gecenin üçünde yapılması pek bir sakıncalı olan eylem.
ev ahalisi gönül rahatlığı ile uyurken, siz musluğu kırıyorsunuz. bir de su boşa akmasın diye evin tüm suyunu kesiyorsunuz.
baba uyanıp kırılan musluğu ve diğer muslukların akmadığını görse hali ne olur?
ayıp lan !
aslında "seviştikten sonra referandumda verilecek oya karar vermek" olmalıydı. vay ben nidem, nerelere gidem. neyse.
seviştikten sonra, orgazm sigarası içerken referandumda verilecek oya karar vermektir.
geçen gün yine sevişiyorum. seviştikten sonra üzerime bir atalet çöktü ki sormayın. orgazm sigaramı içtim, sonra televizyon izlemeye karar verdim. bir baktım anayasa tartışmaları. hiç birini izlemeden televizyonu kapattım fakat sonra düşünmeye başladım; acaba hayır mı desem evet mi desem diye. aslında değiştirilen anayasa hakkında bir sikim bilmiyorum.
ne anayasının değiştirilen maddelerinin içeriğini bir kez okumuşluğum var ne de birinden dinlemişliğim var. düşündüm düşündüm karar veremedim. ama geçen gün imdadıma bizim yan komşu ahmet abi yetişti. bana "olm hayır de lan akp hazırladı bu anayasayı amına koyim." dedi. akp hakkında da bir sikim bilmememe rağmen "hayır" oyu kullanmaya karar verdim; ben ahmet abiye güvenirim arkadaş.
velhasıl kelam; ne akp hakkında bir sikim biliyorum ne değiştirilen anayasa maddeleri hakkında... yalnızca kulaktan doğma bilgilere sahibim fakat sırf arkadaşlarım arasında bir statü elde etmek için, artizlik olsun diye "hayır" oyu kullanmaya karar verdim.
sosyal ağ olarak adlandırılan bazı web sitelerinde görülen, arkadaşının profilinde paylaştığı gönderideki "beğenmek" anlamındaki "like" butonuna tıkladığı halde bununla yetinmeyip yorum olarak "seni like ladım yazan mal"dır.
"tahsildaroğlu benim peynirim" reklam sloganından türetilen, kemal kılıçdaroğlu'nu destekleyen kişinin veya kemal kılıçdaroğlu'nun reklam sloganı olabilitesi yüksek reklam sloganı.
arka sokaklar adlı dizide, engin baş komiserimizin; halkın kahramanının, bacağından vurulmuş halde yerde yatan suçlu kişiye söylediği cümle. velhasıl kelam, garip.
herhangi bir anket başlıkta, anketin cevabı olarak "atatürk" isminin kullanıldığını görmektir.
nedense, cevabı "atatürk" olan yazar, hem samimi hem düzenbaz gibi geliyor bana; kimin atatürk'ü gerçekten sevdiğini, kimin (+) oy uğruna yazığını anlamakta zorlanıyorum.
herkesin samimi olduğunu umuyorum.
not: anket başlıklarda "atatürk" ismini kullananlara karşı bir eleştiri değildir. sadece anlık bir düşünce, paylaşmak hoş.
sanmıştım ki, küçük bir bebek doğar doğmaz etiketlenmeyecek; bu bir ermeni-ingiliz-kürt-alevi-yunan...- çocuğudur denilip düşman olarak görülmeyecek. büyüdüklerinde, birileri tarafından beyinleri yıkanıp bir yerleri taşlamayacak o bebekler, örgütlenip etrafa dehşet saçmayacaklar. çeşitli materyaller hazırlayıp başka bir ülkenin liderine saldırmayacaklar. başka bir ülkeyi yıkmak, kaynaklarını sömürmek için çabalamayacaklar.
sanmıştım ki, birini sevip bağlandığımda, o da benim kadar sevecek ve bağlanacak. beni, onu düşündüğüm kadar düşünecek, onu arzuladığım kadar arzulayacak.
sanmıştım ki, saygı gösterdiğim kadar saygı göreceğim.
sanmıştım ki, yargısız infaza maruz kalmayacağım.
sanmıştım ki, hiç bir sebep yokken kimse bana zarar vermeyecek.
sanmıştım ki, hak ederek kazandığım bir şey, hak etmeyen birinin eline düşmeyecek.
