--spoiler--
diktatörlük, yasama ve yürütme ve hatta yargı kuvvetlerinin tek bir kişinin veya gurubun elinde toplandığı bir rejimdir. diktatörlükler tanımı gereği, demokratik rejimler değildir. bununla birlikte bazı diktatörlükler, kendilerinin demokratik olduğunu iddia ederler ve bunu göstermek için düzmece seçimler ve halkoylamaları düzenlerler. bu seçimlerden ve halkoylamalarından devamlı olarak iktidardaki kişi veya grup galip çıkar. bu tür diktatörlüklere plebisiter diktatörlükler denebilir.
--spoiler--
kaynak: kemal gözler, anayasa hukukuna giriş, bursa ekin kitabevi yayınları, dördüncü baskı, 2004, s.82-110
http://www.ikihayirbirden.com/index.php sitesinde başlayan kampanya
--spoiler--
Demokrasi mi statüko mu denklemine hapsolan siyasetin kilidini açacak olan eşitlik ve özgürlük eksenindeki bir toplumsal mücadele ihtiyacı anayasa tartışmalarında da ortaya çıkmış durumda. AKP'nin güya 12 Eylül ile hesaplaşma adına onun yöntemine, özüne ve ruhuna sadık kalarak yaptığı ve kendi iktidar alanını genişletme çabasının ürünü olan anayasa değişikliğine karşı net bir karşı duruşla birlikte statükocu milliyetçi güçlerden de kendisini ayıran 'başka türlü bir hayır' çizgisinde birleşiyoruz.
Biz 12 Eylül'de 2 Hayır birden diyoruz.
AKP anayasa değişikliği ile kendi tekelci iktidarını kurmak; piyasayı ve cemaatleri sınırlandırılamaz ve yargılanamaz kılmayı amaçlıyor. 12 Eylül faşist anayasası bu değişikle yenileniyor ve kuvvetlendiriliyor. 12 Eylül'ün ve onun ürünlerinden birisi olan AKP'nin anayasası ile hesaplaşmak için referandumda 2 Hayır birden diyeceğiz. 12 Eylül Anayasasına da AKP'nin anayasasına da HAYIR. Demokratik, eşitlikçi ve özgürlükçü bir anayasa istiyoruz. Bunu ancak mücadele edenlerin, kendi elleriyle yazacağını biliyoruz.
--spoiler--
bugün * deniz feneri davasını kastederek: Kim olursa olsun, hangi kuruluş olursa olsun yardım paralarını başka amaçlar için kullananlara müsamaha göstermeyeceğiz. Hukukun işletilmesi konusunda en küçük bir tereddüdümüz olamaz demiş.
gaziantepin şehitkamil ilçesindeki bir bulvarın adıdır. insan düşünmeden edemiyor kürşat tüzmet bir bulvara adı verilecek kadar ne katmıştır bu ülkeye. eğer yaptı ama biz bilmiyorsak partisi hala hükümetteyken o neden bakanlıktan alınmıştır.
Benim bu tekelden ölüm çıkacak,
Ölüm çıkacak kesin.
Beni almak için nişanlım üç bin ceset torbası getirsin.
Benim bu tekelde fermanım kesin,
Kararım kesin,
Benim başımı, günde üç kere kesin,
Başım herkesin.
Bafra’da başladığım yatak örtüsünü,
Bitlis’te bitirememişim,
iğneden ibrişimi geçirememişim,
Ama geçecek kesin.
Pembe sümbüller işliyordum uçlarına,
Al yeşil meyveler, biberiyeler,
Süt kaseleri ki herkes içsin, herkes yesin.
Önlüğümü makasla kesin,
Gelinliğimi, duvağımı fabrikaya asın,
Asla tutulmasın yasım,
Bu adamlar Anzavurdan Anzavur,
ANZAVURUN YOLLARINI KESiN.
Bu polis hangi polis,
Biber gazı sıkıyor gözlerime,
Bu hükümet kimin hükümeti?
