eski yüz
909 (dünya dışı zeka belirtisi)
üçüncü nesil yazar 2 takipçi 45.60 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    ölmeyensin

    ?.
  1. bir özdemir asaf şiiri.

    Sana geliyorum, sana,
    Beni anla,içimdeki şeytan.
    Yalnız sensin doğru söyleyen.
    Gerekince kaçan,gerekince gelen.

    Denizin yüzünde geceleyin,
    Karanlıkları işleyen renkleri görmek senden.
    Senden,bazı kelimelerin farkedilmemiş güzelliğini anlamak,
    Unutulmuş yaşamaya başlayıvermek birden.

    Sana geliyorum,doğru sana,
    Susmamak için.
    Çünkü sensin dinleyince dinleyen,
    Bakınca bakan.görünce gören.

    Sevmesini iyi bilirim,düşünmeyi öğrendim.
    Duydum nedir can vermeden ölmek.
    Artık bütün kapıları açıp kapayabilirim.
    Sen anlarsın bunlar ne demek.

    Sana geliyorum, yalnız sana,
    Yalansız,gizlisiz.
    Olduğu gibi anlatacağım ne varsa,
    Bil,bilsinler,biliniz.

    Sen,
    Vurunca vuran,gülünce gülensin.
    Sesin,yüzün,ellerin yüzde-yüz senin.
    Sen ölmeyensin
    0 ...
  2. ahlaksız iş teklifi

    ?.
  3. ahlaksız olan iş ise bildiğimiz kevaşelik gibi bir işin teklif edilmesi durumudur. Yok ahlaksız olan teklifse "gel benimle çalış, büyük işler yapalım, önce bir tadına bakayım" şeklinde vücut bulan tekliftir.
    0 ...
  4. teklifsiz konuşma

    1.
  5. Senli benli, samimi, resmî olmayan konuşma ve davranış biçimi.
    1 ...
  6. benim oğlum bina okur döner döner yine okur

    1.
  7. çok çalışmasına * karşın başarılı olamayan insanlar için kullanılan bir halk deyişidir.
    0 ...
  8. eşeğin gölgesi

    1.
  9. haldun taner'in başarılı oyunlarından bir tanesidir. oyunun konusu şöyledir:

    Aptalların ülkesinde (Abdalyada) kendilerinin olmayan bir eşeğin gölgesi yüzünden mahkemelik olan berber çırağı Şaban ile eşekçi çırağı Mestan arasında başlayan çatışma, aşama aşama büyütülerek, içinden çıkılmaz bir ülke sorunu durumuna getirilir.

    Kiralanmış bir eşeğin gölgesinden kiralayanın yararlanıp yararlanamayacağı sorusu önce işsizlikten kıvranan avukatlarca, iki çırağı yolmak için bir dava konusu yapılır. Kadılık makamı davanın mahkemeye çıkarılması için bürokrasinin çarklarını çalıştırır ve iki çırağın elindeki avucundaki mahkeme harcı olarak kadılık makamının eline geçer. iki çırak yakınmalarından vazgeçerlerse de gölge davası artık büyümüş, bir kamu davası olmuştur.

    iki çırağın patronu ve birbiriyle yarışan iki büyük işadamı olan Abid ve Zahid de davaya karışır. Onların ardından da Abid ve Zaidin bağlı olduğu ayrı mezheplerin önder hocalar da davaya karışır. Mestanın karısı Güllübahar, karşı mezhepten Aygır Hocayı kadınlığını kullanarak kendi yanlarına çeker. Bilirkişiliğine başvurulan Bilgin Büzürkmürç ise tüm ilmini kullanarak, çeşitli mantıksal saptamalarla bir o yanı, bir bu yanı haklı çıkarır. Dava o kadar büyür ki, seçimde fırkaların kimi eşekçileri, kimi gölgecileri tutar. Bütün ülke ikiye bölünür. Konuyla dost ülkeler Saxasanlar ve Geldaniler de ilgilenmeye başlamıştır.

    Böylece sürüp giden dava her aşamada daha bir çıkmaza girerek, önce Yüksek Kadılar Kurulu katına, oyunun sonunda da başkentteki Yüce Yüzler Meclisine bildirilir.

