gercek ad
100 (enerjik)
sekizinci nesil yazar 1 takipçi 5.90 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    mimarlığın 6 yıla çıkması

    1.
  1. Bir tıp gibi olmuştur artık. Puanları da yakın denebilir. Mimarlık tıp olmuş resmen. Ben bölüme giremeden bölüm ömürlük olmuştur.
    1 ...
  2. eve gelen misafirin kendi terliğini getirmesi

    1.
  3. Küçüklüğümden beri nedenini merak ettiğim,hanım teyzelerin yaptığı eylemdir.
    0 ...
  4. hacettepe biyoloji

    1.
  5. ilgili arkadaşların bilgi verebileceği (erasmus,dersleri,iş imkanları vs.. ) nacizane bir başlığımızdır.
    0 ...
  6. telaffuzu güzel kelimeler

    1.
  7. morrissey let me kiss you

    1.
  8. mimar sinan mimarlık fakültesi

    1.
  9. Mimarlıkta aklıma gelen ilk okul. Puanının yüksek olması nedeniyle isteyip de kazanamayanlar için ukde olması olası.
    2 ...
  10. evde ilk uyanan kişi olmak

    1.
  11. Kesinlikle kötü birşey. insanı depresyona kadar götürür.
    3 ...
  12. en son duyulan kötü espiri

    1.
  13. En son duyduğum kötü espiri kesinlikle '' battı fishing yan going ''
    1 ...
  14. ahmet altan yazıları

    1.
  15. Kelimeler kapalı kanallara açılan görkemli konaklarda verilen eski venedik balolarına gözalıcı giysileriyle uçuşarak katılan yüzleri maskeli aristokrat genç hanımlar gibi varlıklarını gördüğümüz , ama kimliklerini bilmediğimiz sesler olarak gezinir hayatımızın içinde ; yaşamak sanırım , o kelimelerin taşıdıkları anlamları öğrenmek , en acıklısının bile söylenişinde bir hoppalık bulunan dizilerinin ardında saklanan gerçek duyguları tanımaktır.

    Ölüm kelimesi siyah bir maskeyle , acı kelimesi kızıl bir maskeyle , neşe sözcüğü leylaki bir maskeyle bir sözcükler balosunun içinde , o balonun neşesini kaçırmadan , hatta o baloya bir çeşni katarak yerini alır cümlelerimizde.

    O kelimeleri kullanırken handiyse onların ardından bir duygu yığını olduğunu , bir gerçeğin saklandığını unuturuz.

    Sonra o kelimelerden biri maskesini çıkarıverir .

    Çok sevdiğimiz bir küçük kızın kötü bir hastalığa yakalandığını duyduğumuzda , ' acı ' kelimesinin yüzündeki maske iniverir birden ; artık o bir kelime değildir , o bir duygudur , sözcükler balosunu terk edip maskesinden ve giysilerinden soyunmuş , çırılçıplak bize görünmüştür.

    Bir dahaki sefere ona bir cümlede , cümleye renk katan kızıl maskesiyle rastladığımızda artık o çırılçıplak halini hatırlarız.

    Yaşamak budur .

    Kelimelerin arkasına dokunmak , o dokunuşları biriktirmektir .

    Her kelimenin bir gün maskesini indireceğini , ardında saklı olanın bize dokunacağını tedirginlikle ve ümitle beklemektedir.

    Mutluluk kelimesiyle defalarca dans eder , yazılardan , cümlelerden oluşmuş binlerce baloda onunla karşılaşılır , maskenin ardındakinin ne olduğunu merak ederiz. Maskesini en az indirenlerden biridir o .

    Başarı kelimesiyle birlikte balonun en kendini beğenmiş , en kaprislisi , en nazlısı , en saklısıdır.

    Birçok insanın hayatı o kelimelerin maskesiz , soyunmuş halini görmediğinden eksik kalmış , tamamlanmamış bir bilmece gibi tükenmiştir.

    Kızgınlık maskesini çabuk indirir , çabuk gösterir kendini , onu tanımayan , onu görmeyen , ona dokunmayan yok gibidir.

    Özlem ise maskesini o kadar yavaş indirir ki , soyunuşunun bütün safhalarını anbean yaşar , üstünden çıkardığı her parçayla birlikte ona biraz daha fazla bağlanırız .

    Beklenmedik anlarda maskesini indiren kelimelerden biri ise sevinçtir , birden bir yerden çıkıverir karşımıza , ona çabuk tutulur , ama genellikle çabuk kaybederiz .

    Hayat budur bence , kelimelerin soyunması ve kendilerini bize tanıtmasıdır .

    Tecrübe , her maskenin ardında duranı , daha o maske inmeden tanımaktır .

    Bazılarının ise gerçek yüzünü görmeyi istemez kimse , onları görenler genellikle lanetlidir .

    Cinnet ve cinayet yüzlerini kime gösterirlerse onu mahvederler .

    Aşk , maskesi insin diye en çok beklenendir , indirecekmiş gibi yapar , onu gördüğünü , onu bildiğini sananlar çoktur , ama o kendisini çok az insana çırılçıplak gösterir ve onun maskesinin indiğini görmek aynı anda birçok maskenin de indiğini görmektir .

    Kıskançlık , hiddet , terk ediliş , vahşet , neşe , sevinç , keder , bunların hepsi aşk kelimesinin yanından ayrılmayan sadık nedimeleri gibi onunla birlikte maskelerini bazen teker teker , bazen hep birlikte açıverirler .

    Şehvet ise bizi çoğunlukla yalnız yakalar ; onun maskesinin rengi hiçbirine benzemez , ona dokunduğunuz anda siz de değişirsiniz ; o maskenin arkasında bir büyücü saklar , soyunduğunda siz de soyunursunuz ; birçok kelimenin ardında saklı olan gerçek dokunduğu ateşi küle çevirirken , o bir külü ateşe çevirebilir .

    Bazen bir kelimenin peşine düşer , bize bir kez yüzünü göstersin , sakladığını bizimle paylaşsın diye onu günlerce , aylarca , yıllarca takip ederiz ; derler ki , yeteri kadar kararlı ve uzun takip edersen onların yüzünü görebilirsin , ama hayatını , maskesini indirmediği kelimeler peşinde kederli bir sürgüne çevirenler olduğu da söylenir .

    Oysa en çok istenen , kelimeler balosundan yalnızca bizim seçtiklerimizin maskesini indirmesi , yalnızca bizim istediklerimizin dokunuşunu bize hissettirmesidir ; ancak hayat , kelimelerin manası kadar , maskelerin indirilmesi sırasında yalnızca bizim irademizle belirlenmeyeceğini de öğretmektedir .

    Dans edip durur kelimeler çevremizde.

    Neredeyse hovardaca katarız onları cümlelerimize , belki de en rahat , en özgür kullandıklarımız henüz maskenin ardında olanı görmediklerimizdir . bazılarını tanıdıkça telaffuz etmek zorlaşır çünkü .

    Kimi zaman , durup düşünürüz , kaç kelimeyi gerçekten tanıdık , kaç tanesini çırılçıplak gördük diye ; bazılarını hiç tanımamış olmaktan sevinir , bazılarını tanımış olmanın bedelinin ne kadar ağır olduğunu hatırlarız .

    Yaşamak , kelimelerin soyunmasıdır .

    Her biri kendince bir biçim , kendince bir renk taşıyan o maskelerin her inişinde hayatımıza bir şeyler katılır ; bazılarının katılması bir şeyler eksiltir bizden , bazılarının katılması bir şeyler ekler .

    Elbette en dikkatle ve en çok ürkerek izlediğimiz , o kara maskesinin ardındaki ölümdür .

    Bazen maskesini biraz indirir , bir sevdiğimizi , bir tanıdığımızı kaybettiğimizde onun yüzünü görürüz ; çırılçıplak soyunmaz ama gördüğümüz bile yeter bizi alt üst etmeye , o maskesini biraz indirdiğinde bile keder , ıstırap , özlem , ayrılık , yalnızlık çırılçıplak soyunurlar .

    Sonra gün gelir , vakit tamam olur ; bilmediğimiz , beklemediğimiz , tahmin etmediğimiz bir yerde , bütün maske iner , o kara kelime çırılçıplak soyunup bize sarılır .

    onu görürüz , öğreniriz.

    balonun kraliçesi soyunmuş , bütün kelimeler onunla birlikte maskelerini indirip susmuştur.

    artık her kelimeyi biliyoruzdur , öğrenilecek bir kelime kalmamış , balo bizim için bitmiştir.

    biz çekiliriz.

    Kelimeler danslarına devam eder.

    AHMET ALTAN / Kristal Denizaltı
    0 ...
  16. melankolik entry

    1.
  17. 2 gündür karşıma çıkıyor ve bazen burda da mı diyorum.
    0 ...
  18. akraba günleri

    ?.
  19. Genelde sıkıcı geçen günlerdir. Bayram, seyran oldu mu tetiklenir bu durum.
    0 ...
  20. heartstrings dizisi

    1.
  21. Bana yıllar sonra dizi izleten dizi . izleyin , pişman olmayacaksınız . Kesinlikle birçok Türk dizisi ile kıyaslanamaz .
    0 ...
  22. © 2025 uludağ sözlük