müzik öğretmenleri olarak gençlere hizmet vermeye çalıştığımız ücretsiz, online veya birebir dersler şeklinde ilerleyen eğitim çalışması.
bilen bilir beyler halk eğitimlerde falan gitar dersi bağlama dersi, ud dersi yada şan, müzik bilgisi, ses eğitimi, konservatuvar sınavlarına hazırlık gibi kurslar biraz sıkıntılı. ücretli kurslarda f/p açısından bazılarına (bkz: ben) yetersiz geliyor.
ayrıca bir çoğumuz müziğin inciğini boncuğunu yada atıyorum gitarın yada bağlamanın her neyse tarihçesini, şusunu busunu öğrenmek istemiyoruz. sadece şarkı çalabilecek kadar, ortam yapabilecek kadar yada kendimizce eğlenebilecek kadar gitar çalabilmek istiyoruz. sırf 4 tane akoru basmayı öğrenmek için 6 ay mi teline kerkinmek çok saçma geliyor bir çoğuna.
o yüzden temel düzeyde, orta düzeyde ve üst düzeyde olmak üzere 3 temel kademeye yönelik dersler, kurslar ve eğitim videoları çekiyoruz. videolar şuan hazırlık aşamasında çok yakında kanalımızda aktif halde olacak. daha önceden paylaştım ama kanalı bir kez daha burada paylaşayım. ilgilenen varsa eğer gelebilir. kanal tanıtımı için destek olmak isteyen varsa da minnettar kalırız. bir kaç ay içerisinde keman dersleri de başlayacak.
-kanala geldim takip etmeye başladım okey. peki ne bulacağım burada kardeşim ben ?
+ Şuan kanal hazırlık aşamasında olduğu için tanıtımı yapılıyor. o nedenle şuan hazır stüdyo kayıtlarımızdan başka bişey bulamayacaksın. gelir şarkılarımızı dinlersin. ama kitle oluşup ihtiyaçlar belirlendikten sonra Ne arıyorsan onu bulacaksın canım kardeşim benim. 3-4 akor bileyim. daha sonra kendim geliştiririm zaten. biriki ritim, üç beş alıştırmalık şarkı olsun diyorsan, bunlar için temel düzeyde gitar dersleri bulabileceksin. parmak egzersizleri, akor basılışları, temel düzeyde gitar ve nota bilgisi, basit şarkılar ve geliştirmek için kullanabileceğin kaynaklar olacak.
+Yok efendi. ben gitarı az çok biliyorum. bana ekstra bişeyler katman gerek diyorsan eğer, üstadların yazdıkları klasik gitar metodları ve yeni geliştirilen metodlar dahilinde klasik gitar metodları üzerine dersler, alıştırmalar, egzersizler, ufak aranje çalışmaları, sonat çalışmaları gibi bir çok kaynak sunulacak. temelden başlayarak orta düzeyde bir klasik gitar icracısı olacak kadar eğitim göreceksin. sonrasında bizim vereceğimiz eğitimlerin katkısıyla sunacağımız kaynakları anlayıp uygulayabilecek düzeye geleceğin için aynı şekilde ücretsiz şekilde sunacağımız kaynaklardan faydalanıp gelişmene o şekilde devam edeceksin.
+yav ben gitar mitar anlamam arkadaş. solistim ben. bana ses lazım. şan lazım. diyafram lazım. türk sanat lazım. klasik müzik lazım diyorsan eğer ona da tamam ciğerim. özel yetenek sınavlarına hazırlıkta kullandığımız ve mülakatlarda izlenen prosedüre göre hazırlanan ses tekrarları, yazılı dikte usulü sınavlar, denemeler, çalışmalar, diyafram egzersizleri ve geliştirme metodları, konservatuvar eğitimlerinde kullanılan ses teknikleri, ses analizi, ses tekrarı çalışmaları, ses renginin ve aralığının belirlenmesi, şan dersleri, ses eğitimi dersleri ve daha bir çok egzersiz, çalışma, ders,kurs,kaynak ne ararsan var.
sözün özü müzikle ilgilenen birisi varsa biz bu işi kurslarla dershanelerle anlaşıp yada özel dersler vererek haftada 2 saat için 500-600 lira para götürmek istemiyoruz. istediğimiz müziği seven, hobi olarak veya profesyonel olarak bu alanda bişeyler yapmak isteyenlerden, kaynak bulamıyorum, bilen birisi elimizden tutsun, yol göstersin keşke diyenler var ise bizler buradayız. sizlerde buyurun gelin. yok kardeşim benim o taraklarda bezim yok diyorsanız da destek atmanızı rica ederim. kanal tanıtımı ve ihtiyacı olanların kanalı görmesi için destek olursanız minnettar kalırız.
aziz türk milletinin şu zamanda en çok ihtiyacı olan şeydir.