çıkış tarihi 7 haziran 2010 olan, üç şarkıdan (parttan; part 1, part 2, part 3 şeklinde) oluşan, 41 dakika 50 saniyelik october falls albümü.
albüm daha çok the womb of primordial nature albümüne benziyor.
muhakkak dinlenmeli.
dişi insanları * tanımlamak için kullanılan üç kelime.
öncelikle bu üç kelimenin tdk'ya göre ilk anlamlarını yazmak istiyorum.
kadın: erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi.
bayan: kadınların ad veya soyadlarının önüne getirilen saygı sözü.
hanımefendi: saygı bildirmek için kadın adlarının sonuna getirilen veya adların yerine kullanılan bir söz.
üç kelime de aynı şeyi tanımlıyor. tek farkları kibarlık dereceleri.
bana göre "bayan" kelimesi pek kibar bir kelime değil.
"kadın" kelimesi fazla kibar olmasa da "bayan" kelimesinden daha kibar olduğu kesin. yalnız, "bayan" kelimesinin "kadın" kelimesinden daha kibar olabildiği durumlar da var. dolmuştayken "kadın, şu parayı uzatır mısınız ?" demek öküzlüktür mesela. "bayan, şu parayı uzatır mısınız ?" dediğiniz de daha kibar gözükürsünüz fakat tam anlamıyla kibar olamazsınız.
o yüzden çoğu zaman kullanılması gereken kelime "hanımefendi"'dir.
"hanımefendi, şu parayı uzatır mısınız ?" bakın ne kadar kibar oldu.
sözlükte de açtığımız başlıklarda "hanımefendi" veya "kadın" kelimesini kullanırsak daha iyi olur bence.
cep telefonuyla mesaj yazarken girilen garip şekillerdir. bazı insanlar mesaj yazarken yüz ifadeleri, telefonu tutuş şekilleri garip olabiliyor. örneğin; benim bir arkadaşım mesaj yazarken telefona bakmak yerine sinsi sinsi etrafı süzmeyi tercih ediyor.
sigara içmeyen anne babanın, sigara içen çocuklarına söylediği, haklı cümledir. ama lakin ki öyle değildir.
zaten sigara içen insan bir sürü kaynaktan sigaranın zararlarını öğrenebilir. hiç olmadı sigara paketlerinin üzerindeki yazılardan, sigaranın zararlarını kavramıştır zaten. yani "iyi bir şey" olmadığını biliyordur.
troll olarak adlandırılan, amacı sadece ortalığı karıştırmak, insanlarla eğlenmek, tepki çekerek egosunu tatmin etmek olan yazarlardan sıkılmış bünyenin sarf ettiği cümledir.
bizler bu yazarların açtıkları başlıklara entry girerek, entrylerini oylayarak amaçlarını gerçekleştirebilmelerine sebep oluyoruz. buna izin vermemeliyiz bence.
belki bu yazarların yazdıkları bazen komik oluyor ama ortalığı karıştırıyor.
o yüzden ben bu yazarların ekmeğine yağ sürmeyelim diyorum. *
ve herkesi don t feed the troll başlığını okumaya, uygulamaya davet ediyorum.
kişinin, içinde kendini bulduğu şiiri sahiplenme olayıdır. sanki o şiir, kişinin içinde bulunduğu durumu anlatmak için yazılmıştır. benim sahiplendiğim şiirler:
(bkz: üçüncü şahsın şiiri)
(bkz: biliyorum sana giden)
kendi yaptıklarının beş para etmemesinden ötürü, tuttukları futbol takımlarının yaptıklarını; yeni futbolcu transferleri vb. anlatmaktan keyif alan yazarların, sözlüğü çekilmez bir hale getirmelerine yarayan tartışmalardır.