moderasyonun sahip olduğu hak. işlerine gelmeyen entrylerin sol frame e yani sözlüğün vitrinine gelmesini engelleyebiliyorlar. bu sayede okunmasının önüne geçiyorlar. ondan sonra yok sansüre karşıymışlar yok bilmem neymiş. külahıma anlat.
işine gelince ak işine gelmeyince gök diyenlerin sülalesini seveyim.
herkesin aradığı formülü üç kelimeden fazla entryleri kimsenin okumadığı bir sözlükte yazmak ne kadar acı verici bilemezsiniz. belki de aşkın formülü yüz yıllar öncesinde açıklanmıştı da kimse okumadan heba olup gitmişti.
sen bu yazıyı okuyorsan şanslı azınlıktansın demektir. kopyala yapıştır deyip forward etmende bir sakınca yok. yalnız bir yere entrynin adresini de eklersen sevinirim. o kadar.
formül için sabırsızlandığını biliyorum. sabırsızlık iyidir. sabır da iyidir. ama hepsi kararında güzel. düşünsene bu formül ilk insandan beri bilinseydi neler olurdu ya da olmazdı mı demeliydim. ben söyleyeyim romeo ve jüliet, ferhat ile şirin, kerem ile aslı, leyla ile mecnun olmazdı. madam bovary ile dr. jivago olabilirdi belki bilemiyorum. ama şu var ki sabırsızlık etmekte haksızsın.
bu formül için insanlığın milyonlarca yıl trilyonlarca can harcaması gerekti. nerden düştüm ben bu aşka diye bokunu yemiş karga gibi düşünülen zamanları saymıyorum bile. üstelik ben neler çektim haberin yok. kaç kere aşık oldum kaç kere olundum işin garibi aşık olunca da aşık olununca da üzüldüm. aşık olunca kendi adıma, olununca karşımdaki adına. kaç şiir yazıp kaç paket sigara içtim hesabı yok. kaç tane aşk tanımı okudumsa beğenmedim. dur kaçma.
bu kadar ağırdan satıyorum ya sanma ki formülü buldum bulalı çok mutluyum. kafam karışık, huzursuzum. benim ideamla bulduğum şey örtüşmüyor hatta taban tabana zıtlar. olmamalıydı böyle diyorum ama belki de ben böyle olmamalıydım. her neyse kıymetli okuyucu madem bu kadar meraklısın hadi bakalım girişelim işe.
bu formülde iki değişken var. birincisi ilk kişinin menfaati ikincisi ikinci kişinin. ilk kişinin menfaatine x diyelim ikinci kişinin menfaatine de y. ve ilk kişi aşık olan olsun, a diyelim, ikinci kişi de maşuk olsun b diyelim. öyleyse değişkenlerimizi ax ve by olarak yazabiliriz. senin de gördüğün gibi değişkenlerimizin birbirleriyle alakaları yok. ama sıkma canını aşk da öyle bir şey zaten. hani bazı insanlar duyarsın biz bir elmanın iki yarısı gibiyiz derler, birbirlerini tamamladıklarından dem vururlar. işte o kişiler ax+by=1 eşitliğini sağlayan kişilerdir. ki mevcut veriler ışığında ideal aşk budur.
a kişisi tatmin edilmeyen bazı isteklerinin farkına varır ve aşık olmaya karar verir. (bu kararı bugün de güneş pek güzelmiş bari aşık olayım şeklinde düşünen eblehlere kafam girsin.) yukarıda x olarak ifade ettiğimiz karar verici kişinin menfaati o kişinin karakterine göre pek çok değişkenin bir fonksiyonudur. örnek vermek gerekirse maddi tatmin ($), manevi tatmin (mt), gelecekten beklentiler (gb), hayal gücü (hg), inançlar (i) vs. yani:
x=f($, mt, gb, hg, i, .....)
bu fonksiyondaki değişkenlerin birebir b kişisiyle ilişkili olduklarını vurgulamama gerek yok sanırım. şöyle ki; maddi tatmin dediğimiz olayın büyük kısmı b kişisinin fiziki yapısıyla alakalı. bilmem anlatabildim mi?
aynı olayın maşuk kısmına bakacak olursak vaziyet şöyle. bir a kişisi var ve ondan hoşlanıyor. hemen çarklar çalışıyor ve şöyle bir değerlendirme yapılıyor.
y=f($,mt,gb,hg,i.......) ne sanmıştın?
olayın özü şu: eğer;
ax>by=> b kişisi faydasını maksimize etmek amacıyla bu ilişkiye yanaşmıyor ki bu durumda tek taraflı aşk oluyor.
ax=by=> olay tamimiyle b kişisinin alternatiflerine kalıyor. daha iyi bir alternatifi olduğu sürece o iş yaş.