Satıyor mübarek memleketi,
Yıkılmak yok, düşen kalkacak
Bu kesin kesin.
başlığa bakıp aldanmayın benim ki tamamen kehanet ama unutmamak gerekir ki burası türkiye
kehanet odur ki; tekel işçilerinin ısrarlı ve inatçı direnişlerinin devam etmesi ve bu direnişin toplumun farklı kesimlerinden destek görmesi ve akp yi giderek daha zor bir duruma sokması nedeniyle* taraf, vakit, zaman ve bilumum yandaş medya tarafından ortaya atılacağını düşündüğüm haberdir.
ve bundan önceki haberlerde olduğu gibi bir sürü şey sanki olmuş ve gerçekmiş gibi söylenecek ama cümleler hep "iddia edildi" , "olduğu öğrenildi" tarzında muğlak ifadelerle bitecek.
haber hızla diğer yandaşlar tarafından kopyalanıp süslenecek. hatta cumhuriyet mitingleri ile tekel direnişini örgütleyenlerin aynı kişiler olduğu haberleri çıkarılacak
an itibari ile akşam gazetesinde gördüğüm haberdir. AB ye girmek için böyle yapmak gerekiyormuş. dur bakalım daha neler göreceğiz / duyacağız dedirten hadisedir.
ayrıntılar.
--spoiler--
AB'ye uyum kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri sınırdan çekiliyor. Sınır güvenliği içişleri Bakanlığı'na bağlı sivil personelden oluşan yeni bir teşkilata devredilecek. Meclis'te bekleyen Silah Yasası ile bu yeni sivil birlik, asker gibi ağır silahla donatılacak
Türkiye'nin sınır güvenliği, Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) alınarak içişleri Bakanlığı'na veriliyor. Böylece yıllardır asker tarafından yürütülen 'sınır güvenliği' görevi, içişleri Bakanlığı'na bağlı özel eğitimli sivil personelden oluşacak yeni bir teşkilata devredilecek. AB uyum kapsamında yapılacak yasa değişikliğinin ardından, asker, sınır güvenliğinden çekilecek ve yerine profesyonel personelden kurulu sivil kolluk gücü geçecek.
50 BiN PERSONEL ALINACAK
Askerin 'sınır güvenliği' görevinden çekilmesi kademeli olarak gerçekleşecek. Yeni teşkilat ilk etapta 50 bin personelden oluşacak. Yeni sivil kolluk gücü, askerin kullandığı ağır harp silahları ile donatılacak. Silah Kanunu'ndan değişiklik öngören ve TBMM içişleri Komisyonu'ndan, Alt Komisyon'a havale edilen tasarıda yer alan düzenlemede, sınır güvenliği için kurulacak yeni sivil kolluk gücünün ağır silahlar alabilmesine imkan tanıyacak açık kapı bırakıldı.
5. MADDEYE iNCE AYAR
Silah Kanunu'nun, roket atar, makineli tüfek ve top gibi ağır silahların ithalini düzenleyen 5. maddesinde önemli bir detay bulunuyor. Mevcut yasal düzenlemede, ağır silahların Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Milli istihbarat Teşkilatı (MiT), Emniyet ve OHAL Valiliği tarafından ithal edilebileceği açıkça yazarken, yeni düzenlemede bu kuruluşlardan yalnızca MSB, TSK ve MiT'in ismi yer aldı. Bu tanımlama, yeni kurulması planlanan sivil sınır güvenliği teşkilatının, harp silahı alımında kanundan kaynaklanan bir sıkıntı ile karşılaşmaması için yapıldı.
GENEL KOLLUK VURGUSU
Yeni düzenlemede, harp silahı ithal edebilecek MSB, TSK ve MiT'in dışındaki diğer kuruluşlar 'Genel Kolluk' ifadesiyle tanımlandı. Bu ifadenin, ilk aşamada 50 bin personel istihdam edilmesi planlanan yeni sınır güvenliği teşkilatını da kapsadığı belirtiliyor.
BAĞIŞ AKŞAM'A AÇIKLAMIŞTI
DEVLET Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, bir süre önce AKŞAM'a Türkiye'nin sınır güvenliğinde AB standardına ulaşmak için 50 bin kişilik özel bir güvenlik gücü kurma hazırlıkları yürüttüğünü söylemişti. Bağış, ABD'nin Meksika ve Kanada sınırlarını koruyan 'Border Patrol' sistemine benzeyeceğini açıkladığı yeni sınır koruma gücünün asker ve polisten farklı bir birim olacağını vurgulamıştı.
VAN KARAKOLU KALKIYOR
AB'YE uyum çerçevesindeki bu düzenlemeler kapsamında Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlayan askeri birlikler arasında en dikkat çekici konuma sahip Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı'nın kaldırılması gündeme geldi. Bu birlik, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan aldığı yetki devri ile halen iran - Irak ve Suriye sınırının bir bölümünü koruyor. Yeni sınır güvenliği teşkilatının kurulmasının ardından Van Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı da, görevini kademeli olarak devredecek. Demokratik açılım çerçevesinde yürütülen çalışmaların, sınır güvenliği ile ilgili gelişmelerin takvimi açısından belirleyici rolü olduğu vurgulanıyor.
--spoiler--
şunu da ilave etmek gerekir ki kemalizmin kurucu atatürk zamanında "filistine el sürülemez" demiştir. ama tarihin hiç bir döneminde cemaatçiler vatanın parçalanmasını umursamamıştır.
odatv.com tarafından yayınlanan haber aynen şöyledir.
Türkiye'nin AKP iktidarı işbaşına geldiği 2002 de toplam 129.5 milyar Dolar olan dış borcu 7 yılda yüzde 112 oranında artarak 273 milyar Dolara ulaştı.
Türkiye brüt dış borç stoku, 2009 yılının üçüncü döneminde (Temmuz Ağustos Eylül) bir önceki döneme göre yüzde 1,8 artarak 273,5 milyar dolara çıktı.
Hazine Müsteşarlığından yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin brüt dış borç stoku 2009 yılının ikinci çeyreğinde (Nisan Mayıs Haziran) 268,6 milyar dolar idi.
2009 yılı Eylül ayı sonu itibarıyla, özel sektör borçlarının toplam dış borç stoku içerisindeki payı 176,3 milyar dolar ile yüzde 64,5 ve kamu kesimi borçlarının payı 83,5 milyar dolar ile yüzde 30,5 oldu. Merkez Bankası borçlarının toplam borç stoku içerisindeki payı ise 13,6 milyar dolar ile yüzde 5 olarak belirlendi. Kamu idarelerinden oluşan Merkezi Yönetim dış borç stoku, 2009 Eylül sonu itibarıyla 74,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu miktarın 41,1 milyar dolar tutarındaki kısmı uluslararası finansal piyasalarda gerçekleştirilen tahvil ihraçları stokundan oluştu.
Merkezi yönetim dışında kalan mahalli idareler, fonlar, kamu bankaları, KiT ler ve diğer finansal olmayan kamu kuruluşlarının toplam dış borçları, 2009 Eylül sonu itibarıyla 8,9 milyar dolar tutarında gerçekleşti.
Bankalar borçlanıyor
2009 Eylül sonu itibarıyla kısa vadeli özel sektör dış borcu 44,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu tutar içinde bankacılık sektörünün payı 22,2 milyar dolar ile yüzde 50,3 oldu.
Özel sektörün 2009 yılı üçüncü çeyreği itibarıyla orta–uzun vadeli dış borçları 132,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Finansal olmayan kuruluşlar 95,4 milyar dolar ile uzun vadeli özel sektör dış borç stoku içinde en büyük paya sahip olarak belirlendi. Merkez Bankası uzun vadeli dış borçları, 2009 yılı üçüncü çeyreğinde 11,8 milyar dolar, kısa vadeli dış borçları ise 1,8 milyar dolar tutarında gerçekleşti.
2009 Haziran 2009 Eylül döneminde dış borç stoku, döviz kuru değişikliklerinden dolayı yaklaşık 6,4 milyar ABD Doları tutarında artış gösterdi.