Notlarınızı kaldırın. Telefonlarınızı kapatın. Konuşmayı kesin artık. Bana bir şey sormayın gerekli açıklamalar sınav kağıdında yazmaktadır. (bkz: Cin olmadan adam çarpmak)
Fiilen o gün ayrılmış olabilir. Ama kalpler ve ruhlar çok daha erken ayrılmıştır muhtemelen. Bu nedenle hemen o an bile bulmuş olabilir. Yas tutulacak veya yadırganacak bir durum olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca daha önceden zaten diğerinin zeminini hazırlamış olma gibi bir olasılık da söz konusu olduğu için çok da şaşılacak bir durum yok.
şaka değil,
işte şurup,
krizlere girme,
beni unutup,
grup olalım grup,
ben hudut sen haydut,
gizli gizli gelme,
her derde deva şifasın şifa,
çok çektim cefa,
vitamini havuz,
ben küfte sen tuz,
aahh buz gibiyim buz buz,
ohhhh muz gibiyim muz muz,
90lı yıllara kadar yılbaşını evde geçirenler için en büyük eğlenceydi. Canlı yayın programları olurdu. Sanatçılar programa katılırdı. Daha da öncesinde dansözün çıkması beklenirdi. Günümüzde ise sanatçıların büyük gece kulüplerinde, otellerde veya lüks mekanlarda sahne almayı tercih etmesi sonucu, televizyon izlemenin hiçbir popülaritesinin kalmadığını düşünüyorum.
Kulakları ağır işitme ihtimali vardır. Diğer bir ihtimal ise çok yğksek sesle konuştuğu için duyduğu ses yetersiz geliyordur ve sesini çok açıyordur. Düşüncesizliğin veya bozulmuş ruh halinin sonucudur. Evde küçük çocuk varsa onun yaramazlıklarının sonucu da olabilir.
Her kim ki yılbaşını yapar baştacı, mazallah bir tarafına girer çam ağacı. Eğlenmeyi, alkol almayı bilmeyen insanların kabusudur. Bütün içki çeşitleri ve mezeleri karışmıştır. Mide ve baş aynı hızda dönmeye devam etmektedir. Kusmak sonucu kaçınılmazdır. Güzel başlayan bir gecenin devamının da güzel geçmesi için en dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir.
Gerçekten sevmemiş, zaman geçirmek niyetiyle başlayıp ömrünü tamamlmış sevgilidir. Vicdanı ile başbaşa kalıyorsa suçluluk duygusundan kurtulmak için teselli etme yolunu seçebilir. Aslında zavallı olan kendisidir. Çünkü gerçek sevgiyi yaşamamıştır. Geride enkaz bırakmak istememektedir. Fakat enkazın kralı kendisidir farkında değil.
Millet olarak arabeks takılma hastalığımız vardır. Cem Yılmazın gösterisinde anlattığı gibi "Sanata yıllarını verdi ama bak sürünüyor helal olsun". Sanatı sanat için değil, acındırmak için yaparız. Acıların Çocuğu gibi filmlerle büyümenin verdiği etkileri hala taşıyoruz. Klasik müzik dinleyen, operaya tiyatroya giden kişileri hep "küveti sütle doldurup kıçına buzlu badem sokan" kesim olarak algılıyoruz. Türk milleti hayattan keyif almayı bilmiyor ne yazık ki en keyifli anlarda bile araya ya tam tersi olursa ne yaparım düşüncesini sıkıştırabiliyor.
Hiç bir sebebi olmadığına inanmıyorum. Sadece açıklayacak cümleleri bulamıyordur. Açıklamaya bir neden bulamıyorsa zaten o nsan korkaktır ve hayatı boyunca da firari yaşayacaktır
Bu kadar bilgiye susamışsa ders çıkışında daha uzun cevap alabilecek olmasına rağmen, son dakikada bütün tepkileri üzerine çekmeyi başaran, öğrenci rolü yapan sorunlu yaratık.
Rizelilerin Fenerbahçe'yi destekleme nedeni Trabzon ile geçmişten bugüne süren yıldızının barışmama durumundandır. Uzun yıllardır Trabzon'da yaşamama rağmen Trabzonlu olup da Fenerbahçe'yi destekleyen hiç bir insan evladı görmedim. Trabzon dışına çıkıldığında özellikle istanbul'a gidildiğinde bu durum değişiklik gösterebilir. Çünkü etrafında o kişiye vatan hainiymiş gibi muamele eden baskıcı bir grup yoktur. Trabzon futbolla yatıp futbolla kalktığı için Trabzonsporlu olanlar ve diğerleri diye ayrılır.
Önemli olan sayı değil yaşanmış olanlardır. işini bitirdi sırtını döndü yattı olayı ile uzman olunmaz. Kadınların uzmanı olabilmek için sadece görünenle değil görünmeyenle de ilgilenmek gerekir.
Gereksiz sorular sormak,
Gereksiz ilgi göstermek,
Durup dururken triplere girmek,
Saçma nazlarla insanları kendinden uzaklaştırmak,
Kararsız olup ne istediğini bilmemek,
Bakımsız olmak,
Hiç bir şeyden mutlu olmamak,
Kadınların en itici olduğu anlardır diye düşünüyorum.
seni ben ellerin olsun diye mi sevdim
akşam oldu hüzünlendim ben yine
ömrümüzün son demi
ah bu şarkılar
dalgalandım da duruldum
benzemez kimse sana
geçti sevdalarla ömrüm
bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım istanbul'un
sevmekten kim usanır
duydum ki unutmuşsun
elbet bir gün buluşacağız
veda busesi
unutturamaz seni hiç bir şey
şarkılar seni söyler
Herşeyde olduğu gibi sevginin de fazlası hem sevene hem de sevilene zarar verir. Bu durum ruhsal sorunlara neden olur. Başlangıçta sevmek de sevilmek de güzel gelir. Ne yazık ki devamı bu güzellikte gitmez. Seven, sevdiğine hayatı dar etmeye başlar. Kıskançlık krizleriyle devam eder. Karşı taraf aşırı ilgiden bunalır. Sonu çoğunlukla ayrılığa gider. Hiç bir kimsenin vazgeçilmez olmadığını unutmadan sevmek, daha çok mutlu eder.
Kendini ifade etmekte sorun yaşayan, karşısındakini de kendi gibi gören zavallı insanların kullandığı sözcük. Ben anlatamıyorum demeyi gururuna yediremez, çamuru karşısındakine atar.
Ayrı dünyaların insanıyız (Günaydın).
Bir gün bu kararım sayesinde bana teşekkür edeceksin (Amerikan filmlerinden fırlama bir klişe).
Düşman değiliz pekala arkadaş kalabiliriz (Ayıdan post eski aşktan dost olmaz).
Hayallerim var ve bu hayallerimde sana yer yok (Hayallerine taş koyan mı var).
Başkasını seviyorum (En ağırıdır. Kapılar açılmamak üzere kapanmıştır).
Gizemli olan ilgi çekicidir. Mesafeli duran bayan ise, hafifmeşrep görüntüsü vermemek amacındadır. istemem ama yan cebime koy da diyebilirsiniz. Mesafeli duran erkek ise amaç kendine aşık edip, sonrasında süründürmek olabiliir. Aşırıya kaçılmamasında yarar vardır. Aksi takdirde fazla naz aşık usandırır evresine geçilir.