- yaa saçlarım çok kötü duruyorr (lütfen saçlarımın güzel olduğunu söyle,çok uğraştım yapmak için)
- saçmalama hayatım yaa. harika görünüyorsun
-yaa kilo aldım ben galiba. baksana kotumun içine giremiyoruum. (lütfen ince olduğumu söyle)
-uff saçmalama canım ya neren kilolu senin.ben seni her halinle seviyorum
-ya ben dışarı çıkmak istemiyorum, kıyafetim hiç yakışmadı.güzel olmadıım ( çok pahalı bir kıyafet bu. biraz öv de öyle çıkalım dışarı. hiç fark etmedin bile)
- aşkım fıstık gibisin ya. kıyafet tam oturmuş üstüne daha ne istiyorsun?
cüssesiyle insanı korkutan, ingilizce zannedip baktığınızda aslında ingilizceden bir bok anlamadığınızı farkettiren (hatta bazıları esperanto dilinde yazılmış diye dalgasını bile geçerler), genelde edebiyat öğrencilerine okutulan korkunç, kabuslara girebiliritesi mevcut, ağırlık çalışılabilecek bir kitap.
ilginç bir felsefe yatıyor aslında altında. mısırdaki piramitleri vs. uzaylıların yaptığını düşünen zihniyet üretmiştir herhalde bunu. bir mağara adamını bir uzaylı yetiştirmeye çalışıyor ki bu arada mağara adamı bir türlü bir şeyleri kavrayamıyor ve uzaylının başına iş açıyor. çeşitli bölümleri var işte kahvaltı, bowling vs. gibi her bölümde farklı bir konuya değiniyor. çocuklar için oldukça eğlenceli ve komik bir program olduğu söylenebilir.
Dünyalar Savaşı filminde geçen ilginç ve ironik anektot.kurduğu cümlenin absürdlüğüne varan eleman da kopmuştur bir süre sonra.
(bkz: I would kill for a nobel peace prize)
aynı şey resim dersinde de geçerlidir. kız bir ev çizer mora boyar.öğretmen gelir ve ''bu ne kızım pavyon mu çiziyorsun'' diye söylenir.ah ahh hayallere ket vurulmuştur bi kere. o kız bi daha nerde mor ev görse yadırgayacak ve iç çekecektir :)
''kalp kalbe karşıdır''ın uygulanması. genelde sevgililerde meydana gelir. hoş bir duygu karşındaki insanın da senin düşündüğünü düşünmesi ve bunu aynı anda ifade etmek :)
genelde çocuklu ailelerde olan bir durumdur. buzdolabı açıldığında aslında bir rafın sırf ilaca ayrılmış olduğunu görürsünüz. her türlü ağrı kesici, antibiyotik,şurup vs bulunur. bu ailenin üyeleri aslında kendi çaplarında birer doktor gibidir. potansiyel hastalara da tavsiyelerde bulunurlar. zaten türklerin kafasına estikçe ilaç alma hastalığı bulunduğundan bu durum o kadar da tuhaf gelmiyor tabi.
hasta ruhlu bir öğretmenin ellerinde işkenceye dönebilecek bir ders. tüm dağ deniz ova plato ne varsa ezberletmeye çalışırlar ve siz de kendinizi avutmak için ''Allah'tan osmanlı devleti yıkılmış yoksa dünyanın yarısının coğrafyasını nasıl ezberlerdik kim bilir'' dersiniz. ancak ülkeler coğrafyasını da gören birinin böyle bir cümle kurma şansı yoktur.
erkek tarafı kesinlikle başına bir iş açmıştır ya da başını belaya sokmuştur bunu kıza nasıl anlatıcam diye düşünüyordur o sırada farkında olmadan gülüm papatyam gibi kelimeler söylemeye başlar, hatta olay büyükse botanik bahçem falan diye bile seslenebilir.
dünyanın görüp görebileceği en seksi mp3 çalardır.20 gb hafızası ile istediğinizi depolama imkanı sunar. elbette kötü yanları da vardır. video çalmaz, dosya kaydetmez sadece müzik işlevini görür ancak yine de bu cihaz için her şeye değer. ses kalitesi mükemmeldir (ancak uluslararası kulak koruma engelini kaldırmak gerekmektedir.bir takım basit işlemlerden sonra kaldırılabiliyor). ekranı çok tatlı, geceleri parıl parıl parıldar. ekran koruyucusu kendisini seyrettirir adeta. tam bakılası bir cihazdır. yalnız kötü bir yanı, kendisine bir türlü kılıf uydurulamamasıdır. şu sıralar hiç bir yerde bulunamıyor. almak isteyenler internetten sipariş edebilirler. ben şans eseri bulmuştum. program olarak, sony'nin kendi içinde verilen programını kullanmayın (connect player), felakettir. sonic stage'i yükleyip kullanın sorunsuz bir şekilde yükleyebilirsiniz müzikleri. bir kötü yanı daha var, o da cihazı bilgisayara bağlayıp müzikleri indirdikten sonra kapatıp kabloyu çektiğinizde ekran donuyor (en azından bende böyle oluyor), allem ettim kullem ettim bir türlü halledemedim.bilgisayardan çektikten sonra reset atmam gerekiyor her defasında. bunun yolunu bulan bana da haber versin. ama ne olursa olsun ona sahip olmaya değer her şey :)
çıktığını zannettiğin insanın bir günlük güzel vakit geçirmesinden sonra büyük ihtimalle sizi beğenmemesinden kaynaklanan cümledir. neye uğradığınızı şaşırırsınız çünkü bir şeylerin olabileceğini düşünmüşsünüzdür hatta belki de yaşamışsınızdır. tehlikeli tiplerdir ve kendilerini belli etmezler. sonradan pişman olup geri dönme olasılıkları yüksektir böylece siz de süründürebilirsiniz denedik olmadı diye. boktan bir şeydir yani ucu bir yere varmaz.
tuhaf bir durumdur. aslında otobüse binmek amacıyla durakta bulunmaktasınızdır ancak otobüsler çok kalabalık geldiğinden yollar tıkalı olup da ayakta yemeyi gözünüz yemediğinden yaparsınız bu çılgın hamleyi çevredeki tuhafsayan bakışlara aldırmadan.
istanbul üniversitesinde ing versiyonuna rana hocanın türkçe versiyonuna ise necdet neydim in geldiği ne olduğunu anlayamayacağınız bir ders. mütercim tercümanlıklara veriliyor, verildiği başka bölüm var mı bilmiyorum. rana hanım çıldırtırcasına kat planı çizdirmek, diyaframdan nefes almak ve sınıf içinde kutu kutu pense oynamak gibi aktivitelerle dersi geçirirken sayın necdet neydim bol bol essay yazıp tartışma yaptırmaktadır. iki ders de sıkıcıdır tavsiye edilmez.