    Varını yoğunu bu dava uğruna tüketen Mestan ile Şabanın akılları başlarına çok geç gelir. Ancak, ağızlarını açmalarıyla mahkemeye hakaretten tutuklanmaları bir olur. Oyunda anlatıcı görevini taşıyan Ozan, zaman zaman ortaya çıkarak oluşturulan sorunlar kargaşası içinde tek gerçek sorunu tartışmaya getirmek istese de başaramaz.

    Gölge davasını uzatmak ve sonuca bağlamamak yolunda büyük bir işbirliği içinde olan sorumluların Ozana olan yaklaşımları keskindir. Oybirliği ile Ozanın mahkemeden çıkması ve müebbet söz söylememe cezasına çarptırılmasına karar verilir.

    *
    3 ...
  10. pekmez gibi malın olsun antakya dan sinek gelir

    1.
  11. malı güzel olanın her yerde alıcısının bulunacağını ifade eden bir atasözü. *
    1 ...
  12. ayrılıkları ayrıntılar acıtır

    ?.
  13. ayrıntıların acısını çeken ayrılıklara ithafen yazılan, murathan mungan'a ait bir söz.
    2 ...
  14. saklı bıçak

    1.
  15. murathan mungan'ı murathan mungan yapan şiirlerden biri.

    sol el saklı bıçak
    kanadım gittim kendimden
    kendimi bir başkasının ölüsü sanarak

    bütün karşılıkları birden çalışan simgeler gibi
    aynı güne düşmez kaybettiklerimizin mevsimi
    bazı aşklar yalnızca ayrılıkları için bile değer
    yaşlanınca hatırlamak
    yaşlanınca hatırlamak
    biledikçe biliyorsun
    bir zamanlar sol elde tuttuğun bıçağın
    ertelenmiş hayaleti
    kapanmamış göğsünde
    yıllar sonra yeniden kanayacak

    bunun için aşk
    bunun için şiir tutan sol elim
    ayrılırken içimi kazıdığım saklı bıçak

    eylül bitiyor sevgilim
    uzun eylülü ömrümüzün
    bir kitap gibi bitiyor
    seni kanıyor sol elim
    seni şimdi
    başkalarının gözlerine emanet ediyorum
    0 ...
  16. gelinlik kızın ölümü

    ?.
  17. bir melih cevdet anday şiiri.

    sela verilirken kalktık kahveden ,
    cumaydı,yılın en beklemiş günü,
    yemeni gibi üstünde tabutun,
    gölge veren ağaçsız bir gökyüzü.
    kızın babası yanımızda,boyu nuzun,
    zayıf,ağzında mırıltılar,
    on köylü,iki subay bir tezkereci er,
    sıralandık ahşap mescidin avlusunda,
    namaz kılmadı adam,ağlamıyordu da,
    alnı bir uzun sabrın kabaran gelgiti,
    sürgün duvarı bekleyişin,
    dünyaya çok yakın bir gece gibi,
    aldık cenazeyi sarsmadan,iğreti
    ve hafif,gözlerimiz yerde,
    kayıp bir tayın izini süreriz sanki,
    kapılarda başları çatkılı kadınlar,
    sallanıyorlardı sisli giysilerinde,
    yüklüğe saklanmış çevreler gibi soluk,
    bölünmüş gibi yılın en katı ekmeği,
    imece sofrasında hıçkırığın,
    kim bilir kaç ölümden kalma saçı gibi,
    susmuştu çekirgelerin kabuğu,
    toprak kumruları güneşin,
    ve köpeklerin yediği kemiksiz sabah,
    susmuştu göğün sarnıcı,boş,
    cemaat yürüyordu kablumbağa gibi,
    mezalığa doğru yüzyılda,
    sarı sabırların yanından,acelesiz,
    ayrık otu yolmaya gidiyor sanırsın,
    davul vurmaya,ay tutulmuş,
    tarladaki yarılmış toprağı görmeye,
    susuzluğun kirli rengini,ayıbını,
    dağa taşa vurmuş açlığı,
    dayanan dayanır,yağsız bulgular ve ahlat,
    gençleri alır ölüm ilk ağızda,
    sabah yıldızının uğrağı,
    böğürtlensiz mezarlığa vardığımızda,
    bir melek lale sümbül dikiyordu,
    lalelerden birini aldı adam,
    girdi kızının mezarına,
    sarıldı,öptü,bıraktı laleyi sonra,
    kefenin üstüne,uykusuz.
    yedi çocuğu gömülüymüş,söylediler,
    bizi aç bırakan bu toprak
    açlıktan ölenlerle beslenir dediler,
    dönüşün bir kişi omuzladı tabutu,
    toz toprak içinde vardık kahveye,
    yaşlı adam doğru çeşmeye gitti,
    elini yüzünü yıkadı konuşarak
    kendi kendine duasız,bir tanrı gibi.
    0 ...
  18. ben diyorum hadımım sen diyorsun kaç çocuğun var

    1.
  19. "beni dinlemiyor musun?" anlamında kullanılan bir halk deyişi.
    3 ...
  20. deli deli akanı bura bura tıkarlar

    1.
  21. ölçüsüz davrananlara karşı sert tedbirler alınacağını ifade eden bir halk deyişi.
    2 ...
  22. önce müzik vardı

    1.
  23. trisha alexander'ın kendini müziğe adamış iki gencin kadersiz aşklarını anlattığı romanı.
    0 ...
  24. yaradana sığınıp sümsüğü koyarım

    ?.
  25. gülü tarife ne hacet ne çiçektir biliriz

    1.
  26. birinin ya da bir şeyin özellikleri sayılırken bunların öteden beri bilindiğini anlatmak için söylenen bir söz.
    2 ...
  27. sensiz de yaşanıyor

    1.
  28. mükemmel bir ilhan irem şarkısı.

    Gittiğin gün hayat bitti sanmıştım
    Gittiğin gün ölümü yaşamıştım
    Gittiğin gün zaman durdu sanmıştım
    Meğerse ben yanılmışım
    işte hayat yine akıp gidiyor
    işte hayat sensiz de yaşanıyor
    işte hayat böyledir deniyor
    Zaman her şeyi siliyor
    işte hayat yine akıp gidiyor
    işte hayat sensiz de yaşanıyor
    işte hayat böyledir deniyor
    Zaman her şeyi siliyor
    Öyle uzak şimdi bana, yaşadığım hatıralar
    Bir bulanık film sanki, senle dolu dakikalar
    Bak yinede zaman zaman, düşünürsem gözlerini
    Her yanımı anlatılmaz, yemyeşil bir sızı kaplar
    Bence artık sen sönmüş bir güneşsin
    Bence artık sen yankısız bir sessin
    Bence artık soluksuz bir nefessin
    Bence artık herkes gibisin
    işte hayat yine akıp gidiyor
    işte hayat sensiz de yaşanıyor
    işte hayat böyledir deniyor
    Zaman her şeyi siliyor
    işte hayat yine akıp gidiyor
    işte hayat sensiz de yaşanıyor
    işte hayat böyledir deniyor
    Zaman her şeyi siliyor
    Öyle uzak şimdi bana, yaşadığım hatıralar
    Bir bulanık resim sanki, senle dolu dakikalar
    Bak yinede zaman zaman, düşünürsem gözlerini
    Her yanımı anlatılmaz, yemyeşil bir sızı kaplar
    işte hayat yine akıp gidiyor
    işte hayat sensiz de yaşanıyor
    işte hayat böyledir deniyor
    Zaman her şeyi siliyor
    işte hayat yine akıp gidiyor
    işte hayat sensiz de yaşanıyor
    işte hayat böyledir deniyor
    Zaman her şeyi siliyor
    Siliyor.. Silmiyor.
    4 ...
  29. yeter ki siz başlık girin lan entry yazmayan nolsu

    ?.
  30. kalpazanlık

    1.
  31. ağlara takılı bir yüreğin pes haline dair hikayat

    1.
  32. reha yünlüel'in en sağlam şiirlerinden biri.

    "hiçbir şey sağlam değil bu şehirde" diyor kadın
    "ne ev, ne arkadaş, ne sevgili"
    "hiçbir şey yok bu şehirde bana doğal olan, bana doğan!"

    adam,
    "sol anahtarının ilk notasıyla başlayamadığından, yapay" diyor

    kadın, başı avuçlarının koynunda
    sol anahtarını düşünüyor

    ve kuşlar sol anahtarında düşünerek gölgelerini
    akıyorlar, başının üstünden

    "do, paspasın altında" diye fısıldıyor adam.

    kadın "do"yu düşünüyor
    başı avuçlarının oyununda
    -kadın doğru düşünüyor-

    alıyor paspasın altında paslanmış,
    pes'leşmiş "do"yu
    doooruluyor

    "do" diyor kadın
    bir ince, bir kalın
    kapı, bir satırlık müzikle doğruluyor

    ve kuşlar sol anahtarında bekleyerek gölgelerini
    bakıyorlar kaçkere, kapının üstünden

    kitliyor kapıyı kadın ardından
    soyunuyor anahtarın rotasını
    daha ilk notasından:

    "ben hiç küsmeyen biriyim,
    açıklamasız gitmeyen bir de..."

    bir an'ı anlıyor adam.

    "bir an" damlıyor:

    dans başlıyor.

    adam bahsediyor,
    saati zamana durmuş
    saat kadına erken
    adam zamana geç

    (y)amaçsız rüzGAR'larda
    yatıp kalktığından
    gidip geldiğinden
    UUUU'ldayıp durduuuundan bahsediyor adam
    yüzükçü dükkânlarında unuttuğu dileklerden
    aysberglerinin suyun dibindeki sıcak parçalarından
    dışındaki yarım resminin, içindeki yarım sesi nasıl tamamladığından
    tıp tıp çarpan posta kutularından bahsediyor
    postacıya hep beş kalan saatlerden bir de...

    -ayağına basıyor kadının farketmeden, adam-

    kadın,
    dalmalara dinleniyor
    kâh kahverengi
    kâh "ve" rengi oluyor

    "ulan!" diyor kadın adama
    "ulan!"

    ulanıyor adam

    -kadın, utanıveriyor ayağının acısını-

    kumral bir gece serpiliyor
    etten, kemikten ve cünüpten tenlere
    rüyalar göle duruyor abdestsiz

    binbir günaha kumral, gece

    "biz meyk kreyzi" diyor cennet papağanı, yılana
    rüyalar satene duruyor
    saten elmaya
    etkem ve etken!
    "unutmak bir uyku hâli" diyor rüya, kâbusa
    etken ve etkem!
    "hayir uyku hâli bir unutmaktır asıl" diye sayıklıyor kâbus

    hafıza çekimsizleşiyor
    bir kedinin dört ayağı üzerine
    çelimsizleşiyor

    istihareye yatıyor kâbus
    ve geceye rüya

    gece, göle dalıyor
    göl geceliyor

    gölgeceliyor kadının yüzüne
    yüreğini adam,
    bir dilden bir döle

    gece gölü döllüyor.
    1 ...
  33. yangında ilk kurtarılacak bir adet hayat

    1.
  34. reha yünlüel'in okundukça okunası şiiri.

    yangın yeri bir şehirdendi:
    kimliği, sürücü ehliyeti,
    banka kartları, pasaportu.

    neşesi,
    bilânço defterlerinin
    keder hanesinden
    borca batık;
    teni,
    neşe evinden
    alacaklı.
    birinci derecede yanıkları
    ten beyazına dövmeliydi,
    diğer ikisi ve mansiyonlar
    yüreğinin tenine gömmeli.

    "gözlerimi bana bakanlara
    ödünç verseydim eğer
    kaçı bana bakmaya devam edebilir,
    kaçı gördüğünü görmeye tahammül edebilirdi"

    diye kavruluyordu
    adımlarını ürkekçe sıkıştırırken,

    bir mum damlası büyüklüğündeydi gözbebekleri
    sözbebekleri bir mum alevi küçüklüğünde.

    gözlerini gözlerine müsaade ettikleri,
    bir mağmanın muammasında
    küllenmiş bakışlarını arıyorlardı
    dizleri üstü çökmüş
    kimi haç çıkarmış
    kimi bir sûrenin âyetlerinde
    o muammanın mağmasına bulanmış

    teni bedenine ağırlık teşkil eden,
    gördükleri, gözlerinden yorgun,
    o muammanın mağarasında
    cehennem cehennem cennet'in büyüsünü içen,
    kendini dokunmalardan kurtaran, kaçıran
    dokunmalara unutan, bırakan
    dokunmalarda yakan, yıkayan
    dokunmalar ile var
    dokunmaları ile yok sayan
    kendi yangınında,
    diğerlerinin beş vakit hâlinin,
    yangınından bulaşmış
    yangınına ağlayan

    söyler misin:
    hangi şehirde oldugumuzun ne önemi var ki!
    her şehir kendi yangınını öğütlerken sana,
    ve her yangını dişlerimle öğütürken ben!
    0 ...
  35. depdeli rüzgar

    ?.
  36. bir reha yünlüel şiiri.

    deli, depdeli bir rüzgâr
    gelir alır saçlarını
    götürür senden

    sen,
    peşinde saçlarının,
    koşar durursun

    ayağın burkuktur
    yüreğin çiçek-böcek,
    kendini yalnız sanırsın,

    yanılırsın.

    yamaçlardan akan bir kelebek
    vadide uçan bir nehir görürsün
    bir kuşağı düşer gögün, üstüne
    durursun

    yüzünün sınırları değişir
    gök yarılır,
    haritaların birbirine karışır

    bir (,) atlas kaybolur
    bir (,) sen bulursun
    0 ...
  37. tedariksiz abdest bozan domala domala taş arar

    1.
  38. tedbirli olmanın önemini vurgulayan yarıcı atasözlerinden biri.
    9 ...
  39. çekil o adaylıktan

    ?.
  40. edebiyat bilgileri sözlüğü

    1.
  41. * emin özdemir'in yazdığı, remzi kitabevi tarafından yayımlanan, türk ve dünya edebiyatındaki temel kavramların bir arada toplandığı bir kitap.
    1 ...
  42. tadın damağımda kaldı sözlük

    1.
  43. eski tadın yok sözlük cümlesinde hemfikir olan yazarların sözlüğün eski halini çok özlediğini ifade eden cümle.
    1 ...
  44. kahvede şenlik var

    1.
  45. * sabahattin kudret aksal'ın, büyük kalabalıklar içinde yalnız kalmaya başlayan bireyin var olma çabasını anlatan, komedi türündeki oyunu.
    1 ...
  46. sormuyorum artık

    1.
  47. bir ahmet telli şiiri.

    Sesim soğuk bir sis
    Gittikçe grileşen dalgınlıklar oluyor
    Sormuyorum bir yolculuğa kimle çıkılır
    Ve kim yırtıp atabilir elindeki son dönüş biletinide
    Tüm yalnızlıkları mümkün kılan birileri olmalı
    Yada kalbini kederle onaran bir göçebe
    Özlemek o zaman bir çığlık olabilir belki, bir çığlık
    Sormuyorum artık biliciyede bilginede
    Aşkın darası nedir
    Ve mutsuzluk mümkünmüdür ki o,
    Bir kırlangıç ikindisiydi belkide,gümüşte ve hüzne gizlenen

    Ödünç sevişlerden bize kalan sonsuz grilikler oluyor yalnız
    Ve bir çocuğun hüznüne kazınıyor ,gülüşlerimizin paramparçalığı
    Sesimin sislenmesi bundandır

    Karşılığı yok hiçbir acının
    Herşey gölgesi kadar ağır
    Sormuyorum artık sormuyorum
    Hergün yeniden kodlanan umutlarla kirletiliyor dünya
    4 ...
  48. bir kenti yaşamak

    ?.
  49. bir özdemir ince şiiri.

    Bir kenti yaşamak
    ona boyun eğmektir-
    sözleşmesiz, anlaşmasız-,
    ne derse tek tek yapacaksın,
    düşünmeden, direnmeden.

    Yabancıysan
    ve gezgin değilsen
    "bir kent yeter" diyeceksin,
    "tek bir ölüm";
    boğazına oturmuş olan
    bir bardak su isteyen.

    Boyun eğeceksin yolcu!
    bir köle gibi tıpkı,
    anlamak için belki,
    nedir mutluluğu bir tutsağın?
    2 ...
  50. semizotu bakla hırsından çatla patla

    1.
  51. bir mahalle kavgası repliği.
    0 ...
  52. bacak kadar boyu var türlü türlü huyu var

    1.
  53. yaşı küçük olan ancak herkesten farklı alışkanlıklar, huylar edinmiş kişiler için kullanılan bir sözdür.
    1 ...
  54. temiz konuş fikri bey

    1.
  55. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük