Operatör Doktor Banu Çiftçi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanıdır. 1993-2000 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitim gördü. Uzmanlık eğitimini, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’nda tamamladı.
özgeçmişinin bu kısmını kendi sitesinden kopyaladım.
aynı zamanda da gönüllü doktor olduğunu sonradan öğrendim.
ve bir başlık açmak istedim onun hakkında.
youtubeda fazlaca vakit geçiren bir insanım.
son zamanlarda biraz daha fikir paylaşımına ve kendimi geliştirmeye yönelik videolar keşfetmeye ve izlemeye başladım.
biliyorsunuz ki youtube da izlediğiniz videolar gibi videoları youtube size öneri olarak sunuyor.
tedx talks'un videolarını yeni yeni izlemeye başladım. ilk izlediğim kişi ahmet naç isimli bir öğretmendi.
daha sonra ibrahim selim'i izledim. daha sonra levent ülgen'i.
ve youtube bana tedx talks videoları önermeye başladı.
derken banu çiftçi'nin de bir konuşması olduğunu gördüm. kadın isimli bir konuşmaydı bu. ancak uzundu biraz ve ben hep erteliyordum izlemeyi.
videonun kapak fotoğrafı da şu şekilde olduğu için merak ediyordum video içeriğini;
ve bugün izlemeye karar verdim. açtım. izledim. dinledim. güldüğüm yerler oldu. gözlerimin dolduğu yerler oldu.
ancak şunu fark etmemi sağladı. böyle düşünen tek ben değilmişim!
kadın konusunda, şu aptal kadınlık-kızlık ayrımı konusunda tek böyle düşünen ben değilmişim.
hislerimi cümlelere dökemiyorum. bu videoyu izleyen/dinleyen benimle aynı düşüncede olan insanlar eminim ki beni anlayacaklardır.
23 dakikalık bir video. uzun,evet. ama inanın izlemeye değer.
izlemek isteyenler ve üşengeçler için şuraya linkini bırakıyorum videonun;
bugün ilk kez başıma böyle bir şey geldi. hala acayip hisler içerisindeyim.
bir eczanede çalışıyorum kısa bir süreliğine. bugün sabah saatlerinde bir adam geldi. görseniz feridun düzağaç'ın kayıp kardeşi falan değil direkt geçmişten gelen hali dersiniz. böyle bir benzerlik olamaz. adamın fd olmadığını bildiğim halde mutlu oldum içim kıpırdadı sebepsizce. kendimi tutamadım ve aramızda şöyle bir diyalog geçti;
ben: pardon, bir şey sorabilir miyim?
adam: (şaşırır. ne soracak ki lan bu? ) tabii. sorun.
b: sizi hiç feridun düzağaç'a benzeten oldu mu?
a: çook.
b: ama gerçekten çok benziyorsunuz. (gülümserler)
açın feridun abinin fd klibini izleyin. gelen adam tam o haliydi işte. bu kadar olamaz yani. saçlar aynı şekil uzun, toplanmış, aynı dağınıklık hakim. sonra 10-15 saniyelik bir süre geçti. kutuya kullanım yazıyordum. şu soruyu aldım ben de klon feridun'dan;
a: evde kedi mi var?
b: evet. çok vahşi. ( iki tarafta gülümser)
not: solağım ve elim direkt adamın görüş alanındaydı. malum, tırmıklar çizikler falan. sebepsizce çok mutlu oldum ben. tekrar söylemeden edemedim. bir de dün akşam fd hakkında üç-beş entry girdikten sonra bu sabah bunu yaşamam, bana ''n'oluyor lan?'' dedirtmedi değil.