Beyler hepinize hayırlı günler. Bilmiyorum haberleri izliyor musunuz fakat ben son 10 yıldır falan televizyona daha kafamı çevirip bakmıyorum. Gündemi de haberleri de zerre kadar takip etmiyorum. Keza diziler ve programlar da dahil. Fakat son iki gündür evde vakit geçirmek için izlediğim youtube videolarından sıkılınca haber vakitlerinde en azından izleyebileceğimi düşündüm. Ve son iki günde iyi ki izlemediğime şükrettim. Memleketin her yanında uyuşturucu tacirleri kol geziyorlar. Dizilerle ve filmlerle psikopatlaştırıp azdırdıkları toplumdaki herifler artık iyice almış başını gitmiş durumda. Memleket ziyan içerisinde ziyan! Bu amına koduğumun memleketinde bugün bir tane takıntılı orospu çocuğu kızın birisine teklif ediyor. Kız kabul etmeyince peşine takılıyor. Evini basıyor. Ailesini öldürmekle tehdit edip kızı evin önünde av tüfeğiyle öldürüyor. Sonra da bi sik yemiş gibi kendisine sıkıyor. Kendisi gebermiyor ama kız ölüyor. Ambulansta da beni bayıltın diye diye yalvarıyor. Bir başka haber, bir tane ehliyetsiz 17 yaşında orospu çocuğu daha arabayı alıp trafiğe çıkıyor. Yaya geçidinden geçmekte olan herifi görmesine rağmen durmuyor. Adama çarpıyor. Hadi çarptın adama takla attırdın. Kalk siktir git yardım et hastaneye götür. Bunu yapmayıp olay yerinden kaçıyor. Hadi bi bok yedin kaçtın bari ara ambulansa haber ver. Ona da haber vermiyor. Yakalanıyor ve mahkemeye sevk ediliyor. Bir başka haber, bir başka orospu çocuğu şort giydi diye kızın birisine kalkıp otobüsün ortasında uçan tekme atıyor. Bir başka haber, bir başka orospu çocuğu küçücük çocuğa tecavüz ediyor. Ettiği gibi kalmıyor onu öldürüyor. Öldürdüğü gibide televizyonlardan itiraf edip sonra da beni polise vermeyin diye yalvarıyor. Bir başka haber, gün ortasında herkesin gözünün önünde bir doktor sırf asansörde yer yok dediği için hasta yakınları tarafından demir kol değnekleri ile dövülüyor. Kimse de yahu birader sen ne sik yiyorsun diyip araya girmiyor. Bir başka haber, atanamayan bir kadın öğretmen masraflarını karşılamak için bir kafede işe giriyor. Gün ortasında gene gün ışığında evine gitmek için yola gidiyor. Ve yolda iki tane orospu çocuğu peşine takılıp birisi laf atıyor. Kız muhattap olmayıp hızlı adımlarla kaçmaya çalışırken bu orospu çocuğu kimse beni reddedemez diyerek kadının üzerine çullanıp arkadaşıyla beraber öldüresiye dövüyor. Ve çevredekiler de "karı koca kavgası" zannettikleri için müdehale etmiyor.
Şimdi bu amına koyduğumun memleketinde ben televizyonu açtığım zaman karşıma bu ve bunun gibi milyonlarca haber geliyor. ve ben gerçekten ne televizyon izleyebiliyorum. Ne dizi takip edebiliyorum. Ne gülebiliyorum. Ne ağlayabiliyorum. Sokağa çıkamıyorum. insanlara güvenemiyorum. Sevgilimi akrabalarının yanındayken bile uyarıyorum kimsenin yanına gönderemiyorum. Düşün ki küçücük vilayetlerin küçücük ilçelerinde bile karısını aldatmayan, yengesinin kızına yan gözle bakmayan, ufacık çocukları taciz etmeyen bir tane bile orospu çocuğu yok. alayı orospu çocuğu ve alayı yapıyo bu boku.
Ben bunları gördükçe kendime çok ciddi manada şunu söylüyorum. Benim bir tayfam olmalı. Filmlerdeki gibi bir yılmaz güney olmalıyım. yada masallardaki gibi bir robin hood. iyilerin dostu kötülerin düşmanı olması lazım. bu bir masal değil. bu siktiğimin memleketinde senin kızın karın annen kardeşin veya herhangi bir kız tecavüze uğradıktan sonra, ve bununla da kalmayıp kirlettikleri o kızları yakıp dövüp perişan edip hayatlarını kararttıktan sonra mahkeme onlara 10 yıl vermiş 100 yıl vermiş kimin umurunda ? kimin ciğerini söndürür ki bu ? kimin ateşini söndürür ? bu mu hakettikleri ceza ? 10 yıl içeride ekmek elden su gölden, 1 gün soğuk yerde yatmayıp sıcak koğuşlarda erkek muhabbetlerinde hürriyetlerini kısıtlamak mı ? zaten dört duvar arasında parasızlıktan geberip giden bu orospu çocuklarına bu ceza mıdır ödül müdür siz söyleyin ?
Veyahut hangi vicdanlı delikanlı türk evladı memleket şu halde sikik sikik işler peşinde ve gençlikten tut ihtiyarlığa ve olgunluğa ulaşmış bireylerine kadar bu derece psikopatlaşıp sapıklaşmışken oturup kenarda oyun oynayabilir ? oturup kenarda 31 çekebilir ? tepkisiz kalabilir ?
Ben inanın duramıyorum. kendimi durduramıyorum. bunlardan 1 tane orospu çocuğunu canlı canlı görmek istiyorum. gördüğümde de öldüresiye dövmek istiyorum. mahkeme kararıyla değil. halkın içinden bir elin onun hürriyetine el koymasını istiyorum. kapatıp bir depoya o tecavüzcüyü akşama kadar tecavüz ettirmek istiyorum. kısasa kısas. yerin altına gömüp kafasını taşlattırmak istiyorum. veyahut ıslah ettirmek istiyorum. gerekirse 10 yıl aç bırakıp açlıktan kıvrana kıvrana gebermesini istiyorum. herşeyi geçtim. halkın içerisinde sadece hak edene hak ettiğini veren birilerinin olmasını istiyorum. ve bunun içinde birileri çıkıp bizi kurtarsın demek yerine taşın altına elini koyanlardan olmak yeri gelip önderlik, yeri gelip neferlik etmek istiyorum. kafamın dengi olan bu davaya benim gibi üzülen benim gibi bi boklar yemek isteyen ve bişeylere dur diyip tepkisiz kalmak istemeyen arkadaşlarımı ve kardeşlerimi delikanlıları, gerçekten bileğinin hakkını bilen delikanlıları, mangal gibi yüreği olan delikanlıları yanıma davet ediyorum. bu bir milli birlik ve seferberlik çağrısıdır. bişeylerin düzelmesi için ne devsolculara, ne de ülkü ocaklarına gerek vardır. nede devlet denen otoriteye. ki devlet sen bişeyler söyleyipte anlatana kadar kör sağız ve dilsiz bir kurumdur. ve devlet sadece sen ve benimle var olan bir kurumdur. şimdi illaki başımıza bi orospu çocuğunun musallat olmasına gerek yok. iş işten geçtikten sonra nerede lan bu müslümanlar ? bu türkler ? bu kardeşler ? bu delikanlılar ? bu devlet ? bu millet ? bu ülkücüler ? bu akpartililer ? bu devsolcular ? diyerek feryad etmenin bi manası yok. o yüzden varsa eline beline yüreğine güvenen delikanlılar. buyursun gelsin ve faaliyete başlayalım. bu bir milli birlik ve beraberlik çağrısıdır. ha bugün "ya bizler napabiliriz ki" diyerek gelmeyenler, "abi döv döv nereye kadar hangi birisini bitireceksin ki ? " diye gelmeyenler, "abi mahkeme kararıyla yüreğin soğumaz tamam dövünce mi soğuyacak? dövmek işkence etmek mi yani çare senin onlardan ne farkın kaldı" diyerek gelmeyenler yarın öbürgün sokaklarda bu topluluğun korkusu dolandığında kendilerinden utanmasınlar. kapımız aziz türk milletine ve muhterem müslümanlara her daim açık olacak, ve içerisinde bulunduğum bu topluluk, bu insanlar , bu kardeşlerim de dahil olmak üzere ben varlığımı bu insanlara ve bu memlekete armağan etmekten gurur duyacağım. ki belkide burası yeri değil. belkide bunu isteyeceğim kişiler siz değilsiniz. ve belkide bunu yapacak kişi ben değilim. ama vicdanen bunu yazmadan rahat etmeyecektim. etmeyeceğim.
saian'ın bugün dinlediğim bir şarkısında geçen sesleniş. bu ne güzel bir sesleniştir böyle ? bu ne güzel bir tabirdir ? ve ek olarak , bu nasıl bir kadına yazılmıştır ? bir kadın bir erkeğin hayatına bu kadar sirayet edebilir mi ? ve siz kadınlar, gerçekten nasıl uyuyabiliyorsunuz ? birisinin hayatına, yokken bile bu denli hükmedebilirken, nasıl dönüp rahatça uyuyabilir bir kadın ? hayret ediyorum.
potansiyel bir tarkan şarkısının yıllarca dinlendiği gerçeğidir.
geçen günlerde arabayla yanımdan geçen bir güruh içerde çılgın atarak kuzu kuzu şarkısını dinliyolardı. canım çekti benimde. gittim eve bende dinledim. kullanılan teknikler, o zamanın moda enstrümanları, basslar, basit basit klavye nağmeleri falan olsada , asla modası geçmiyo şarkılarının.
ve tarkan şarkılarına has özelliklerden biriside ilk dinlediğinde tam olarak anlayamaman oluyo. mesela sevdanın son vuruşu şarkısı çıktığı zaman heycanla açtım dinledim şarkıyı. güzel fena değil dedim. her yerde bu yazın yeni bombası , tarkan gene patlattı bu sene tarkan havası esecek falan diyo böyle. ihtimal vermiyodum. 2. ve 3. dinleyişten sonra şarkı kendi kendini göstermeye başladı. dedim tarkan yani bu. başka bişey değil.
Eski geceler gibi değillerdir. Bunu farkeden bir ben miyim diye merakımdan yazıyorum. Zira geceler hakikaten eskisi gibi degil gibi. Önceleri her gece saat 23 e gelmeden uykumuzun geldiği geceler vardı. Gecelerin adı ailecek toplanıp sepetle getirdiğimiz meyvenin falan yendiği saatler şeklindeydi.
En önemlisi önceki geceler hiç bu kadar sessiz , yalnız ve hüzünlü değildi. Yeni nesil geceler çok uykusuz. Lanet olsun ki böyle. Gelen gecelerde onlardan berbat. Eski gecelerin huzurunu özledik.
En çok merak ettiğim de şu. Giderken alıp götürdüğü huzurun , gecelerimizin , o neşenin ve kisacası mahvetmeden önceki hayatımızın hesabını nasıl vereceğini düşünmeden , nası uyuyabilir bir kadın ?
Bu devirde oruç gereksiz bi eylem yada fakirlerin halinden anlamak için illa oruç mu tutmak gerekir diye düşünen arkadaşların farkına varması gereken durumdur.
