he la he. emperyalizm de istemezsiniz mcdonalds da yemek yersiniz. bizzat şahidim geçen sene mcdonalds da yemeklerini yiyen grup kahrolsun amerikan emperyalizmi diyerek taşladılar. bu zihniyetten ne beklersin.
aslında sebepsiz değildir. insanın aklına komik bir şey gelmiş olabilir ama yolun ortasında gülümsemek biraz abes kaçıyor tabi. insan en saf en doğal haliyle vardır o an.
ne istediğini bilen, kafası çalışan, erkeğini üzmeyen kızdır. durum müsaitse ilgi gösterilir. gönlü yapılır. güzel sözler söylenir, çok abartmadan tabii ki. dozajı iyi ayarlamak lazım. "öff iyice yavşak oldu bu yaa" ile "odun, ayı, hayvan, öküz" arasındaki çizgiyi iyi korumak gerekmektedir.
mesela "ilgiiiiiiii!" mesajı yerine, "npysn .s" mesajı da atabilirdi. ikisi de aynı kapıya çıkıyor. ama bu kız şirret bir kaltak olmak yerine tatlı bir kedicik olmayı seçmiştir.
şimdiye kadar hakkında tek kelime etmemiş olmama şaşırdığım ve utandığım ozan. o ahir dünyaya el sallarken ben çok ağlamıştım üstelik. sanki kapı komşumu, öz amcamı kaybetmiş gibi. içim düğüm düğüm yıkılmıştım. bir daha kim 'zahidem' dediği anda gözlerimi dolduracaktı. kim o büyük mütevaziliğiyle ve babacanlığıyla sazını eline alacaktı. kimseye gönül koymadan 'biz bu sazla evliyiz' diyecekti. ne desem boş o bir ustaydı, yerine kimseyi koyamadı ya da biz koydurmadık. ama yine de şanslıyım ki onu canlı canlı dinleyebilmiş olanlardanım. şimdi videolarıyla, albümleriyle avunmak zor geliyor. yine en efkarlı ve yine en sevda dolu türkülerini dinleyerek geçireceğim günler var.
ne istediğime karar veremediğim için ve biraz canım sıkıldığı için içinde bulunduğum konuşma. ilk defa yüz yüze yapmadığım konuşma ayrıca. ilginç bişey, böyle istediğin gibi oynayabiliyorsun, karşıdaki kişiyi tanıyınca hangi cümlenin daha çok üzeceğini biliyorsun. sevdiğin halde biraz üzesin geliyo, zaten süresi dünyevi olaylar yüzünden belli olan bi ilişki, sırf bu yüzden karşıdakinde iz bırakmak için nefret ettirecek düzeye getirebilecek cümleler söz konusu oluyor. hoşuma gitti.
en popülerlerinden bir sözlük celebrity si ile bir haftadır beraberim. evet kesinlikle ormanda kaybolan penisimizi fotoşoplar büyütmüş, sorunsal falan hak getire ve evet magma çok sıcak.
sadece burada değil, memleketin tüm stadlarında yaşanacaklar beni şimdiden heyecanlandırıyor. artık yayınları mı kesecekler, hükümet karşıtı sloganlar yüzünden saha mı kapatacaklar. taraftarsız lig sezonuna geçebiliriz bu sene itibariyle.
eger su an bunu okuyorsa, gelsin bana anlatsin. valla bak. hatta lutfen. su an benim de seni dinlemeye ihtiyacim var. ikimiz de kazanalim iste. birbirini hic tanimayan iki insan bir anlasma yapsin. sen gel bana derdini, mutlulugunu, hayallerini, umutsuzlugunu ya da neyin varsa, nasilsan, icinde neleri tutuyorsan anlat. ben dinleyeyim. bu entry de bir sure sonra kendini imha etsin. ama sen yine de gel. hadi bak.
edit: inanmayin lan inanmayin, bunlarin hepsi yalan soyluyor. kimsenin anlatacak seyi yokmus. ya da hepsinin konusacak kimsesi varmis. her halukarda: bekledim de geelmedin, hic mi beeni sevmedin?
aman neyse ki entry kendini imha edecek dedim. istedigim kadar cirkinlesebiliyorum. oh.
evet, bana göre kariyerinde kazanma şansının bulunduğu son grand slam'e ikinci turda veda etmiş efsane. bu yaştan sonra bir grand slam de görebileceği en yüksek nokta yarı final dir ki onun için bile üst düzey bir performans sergilemesi gerekir. gelmiş geçmiş en büyük tenisçi kariyerini 17 grand slam ile sonlandırdı maalesef.
sözüm meclisten dışarı, iclerinde o esnafa o parayi kazandiranlari linc etmeye calisan bir takim embesil yiginini barindiran esnaf grubu.
bakin bakalim eylemlerden sonraki hallerine polisleri onlari ayakta tutup, evlerine goturecekleri ekmegi verecekler mi...
biz unutmuyoruz hicbirini.
vergileri oderken de fotograflayalim sizi.