almanla bir Türk’ün Türkiye de yaptıkları günlük harcamalar arasındaki fark 108-110 euro civarında" sonucuna vardılar...
Yani açıkça "Bu Türkler bizi kazıklıyor" dediler.
Şimdi siz Almanya da istediğiniz kadar turizm reklamı yapın, salı gecesi RTL yi izleyen milyonlarca Alman'ın kafasındaki "Kazıkçı Türkler" imajını silebilir misiniz?
Hem her şey dahil sistemlerle en ucuz tatil cenneti ol hem de kazıkçı olarak anıl...
Bir de üstüne böyle rezil ol...
Esnafından otelcisine kadar hálá turizmi öğrenemedik ya ona yanıyorum.
çin mitolojisinde yin ruhlarinin ölümden sonra gittikleri yer alti dünyasi. kuzeyde bulunan sulu bir arazi olduguna inanilirdi. kelime anlami sari ilkbahardir.
-hala konuşuyor ya..!
-insan olan laftan anlar..!
-haftaya bu gun yazılısınız.
-arka taraf heyyy...
-komik olan neyse soyleyin de beraber gulelim.
-clean the black board. (yahu bizim tahta beyazdi ama)*
karşı binada çalişan işcinin tak tuk sesleri arasında, yanik yanik türkü söylemesiyle güne baslayanların karşılaştıgı durum..
(bkz: tüfeğimi verin bana)
türk örf ve adetlerinin bir vazgecilmez sevgi türüde konumuzun kahramani bebegin 2 metre havaya firlatilarak sevilmesidir. mazallah elden bir duşse kaza oldu derler ama bu kaza degil bu kazaya davetiye... insan gibi sev insan!
146 dan bağlandıgımız ve bir gözümüz ün sürekli saate oldugu saatinin türktelekom tarafindan 1 ytl olarak belirlendigi sinir bozucu derecede ağır internetli günlerimiz.
(bkz: download sonrası çocuklar gibi sevinmek)
bu konuda ki en ilginç dialog survivor türkiye yunanistan yarışmasinda meydana gelmistir. iki takimin birleserek beraber yasamalarindaki ilk karsilasma sohbette pantelis denen irkci yunan yarışmacı istanbul dan bahsederken constantinapolis demiş ve bizim takimdan teymuralp hemen lafa atlayarak "not constaninepolis is istanbul" diyerek ayar vermiş, serin bir 2 sn ye yol açmistir. sonrasinda şakalar espiriler devam etmistir.
kur yapmanin en acemicesidir. masaldaki kahramanimiz oda icerisindeki bir kizi gozune kestirmis ve cesitli klereyaksiyonlarini sergilemektedir. genelde durumu fark eden biri cocuga laf sokarak gozlugu cikarmasina yardimci olur.
- yuhhh
- hadi be ben bunu dusunmemistim
- neyse silenlerin cani sagolsun
- bi daha ki sefere insallah
- nasil olur bu ya
- olmamaliydi
- zekice
- ahaa
- la havle ve la kuvvete bu kac oldu yaw yeter
- inat ettim admin olacam buraya deniz getirecem
- al iste
- yoğğğğ löööö*
çin mitolojisinde bir sahsiyet. ilaclari onun icat ettigi söylenilir. san-huang adi verilmis uc asilzade den biri. o eczaciligin yaraticisi olarak da kabul gormustur. boga kafali olarak resmedilirdi.
son zamanlarda rahmetli olmuş bütün ünlülerin başlıklarına baktığımız zaman, ölmeden önce yığınla eleştiride bulunan, gerçekleri yazan, bazen karalayan, hakaret edenleri görüyoruyoruz. bu ünlü öldüğü andan itibaren yapılan yorumları görünce ise öncesi ve sonrası gibi yorumların 180 derece değiştiğine tanık oluyorsunuz. ne yani iyi anılmak, iyi bahsedilmek için illa ki ölmek mi gerekiyor; ya da gerçeklerin söylenmesi için illa ki yaşamak...
halk bankası 1500 eleman almak için kolları sıvadı ve 19 temmuz da bir sınav düzenleyerek üniversitelerin işletme, iktisat ve dengi okulları mezunlarına umut oldu. türkiye çapında 150.000 başvuru oldu. sınav yerleri her bölgenin bir şehirindeydi. marmara; istanbul, ege; izmir vs... sınavda 120 soru soruldu. soruların içeriği;
alan bilgisinden *: 48
genel yetenekten: 24
genel kültür: 24
yabancı dil:* 24
açıkçası iktisat alanında bayağı kasmışlardı. sınav kolay gözüksede bazı sorularda sağ gösterip sol vurulmuştu. açıkçası teorik bilgi şarttı. aklıma gelen basir bir soruyu sizinle paylaşayım; 12.000 ytl ye alınan bir hazine bonosunun 10 ay sonraki değeri 15.800 YTL olacağına göre bononun değeri yüzde kaç artmıştır? basit diyorum ama bu soruyu yalnış yapan çok kişi var.
mülakata çağırılmak istiyorsak sınavda sorulan 120 sorunun en az 80 tanesini bilmek şart. ancak şu var kalkıpta izmir vb. şubelerine başvurursan şansın daha da azalıyor. 10 eleman alınacaksa ve 90 puan ve üzeri puan alan 10 kişi başvurmuşsa senin aldığın 80 puan hava civa oluyor öss gibi yani. ama yok ben adıyaman da çalışmak istiyorum diyorsanız puanı daha düşük tabiki 80 ile rahat mülakata çağırılırsınız.
tembellerin sik gorulen bir eylemidir. genelde hapin bogazda kalmasi bogulma tehlikesi gecirmesi ile son bulur. diger versinyonlari ise hapi; cayla ,soda, kola, ayranla yutmaya calismak.
hua mu-lan olarak da bilinen mu-lan çin mitolojisinin en unlu kadin savascisidir. babasi, askerlik yapmak uzere cagrilmisti ve yasi gecmis oldugu icin, kendi yerine oğlunu gönderebilirdi. oğlu olmadiği için, kizi erkek giysileri giydi, atina bindi ve babasini temsil etmek uzere gitti. on iki yil askerlik yapti, yuksek rutbeli bir asker oldu ve bir kiz oldugunun farkina hicbir zaman varilmadi. savaslardan sonra, arkadaslarindan bazilari onu ziyarete geldiklerinde, mu-lan i dökuma tezgahina oturmuş bir kadin olarak buldular ve cok sasirdilar. gunumuzde bu hala bir ailevi bağ ve fazilet örneğidir.
21 temmuz 2008 şirin olayları ele alımıştır. bütün kitap evlerinden temin edebilirsiniz. üstelik bu ay alan herkese böğütlenli şirin reçeli yanında hediyee. sakıııınnnn kaçırmayınnn.*