Kendi adıma oruç tuttuğumda şunları farkediyorum.
Bir gün boyunca bişey yiyip içmeden de çalışabilir , gezip tozabilir , okuyabilir veya eğlenebilirim. O nedenle onun bunun malına mülküne göz kondurmak , kıskançlık hasetlik etme gibi şeylet gereksizdir. Çünkü olmadığında da gayet güzel oluyodur. Bişeye bağlanıp kalmamayı öğretir oruç. Ne sigaraya , ne çaya çorbaya nede zinaya karıya kıza. Onlar olmadan da insan bir ay boyunca kendine ve nefsine sahip olabiliyor.
Benim kendimce anladığım kadarıyla oruç insanlara sabrı, tevekkülü , kanaat etmeyi ve geçinmeyi öğretir. Kıskançlık, çekememezlik, aç gözlülük , harama düşkünlük vesaire gibi kotü huyları da dizginleme yetisi kazandırır. Işin sağlık sıhhat ve sevap boyutu bi yana gerçekten toplumsal dejenerasyon için harika bir gereklilik arz ettigini düşünüyorum orucun. Kendi başına bir kişisel gelişim ritüeli gibi.
Belki vardır tabirlerde karşlığı. Geçen gün başıma gelmis ve tahminimce bolluk bereket anlamlarına yorulması gereken olay.
bildiğin bizim pidecideki döner ustası taner , abimin süper sonik arabasına binmiş. Bir tuşa basıp üst tarafta tanklarda olan dışarı açılan bölme gibi camlı bi bölme açıyo. Arabanın kolları onu oraya kaldırıyo ve orda döner keserken el frenini çekmedığinden araba kaymaya başlıyo. Kafam bu düzeyde şuan.
Müzikle uğraşanların anlayabileceği enteresan bir yetenektir. Bir insan hiç nota bilgisi olmadan , makamı bilmeden , şarkı söyleyebiliyor ve hepsini geçtim makam veriyor ya.
Bizim okulun yanında bir cami var. Caminin imamı geçenlerde bir vakit namazında kıraatta şedaraban makamına geçki yaptı bilmeden ve çokta güzel yaptı. Önceki haftalarda baştan aşağı hüzzam verdigine şahit oldum.
Bende nota bilmem. Ama makamları bilirim. Bilirim dediğim nihavend diyince nihavend veririm. Hüzzam , hicaz , rast , uşşak , hicazkar , kürdi, kürdilihicazkar falan filan ver diyince verir biriki şarkı söylerim. Hatta kendimce taksim bile yaparım. Müthiş bi taksim olmasa da o anki duygumu alır benden. Yeter bana. Bu garip bişey işte.
Bazi insanların duygusu notanin çok önunde bişey. Eski dedelerden en sevdiğim yanılmıyosam zekai dede olması lazm nota bilmezmiş. Düşünün ki nota bilmeyen adamın makamı ve besteleri var. Ayinleri var. Mevlevi ayini. Ve bu ayinlerde inanilmaz derecede ayarlar veriliyo müzikal olarak.
Nota duyguyu öldürür diye bir söz vardır bildigim. Bence kaliteli müzik diye bisey vardır. Ve içten gelen , duygu dolu bi müzik notayla yapılmasa da güzel olur. Ve bi noktaya kadar bencede nota gereksizdir. Ve bencede nota duyguyu öldürür. Ama bi noktaya kadar.
iskender Pala'nın son dönemde çıkardığı ve adına nasıl başlık açılmadı diye hayret ettiğim muazzam kitaptır. Biraz bilgi vereyim.
Tam bir başucu kitabıdır. Kitabın konusuna değinecek olursak Hz.Ibrahim (a.s.) ateşe atılacağı sırada yanına gelen bir bülbül ile başlıyor hikaye. Aralarında muazzam bir muhabbet geçiyor. Ve sonra ateşe düşünce ortalık gül bahçesine dönüşüyor. Ibrahim (a.s.) diyor ki : " Allah bana halilullah makamını , sana da bu güller ve bahçeyi hediye etti. " Bülbül buna çok sevinip güllere aşık oluyo. Bülbülle gülün aşkı ordan başlıyo ve gene Ibrahim (a.s.) , en güzel gülün daha açmadığını , yıllar sonra açacağını haber veriyo. bülbülde Allah'a dua edip kendisini onun zamanına kadar onu görene kadar yaşatmasını istemesni söylüyor. Ve o zamana kadar o gül için kırk şarkı yazması şartıyla dua ediyor. Ve serüven böyle başlıyor. Bu doğrultuda Hz.Muhammed (s.a.v.)'in hayatı , dönem şartları ve dahi düşüncelere kadar bir çok şey iskender Pala'nın müthiş edebiyatıyla anlatılıyor. Kesinlikle okunmasi gereken bir genel kültür kitabıdır. içerisinde okuyanlar bir hikaye , bir roman , bir tarih kitabi, bir siyer kitabi , bir ansiklopedi , bir biyografi ve bir şiir kitabı bulacaklar.
Ben ilk baskısını 20 tl ye almışım. Fiyatı değişmemiştir. Çıkalı da çok olmadı. Sevenlere tavsiye edilir.
Birbirnden farklı ve birbirine çok karışan iki durumdur. Gitar çalmak yada entrüman çalmak o enstümana tam manasıyla hakim olmak demektir. yani mi telinin 3 perdesi soldür. La telinin 3. Perdesi do dur. 12 Perde aynı sesleri verir falan gibi tüm seslerin tüm perdelerden en azından isim halinde bilip bir serkan yadsıman gibi hakim olmak demektir. Tabiki o virtüöz ama demek istediğim anlaşıldı.
Yani elimize gitar alıp bir la minör , mi minör , fa majör akoruyla üç dört şarkı çalıp " vooo bon gotor coloyom " diye gezmeyin ortalıkta. Ben yaptım. Hatadır. Öğrenin bok gibi kalırsınız.
incisözlükte bulunan hikayelerin en kral olanlarını kapsamaktadır. benim gördüğüm en kral hikayesi sonradan filmi de çıkan incisözlük korkunçlu hikayedir. quanttum adlı yazarın yazdığı ve okudukça tüylerimi diken diken eden , gerçek olma olasılığı yüksek müthiş bir hikayeydi. hala bilmeyenler için buyrun.
bu arada filmi de vardı ismini unuttum. filmini izlemeye gittim. vasat bir film. sadece buradan senaryoyu okuyun. altınıza sıçırır. fakat yeni hikayeleri de takip ediyorum.
leblancdemarco adlı yazarın yazdığı hikayeyi takipteyim. oda hiç fena değil. gayet kafa bi yazara benziyo. son anısıyla gerçekten hüzne boğdu. kalemi güzel. devamını bekliyorum. bi göz atıyım diyenleri için buyrun :
hemen editi mi şuraya bırakıyım. en kral hikayeler başlığı altında incide de başlık mevcut. başlık çalıntı diye gelmeyin yani bu benim için en kral hikayeler kısmıdır. quanttum'um hikayesini tek geçerim. daha da var takipte olduğum hikayeler ama bozmazsa yazarım buraya gene. varsa harbi hikaye pm beklerim gönderin okuyum heycanlı oluyo.
- ya şimdi asla yanliş anlama beni. Yani çok iyisin senle olmasını çok isterim ama. Ben sana göre değilim. Hak ettiğini veremem. Üzerim seni biliyorum kendimi.
Yada hiç olmadı en garantisi
-sen çok temizsin bana göre. Benim geçmişim çok kirli. Sana bunu yapamam.
Sözlük yazarlarının ortak yönleri diyede tabir edilebilir. Öncelikle şunu söylemek gerekir ki bir sözlük yazari sigara içiyorsa , çayın yanında mutlaka sigara yakar. Ve eğer sigarasız içtiği bir çay varsa o çayı boşa gitmiş sayar.
Ve genelde sözlük yazarları banyo zamanlarını osbir takvimlerine göre ayarlarlar. Yani banyo yapmak için cenabetlik şartı ararlar. Cenabet değilse banyo için bi sebep yoktur. Eğer kirli bişey falan yaptıysa ve banyo zorunlu hale gelmişse mutlaka osbir çeker. Yani o banyoda mutlaka abdest alınır. Osbir cekilir. Banyo öncesi cenabetlik şartı tamamlanır. Aksi halde banyo boşa girmiş sayılır.
Hiç saçlarım yağlandı diye banyo yapmadım. Evet itiraf.
Üst düzey öğrencidir. Hayallerimin banka hesabı. Bizim bi arkadaş aynen böyleydi. Cebinde on lirayla gezer ama istediği zaman istediği yere girer istediği naneyi yerdi şerefsiz. Tipini siktiğimde ne ortam ne karı kız ayağı vardı. Harcamaz harcatmazdı parayı. Yaptığı en büyük ortam eski ilkokul arkadaşlarıyla buluşup kıymalı pide yemek. Düşündükçe tüylerim ürperiyo.
eski tasarımla eski inci ruhunu tekrar yaşatmak için taze taze yepisyeni süpersonik sözlük sitesi. incide reklamını yaptığım için serkancığım beni banlamış. sözlüğünü çalsam anlardı da yeni bişey yapıp milleti davet edince yadırgadı tabi şerefsiz herif. neyse.
sözlükteki incici panpalarımı bekliyorum. eski inci ruhunu canlandıracaz ve o eski muhabbetleri tekrar hortlatacaz diyeniniz varsa buyursun gelsin. olmaz diye bişey yok. ilklerden olursanız "bu sözlüğü ilk kurduğumuzda 3-5 kişiydik. şimdi 10 binleri aştık" diye havanızı atarsınız. hep söylemek istemişimdir. üye olun. çaylak konumunda olursunuz. nickinizi pm atın. yazarlığınız onaylanır. bu da benden incici panpalarıma yada uludağdan sıkılmış panpalarıma kıyak olsun hayde.
sıçmadan hemen önceki uzun osuruk anıdır. o osuruk uzadıkça alınan manasız haz da artar. içinde bir gram anlam olmayan bir huzurla dolar sözlük yazarı.
serkan dediğimiz adam piçin biridir arkadaşlar. kendisinin ne mal olduğunu anlatmaya kalksam her iki sözlükten de silik yerim. dün gece incide takılmış olanlar bilir zaten neler olduğunu. bi çok arkadaşım gibi bende girdim ne var ne yok döktüm eteğimdeki taşları. neler çıktı ortaya neler. serkan inci denen piç zamanında "bu sözlük benim emeklerimle ayakta duruyor. yazarların hiçbir katkısı yok" diyerek tüm incicileri yok saymış , tüm o sikertmeleri , destekleri bi çırpıda silmiş atmış göt kalkıklığı etmiş bi adamdır. ve buna rağmen dün gece bir anda "vay ben sizin için teyy hataylara gittim geldim. sizin bi sikertmenize bi up up up 'ınıza bu alemin alayının anasını sikerim" falan diye mesaj atıyo sözlüğe. ulan yer mi halis incici bunları. yeni aldığı yazarların alayı yedi ama. 13-14 yaş kitlesindeki piçlerin hepsi gitmiş tt yapmışlar bunu. hemen götü kalktı tabi gene.
aslında bakarsan serkanın ne genel kültürü , ne programlama dili bilgisi , nede zall kadar yazımı vardır. zall'ın hiçbir şeyi olmasa bile sözlüğü kuracak beyni olması (her iki sözlüğün alt yapısı oluşturan sözlükspot'tan bahsediyorum) ve buna müteakip bi ağırlığının olması bile serkanı siker atar.
dün bide 13-14 yaşındaki bebelerle bi taşak geçiyo görmeniz lazım. dün mesaj atıyo sözlüğe ki "sizin bi mesajınıza kalkıp taa hataya gitmiş adamım bunuda hiçbir yerde reklam etmedim" diye. lan kimle taşak geçiyon ? hataya gitmek demek osbir çekmek demek. bilmiyo muyuz hatay plakasını. zamanında aramızda dönderdiğimiz geyiği şimdi liselilere yediriyo. sazan.avi nin amına koyuyo. sonrada hiç bi yerde reklam etmedim diyo.
neyse efendiler. zall dedim geçtim. hadi görüşürüz.
şöyle ki gene uzun soluklu rüyalarımdan birine geçtiğimiz haftalarda başladım. bir tane esmer güzeli karanlıkların içinden yanımda beliriyor ve afet-i derya güzelliğiyle beni baştan çıkarmayı başarıyor. biraz takılıyoruz. kafelere felan gidiyoruz. ortamlar falan derken uyanıyorum. ertesi günlerde gene uyuyorum. böyle yataktayken telefonuma bi mesaj geliyo. bakıyorum bu kız. işte napıyosun falan. çıkıp dolaşıyoruz gene. sonra kızı bi bahaneyle evime getiriyorum. evde oturuyoruz takılıyoruz falan derken işler kızışıyo. biz yatıyoruz bi güzel. sonrada yatıp uyuyoruz tabi.
sonraki günlerde bu kızı bir kaç kez daha gördüm rüyada. evde takıldık. sinemaya gittik. bir kaç kez daha birlikte olduk. sürekli , devamlı ve hızlı bi ilişkimiz vardı. ta ki 2 gün öncesine kadar.
dün gene rüyadayım. telefonuma bi mesaj geldi. konuşmamız lazım diye. dedim hayırdır acaba hiç böyle ciddi mevzulara girmezdik ama. nedir böyle falan ayrılıyoruz mu diye bi inceden işkillendim. gittim yanına. her zaman ki yerimizde oturduk gene. işte nası söylesem bilemiyorum falan diye girdi mevzuya sonra ağlamaya falan başladı. la dedim ne ağlıyon. söyle insan gibi ne söyleyeceksen. kendine gel falan derken pat diye ben hamileyim demesin mi ? ulan kızla daha 3 rüya ya seviştik ya sevişmedik. kız hamile kalmış. nasıl olduğunu bende anlamadım. zaten uyanınca bakıyodum donda bi ıslaklık yoktu benim. duş falanda almıyodum o yüzden bişey olmamış diye. demek ki gene yapacağımı yapmış bilinçaltıma boşalmışım. nası olduğunu inanın bilmiyorum. şimdi kara kara düşünüyorum. yani kızla ilişki ne olacak ? acaba terkedip bıraksam mı beyler ? bi daha uyumazsam görüşmeyiz amk. ortada kalır. beni de daha nerde bulacak ? gündüz de gelemez ya. hayır evlenelim desem. evlenemeyiz. bütün aile hep beraber uyuyacaz da , gidip kızın ailesiyle tanışacaz falan da sonra nişandır şudur budur çok uzun iş. ne yapıyım bilmiyorum. bi akıl verin. sizinde başınıza gelebilir.
ne zamandır eğitim için dışardayım. döndüğümde gördüm ki babam her zaman ki gibi niteliksiz bir elemanı bulup getirmiş muhasebeye. ulan bunlardan çektiğim kadar hiç bişeyden çekmedim. şöyle ki kardeşlerim çocuk liseli arsız bela dinleyen tiplerden. saçlar başlar , loser pantolonları falan o biçim. ama caps lock ile tuş büyütmeyi bile beceremiyo. yani bu kadar niteliksiz. şuan içerde babamla birlikte ba-bs lerin form ve makbuzlarını bilgisayara kaydediyolar. çocuk biraz öğrensin diye en azından sistemden dosya kaydetmeyi gösteriyoruz. yahu çıldırıp içerdeki bilgisayara koşup entry giresim geldi. valla kahkaha atacaktım zor tuttum kendimi. yapacağı tek şey orda ba yazıyo. bu ba değil bs yapacak. a yı silip s koyacak yerine enter a basacak. sadece bu. 5 dakika oldu şuan. ve her yeni mükellefte tekrar tekrar tarif ediyoruz a yı silip s ye basacağını. bunları ilk elime aldığımda 2 dakkada 15 taneyi kaydettim. babam bi tek "yavaş olum hayvan gibi girişme klavyeye" diye uyarıyodu beni. biz mi fazla abazanız yoksa yeni nesil mi mal yetişiyo anlamıyorum. valla bu kadarı çok büyük mallık. yani tamam bilmiyo olabilirsin de sabahtan akşama kadar pc başında karı kız kovalıyosun uyanık. bilmiyomuyum içerde ben yokken feysi açıp arkaya arsız attırdığını ? youtube'a girdikçe geliyo zaten sıfatsız senin yüzünden. sırf bu yüzden işten atacam namıssızı.
şöyle ki Yunanistan'daki olayları biliyosunuzdur. bilmiyosanız araştırın derim. yakın zamanda ab desteğini kesecek. euro'nun yükseleceği kanaatindeyim. orda ki olayları boşver. türkiyede dış ticaretin durumuna baktığımız zaman satışların çoğu euro üzerinden. dolar üzerinden yapılan alışverişlerde ihracatçı firmalar mutsuz. devletten bir kaç kez istekte bulunmuşlar sendika olarak yada federasyon olarak birliğin ismini bilmediğim için çok şey yapamıycam burda. geçenlerde ekonomi sayfasında okudum. dediğim gibi dolar zaten para etmiyor. gündelik hayatta bizim kazandığımız 300-400 lirayı dolara çevirip bekleyip 2 den alıp 2.50 a satınca kâr ettim diye bakmıycaksınız olaya. bu piyasa 0.01 kuruş bile çok büyük kazanç sağlar. çünkü ihracatta genelde küçük rakamlar olmaz. o yüzden 0.01 lik bir oran bile devasa milyonlar demek olabiliyor bazen. neyse işin bilgi kısmını geçersek durumdan şikayetçi ihracatçılarımız. devletin ihracata çok fazla ihtiyacı var. hele ki bu dönemde. ihracattan aldığı vergiler falan felaket derecede rahatlatacak devleti ve önümüzdeki seçimde de verdiği bu destekle göğsünü gere gere havasını atabilecek mevcut hükümet. bu sebeple önümüzdeki günlerde ihracatta euro üzerinden yaptığımız satışların artışı için euro nun kur değeri yükselecek.
bunu mantıklı bulmayan arkadaşlar için daha ayrıntılı açıklayım. şimdi sizin bir firmanız var. ve ihracat yapıyosunuz. bende devletim. bu ay sadece ocak ayında 50.000 euro luk bi ihracat yapacaksınız. euronun şuanki kur değeri 2,6835776 TL . yani sen 134,178.88 TL lik ihracat yapacaksın. bi sonraki ay ben devlet olarak euronun kur değerin 2,68 den 2,70 TL ye yükselteceğim. Merkez bankası aracılığı ile oluyor tabi bunlar. sen aynı şekilde gene 50.000 euro luk ihracat yapacaksın. ama bu sefer kazancın 135,000 TL olacak. ikisini birbirine oranlayacağım bakalım ne kadar artış sağlamışsın. hesaplarıma aşağı yukarı %1,006 artış sağlamış olacaksın. seçim öncesi ben diyeceğim ki " değerli vatandaşlarım! yaptığımız ekonomi politikalarıyla (0.02 kuruşluk euro artışı) ihracatta büyük hamleler yaptık. sadece 1 firmamızın sadece 1 aylık ihracatında taaaam %1,006 lık bir büyüme kaydettik." müthiş bir övünç kaynağı. sadece 0,02 lik bir kur oynaması ile bak ne elde ettim ?
tabi bunu sadece tek firma üzerinden düşünme. türkiyede ihracat yapan sayısız kurum var. ve bu kurumların 1 seferdeki ihracat toplamı 50.000 tl nin çok çok çok üstünde. bunu aylık ve yıllık rakamlar halinde düşün. ve bunları birbirine oranla. o zaman oran %1,006 dan çok daha fazlaya çıkacak. düşün. sadece 0,02 lik bir kur artışı. 1 kuruş bile değil. yarım kuruştan daha az. neler yapılabileceğini aklın hafzalan alamaz. küresel boyutta düşündüğün zaman felaket rakamlar çıkacak ortaya. ve o nedenle devlet bu fırsatı gözden kaçırmayacaktır. kaç kuş vuracağını sen düşün. rakamlarla konuştuğu için herşey ortada olacak.
yani özetle eğer birikmişiniz varsa götürüp derhal euro alın. yakındır bu aralarda bir yükselişe gidecek. belki büyük belki küçük. ama yükselecek. emin olun.
vileda reklamında geçen eşşeğin tanımlanamayan amacıdır. nedir bunun amacı ? neden orada ? nedir olum anlatın biriniz. ne alaka amk ?
ilgili reklam için : https://www.youtube.com/watch?v=Y7I9VgaSnlY
bizim nine açmış tv izliyodu. bende yanında dururken dedim bakınıyım biraz bari. vileda reklamı çıktı. o arada gözüm takıldı ekrana bi eşşek geldi. yani alakasız bişey. lan dedim trollkrali'yiz tamamda noluyo olum halisünasyon falan mı görüyorum dedim. hemen internete girdim. meğerse halisünasyon değilmiş. var öyle bi eşşek. tamam da neden var ?
Düzce , bolu ve çevresinde minübüse binecekken şoföre "ne zaman kalkar abi ?" Sorusunu sorunca alacağınız muhtemel cevaplardan. Dört beş ay bunu tercüme etmeye çalıştım. Herşey tamam da "abüsününg" nedir ?
Boluda "abisününg" , düzcede "abisini" diye sesleniyolar. Ankaradaki "bebe" lafı gibi.
Not: Bu aralar alışılmışın dışında bilgi içeren başlıklar açıyorum ya hadi hayırlısı bakalım - trollkrali
Acısı fazla olmuyor. Sırf adam gibi bi başlık açmak için bikaç saat önce temizlettim. Meğer hastanenin wifisi varmış. Hastaneden sıcak sıcak anlatayım.
Öncelikle öyle diş temizletme dökülür incelir falan onlar safsataymış. Sordum zararı olmaz dediler. Özel hastane burası. Parasıyla konuşturdum. Acısı fazla olmuyor. En fazla acısı diş fırçalarken diş etine değen diş fırçası acısı gibi. 22 senedir dişlerimi senede bir iki kez hariç hiç fırçalamadım. Doktorlar görünce çok şaşırdı ama sanırım en büyük övünç kaynağı bu oldu doktorun. Bembeyaz oldu dişler.
Yaptıracak arkadaşlar için bilgi vereyim. 100 tl ücret aldılar. Su ile birlikte çalışan ince matkap cinsi bişeyle ince tarafları aldılar. Daha sonra süpürge gibi biraz daha kalın bi fırça ile diş üstleri temizleniyor. Bundada ağzınıza nane esansı geliyor. Mideniz bulanmıyor. Ve kanı tükürene kadar görmüyosunuz. Melek yüzlü sahtekar hemşire tükür hadi dedi gülerek. Bende herşey güzel sanıyodum. At kanı gibi kan dolmuş ağzım. Bu sizi korkutmasın. Dişlere ilk defa fırça değdiğinden kanadı öyle. Şaapmayın.
Yalnız bunlar özel hastane muamelesidir beyler. Devlet hastanesindeki fakirler ne yapar ne eder bilemem. Diş doktorundan böbreksiz çıkan var. Nemelazım diyosanız gidin verin 100 kaaat temiz temiz 15-20 dakkada tertemiz çıkın.
Edit: eksiyi atan namussuz beni bulsun. Yatacak yeri yok onun.
bugün ki yumurtalarını vermişler gene. bazıları kuluçkaya yatmış olsa gerek ki pek sesleri çıkmıyor bu aralar. davranışları adına da ayrı bi başlık açar o başlık altında inceleriz burası yeri değil. geliyor efendim sıcak sıcak buyrun.
"o Kadar dargınım ki bazılarına , nazar olsam onlara değmem. o derece......."
(ya sen dur aman birilerine falan değme canını yerim kendini yorma sen. )
"Beni tutabilene aşık olacağım diye olduğum yerde kaldım ;)"
(hani bi söz var s.kermisin sabaha mı bırakırsın diye.)
"Tövbe ettik geçen ama kafamız katliam. Bir daha kimseyi öldürmeyeceğiz dedik, içimizde. Yaşatmayacağız da. O kadar büyük sevmeyeceğiz, ama kafamız cinnet."
(yanınızda alper tunga'yla *orgeneral ilker başbuğ'da var mıydı ? yoksa sadece arkadaşlar arasında bişey mi bu ? şöyle bi cevap versem ne olur acaba tepkileri. notumu aldım daha sonra deniycem)
"disari cikmadan geciremezdik bu gunumuzu teyzem beni hep oynatir kiii"
(küçük bi çocukla kar altında çekilmiş bi resmin açıklaması. çok tatlısınız eyvallah da beni hep oynatır kiiii gülücük gülücük öpücük kalp nedir ? 22 yaşında kızsın. demin ki adamlık insanlık içeren sözleri sen yazmışsın. şimdi böyle sevimli küçük yaramaz aptal kızı oynayıp "oynatır kiiiii severim kiiiii" diye kiiii lerle konuşmak nedir ?)
istemsizce çıkagelen duygu yoğunluğudur. nedendir bilinmez. bir cenaze merasiminde bulunurken herkesin ağladığı göz yaşı döktüğü bir ortamda durursun. yanılmıyorsam couple adlı bir ingiliz dizisinde de işlenmiş ve harika anlatımla özetlenmiş durumdur. bardakların üst üste dizilmesi ile anlatılmıştır. her bardak bir gıdıklama gibi gelir bilinçaltındaki. her an biraz daha gülmeye başlar insan. kendini gülmemek için sıktıkça içerden hadi hadiiiğğğğ diye gelen enişte sesi böğürür de böğürür. en sonunda patlar insan ama. kimi kapıya kimsenin göremeyeceği bi yere yetişir. kimi yetişemez. ama en anlamsız ve en keyifli gülüşlerden biridir bu. güldükten sonra 1-2 saniye düşünür insan niye güldüğünü.
teoman tarafından tarafımıza atfedilmiş güzide şarkı. ne zaman dinlesem huzur bulurum. bir muhasebeci düşünün. gözleri yaşlı. dosyaların içinde kaybolmuş hesap makinesi ile. hesap planında kaçak bir hesap arıyor ki bir an önce tüm hesapları devrede devrede çıksın işin içinden. ve şu ayın işlemleri bitsin. 24 ü gelmek üzere. ay sonuna yetişmeyecek. falan derken. teoman arkadan usul usul çalar :