franky facer
-58 (sokaktaki adam)
dördüncü nesil silik 1 takipçi 2.30 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    facebook ta sadece elit yazarlar eklesin beni

    1.
  1. zeki, donanımlı ve bir o kadar da elit birinin kendisine hayran olup da bunu bir türlü kabul edemeyenlere karşı yarı ciddi yarı daha da ciddi bir öğüdü ve hatta uymaları gereken bir vasiyetinin ters tepkisi. ya bakın gelin usulca ona hasta oldugunuzu kabul edin, onu sevgiye boğun, hakettiği değeri verin ona. franky. kahramanı buranın.

    hee. üç beş hayranım bir araya gelip benim için facebookta hesap açma terbiyesini göstermişler, bana da "al abi bu senin hesabın, şifresi de bu! seni ekleyecek hoş, alımlı, çekici hatunlarla sıcacık ilişkiler kur" dediler. ee böyle nazikçe ve de büyüklüğümü gösteren bi teklifi geri çevirmem de mümkün değil tabii. ve tabii küçük frankynin devasalığına devasalık katan bu durumu.

    ama bakın. önceden uyarmadı demeyin. her önüne gelen eklemesin beni. öncelik tabii ki yine hatunlarda. ve onların da güzel, çok çok güzel olanlarında. ee ama listesinde beni taşıyıp sağa sola caka satmak isteyen güzel olmayıp da fotoğraflarda coolluk gösteren hatunların da eklemesi mümkün. ama önce görmem lazım. öyle frankynin adını taşımak kolay değil. hehe.

    bi daha uyarıp tekrar söylüyorum. sadece zeki, çekici ve alımlı olanların başvuruları kabul edilecek. çirkin, şişman ve gözlüklü hatunlardan nefret edip onları fazlasıyla aşağıladığım biliniyor zaten. eğer illa ki ekleyecek olurlarsa ikinci kriter listelerindeki güzel, hoş olan arkadaşlarına çağrıda bulunup beni eklemelerine önayak olmalı ve frankynin o meşhur meni kokan yatağından haberdar olmalılar. bi nevi bu hatunlar, basamak olarak kullanılıp bi paçavra gibi atılacaklarını bilmeliler yani.

    ve sakın. sakın. erkekler ve hatta oğlanlar uzak dursun. frankynin karizması altında ezilip büzülmek istemiyorlarsa hiç bulaşmasınlar. onlar için kritik bi sorum var sadece. facebooktaki bana ait resim hangi filmden bir kare? bunu bilen erkekler az çok konuşmayı da biliyor demektir ki, ee bu durumda franky abilerinin onlar için güzellikler yapacağı da aşikar. küçük frankyden arta kalanları toplamak gibi. onun dışındaki herkesin ağzını burnunu kıracağım ta en başından belirtildi ki, anlaşılmayan bişey yok herhalde! anladınız mı lan malaklar! hadi. başvuruları bekliyorum. acele edin, kısıtlı ve sadece elit bi kesim yer alabilecek bu listede.
    5 ...
  2. başlık açmak bazı yazarların tekelinde olmalı

    1.
  3. zeki, donanımlı ve bilgili bir yazarın isteği olarak gayet yerinde ve haklı oldugu aleni bir sözlük gerçeği. kısa, sıkıcı, ne dediği belli olmayan kıçı-başı entrylerinizden sıkıldım lan iyice. ama frankynin hiç böyle davrandıgını gördünüz mü? allah aşkına söyleyin. açtıgı her başlıgı doyurucu ve okuyunca sizin de fazlasıyla ikna oldugunuz ve hatta ona tapmaya başladıgınız zeka pırıltılarıyla dolduruyor her seferinde. ama yazık. cidden yazık. değerini anladıgınız gün, o çoktan buralardan gitmiş, saint tropez kıyılarında geçen yaz kaldıgı yerden devam edip ispanyol-yunan-fransız hatunları yatagında meniye boğuyor olacak.

    bakın. sözlükte her yazar canı istediğinde, sıkıldıgında ya da ne bileyim közde patlıcan kızartırken aklına geliveren felsefi ya da boş sosyolojik başlıklar açıp altına da tek satırlık ali cengiz oyunu kıvamlı entryler yazamamalı. hee, söyleyin lan. siz bunları yazarken utanmıyo musunuz? yani o kadar okur-yazar girip sözlüğü okuyor ve sizin bu yazılarınızı görüyor. sizin de içiniz cız edip aynaya bakamayacak kadar utanç duydugunuz olmuyor mu? allah aşkına ya. profilinize bakınca binlerce entryi girip hiç bişey anlatmadıgınızı görünce hayıflanmıyo musunuz? ayıp ya. ayıp.

    sözlüğe böyle bir fasilite mutlaka koyulmalı. ee bunun da sorumluluğunun kime verileceği belli. franky gözüne kestirdiği sekiz şanslı yazara başlık hakkı vermeli. o sekiz yazar arasına girmeniz için de öncelikle kendinizi ona kanıtlamanız gerekli. eğer hatunsanız ve de alımlıysanız bir adım önde olacağınız da diğer nokta. hadi. bu kural çıkmadan başvurulara başlamalısınız. bekliyorum.
    6 ...
  4. ateist de tanrıya inanan da maldır

    1.
  5. "yeter lan artık. gına getirdiniz be. tanrı var, tanrı yok, allaha inanmıyorum ama bi güç var diye sümsükçe yazılar yazmaktan bıkmadınız mı kuzularım? eğer bundan sonra buna benzer kıyısından ya da köşesinden geçmiş bir yazı daha okursam yunancadan çevrilmiş eski yunanlara ait dahiyane fikir ve idelerle beyninizde höpürdetme hissi uyandırıp insan içine çıkamaz hale getiririm sizi. bakın bu son uyarı!" şeklinde başlayan ve ana tema olarak herşeyi özetleyen dahiyane bi cümle.

    bakın. herkesin kendine göre sümüklü, sağdan soldan duydukları ya da bu yola baş koyup yıllarını vererek elde ettikleriyle bi kutsalı oluşur. hee, şimdi su allaha inanan bacaksızlar acaba hani şu meşhur "oku!" emriyle başlayan kalabalık kitabın kaç satırını okumuştur? allahınızı seviyosanız söyleyin. allaha niye inanıyosunuz lan, söyleyin. aileniz, anneniz, babanız, yedi delikli sülaleniz o yoldan geçmiş, siz de akıntıya kapılıp lan hadi varsa diyip aynı kapıdan girmişsiniz işte. bunun başka açıklaması yok. ama eğer biri daha çıkıp "bu benim kutsalım, laf söyletmem" hödüklüğünü yaparsa ağzını burnunu kırarım. var ya da yok, öbür dünya için yaşayıp bu dünyayı elinin tersiyle iten bi zihniyetin de aklında bi sorun oldugu belli. heheh. yahu nesiniz lan siz? hayret bişey ya.

    uzatmadan lafı şu ateistlere getirdi bile franky. yahu kuzularım sizin de başka işiniz gücünüz yok mu ya? hayır yani allahın var olduguna inanan biri sizin kadar kafa yormuyor be. hee, bu kadar okuyup ulaştığın sonuç tanrının olmadığıysa o da başka bişey. sana kalmış, senin zekanın ürünü. hem kaldı ki hadi diyelim, tanrı yok. ee nolcak, götün tavanlar arasında sek sek mi oynayacak? sonuç ne, sonuç. sen inanmamışsın, o inanmış. fark bu kadar basit. hem eğer varlığı kesin olan, matematiksel olarak kanıtlanmış bişey olsaydı, inanmak değil, bilmek ya da bilmemek derdik di mi? türkçe mastar ekli fiilleri de bu yaştan sonra öğretecek değil franky. herşeyi ondan beklemeyin. ayrıca hadi varsa ulan, hadi varsa! o zaman ne yapacak bunlar? cevap verin lan. kaldınız di mi? heheh.

    son kez uyarıyorum. başka sözlüklerde çokça oldu ve oluyor ama burada olmasına izin vermeyecek franky. aklınızı aldırmayın lan. tanrı var ya da yok. bu senin özelin ve hep öyle kalacak. hee, illaki beni ayağının altında ez, parçala diyen varsa özelden tatmin edici cevaplarla duvara asılacak poster diye asarım ulan. sizin yaşınız kadar bu konuya eğilmişliği var frankynin. ama burada düşüncesiyle ilgili tek satır bulamazsınız. ee, çünkü o mal değil ve de en önemlisi çok zeki. bundan sonra düşüncesini ispata kalkışanı ceneviz limanında yunuslara öğle yemeği mezesi yaparım. durum bu. anlaşıldı mı lan?
    5 ...
  6. tum gun msnde oldugu halde offline kalan dallama

    1.
  7. meksikalı yobaz göçmenlerin diğer garibanlardan anında ayrılabilmek için başvurduğu yönteme sanal dünyada ayak uydurmaya çalışıp tüm gün malak malak bilgisayar ekranına bakakalan ekşimiş beyinli, sünepe kişicikler. hee, meksikalıların diğerlerinden ayrılmak için başvurduğu yöntemi de anlatmayayım. araştırın lan işte. ee nerden bileceksiniz tabii, 1979 yılında çıkmış benito sanchez'e ait kitabın tamamı buna ayrılmışken okumaktan başka kurtuluşunuz yok.

    yahu şu anda bu sözlükte yazıp online olmayıp aklı sıra farklı görünüp vaktini nasıl geçirdiğini belli etmemeye çalışan gizemli edalarda gezen hödükler var. görüyorum burdan. ulan seni kim, niye merak etsin? hayır yani iyi de yazamıyosun ki. ama franky öyle mi? şu anda onlarca hayranı nasıl biridir, nerede, neler yapar diye beyin jimnastiği yapmakla meşkul. hee, bi de bunların msn kullanırken hani hiç sanal sohbetten haz etmediğini, popüler olana karşıyım tavrında takılan şekilci ibneleri var ki, allahım cidden atlıyorum şimdi camdan. nasıl bişeysiniz lan siz? sanki listendeki en az senin kadar sünepe adamlar da oturmuş seni merak ediyolar di mi? hey allahım ya. neyse. bakın sinirden kendi tarzım dışında en az sizin kadar kötü yazdım bu yazıyı.

    hee, ama şöyle baştan okuyunca yine de franky, bi numarasın dediğinizi hissettim burdan. bakın son kez uyarıyorum. bundan sonra mal mal saatlerce internet başında pinekleyip msnde de görünmeyen oldugunuzu öğrenirsem sonunuz hiç iyi olmaz. zaten hepinizin daha önce ip adresleri tek tek elime tutuşturulduğu için, ismen-cismen tek tek bulur, amerikada yüksek mevkiilerde hackerlık yapan dostlarımı devreye sokup, hem insan içine çıkamaz hale getiririm. bundan sonra da yapabileceğiniz en iyi iş, sulukulede dondurma satıp roman havasında halay çekmek olur. anladınız mı lan?
    5 ...
  8. sozlukteki tum hatunlar bana hasta

    2.
  9. "franky kim oldugunu cidden çok merak ediyorum. hatta franky mi yok sa francie misin onu bile bilmiyorum. bu mesajı da benimle dalga gecebilirsin diye çekinerek yazdım. umarım en kısa zamanda görüşme imkanımız olur. nerede olursa artık:)"

    "biraz burnu büyük, egoist-narsistin tekisin ama ben de merak etmiyor değilim seni"

    "ya bunları cidden düşünerek mi yazıosun yoksa cidden burda yazdıkların gibi misin? her ikisi de çok vahim ama iyi yazıosun, hasta değilim sana ama olabilirim her an."

    daha bunun gibi nicesi. bunlar ismi bende saklı bazı hatun yazarlara ait mesajlar. inceden aşklarını itiraf etmişler bile. ama bu gerçeği zaten herkes bilmiyor mu yahu? bana yeni bir şeyler söylemeliler hemen. kimsenin bilmediği. mesela?
    7 ...
  10. sürekli esprili entry girmeye çalışan malak

    1.
  11. üzerine yapışan çok komik lan bu, götüm ağzımdan gelinceye kadar gülüyorum tarzı nidaların hedefi olan, hee bu da bunu fazlasıyla üzerine alınıp olur olmadık her konuda kendini espri yapmak zorunda hissedip kutup rüzgarlarından da soğuk esprilerle sözlüğü kirleten maybaşların toplamı. stil, yaratıcılık, espri gücü, hayalperestlik, kültür seviyesi falan fıstık yazarın yerini ve gücünü belirleyenler kısaca. bakın -dır, -dir gibi kesinlikten uzak tutan ekler yok yüklemde. o halde frankynin yazdığı her şeyin doğru ve kabul etmeniz gerekn bir kural oldugu aşikar.

    tiksinti verdiniz lan iyice. bu kadar da olmaz ki ya. herifin biri çıkıp türkiyenin kuzey ırak politikasıyla ilgili yeterli olmasa da tatmin edici bir yazı yazıp tespitler yapıyor. hemen altına ya diyalog tarzı ya da edilesi-gidilesi-fethedilesi güdümlü sümüklüc,e güya espri gücünü kanıtlayıcı bir entry giriyor. "kuzey ırak'a girmezsek o bize girebilir, güneyimizden de çıkar" hee, bu mu lan komedi, espri anlayışınız? elde peçetelerle, bilgisayar karşısında frankynin hergün defalarca canlı canlı yaşadıgı pozisyonları izleyip alnınızdan niye terler boşaldığı belli aslında. bu halinizle hiçbir hatunu etkileme, bir yan bakış alma şansınız olmadıgını da biliyosunuz. offf, sıkıldım lan, daraldım, vallahi atlıyorum şimdi camdan. yazmayı da kesiyorum burada.

    ama düzgünce uyarıyorum. ikinci bir emre kadar diyaloglarla espri yapmaya çalışıp komik olmaya çalışmayı yasaklıyorum. eğer buna devam edeni görürsem, önce ağzını burnunu kırar, sonra yüksek merciilerde üst düzey yöneticileri devreye sokar, sözlükten 28 aylığına uzaklaştırılmanız için herşeyi yaparım. ama niye 28 ay, onu iyice düşünün bakalım. bunu bana kısa bi mesajla açıklayabilen ilk yazarı, önümüzdeki yılki bilim olimpiyatları için tübitak'ı devreye sokacağım. hadi. ama kime diyorum yahu? nerde?
    2 ...
  12. simdiye kadar aldatmadigim sevgilim olmadi

    1.
  13. genç, yakışıklı, zeki, çekici, bilgili ve bir o kadar da kadirşinas ve hatırperver birinin ağzından çıktığında hiç de abes durmayan özel bir cümle. sadece frankynin olan ve ondan başkasında yalan görünen. geçtiğimiz aylarda academy new york tarafından yapılan mini bir ankette bu cümleyi iddialı bir şekilde sıklıkla kullanan ve belirtilen kriterlere uyan erkeklerin oranının tüm erkeklere oranının karınca boku hacmine eşit oldugunu söylersem durumun sizing için vehameti daha açık çıkar ortaya. Ee frankynin de bu incir çekirdeği kıvamlı bu grupta oldugunu da ekleyen özel sitelere rastladım geçtiğimiz günlerde.

    Yahu bazen cidden haddinden fazla çıldırtıyosunuz lan beni. Ilk sevgilisini yirmili yaşlarında edinip malak malak ilkokul seviyesinde aşk oyunu oynayan sümüklüler sizi. Lan kıçı-başı açık kör-aksak süren bir arkadaşlığınız olur, bi de utanmadan bu hatunu hayatının merkezi yapıp asosyalliğe onu da kendinizle sürüklersiniz. Ayıp ya. Bırak bakalım hatununu sokağa, onu havada kapıp gelişine volelerle jonathan Sebastian tadında onu sağlı sollu kroşelerle alt edecek ne bok böcekleri var. bi de bu tipoşların sevdiğine sadık kalma gibi ortaçağdan kalma bakış açıları var ki. Yazık yazık. Hee, seksüel yaşamı normale yakın, ufaklığında sorun olmayan her erkek hatununu bir değil onlarca kez aldatmalı. Genel itibarıyle hatunların franky için birinci görevi, frankyyi tatmin etmek, ikincisi de aldatılmaya razı olup kumalıkla da idare edebilmek. Şaka değil lan.doğanın düzeni bu. Hee, bi de şu sabahtan akşama kadar birlikte takılıp sonar bi de evde bilgisayar üzerinden konuşmaya devam edip iyiden iyiye salaklaşanları saymak da gereksiz. Hayret bişey ya.

    Bakın. Şu anda frankynin yatagında meni taneciklerini sayan cinsel anlamda doyurucu, sosyal anlamda berbat biri var. yani yatakta her türlü pozisyon için deneyime sahipken, sordugum sorularda birleşik arap emirliklerinin kralını bilmiyor mesela. Ee bu haliyle bu sözlükte sosyalliğime sosyallik katacak sayılı hatun oldugu ve hali hazırda frankyden etkilendikleri, onu deli gibi merak ettikleri düşünülürse bir an once kısa bi mesajla başvurularını yapmalılar. Bekliyorum.

    "Ya allah aşkına mesajlara boğun beni ya. O kadar uzun yazı yazdım bakın sizi etkilemek için. Hiç mi gözünüzde bi değerim yok. Hiç mi yüzünüzde bi tebessüm oluşmadı." Gibi bişey düşünmeyeceğini biliyosunuz frankynin. O halde adam gibi saçlarınızı yoldurmadan peşimden koşun artık. Deli etmeden beni. Anlaşıldı mı yavrular? bakın üçe kadar sayıyorum. mesaj atmayan tüm hatunları bu sözlükte rezil ederim. haberiniz olsun şimdiden.
    3 ...
  14. bekaretini verecek erkek aramak

    1.
  15. yalnızlığına derman arayan, umutsuz bir anında söylediği yalanlara bir perde çekmek isteyen çılgınca yaşadığı onca yılın ardından artık bir şeylere durdurmanın yolunu bulma çabasındaki melankolik bir kızın haykırışlarının son adresi. francienin su anda muhtaç oldugu tek şey belki de.

    francie gittiği her barda gözlerin doğrudan üzerine dikildiği, düğünlerde her zaman halay başı olan, bir bakanın gözünü ayırmadan bakmaya devam ettiği enfes güzellikte biri. ee haliyle bunu sizin de bildiğiniz gerçeği var ortada. hee, ne bilmesi yahu, cahil ibişlersiniz işte. neyse. artık francie aşık oldugu hiçbir erkekten ret yememişti hiçbir zaman. ama tüm erkeklerin zihninden geçen ilk şey de her zaman o nasır bağlamış ellerini kullanmadan zevk duyabilip terleyebilecekleri bir aktivasyona girişebilme umudu olmuştu. ama yok. hiçbir yerde yok. bu kadar sümsük erkek arasında bana beni unutturabilecek, vajinamda bulacağı zevk noktasıyla beni matrix dünyasında yaşatabilecek bir tane bile erkek yok. ayıp ya, koskoca gençlik var elimizde ama bu vasıflara sahip doyurucu bir erkek yok. hee, bunun en büyük kanıtı zaten francienin bunu söylüyor olması. bugüne kadar bakire kalıp o özel birleşme anını unutulmaz yapabilecek bir erkek bulamaması. türk erkeklerinin hepsi, sakal deryasında yüzen, göbeği kıllardan pamuk bağlamış, sigara gibi illetle karizma yapmaya çalışan ibişlerden oluşurken pek tabii ki bu düşüncesinde haklı francie. ee tek çare var belki de, uzaklaşmak buradan, denemek şansını avrupada!

    ya da bunun tek adresi franky gibi biri. hepiniz gibi benim de tek istediğim o. ama tek söylediği daha fazlasını istemem. bu durumda francie aramaya devam edecek.
    6 ...
  16. iste tam bu saatlerinde

    1.
  17. cemal abimin yine ince ince işlediği, görüldüğü anda içimde balgamlar dolusu ağlayan develeri dışarı fışkırtamk için hıçıkırıklara boğuldugum bir başka dünyanin kelimeler oyunu. yahu acaba cemal abimden önce bunları yazabiliyor olsaydım ne olurdu bana? keşke ben yazsaydım dediğim onlarca eserinden sadece biri. istanbulda kalan son gözyasşı damlalarım için bir son görev bu.

    "işte tam bu saatlerde bir yara gibidir su
    Yeni deşilmiş uçlarına sokakların, küçük uçlarında.
    Senin o güneş sarnıcı gözlerin
    Ölüm yası içindeki bir evde
    Olmaması gereken birşey gibi,kırılan bir ayna gibi.
    Bu saatlerde.
    Çarmıhını yanından eksik etmeyen bir isa gibi
    Merdiven taşıyan bir adam görüyoruz
    Bu adamı ne kadar çok seviyorum, bu kuşu ne kadar
    Sen ne seviyorsun sen zaten sevince
    Alnınla ayıklarsın yeryüzünü,
    Çardaklar binaların ağızlarında
    Aşar gider kendi sınırlarını
    Köpekler gizli bir dağı havlar.

    Bunlar iyidir diyorum bunlar senden haberli,
    Yoksa nerden bilecekler
    Korbon sınırlarında yaşayan balıklar
    Kovadan sızan hicret gününü,
    Peygamberin parmaklarına asıp paltolarını
    Nasıl girecekler tanrıevine
    Mucizesever müslümanlar,
    Ve On Binlerin Dönüşü sırasında
    Grek keçilerinin çiftleştiği
    Dağ yolları neyle donacak?

    Yine de sevişirken
    Kullandığımız her kelime
    Hırsızın devirdiği eşya.

    Minibüsleri morarmış sokaklar
    Buğdayın parayla değişildiği
    Paranın ekmekle değişildiği
    Ekmeğin tütünle değişildiği
    Tütünün acıyla değişildiği
    Ve artık hiçbirşeyle değişilmediği acının.
    O sokaklarda.
    Saatler yağmuru gösteriyor,
    Bugün bu küçük salı günü
    Herşeyi eksik istanbul'un, tepedekilerden başka
    Yalnız Galata
    Galata
    Gecenin bodrumlarında beslediği
    O tükenmez paslanmaz tutkusu
    Bir ağız mızıkası halinde
    Denize yediriyor yavaş yavaş"
    1 ...
  18. autumns grief

    1.
  19. melodik-gothic death metal karışımı, fazlasıyloa melodik altyapılı bir eternal tears of sorrow şarkısı. hee, koskoca sözlükte bi kişi bile bilmiyor mu yahu bu şarkıyı. ayıp ayıp. her görevi de frankyye bırakırsanız bilgi denizinde boğulursunuz. hee, ne diyodunuz siz hani, sözleri de baaşka bi güzel. okuyun yahu işte, aşagıda.

    the dance of two free souls...no more masquerades of mortals
    just you and me as nightly guests at the dance hall of our last autumn
    your look's so faithful, so brave...as you feel our common pain
    our lives and love now in a single stream...the stream of our last autumn's grief

    together we lived our lives...and together we will leave...
    it shall be the final tie of our bloody seal...
    we gave our secret promise on the shore of our red streams...
    the bloody oath of real love...the oath of red falling leaves...

    your look's full of passion...as the night kisses your skin
    you close your eyes and also let me feel our common will
    this crimson stream will be the final step on the path of our mortal lives
    you know our love is real...and oh yeah, so do i...so do i

    together we lived our lives...and together we will leave
    it shall be the final tie of our bloody seal
    we gave our secret promise on the shore of our red streams
    the bloody oath of real love...the oath of red falling leaves

    together we lived our lives...and together we will leave
    it shall be the final tie of our bloody seal
    we gave our secret promise on the shore of our red streams
    the bloody oath of real love...the oath of red falling leaves of the last autumn
    0 ...
  20. birkac arkadas kafa kafaya verip entry yazmak

    1.
  21. Tek başına hiçbir şeye hakimiyet kurmaktan aciz, eğlence için yazan birkaç yeniyetmenin, hani bir arkadasınızla alışverişe gittiğinizde güzel bir hatun görünce kilitlenip ne diyeceğini bilemediği için sözü size bırakan güvensiz dallamalar tadını yakalatan sümüklü cinslerin yolu. Franky, böyle bir şeyle karşılaştı ve tüyleri düken düken oldu. Üstün ve zeka dolu benliğini türlü iltifat ve yalamalıklarla saflarına katmaya çalışanları gördükçe acımamak elde değil. Hee, bi de utanmadan açık mektup yollamışlar. Ayıp yahu ayıp.

    "franky ya da francie'ye açık mektup
    Biz kendi halinde takılıp kimi zaman eğlence kimi zamansa insanları dürtüklemek için çeşitli yollara başvurup konuyla ilgili bilgisi olan aramızdan birini seçip ona karşı cephe oluşturmak, damarına basmak gibi yeni deneyler peşinde olan bir grup arkadaş olarak senin de hem üslubun hem de zeka ve karizmatik kişiliğinden de etkilenerek aramıza katılmasını istediğimiz yegane kişi oldugun sonucuna vardık. Belki hatun belki de erkeksin ama yazın gücün ve alaycı üslubun tamamen bize çok yakın ve yarattığımız büyük isme yeni şeyler katabileceğini düşünüyoruz. Bu büyük sölende franky ve francie olarak seni de aramızda görmekten büyük onur ve mutluluk duyacağız.

    Birkaç iyi adam"

    Yahu bu kadar küçüldünüz mü ya? iki kelimeyi bir araya getirip cümle kuramayan, salıncakta sallanırken en yükseğe çıkabilmek için çırpınan ama yarı yolda çakılan sümüklülere frankynin diyeceği çok şey ve ağızlar dolusu menisi var. Yeter ki isteyin.

    Ee ama frankynin zekasının sınırlarını zorlayabilecek daha yaratıcı ve fazlasını isteyen entrylerinizi görmedikçe şimdilik uzaktan size bakıp gülümsüyor. zevkli ve akıllıca bir yol oldugu da kesin ama. Kimbilir! Franky? Francie?

    Efendi frankynin francieyle ortaklaşa aldıkları bir kararın cevabı bu. Şimdilik. Ya da çoktan gruba katılmışlardır. Di mi lan?
    5 ...
  22. kiz arkadasi olmayan erkekler sozlukten atilmali

    1.
  23. romantik anlar yaşayıp uzunca bir süre bir arada yasadığı sevgilisinden tekme yemiş ya da genelde bu gibi durumlarda tekme yiyenlerin erkekler oldugu düşünülürse tekme yemiş erkeklerin oyunbozan misali hatunlara yavsamasına engel olmak için basvurulması gereken tek çare.

    birlikteliğine acı bir şekilde son verip aşk acısı çeken, kendi halinde yazılar yazıp bir şekilde rahatlamaya çalışan hatun yazarlara bir şekilde nasıl haberleri oluyorsa sarıp bu da yetmezmiş gibi yavşayan erkekimsi varlıkların bir an önce uyarılması ve hatta üst merciilerin yapacağı uzun soluklu fikir teatileri sonunda atılması gerektiği çok açık. yıllarını iki bacak arasında menilenmiş elleriyle oynaş halinde geçiren erkekler! franky sizinle konusuyor. iyi dinleyin lan. hadi franky gibi bilgili, yazılarıyla kendine aşık eden biri olsanız neyse.

    sağlıklı ve oğlan olmayan her erkeğin kız arkadası olmalı. olmayan erkeklerinse ciddi psikolojik ve cinsel sorunlar oldugunu bilmeniz gerek. hem ayrıca vaktini burada harcayan zavallı bir erkekseniz hiç durmayın. en azından siz kovmadınız, ben istifa ediyorum sahtekarlıgını yapma hakkınız olur. hee, o kadar aklınız çalışıyor mu yahu? leş gibi entryler gibi girip, melankolik-romantizm kokan hatunları cımbızlama derdindesiniz.

    hee, frankynin henüz gergin bir anında sizi salya sümük zırlayıp ben ettim sen etme kıvamında yalvarmalara mahkum etmediği günlerdesiniz. hadi yine iyi sayılırsınız. ya adam gibi bırakıp gidersiniz ya da frankynin çılgın uzuvlarını yalamak için sıraya girmniz gerektiğini biliyosunuzdur herhalde.

    frankynin bu gibi durumlarda engin yardımlarını esirgemeyeceğinin sözlük yönetimi farkındadır. her şeyi söylemek frankyye düşerse bu sözlük biter yakında.
    3 ...
  24. bir yazari okumak icin dayanilmaz bir istek duymak

    1.
  25. gulun adı yok dendıgınde, hee, vardır gulun adı kırmızı ya da benım adım kırmızı diyebılecek kapasitede insanların kendını okumaktan alıkoyamadıkları bir insana ağızlar dolusu kufurler etseler dahi yine de yazdıklarını bir çırpıda okumaktan vazgecememeleri durumu. frankynin de burada basına sıklıkla geliyor. ya da francienin. ne olur durdurun beni artık ama yapamıyorum. içime işlemiş çift ruh. francie miyim franky miyim bilmiyorum. ama bunu siz de öğrenemeyeceksiniz. hee, çünkü daha fazlasını isteyen ve frankyye haddini bildiren bir cevap gelmedikçe bu böyle devam edecek.

    gidiyordum. gerçekten gidiyordum. dönmemecesine. ama yapamadı franky. paki ya francie? o ne yapacak bu durumda. birbirlerine üstünlük kuramıyorlar bir türlü. şu anda su satırları sizce hangisi yazıyor, bulamazsınız. yahu kıme diyorum ki bunu ya, anlayabiliyo olsanız burada frankyyi ya da francieyi değil, arkadan gelen hafifleştirici müzik eşliğinde elinizde boris'i, dostoyevski'yi, tolstoy'u, albert'i ya da ah ah zizek'i okuyor olurdunuz. ama burada yazıların altında frankynin adını gördüğünüz sürece, ne kadar nefret etseniz de ya da daha doğrusu kapasitenizin-zekanızın neden onun seviyesine ulaşamadıgını düşünerek nefret etseniz de kıskanarak onu okumaya devam edeceksiniz. Buna engel olmaya kalkmayın. Anladınız mı lan?

    Bunu inkar edemeyeceğiniz aşikar. Sayfalar dolusu hiç bir şey anlatmadıgını düşündüğünüz şeyler yazabilir franky. Ama iyi okuyun lan. o fındık beyninize girmesi biraz zaman alabilir. Eğer okumuyorum diyorsanız yalan söylüyorsunuz, çünkü buna engel olabilecek egonuz yok. Sadece frankynin kendine olan aşkı bile sizi alt etmek için yetebilir. Ee zaten franky(?) kendine neden bu kadar asık sanıyosunuz. Tabii ki ulaşılmaz oldugu için.

    Franky-francie sizin gerçek yuzunuz değil. Onlar zirvede olan. Ve ikisinden biri diğerine galip geldiği an, ikisi birden gidecek buradan. Ama şimdi değil. Ve su anda üstünlük frankynin eline geçmiş durumda. Ee tabii ki geçici bir süre için.
    4 ...
  26. hatun oldugu halde erkek gibi entry yaziyor olmak

    1.
  27. birseylerin acikliga kavusmasi gerektigini hatirlatan ve degisme vaktinin geldigi ana tekabul eden eylemlerde bulunmak. franky, bu sozluge geldigi andan beri herseyinden ve de en onemlisi cinsiyetinden odun verdin. ama artik buna dur deme zamani geldi de geciyor.

    franky, burada yazdiklarini berbat bir aninda, artik sorumlulugu uzerinden atmak ve biraz da kendinden kurtulmak icin yaziyor. her sey bir oyun gibi baslamisti. daha once hepiniz daha anne kucaginda agu demeye baslamamisken franky sanal alemde tutttugunu koparan ve sozu dinlenen biriydi. umursamazdi ve icinden geldigi gibi yasardi. sonra aniden herseyi ve herkesi geride birakti. uzunca bir sure hic yasamamis, sanki kimseyi tanimiyormus gibi davrandi. ama birgun hic beklemedigi bir arkadasindan davet aldi. uludagsozlukten. yazin gucu ve kendine guvenen haliyle buradaki herkese aslinda ne oldugunu gostermek istiyordu. baslarda cok direndi. cunku bir bayan olarak, evet evet bir bayan olarak burada yazmanin zorluklari vardi. aninda beliren sinyal alici takilmis zuppe erkekler onu bir kadin olarak hayal ettiklerinde hicbir sey inandirici olmayacakti. yeni bir kimlige, yeni bir hayata burunmeli ve herseyini o kimlik uzerinden anlatmaliydi. sadece onun uslubunda yer alan kelimelere de ihtiyaci vardi. yazdikca hersey yerli yerine oturdu. kelimeler kendiliginden akti. aktikca kendisini buldu. artik bir kisiligi ve uslubu ve de en onemlisi sozlukce farkedilmis bir yeri vardi. ama yeter artik.

    franky, bu oyuna devam edemeyecek. kimi zaman kendisine bir pacavra gibi davranan erkeklerden intikam aldi. onu yari yolda karninda kucucuk bir ceninle birakmis o erkekten. aldi sonunda. kimi zamansa hatun oldugunu bilmeden onu mesajlara bogan, kiskanclik duyamayacak sozlukteki diger hatunlardan. ama cok pisman simdi. keske bu oyuna hic baslamasa ve erkekce edalara burunmus bir kahraman arkasindan yazmamis olsa. inanin buna dayanmak cok zor. su anda bile yazamiyor, sadece aklimin ucundan bi anda gecenleri yaziya dokuyorum. hee, bakin frankynin kelimlerinden biri, hemen su anda yazarken bir anda yazmak zorunda hissetti yine kendini. durduramiyorum. beynim rayindan cikacak hastalikli ve sapik ruhum kendini tatmin ettigi andaysa buhar olup ucacak gibiyim.

    ve belki de az sonra su anda yani basimda duran makasi kalbime batiracagim. cok gec olmadan biri bana engel olmali, giderek bambaska birine donusuyorum. inanin bana. bir kere olsun.
    9 ...
  28. sozlukte onun bunun dogum gununu kutlayan yazar

    1.
  29. yazacak bir seyi olmayan, can sikintisindan hee, bugun bunun dogumgunuymus hadi yazayim bari de bana mesaj atar o da, hic olmazsa yanmayan mesaj kutum biraz gunyuzu gorur diyen ibibk kivamindaki yazarlarin toplami.

    yahu nasil bir zihniyet var lan sizde? burasi dogumgunu kutlama yeri mi lan? hayret bisey ya. hadi sozlugu eglence alani, toplu gorusmeler-zirveler icin bir yol, asosyalliginizi yirtabileceginiz bir yer olarak gordunuz diyelim ama bu da nedir lan? kendinize gelin. allahinizi severseniz annenizin-babanizin dogumgunu biliyo musunuz? hee, onlara telefon edip soyluyosunuz di mi? ee telgrafi tellerinde elektriklere carpilasica, kicinda kablumbaga hapsurugu patlatasilica (yahu ne guzle kelime bu boyle! frankyyy) tanimadigin adamin ya da yavru ceylanin dogumgununu burdan niye kutluyosun? git mesaj at, o da olmadi bakin bugunlerde kimsenin bilmedigi ama onumuzdeki gunlerde populerligi iyice artacak olan msn gibi programlar var, oradan soyle falan ya.

    bakin bundan sonra frankyden habersiz burada dogumgunu kutlanmayacak. kutlama icin izin istenecek. yazarin nickiyle frankyye basvuracak ve o da dogumgunu sahibi yazarin yazilarini kontrol edecek. begendigine tek satir kutlama izni verecek, begenmedigine ise ona yazma, yalan soylemis zirtapoz, onun dogumgunu 4 temmuzmus! falan gibi size caktirmadan o yazara avucunu yalatacak. konu anlasildiysa ikinci bir emre kadar tum kutlamalari yasakliyorum.
    6 ...
  30. romantik bir anda dusen birine kahkahalarla gulmek

    1.
  31. çiçeklerle suslu odada, fonda calan bach'in essiz tinilarindan bitap dusulen bir anda, onca anlamlar yukleyip sabahlara kadar menilenmis yataga yeni bir cizgi daha eklenecegini dusunurken, hayalleinizi susleyen yavru kusu yerlerde yuzustu yuvarlanirken gormenin hazin sonucu. frankynin en keyif aldigi anlar, birini yolda veya pazarda falan fistik yere kapaklanirken gormek ve bu da yetmezmis gibi karsisinda dakikalarca gulmek.

    yahu ayagi yere saglam basan, dedigim dedik dyebilen, rustunu ve bazi cikinti uzuvlarinin ununu her yerde duyurmus biri nasil yere dusebilir? akil var ya. mal misiniz cidden? hayatimin aski, cocuklarimin annesi, aksam isten eve geldigimde ayaklarimi yikama serefine layik gorebilecegim birini bu sekilde yerde gormus olmak bende onulmaz yaralar acti. ee frankyle ayni yatagi paylasacak olmak onu heyecanlandirmis, ayaklarini yerden kesmis olabilirdi diyecegim ama daha once frankynin meshur yataginda altli-ustlu bir cok pozisyon denedigimiz biri oldugu icin cevap bu degil tabii ki. stefania'nin o hafif kalkik ve disa dogru egimlenen kalcasini avuclarimda hissedecegimi dusunurken, agzima tutusturdugum solmus gulu eline verip karsiliginda kucuk frankyle civlesecegi ani beklerken o ne yapti? elindeki son model ve pahali bardaktaki cok daha pahali ve yillanmis sarapi yine degeri paha bicilemez sanat eseri kivamindaki haliya usulca doktu ve bu da yetmezmis gibi yuzustu yerlerde pehlivan guresi yapilabilecek kadar yataylanarak dustu. ayip ya. yani akli basinda seksapalitesi yuksek bir kizdan beklenmeyecek bir hareket. o anda frankynin tek yaptigi agiz dolusu sarapla suratina dogru kahkahalar atmak ve elindeki sarapi kafasinda asagi bosaltmak oldu. ben bu kizla mi sevicegim dedi icinden. olmaz tabii ki. o anda duydugu kin, haliya verdigi zarar ve gozunde zedelenen imaji onu evden kovmak icin yetti de artti. frankyle birlikte olmanin bazi altin kurallari oldugunu o da diger siradan kizlar gibi aci bir yolla ogrendi.

    hee, bakin frankyle birlikte olmanin ve onunla ilgili sirlara ulasmanin altin kurallarindan biri karsisinda her zaman dimdik durmak ve elinde sarap bardagi dahi tutuyor olsa dokmemek. ve tabii ki uygun sartlar olusmadigi takdirde kucuk frankyi gorebilecegi seviyelere kadar inmemek. ee haliyle stefanianin o anki durumunda sonra kucuk frankynin aklinda gecen tek sey gulmek ve hareketsiz halinde bile heybetli durdugu halde bir yandan da ofkelenmek oldu.

    bundan sonra frankyle iletisime gecmek icin onsartlara eklenmis yeni bir madde. dusmemek, kendini gulunc duruma dusurmemek. ee biliyosunuz ki bu durumdaki birine franky dakikalarca guler ve kapinin onundeki merdivenleri saymasi icin kapinin onune koyar. anlasildi mi lan?
    2 ...
  32. sözlüğe girer girmez nickaltını kontrol eden malak

    1.
  33. tüm günü berbat ve acınası bir şekilde geçen, sıkıntıdan avuçladığı pantolonunun bacak arası bölümleri aşınan, beyninin bomboş kıvrımlarında sıvıdan çok salyangoz dışkısı taşıyan komondo birliğinin temzilikçisi kıvamındaki yazarımsı. yahu bu kadar uzun ve güzel cümlede aslında en yaralayıcı kısım son kelimede gizli. yazarımsı.

    budizm inancında dilenmek de dilenciye para vermek de günah ve hatta sopalık bir hatadır. ee haliyle budizmle felsefesiyle yaşayan bir ülkede sokaklarda ne dilenen ee haliye ne de dilenciye para verebilecek birilerini görebilirsiniz. hint yazar, shulge bekansyanilh'in bir kitabının önsözünde değinildiği gibi "para muhtaç olmayanın değil, çalışanındır. dilenmek çalışmak değil, hırsızlıktır. dilenene para vereni görürseniz kafasını ezin. dinen caizdir." ee ne sonuç çıkardın lan bu yazdında maydanoz kulaklı, saray muhallebicisi kıvamlı yeniyetme bücür. söylesene lan. o kadar boş entryni kim okuyup da senin için zahmete katlanıp bi de düşüncelerini yazacak. kimse sana olmadıgın birşeyi vermez. tırnaklarınla kazıyarak alacaksın onu. günah yahu. hiç mi budizme inanmadınız? ayıp, ayıp. yapmayın. hee, franky tanımadıgı onlarca insanın hem zekasına, hem deneyimine hem yazılarına hem de görmedikleri halde fiziğine hayran ve hatta belki de bunu söyleyemeseler de içten içten aşk besledikleri biri oldu bile.

    bakın, eğer bundan sonra sözlüğe girer girmez ilk iş olarak o çirkin nickinin, boş-gereksiz bir şekilde açılmış başlığını kontrol etmeye kalkarsan bi dahaki sefere, franky altını öyle bir doldurur ki, yazabileceğin en iyi yer tdknın resmi sitesinde sözcük arama sayfası olur. anladınız mı lan? o yüzden usulca frankynin yazılarını okuyup efendi diye sayıklamaya başlayın.

    franky. sana aşığım itirafını yapan ilk kişiye yüzümün bir bölümünü görebilecekleri bir internet adresi hediye edeceğim. hadi. şaka değil. son fırsatınız!
    2 ...
  34. başka bir erkeğe deliler gibi aşık olmak

    1.
  35. yasadığı onca tarif edilemez duygu, zevk ve azdırıcı deneyimin anısına artık yeni ve bambaşka bir dünyanın peşinden koşan farklı biri olmak. erkekken ve gıptayla bakılan dopdolu hayattan sonra gördüğü pürüzsüz ve enfes görünümlü, bakımlı bir erkeği deliler gibi arzulamak, ufaklıgını içinde hissettirmek. yahu neler geçiyor aklından franky. bunu da mı yaşamak istiyosun artık. olmaz, olamaz.

    antonio'yla bikaç gün önce bi iş görüşmesi sırasında toplantı halindeyken tanıştık. masada bulunan onüç kişilk grup içinde sadece onun yanı boştu. belki de kaderin bir oyunuydu bizi yan yana getiren. kimbilir. herkes sürekli konusuyor ama o susuyordu. ağırlığı olan ve sözlerine değer verilen biri oldugu belliydi. ilk gördüğüm anda en az benim kadar yakışıklı bu erkeğin görkemi beni de fazlasıyla etkilemişti. konuşmuyor ama arasıra kaçamak bakışlarla göz göze geliyorduk. onun da benden aldığı başka bir şey vardı belli ki. ama hiç konuşmadı. benimse o anda aklımdan geçen tek şey, hafif yana taranmış saçlarını tutmak, okşamak arasıra da göğüs uçlarındaki sıcaklığı hissetmekti. toplantı bittiğinde bu sapkın düşüncelerin dozu giderek arttı. noluyor yahu bana, nerede o eski tezcanlı ben, gördüğü kadını kendine aşık edp aynı gece de yatağında meniye boğan o erkek? hayıflandım. sıkılmıştım herhalde. kimsenin tatmadığı onlarca duygudan sonra tek istediğim erkekken, hem de sağlıklı bir erkekken yine başka bir erkeğin içinde hissettirmekti küçük frankyyi.

    bakışlarındaki doğallık, ellerindeki sıcaklık ve beyazsımsılık, çene kıvrımının mükemmele yakın oluşu neredeyse ikna edyordu benden daha iyi olduguna. ama erken davranıp durumu tersine cevirmeli, kendime olan güvenim ve sapıksı duygularımla onu alt etmeliydim. yanaştım yanına usulca. chiao dedim, chiao dedi aynı şekilde. tutuldum birden. söyleyeceklerim cıkmadı ağzımdan, çıkamadı. ama başarmak için son nefesimle tüm isteğim ve dugularımı haykırdım yüzüne. "biliyorum evlisin, bakımlı, zengin ve yakışıklısın en az benim kadar. ve hatta kendini erkek olarak hissediyosundur kesinlikle. ama seninle bir gece geçirmeden, o farklı ve müthiş olacağını umdugum hazzı tatmadan senin peşinde alias kadar gizliden ve gadget kadar hoyratça ve sapkınca dolaşmaktan bıkmayacağım. ta ki sen evet diyene kadar." bu sözlerim ve sözümü kesmesine izin vermeyecek kadar seri ve özgüvenli konuşmam anında onu da sarstı. söyleyecek bir şey bulamadı. sanrım onun da her zaman aklından geçen bu tür şeyler vardı ve tetikleyen ben oldum. hiçbir şey konuşmadık sonra. kimin yöneten ve ezilen olacağı kendiliğinden ortaya çıkmıştı bile daha o sararmış menili yatagıma ulaşmadan. o da hayatıma giren diğer her kız boynunu eğdi, usulca kabul etti küçük frankynin büyüklüğünü. aldığı haz ve bana verdiği haz inanılmazdı. tabii ki küçük frankynin doyum noktası olmayı beceremedi ama tatmadığı bir duygu olarak kalmamaıştı hiç olmazsa. azdırıcı ve antonionun pürüzsüz karpuzları civarında geçen enfes duygularla süslü özel bir gece oldu. küçük frankynin gireceği yeri yadırgadığı anlar oldu ama o saatten sonra durdurlamazdı zaten. antonionun o güçlü kolları bile yetmedi durdurmaya. sabah uyandığımda antonio çoktan gitmiş ve küçük bir zarf içinde not bırakmıştı. "bi dahaki sefere bu kadar acımasız olmaman dileğiyle!" ee küçük frankynin onun damağında bıraktığı tat, onu tekrar getirmek için yetmişti. çok özelsin franky. hem küçük hem de büyüğünle.

    küçük frankynin yaşamadığı sapkın ve sapıkça hiç bir duygu yok artık. çok şanslı tatlı şey. ee franky gibi bir sahibi var çünkü.
    6 ...
  36. haftada onbes entry yi gecen yazar asosyaldir

    1.
  37. usta ve ne dediğini bilen birinin ağzından geçtiğimiz günlerde ünlü bir radyo programının girişinde duyulmuş ve anında adrese teslimlik bir vuruş olarak tarihteki yerini altın harflerle kazıyacak büyük bir cümle. cidden franky, ancak sen söylemiş olsan bu kadar derin ve acılı bir tema olabilirdi. yahu bi dakika, zaten sen söylemişsin franky. inanılmazsın ya.

    bakın, ailemizin, çevremizin, komşuluk ilişkilerimizin falan fıstık ne varsa yani, hepsinin bir görgü kuralı, geleneği, töresi vardır. ee bunlara uymayanlar da anında dışlanmalıdır. ki zaten dışlanıyor. neyse. hee, sözlükte de belli kural ve önemli kıstaslar var ya da yok, o başka bişey ama artık hurdalığa çıkacak daktilolarda yazı yazan ihtiyar arzuhalciler gibi davrananların ortalıkta cirit attığını görünce tepem atıyor. allahınızi severseniz günlük kaç kelimelik cümle kuruyosunuz? hee, cidden söyleyin. yahu kime diyorum ben bunu ya. daha cümleye başlarken ıı, şey, öhüü vs vs. demekle başlayan kalın çerçeveli, bakımsız, elinde sigarasıyla burada ahkam kesen zavallılardan söz ediyoruz. franky bazen aranızdaki uçurumu unutuyosun. bundan sonra adam gibi günde iki entryden fazlasını yazmayacak yazarlar. duyuyo musunuz lan kalın kafalı şaşkın örek yavruları? ama bakınca onlarca hımbıl yazarın sabahtan akşama kadar burada, sözlük karşısında lafı gediğine koyma cabası, hee ayar falan diye bişey uydurup ardından salatalık kıvamında entryler yazma gayreti, yani kısaca asosyal ve sözlükten başka hiçbir aktivitesi, yaşam bağı olmayan sümsük bir gençlikten başka birşey görünmüyor.

    ama franky. özel ve tek olmanın, onlarca yavruyu emzirir kıvamda kucağında ve yanıbaşında sallama pozisyonlarıyla tuş etmenin karşı konulmaz ve kimi zamanda kaldırılamayacak ağırlığını yaşıyor. bundan sonra entry sayısını sınırlamayan yazarların bana züppece mesajlar atmasını yasaklıyorum. hee, ve yine kızlara küçük bir tolerans tanıyarak güzel olanların arasından seçim yapabilmem için de resimlerini görebileceğim bir adres veya doğrudan telefon veya ev adreslerini vermemeliler. yoksa sonuçların ne olacağını hepiniz daha iyi biliyosunuz. kafanızda kızılcık şerbeti içecek kadar süründürürüm lan sizi. anlıyo musunuz? pff. ama nerde?

    "oh franky!" deyin lan üç kere. çünkü en az sizin kadar berbat yazmaya çalışıyor ama yine beceremedi. sahi bu kadar kötü yazmayı, asosyal olmayı nasıl beceriyosunuz? yazık. cidden yazık.
    4 ...
  38. edebiyattan anlamayan yazarların çokluğu

    1.
  39. albert camus'un sık sık değindiği hayatta kalmak için yaşamak ve de en önemlisi okumak eylemlerinin minimumda kaldıgı bir ortamda benzersiz bir şekilde yazan birinin haykırdığı ve nefretle sonunu bağladığı bir durum. frankynin eşsiz satırlarını dahi okumaktan aciz bir ortamda yazmak bazen çok acı verici yahu. bunun acısı günden güne büyümekte.

    edebiyat öyle sizin dediğiniz gibi sanatın bilmem kaçıncı dalı ya da bambaşka dünyaya açılan yepyeni bir penceredir falan fıstık gibi kuru gürültülü, boşboğaz girizgahında bir yapı değil. bunu biliyosunuz di mi lan? ama nerde. edebiyat tüm sanatların hatta yaşamın babası, annesi ve hatta tamamıdır. ama şöyle arada sırada boş vakitlerimde yazıp kimi zamanda birkaç saniyemi alacak düzeyde okuduklarıma bakınca ne boş insanlarsınız lan. şaka yapmıyorum. ee tabii bunun kimin için geçerli oldugu sonuçlarını da kendiniz çıkarın. frankynin görevi bu değil. okudugu kitap sayısı yasından bile az olan bir gruptan söz ediyoruz ki, yılda bir kitap dahi etmediği aşikar.

    ama franky için bambaşka birşey bu. hani bu kadar yavruyla gecesini gündüzüne katacak seviyede bir münasebete girebiliyorsa bunu okudugu onlarca edebiyat süsüne borçlu. albert'ten, vian'dan, kimi zaman dostoyevski'den yaptıgı kısacık alıntılar yavruları kucağına düşürmek için yetiyor da artıyor. mesela yarın akşam milano yakınlarında chinizello civarında bir yavruyla masserati test yürüşü yapmak için davet aldı. tabii ki gidecek ve gecenin sonunda küçük franky o kızın dolgun dudakları üzerinde sürecek. kurtuluş yok bundan.

    yahu bir an önce kendinize çeki düzen verin ve şurada yazdığınız iki satırlık değersiz, boş yazılardan vazgeçin. hatta edebiyatı okumaya frankyden başlayın. iyi bir başlangıç sizin için. sorun yok di mi lan?
    6 ...
  40. tepki koyuyorum ayagina cirkeflesen pic yazar

    1.
  41. "durup durup "sözlüğün tadı kalmadı, olmadık yerde olmadık şeylerle küfürlü espriler alıp başını yürümüş. onca kargaşa arasında buna bir tepki gösterip herkese haddini ve sözlüğün durumunu göstermek istedim." şeklinde birbirinin tıpkısı vecizelerle ortalığı bulandıran, birikimsiz ve bir o kadar paçoz yeniyetme yazar.

    yahu adam gibi yazmayı ne zaman öğreneceksiniz lan? o bunu dedi, şu şöyle yaptı falan fıstık diye diye beylik açıklamaları ne zaman bırakacaksınız? size mi düştü lan tepki koymak? hayret bişeysiniz cidden ya. tepkileri yine onları oluyla koyunca daha vurcu oluyor di mi. sanal dünyanın yapmacık bebeklerinin cirit attığı bir yerde azıcık büyüyün lan.

    hee, tepki koyulması gerekip ortalığı toz duman edip yavrulara ve tüyü bitmemiş cahil sünepelere hadleri bildirilecekse bunun belli başlı yolları vardır. ki bunun için de sözlük camiasında tecrübesi ve birikimiyle göz dolduran birkaç yazar mevcut sadece.

    bir daha frankyden habersiz küfürlü başlık ya da tepki ayağına kendini kanıtlama çabasına gireni görürsem hiç iyi şeyler olmaz. yazık ya. franky nin hiç sapmayacağı bir yola başkoyup ne elde edebilirsiniz ki? hee, en fazla hani bebek mamasını yemediğinde annesinin ağzına tıkıştırdıklarını etrafa saçan bir hale girersiniz ki, bunu da franky size fazlasıyla verir. ama daha fazlasını isteyeceksiniz. bunu da unutmayın lan sakın."

    sir frankynin kölelerine bir fermanından notlar.
    5 ...
  42. avrupa da sevişecek türk kızı aramak

    1.
  43. çılgın ve bir o kadar da karmaşık bir hayat yaşayan birinin ülkesinden uzakta kendi kadınlarının kokusu ve ellerine hasret kaldıgı anlarda düştüğü eylemsel durum. franky, yatagında meni kokusu üzerine sinmiş onlarca kızla mıncıklaşmışken neden hala türk kızlarını bu denli istıyosun ki? ee çünkü sıra onlara geldi tekrar.

    bir kızı çekici yapan ve ona dokunma isteği uyandıran iki unsur vardır. boyun ve koku. bu ikisinden mahrum her canlı kıza çirkin ve freaky deme olasılığım her zaman mevcut. ki kimi özel kaynaklarda bununla ilgili delillere ulaşmak da mümkün. yahu ama olmuyor ya. nasıl bir acı bu, bilseniz. her gece farklı bir kızla sevişmek, ertesi gün adını bile hatırlamamak hatta bazen "yatagımda ne arıyon lan sen" diye o anda kovalamak falan fıstık. ee ama size bunları anlatıp ağzınızın suyunu akıtacak değilim. zira nasırlanmış elleriniz için yastık altında dergi sakladıgınız kesin. off cidden böyle misiniz lan? hayır yani küçük oniki yaşındaki kuzenim bile yavru mıncıklamaya başlamışken sizde durum vahim. yazık. acıyorum lan.

    avrupalı bir kızla tanışıp yatakta parendeler attırmak belli bir karizma ve çekicilik gerektirir. ee bunu da sınırlı sayıda insan başarıyor zaten. franky da onlarda biri ve en önde bayrak taşıyanı hatta. ee ama olmuyor işte, olmuyor. onunla sevişmek için can atan onlarca kız arasından aradığı yine bir türk. buldugu yerde ilk yapacağı kucağında sarmalayıp boynundan uzunca öpmek ve kokusunu en derinlerde hissetmek. çünkü su anda tek istediği bir türk kızının kokusu. ee haliyle ona bunu verebilecek sayılı sayıda türk kızı var. malum seçecek taraf her zamanki gibi yine franky.

    efendi franky diye başlayan mesajlarınızda boynundan öpülmek isteyen kızlar özel bir not düşmeli ve yapacağım ön elemelerden geçmesi halindeyse belirsiz bir tarihte frankynin koklaması için onu beklemeli. sadık kalarak. işte belki o anda "ruhumu ona teslim etmek için bekliyor olacağım."
    1 ...
  44. sozlugun efendisi olmak

    1.
  45. hem düşünceleri hem yazın gücü ve sürme sürme işlediği edebiyat parçalayan yazılarıyla herkese ve herşeye sahip olmak, önderlik etmek bi anlamda. ee bunun bu sözlükteki adresi tabii ki franky. maalesef durum bu. sizin eleştirel olmak adına duvarları sıvayan sümsükçe başlık ve yazılarınıza bakınca tek görülen hani şu yaşlı bunağın bahçesine topu kaçan küçük piçlerin bunağın arkasından kaltak, kaltak diye bağırmasından başka birşey değil. yahu onlar hiç olmazsa küfrü yerinde kullanıyorlar ama siz de o da yok. cidden bu kabiliyetsiz yazar grubuyla daha önce karşılaşmadı franky. yazık.

    sözlüğe yön verip efendilik yapmak için belli başlı kriterler var. yazmayı bilmekten çok çok okumuş olmak ilk şart. yahu siz nesiniz cidden ya? hee, burada yazdıgınız yazıların toplamı cin ali serisinin önsözünü doldurmaya yetmez ya. deli ediyosunuz lan beni? bir de üstüne üstlük çıkıp beylik açıklamalar yapıp korumacı bir üslupla yazmanız yok mu? oofff. kafayı yemek üzereyim.

    ee tabii ki okumanın yanında yazmayı bilip kelimeleri ahenkle çaça-salsa-jombo gibi tepiştirip katalizör misali eleyicilik yapmak herkesin ustalık alanı değildir. haddinizi bilin lan.

    eski mısırda itaatsizlik yapan kölelerin sahipleri onlara ceza olarak serbest bırakırlarmış. çünkü özgür kalan köle ne yapacağını bilemez, gerçek hayattan kaçmak için olur olmadık taklalar atarmış. sonra dönüp dolaşıp tekrar sahiplerinin ayaklarını yıkamak için sıraya girerlermiş. sahibinin ayağını en iyi yıkayan köle, baş köle olur, tüm iş onun sırtına binermiş. şimdi anladınız mı lan? sizce bu, köle için bir ceza mı, ödül mü? ne sizcesi yahu, şurada yazılanlardan tek satır anlamadığınız aşikar. bi daha okuyup hatim edene kadar frankynin kölesi olarak kalmaya devam edeceksiniz.

    gerçek sahipler, kölelerine hiçbir zaman cevap vermez, onların yarattığı bir dünyaya adımlarını asla atmaz. ee burada köle siz, yarattığınız saçma dünya da açtığınız başlıklar ve yazdığınız berbat yazılar.

    yahu franky bu sözlüğün sahibi değil de, nedir hee? ve şunu biliyor ki, karşınıza almak isteyeceğiniz son kişi. o yüzden usulca eğilin önünde ve ayaklarını yıkamaya başlayın.

    franky. franky ye bundan sonra atacağınız mesajlarda sahip franky diye başlamazsanız dengeler değişir, bir daha sözlüğe ancak maydonozun tanımına bakmak için girersiniz. herşey açık di mi lan ibişler.
    3 ...
  46. bayan yazarlara sevimli nickaltlari yazan zuppe

    1.
  47. himalayaların çılgın zirvelerinden aşağı baktığında gördüğü noktasal insanlar arasından seçer gibi bayan yazarları kulvarlarına ayırıp döngüsel bir şekilde olur olmaz sevimli, bıcırık, tatlı görünme adına hımbıllıklar yapan yazarlar. yahu cidden ayıp ya. bu kadar mı küçüldünüz. yazık. franky, yine bizim için burdasın, kahramanımızsın diyen bayanları duyuyor buradan.

    inşaat işçilerinin nasır bağlamış ellerini gördüğümde aklıma ilk gelen burada yazar olmuş kubidik, zencefil deryasında hurma çekirdeği kadar yer kaplayabiecek kişiler yani. şansınızı fazla zorlamayın lan. hadi frankynin zekası, bilgi ve deneyimi, çekiciliği ve özel karizması bayanları etkiliyor ama size noluyor yahu? haddinizi bilin hemen. hoşgelmiş değerli yazar, sözlüğe çok şey katacak yazar, geçen hafta starbucksta içtiğimiz kahvenin tadının damağımda şekerlenip balgam yaptıgı anlarda sürekli aklıma gelen yazar falan fıstık. bunlar ne yahu. allah aşkına bir bayanla sohbetlerinizde bunları mı söylüyosunuz? hee, allah aşkına söyleyin. hayatıma hoşgeldin, sen olmadan ben boynu kırık yavru kaplan gibiyim falan filan.

    yahu zaten sözlüğe çok şey katan sayılı yazar var şunun şurasında. aralarında adı bende sır gibi saklı birkaç bayan yazar da var. ee onların da birkaç basamak üstünde franky var. başka nolsun.

    bakın, eğer bu bahsettiğim bayan yazarlardan birine böyle sümsükçe bir nickaltı falan yazarsanız cok fena olur. bu durumda çıkarlarımız çakışıyor demektir ki, ee bu durumda kimin kaybedeceği belli. di mi lan?
    5 ...
  48. actigi basliga yazilmayinca kendinden gecen yazar

    1.
  49. deli-dolu, buram buram zeka kokup, cimleleri ilmik ilmik birbiriyle raks ettiren deneyimli ve zeka yönünden sınırlarüstü bir dünyada yaşayan birinin açtığı başlığa kimsenin yazmadığını görünce yaşadığı nefret ve çılgınlık anının sonucunda aldığı ad.

    "yahu bakın cidden delirtiyosunuz beni. yapılan onca üniversitelerde tez konusu olabilecek tespite, cümleleriyle edebiyat dünyasında bile sarsıntılar yaşatabilecek birinin, hee, açtığı başlığa yazmamak da neyin nesi ya? kuzum ne zaman o kadar büyüdünüz? adam gibi benim açtığım başlıkların altı dolacak. oysa ne hayaller kurmuştum lan? hayallerim tabii ki yıkılmaz ama bununla oynama hakkınız bile yok yahu. tezat ve aykırı cümlelerle sözlüğü peşinden sürükleyeceğimden emindim. inanılmaz özgün ve farklı fikirleriyle efendilik ettiğim bir ortamda, bana büyük bir hakaret bu. yahu on dakika oldu, bakıyorum deminden beri, kimse hiçbir şey yazmamış. deli etmeyin lan beni. hayret bişeysiniz ya. ağlıcam şimdi. yazın lan hemen. bekliyorum. aksi halde sonuçlarına katlanır, mıncıklayacak yavrunuz kalayacak. seçim sizin!"

    bir hayranından serzeniş dolu mesaj frankye. ama franky, yan odada onun için bekleyen, üzeri menilenmiş yavrusunu semazenler misali yalpalatmak için birazdan gidiyor. başlıklarının altı adam gibi dolmazsa bu kadar basit şeyler yazmayacağını da bilirsiniz.
    0 ...
  50. evlenmeden cinsel iliskiye girmeyen sapik

    1.
  51. gençliğinin en güzel yıllarını iki bacak arasındaki kıllı ya da kılları alınmış -ee tabii ki at değil bu! anladınız di mi lan- bir badem parçasından uzak yaşayan erkekler ve kendini erkeğine sakladıgını iddia eden çirkin, şişman ve sünepe kızların sonuna kadar hak ettiği bir paye. acınası ve yazıklanası bir durum yani, sizin anlayacağınız sözlük dili bu di mi. ah franky, yaşadığın onca deneyimle diğerlerinden ayrılıp cinsel yönden gayet sıcak ve samimi ilişkiler yaşamaış olman seni sapık olmaktan çıkarıyor.

    yahu bize özgü o kadar sahte ve yalancı ahlaki bakış açısı var ki. yok evlenmeden cinsel ilişkiye girmemek, başkasının kız arkadasına yan gözle bakmamak ya da ne bileyim büyüklerinin yanında ayak ayak üstüne atmamak falan fıstık. cidden komiksiniz lan. bunlara inanıp bir de üstüne üstlük hiç utanmadan uyguluyo musunuz cidden. bakın, evlilik iki şapşal ve mandaval akıllı insanın birbirlerinin hayatını karşılıklı ve kimi zaman da aldatan oldugu düşünülürse tek taraflı satın almasından başka bişey değil. yıllarca birbiriyle çifte kumrular ayarında yaşayıp yapmacık bir serçe-kedi oyunu oynayan zübükleri kestane sofrasındaki dadaloğulları kümesinde civcivlere yem edesim geliyor. bu nasıl cümle ya franky. okudugun binlerce kitaptan buraya yansıyanlara hayranım diyosunuz di mi. neyse.

    geçtiğimiz yıl bangladeşte bir konferansın ardından yapılan ankette insanların genel eğiliminin cinsel yönden kendilerini en tatmin edecek hayvanın çita oldugu sonucu çıkmış. bunun nedenini biliyo musunuz lan. hee, kime diyorum yahu, neyi biliyosunuz ki bunu bileceksiniz. ee çitaların atalarına, kendilerini hamile bırakan kocalarına olan itaatsizlik ve sadakatsizliğin en fazla olan hayvanlar olması tabii ki. ee aynı sonucu size de uyarlamak mümkün. cinsel deneyimini ilk kez gerdek gecesi denen salak saçma bir ortamda yaşayan ya da kadın pazarından iğrençleşip kendi cibiliyetine uygununu bularak gerçekleştiren bir erkeğin kesinlikle sağlıksız ve de berbat bir evliliği olur. bu kaçınılmaz.

    ee konu anlaşıldı herhalde. uzatmaya gerek yok. bir an önce cinsel ilişki yaşayabileceğiniz bir karşı cins bulup önsevişin. hee ya da aynı cins de yakışır aslında size.

    franky nolur bize yardım et diyen çığlıklarınız alplerin bulutlu zirvelerinden bile duyuluyor. ama olmayacak böyle bir şey. ee her gece başka bir yavruyu mıncıklamak ne dayanılmaz bir acı yahu. şaka değil bu tabii.
    1 ...
  52. klasik müzik dinlemeyen sümsük tip

    1.
  53. müzik tarihine hakaret eden, sanatın ve sanatcının geçmişine saygısızlıkta çekingen davranmayan karıncalar sürüsü üzerinde galapagos orman çiftliğinde odunlar arasında yakılması gereken müzik cahili insan. franky, herşeyde oldugu gibi müzik konusundaki dehanla da farklısın. sanırım tek ve önemli özelliğin zaten farklı olman.

    günümüz dejenere gençliğinin peşinden sürüklenip yavru mıncıklama sevdası yüzünden gitar, bateri falan fıstıga merak salmasn ancak etiyopya sahillerinde görülebilecek bir vaka. yahu bir insan bach'ın eşsiz ezgilerini dinlemeden, beethoven'ın başka galaksiden gelmiş ezgilerine sarılmadan ya da ne bileyim en ele ayağa düşmüş olan mozart'ın sevdiğine tekrarlanamayacak ezgiler haykırdıgı, rahmaninov'un çalınamayan dokuzuncu konçertosuna (hee, zaten çalınamaması dokuzuncu konçertosu olmamasından, hee. bunu da öğreneceksiniz, tamam mı lan?) yaklaşamayan üslupları görmeden nasıl müzik dinliyorum diyebilir? cidden yazık ya. hiç olmazsa toprağında serin ve kaygısız uyuyan bu insanlara saygı duyun. yok alternative rockmış, myeniyetme ses tellerinden ne çıktıgını anlmadıgınız hard-metal-progressive falan. ne lan bunlar böyle? babanız da bunları dinliyodu di mi? kuzum cidden bu tip grupları kimden duyup dinlemeye başladınız? o dinlediğiniz müziklerin sözlerinden allah aşkına anladıgınız tek kelimeyi yazın. ayıp ya.

    bakın ödev veriyorum. opeth'in en meshur şarkısını arayıp bulun. tabii bunu franky söylemeyecek. dinleyip arayıp bulacaksınız, başka yolu yok. sözlerinden anladıgınız tek kelimeyi yazabilirseniz venedikte san marco meydanı önünde deniz manzaralı bi restorantta yemek için davetiye göndereceğim. ee haliyle burda da öncelik kızlarda. ama güzel olanlar lütfen. ne lütfeni lan. güzel kızlar bana mesaj atıp söyleyecek. o kadar. bu bir emir yahu.

    franky. sözlüğün efendisisin. hee. mesajlarınıza da bununla başlayacaksınız. tamam mı?
    4 ...
  54. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük