ilk entry muhakkak tanım şeklinde olmalıymış. yani ben şiiri yazıp altına da ismail uyaroğlu diye bkz verdiğimde moderatörler bunun ismail uyaroğlu'nun bir şiiri olduğunu anlayamıyormuş. tanım gibi görmüyormuş, arkadaşlar anlayabilsin diye editli haliyle;
ismail uyaroğlu'nun bir şiiridir..(silmek için başka bahanen kaldı mı moderatör arkadaş?)
bomba dediğin kibar olmalı
yakıp yıkmamalı öyle her yanı
hala kurtulamamışsa eğer barbarlıktan
nötrona bakıp utanmalı
evet, bütün barbar bombaların
pabucu dama atıldı
uygar bir bomba bulundu çünkü:
nötron!!
öyle kibar bir bomba ki bu
yok etmiyor hiçbir şeyi
insanlar hariç
saygısı var yani apartmanlara
taşa, demire, oduna
bir de uzaydan gelecek konuklara
öyle ya eyfel yıkıldı diyelim
nerden bakacaklar paris'e
uzaydan gelenler sonra
üstelik çok da hesaplı
örneğin köle ölecek ama
zinciri kalacak
amaç aynı zinciri
yeni köleye takmak
savrukluk olmaz mı her yeni köleye
yeni bir zincir yapmak
bir kapitalist kadar pinti ama
çocukların oyuncaklarını
yakamayacak kadar da naif öte yandan
heykelleri korumayı bilecek kadar düşünceli
ve tabloları yok edemeyecek kadar da duyarlı
yalnız ufak bir kusuru var bu bombanın
oyuncağını bırakıyor, çocuğu götürüyor
o kadar olacak artık, hoş görün
neye yarar yoksa
bunca teknik gelişme
bir çocuğu bile
öldüremedikten sonra
ey saygıdeğer burjuva bilginleri
ve onların insancıl efendileri, sağ olun
sayenizde yıkıntılar arasında değil
tertemiz kentlerde ölebileceğiz artık
hem biz öleceğiz ama
tıraş takımlarımız yaşayacak
sürahimiz bile kırılmayacak
kahrolsun incelikten anlamayan
atom ve benzerleri
"reftim bakıyyera bekaa bad
labud bireved her on ki u zad"
biz gittik, kalanlar sağ olsun;
doğan, eninde sonunda ölür.
gökkubbede oturanlar iyi bilir,
damdan bir taş atıldı mı düşer.
hırsı bırak, kendini boş yere harcama.
şu toprak altında çırak da bir, usta da.
hiç naz etme a güzel,
bu mezarda ne şirinler var, ne şirinler,
ferhat gibi yok olup gittiler.
direği yelden yapı, a güzel,
dayansa dayansa, ne kadar dayanır.
kötü idiysek geçtik gittik kötülüğümüzle,
iyi idiysek, hayırla anın bizi.
zamanın tek eri olsan bile
bir gün gidersin sen de tek tek gidenler gibi.
yok olmayı istemiyor musun,
iyi şeylerden evladın olsun.
iyiliklerin bükülmüş ipliğidir kalan,
odur dünyaya direk olanların canı.
şu akıp giden kum seline bak.
ne durması var, ne dinlenmesi,
bak birdenbire bir dünya nasıl bozulur.
nasıl atar bir başka dünyanın temelini.
bu kupkuru yerde ben nuh'un gemisi.
ömrümün sona ermesi de tufan.
girdik susanlar arasına, yattık uyuduk.
çığlığımız sınırları aştıydı nasıl olsa.
tekmil medreseler, minareler bir gün yıkılmayacaksa,
iman küfür olmayacaksa bir gün,
küfür bir gün imanın yerine geçmeyecekse,
işte o gün halimiz tamam:
bir daha ne kalenderliğin yolu yordamı bulunur,
ne de dünyamıza layık bir adam.
müslümanlığın, kafirliğin dışında bir ova.
uçsuz bucaksız ovada sevdamız uzar gider.
anlayan var mı usulca başını kor.
ne müslümanlığa yer var, ne kafirliğe yer.
ne vakit olacak, ne vakit olacak, ne vakit olacak, ne vakit?
şarap olacak, şarap olacak, şarap olacak, şarap.
ben olacağım, ben olacağım, ben olacağım, ben.
o olacak, o olacak, o olacak, o.
ne senden daha güzel, daha parlak bir ay gördüm,
ne senden daha erken uyanan bir sabah.
ne senden daha tatlı bir şeker gördüm,
ne senden daha yeşil, daha taze bir ağaç.
aşk kafiriyiz biz, müslüman başka.
ufacık karıncayız biz, süleyman başka.
bizden sarı bir yüz iste, ciğer parçası iste,
ipekli kumaş satan bezirgan başka.
birini anacaksam
ne yapar yapar seni anarım.
ağzımı açacaksam
senden bir şeyler anlatmak içindir.
keyfim yerindeyse
bil ki sebep sensin.
bir hile yapmak istediysem
senden öğrenmişimdir, ne yapayım!
alemin bal şerbetinden bana ne?
işte önümde benim ayran tasım.
ne malım mülküm var, ne azığım.
ben gene de senin azığın olsun diye çalışırım,
senin başını sokacak bir yerin olsun diye,
senin bir dikili ağacın.
ama hürriyeti kulluğa taş çatlasa satmam!
hatalı başlık buldum diye atlamasın kimse. orjinali bu..fayrouz isimil gazaoz gibi "birşeyin" reklam sloganıdır. kocccaaa bir reklam ajansı farketmemiş olsa da "türkçe'de her şey ayrı yazılır." cümlesinden yola çıkarak hatalı olmuş diyebiliyorum.
bir de "ne kıpırdanıyor?" diye soruyorum. bir gazoz neyi kıpırdatabilir ki?
akabinde içip öğreniyorum, bağırsaklar kıprıdanıyormuş meğer.
(bkz: şimdi anladım)
(bkz: henry dunant)
1828, cenevre doğumlu yazar ve iş adamı. kızılhaç örgütünün kurucusudur. italya'daki solferino savaşı üzerine un souvenir de solferino* adlı ünlü kitabını yazmıştır. savaş acılarını sarmak üzere 1864 cenevre konvansiyonu ve kızılhaç örgütünü kurmuş, 1901 yılında nobel barış ödülünü almıştır.
entry silme sebebidir efendim. kompozisyon başlığı olduğuna kim neye göre karar verbiliyor? ben lisedeyken bile kompozisyon başlıklarım hiç beğenilmezdi, şimdi moderasyon benim başlığıma nasıl bu sıfatı layık görmüş? bir kurulları mı var yoksa, toplanıp kağıtları okudukları?..bu bağlamda 100 üstünden kaç aldım? kurtarma sınavı olacak mı? bunlar merak ettiğim sorular..
bir de merak ettiğim şu var anket tarzı bir başlık, -yani kimsenin "ay ölmeden önce dinleyeceğim şarkıları öğrenmeliyim!" diye feryat figan bağırmadığını varsayıyorum- an itibariyle sol frame de yer bulabilirken, kimin verdiğini anlamadığım bir kararla "kompozisyon başlığı" ya da "köşe yazısı başlığı", "blog yazısı başlığı" tabir edilen bir başlık neden silinir. bu tarz başlıklarda yer alan yazılara -ki genelde okunabilitesi yüksek olur- sözlük ihtiyaç duymaz mı? ya da anket başlıklara duyduğu ihtiyaç kadar önemli değil mi bu?
her şeyden daha çok merak ettiğim, bu başlığımın ne tarz bir başlık olduğu..kurul toplansın lütfen(!)
paganist sümer inancına göre kutsanan cinsel birleşmeyi tapınakta gerçekleştiren rahibelerdir. kendilerine büyük bir saygı duyulur. bu sebeple örtünürler.(örneğin sümerlerde bir zenginin metresi, ya da bu işi para için yapan bir kadın örtünmez. tapınak fahişelerinin işi onlarla karıştırılmasın diye de örtünüyorlar bir yerde.)
namık kemal'in cezmi'de kaleme aldığı, dizeleri çok bilinse de kendi bilinmeyen eseridir. google'da copy-paste yapmak üzere aratıp bulamayan, yazmayı deneyen lakin üçüncü sayfada elektirklerin kesilmesi üzerine hafif gerilen bünyeme rağmen elimi tekrar taşın altına koyuyorum;
maderle peder olup bahane
sevk etti kaza beni cihana
han zade idim veladetimde
doğdum yine pek kalenderane
üryana sefil idi vücudum
muhtaç değilse ab-u nan'e
bir katra suda dehan açardı
meluf idi girye vü efgane
benzetse beni hata değildi
bir kimse bakıp da arifane:
zencirde inleyen esirin
koynundaki tıfl na-tuvane
fıtrata tasavi-i zuhuru
bu hal ile halık-i yegane
etfaalde gösterip dururken
bin hüccet ile cihaniyane
bilmem ne sebeple vardı daim
guşumda şu hatifi terane:
yüksel ki yerin bu yer değildir
dünyaya geliş hüner değildir.
geldi beden-i zaife kuvvet
oldu yürümek de başka adet
yerlerde sürünme vakti geçti
doğruldu semaya doğru kaamet
mahvoldu beşik, bebek, salıncak;
eğlenceye, zevke geldi nevbet
yanımdaki dayeler ederdi
her halime ayrı ayrı dikkat
amma yine kendi alemimde
mahsus idi kendime hükümet
rüya gibi geçse de çocukluk
birdir göze hab ile hakikat
hala o zamana talibim ben
döndürmeye ömrü olsa kudret
etrafımı seyreder sanırdım
insanı melek, cihanı cennet
derdi yine muttasıl başımda
amma ki o hatifi hidayet:
yüksel ki boyun kadar kalırsın
sayeyle ki bi-hüner kalırsın
geldi dem-i rağbet-i maarif
oldum nice fenne ben de vakıf
her ilme ki sarf-ı dikkat ettim
bir müşküle olmadım müsadfif
herhangi kitabı ders edinsem
güya ben idim ana müellif
idrakime sayim oldu yaver
tahkikıma hafızam müradif
bir bahsi unutmadım cihanda
bir asi ile düşmedim muhalif
eylerdi fuhule her kelamım
tayin-ı mekasıd u mevakıf
irfan-ı ezel mesailinde
fikrimdi yine bana muarrif
tahkil-ı sıfa-ı halk ettim
esrarına olmadımsa arif
durmaz yine itila-yı caha
bu beyt ile sevk ederdi hatif:
yüksel hünerinle kaani olma
ihsan-ı hudaya mani olma
han oldu kırıma bir birader
çekti beni tahtına beraber
oldu heves-i şebab metruk
geldi yerine umurı kişver
olmuştu mukalledim cihanda
adl-i ömeri, ata-yı cafer
azmetmiş idim kalem-revimde
terk etmemeye harab bir yer
bir reyime bulamadım muarız
bir emrimi görmedim muhakkar
devrimde ibadı kibriyanın
dil-sir-i sürur idi seraser
herkesteki hande-i neşatın
aksiyle açardı dilde güller
hükmünde sefa süren raiyyet
evsafımı vira ederdi yer yer
amma ki yine ederdi hatif
gönlüm bu itab ile mükedder:
yüksel ki cihan sefil ü dündur
rağbet ana adeta cünundur
harb açtı aduya al-i osman
merdim diyane göründü meydan
evrenk-i şehametimden ettim
at sırtına nakl-ı merkez-i şan
tir olmuş idi elimde nize
benzerdi kemana seyf-i bürran
meydana girince zannederdim
her berk-i belayı verd-i handan,
yanımda kaza dururdu daim
başımda ecel dönerdi her an
top olsa atılsa bağrıma arz
olmazdı gönül yine hirasan
can korkusuna değer mi bir ömr
baki mi olur cihanda insan
gösterdiğin iktidar u necdet
etmişti bütün cihanı hayran
hayfa ki yine sada-yı gaybi
bir böyle meal ederdi ityan:
yüksel ki bunun da fevki vardır
insanlığın ayrı zevki vardır
bahtım ne siyah imiş ki bilmem
halimle değişti hal-i alem
bir arsa-i girudana düştüm
hiç mislini görmemiştir adem
bir hizb-i kalil idi muinim
a'da ise leşker-i aremrem
bir tiga bedel gelirdi bin tir
bir ateşe karşı bin cehennem
halimce ecelle pençeleştim
ettim o kadar aduya derhem
seyfim kırılıp atım vuruldu
düştüm yere vardı göğsümde dem
ne canlı gezer muin u hem-dem
geldi dem-i zillet-i esaret
mevt özler iken dil-i müellem
ağreb ki yine derdi tekrar
hatif bu sözü bana demadem
yüksel ki bu da şive-i hudadır
esrarını sorma kim hatadır
yüksel ne demek nedir bu tahkir
hatif neden eyler emri tağyir
düşmanlarıma esir idim ben
boynumda eğerçi yoktu zencir
maksud ise rütbe-i şehadet
ben hazır idim kim etti tehir
ta kalbime olmadı halide
destimdeki parça parça şemşir
hakkın dahi itinası varmış
ef'alini eylemekte tasvir
dünyada da bir melek yaratmış
vermiş ana iktidar-ı takdir
adil gibi bir esir tuttu
gönlüm gibi mülkü etti teshir
yüksel ne demek ki hatif-i gayb
sensin bana gönlüm etti takrir
yükselmeye kalmadı mecalim
bul derdime varsa başka tedbir
beneşinem o ser bepiş-i payet
ber hizem o can konem fedayet...
* 2006 istanbul gp'sinde bizzat duyduğum söz öbeğidir. schumacher'in emekliye ayrılmadan önce mutlaka bir istanbul zaferi kazanmak istediğini bilen italyan ferrari taraftarlarınca "forza schumi, forza istanbul" olarak kullanılmıştır.."yaşa istanbul" anlamında.
hoşgelmiş yeni yazardır.."ya onaylanmazsa yazarlığım" ıvırtı ve de zıvırtısıyla uykusuz bir gece geçirmiştir. onaylayanları adeta bir mutluluk ve sevgi kelebeğiymişçesine öper, bütün ötekilere de selam eder.
far. körpe, çok taze.
lakin çaylak olduğumu ve sözlüğün 40 karakter diye tutturduğunu göz önünde bulundurarak;
gevrek, kaymak gibi, yani öyle bir taze ki aklın durur..ben ömrümde böyle bir şey görmedim. bundan tazesini bulursan sana indirim yapacağım...
üç sözlükte birden aktif yazarlık yapan yazarın "üçü bir arada" tarzı bir sloganla etiketlenmiş halidir..yani "üç sözlük birden yazar" tarzı bir sıfattır. en asil duygunun insanıdır nickinin başına bu sıfatı getirenler.
ben dört sözlük birdenim ama, bin basarım hepinize demek istiyorum.
bir de aniden "üç sözlük birden birleştik bu yıl danaya giriyoruz" tarzı bir şey hayal ettim..ama bu da pek saçma oldu canım.