ax a kişisi aptaldır ki aptalların matematiği olmaz. ama o aptallıkla mutlu olması zor.
velhasılı kelam aşk matematik değildir. ama sen farkında olmadan bir sürü his, tecrübe, beklenti vs. senin aşık olmanı ve olacağın kişiyi büyük oranda etkiler. aynı şekilde aşkının kabul görmesi de karşı tarafın benzer etkenlerine bağlı.
dersen ki ağa sikerim ben böyle aşkın ızdırabını ben de derim.
en çok kızıl derililere yakışırdı amma ömürleri vefa etmedi garibanların. olsun. bizim abazan milletinden bir soykırım timi hazırlanıp abd lilerin soyu sopu tikilmek suretiyle soykırım yapılabilir. bu sayede üç bilemedin beş nesil sonra amerikan falan kalmaz. hem gayet de insancıl daha ne istiyorsunuz?
birbirine çikin kısa abazan diye çemkiren sözlük ameleleri.
diye olacaktı ki muvaffak olamadık.
bir insana çirkin diye hitap etmek nasıl aşşağılık bir ruhun tezahürü ise abazan diye hitap etmek de aynı kalibredeki bir iç dünyanın ürünüdür.
lan senin çüküm kadar boyun var ne konuşuyosun diyen erkekle pis abazan kırk tane kukum olsa birini sana siktirmem diyen karı arasında hiçbir fark yok.
dandik bir terbiyeye sahip olduğunu artık fark etmesi ve kendine çeki düzen vermesi gerekir. hem öyle salon erkeği gibi konuşmakla terbiyeli olunmuyor. ben ne istanbul beyefendisi gibi konuşan yavşaklar gördüm. yediremezsiniz ulan bana.
herkeste bir july hayranlığı. julicim aşşağı, julicim yukarı. adamın nikaltına 1100 tane entry girilmiş bir tane eleştiri yok. ne lan bu firavun gibi. mod olmasaydı görürdüm ben onu.
hem esprileri de hiç komik değil bence. muhtemelen entryleri hunharca patlatan mod da kesin odur. saman altından su yürütecek gibi duran bir niki var. july4th ne lan. ne ingilizce ne türkçe?
sözlüğün yaratıcı yazarlarının, ki siz onlara troll diyorsunuz, ekmek kapısıdır bu ergenler. yaratıcılıktan yoksun olduğu gibi anlamayan. nokta kadar beyni olmayan. bir bakınızla dünyayı değiştirebileceğini sanan embesil bir yaratıktır işte.
haksız olduğunu dün itibariyle ortaya çıkardığım dümbüktür kendisi. 58 olan karmamı bir entryle -5 e düşürdüm ki tahmin ediyorum daha da düşecek. ama bak hala yaşıyorum. hatta dün akşam bir afeti devranla tanıştım az sonra yemeğe çıkartıcam.
yandığının resmidir. sen çalış çabala. hatunu eve gelmeye ikna et. tabanca tutukluk yapsın. kirko değil ki bu düğmesine basınca vıjjjjt kalksın. bir sürü ruhsal bedensel kimyasal bileşken var hepsi aynı doğrultuda kesişecek de kalp kan pompalayacak da ohooo. periyodik bakılmarını yapıyomusun bakalım? hem belki o gün dalganın grev yapacağı tuttu. ne biliyon? hatunu eve atmadan önce denedin mi kalkıyo mu bu diye? denemedin tabi. müstehak sana. sen nasıl kıvıracağını düşün artık. film mi izlersiniz, pişpirik mi oynarsınız. eheh. daha da gelmez zaten o hatun senin eve.
eleman1: abi geçen laleli'de bi karı buldum. yemeye kıyamazsın.
eleman2: hadi yaa. nerde takılıyor?
parayla sevişmem diyen idealist dingil: lan olm. ne kadar hayvansınız ya. para verip de sevişmek hiç benim tarzım değil. hıh.
sanki götüm gibi hatunları yatağa atmak için dünyanın parasını harcamıyor hayvanat.
şimdi bugün malum cuma. düşünün ki bir çalışan öğle paydosuna denk geldiği için cuma namazına gidiyor. ama bekle allah bekle ezan okunmak bilmiyor. neden? başbakan gelecek diye. adamın yolda işi çıksa atıyorum büyük abdest gidermesi gerekse bütün cemaat beyefendiyi bekleyecek. ne yapsın bu adam. namazdan vazgeçip işine mi dönsün? yoksa inat edip namazı kılarak işini mi assın?
hem ezana hem namaza hem dine hem mümine hem insana saygısızlık. bu ne be.
senin gibi hocayı daa, müftüyü deee, başbakanı da allah bildiği gibi yapsın.