pkk nın aslında kişiliksiz bir örgüt olduğunu,yani sadece türkiye düşmanı bir köpek olduğunu ve kim ona yem verirse onun adına türkiyeyi ısıracağını bilenlerin fantaziden den de öte gittiğini de bildiği bir düşünce.evet,artık pkk öyle bir boyutta kontrolden çıkmıştır ki bir zamanlar kedisini yoktan var eden amerikaya karşı bile ayaklanır olmuştur zaman zaman.çünkü bazen başkaları pkk ya gereğinden fazla değer verip te amerikayı da vur amerikayı da vur diye paralar saçmışlardır etrafa. (bkz: suriye)
ama bunlar pkk nın çapını bilemediklerinden,pkk yı oluşturan gücün de abd olduklarını unuttuklarından saçtıkları paralar boşa gitmiştir.bugün de devlet başkanlarının 1.5 saatlik işi vardır zaten.amerikan başkanı izin versin öldürülmesine,bakın bakalım2 saat sonra bu adam canlı mı ölü mü?
işte pkk da böyle çapsız,para peşinde koşan aptallar topluluğudur.
yani kısaca herkes şunda iyi para var bunda iyi para var derken apo da "bölücülükte iyi para var" diyerek bu işi seçmiştir.
hakkaten de iyi para vardır.çünkü krucusu bugün yakalanmış olsa da her gün 2 saat spor yapmakta 3 öğün yemeğini yemekte,villalarda yaşamakta ve günde 4 saat te tv izleme akkına sahiptir.
ha kapısının önünde 2 jandarma eri vardır,o da tutuklu olduğunun simgesi canım,çok takmayın siz!
serdar turgutun 18.08.2006 tarihli yazısında blogging'in önemini belirtirken türkiyeden tek adres olarak ekşiyi gösterip,uludağ sözlüğü iplememesi olayıdır.
"Bizde de ekşi sözlük ülkede yaşananların bireyde bıraktığı izlerin, duyguların en iyi ortaya konulduğu bir site olmaya devam ediyor. Bu arada ekşi sözlük'ün ingilizcesi Sourtimes'ı da çok tuttuğumu ve bunun günümüz gerçekliğini en iyi anlatan laf olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim."
ve serdar turgut ta bu son demeciyle uludağ sözlüğü takmamış,bir kağıt parçası gibi buruşturup atmış,bizi de eşekbaşı yerine koymuştur.afferim ona.şuan hakkaten eşek başı gibi duruyoruz zaten.
hiç itiraz etmem ben şahsen öyle "tamam biz klonuz da sözlük değil miyiz" "klon da olsa sözlük sözlüktür" "yazıklar olsun hakkında bi sayfa yazı yazdım seni benim sözlüğümü ipleme;olacak iş mi kardeşim" tarzı şeylerle.
bir sözlüğün gelişmesi ve kalitesinin artması zamanla olur zaten.ekşi de gökten zembille inmedi sonuçta.ki ben bi tatile gittim geldim sözlük 15 günde bi gömlek yükselmiş vallahi.
olur olur,bugün bizi iplemeyenler yarın elimize düşer tabi.***
serdar turgut'un damarlarında kan yerine rakı aktığını savundduğu babası. babasının hesaplarına göre kendisi hayatı boyunca 16 ton rakı içmiştir ve yeni hedefi de bunu 19,5 tona çıkarmaktır.ha niye 20 değil,bilemiorm kapasitesi yetmez diye düşünmüş heralde.
ayrıca kendisi saatlerce gözlerini kırpmadan öylece kalakalıp sabit bakabilme özelliğine sahiptir ve bu serdar turgutun dediğine göre son derece sinir edici birşeydir.
ki kendisini de sırf böyle gıcık gıcık baktığından dolayı gençliğinde durup dururken döven bisürü insan varmış.kendisi ilk başlarda anlamalandıramıyomuş bunu ama birgün aynanın karşısına geçip te kendisine uzun bakınca onu dövenlerin haklı olduğunu farketmiş.o günden beri de dövenlere ses çıkarmıyomuş,aksine hak bile veriodur şimdilerde heralde.
ayrıca yine serdar turgutun bir yazısında yazdığına göre serdar turgutun tv sinin uzaktan kumandasını bozarak oğlunu çıldırma nokasına getirmiş;hele hele o sabit bakışlarıyla da çileden çıkarmıştır.
çağı yakalayamamış eskiden atatürk ü birkaç kere gördü diye solcu ve laik geçinenlerden biraz daha saf birisinin söyleyebileceği bir söz.buralar dediği yer hakkında ise en küçük bir fikrim yok.her yeri gösterebilir mazallah.
hitler döneminin en ünlü bilim adamı.kendisinin faşist rejim içinde birçok görevleri olmuştur ve ayrıca birçok ta acımasız deneyler yapmıştır.dünya tarihine yaptığı tek katkı genetik bilimini keşfetmesidir.bu yüzden de ne kadar faşist olduğu için kabul edimek istenmese de josef mengele genetik biliminin babasıdır.
kendisinin faşist rejim içindeki en önemli görevi en büyük nazi toplama kampı olan ausschwitz toplama kampında gelen insanların krematoryuma götürülüp yakılmasına ya da çalışma kampına gönderilip çalıştırılmasına karar vermesiydi.toplama kampına gelen yahudiler camdan bir oda içine kapatılıyorlardı ve doktor mengelenin gözlemleri bu noktada başlıyordu.bir el hareketiye insanlar gaz odalarına gönderilirdi.daha kaslı yapıda ya da daha çevik insanları da çalışma kamplarına (bkz: konzentrationslager)gönderirdi.çok nadir olmakla beraber hoşuna giden farklı davranıştaki veya görünüşteki insanlar varsa bunları da bilimsel çalışmalarında kullanmak üzere ayırırdı.tüm bunları yaparken de yüzünde devamlı olarak tatlı bir gülümseme vardı.yani kimse ne zaman ne yapacağını pek kestiremezdi.
kendisi ikizler üzerinde acımasız deneylerde bulunmuş,kardeşlerden birini ağaca çarparken diğerinin ne tepki vereceğini ölçmüştür.bunun yanı sıra insanların ten ve göz renklerini sıvılar enjekte ederek değiştirip bir alman prototipi yaratmaya çalışmış,bu yolda başarılı olamadığı gibi binlerce de insanın ölümüne malolmuştur.
ikinci dünya savaşının bitip nazi almanyasının dağılmasından sonra brezilyaya kaçmış,orada açlık ve sefalet içinde ölmüştür.
kendisi her ne kadar cani doktor olarak suçlansa da yaptığı acımasız deneyler genetik biliminin önünü açmış ve günümüzdeki birçok buluşun da temelini oluşturmuştur.
ayrıca bir gereksiz bilgi deposu olarak şunu da söyleyeyim içimde kalmasın:kendisinin en çok sevdiği masal pamuk prenses ve 7 cücelerdir.bu nedenle cücelere karşı özel bir ilgisi vardır ve kendisine gelen yahudi cücelerini de gaz odalarına göndermek yerine orda burda süründürterek ve çalışmalarının bazılarında kullanarak hiç değilse onlara bir yaşama şansı tanımıştır.
iki rus bilim adamının denedikleri ve başarıya ulaştıkları bir deney.isterseniz kısaca deneyin yapılışını anlatalım önce.öncelikle bir adet çiğ yumurta alınır ve 2 cep telefonunun arasına konulur.bu iki cep telefonu da alttan yerleştirilmiş bir düzenekle dalga vericiye bağlanmıştır.yumurtanın da bu dalga vericiye mümkün olduğunca yakın olması önemlidir.sonrasında ise telefonların birinden diğer telefon aranır ve iki telefon da açık bırakılır.60 dk,yani 1 saat sonra da iki telefonun arasındaki yumurta pişmiş bulunmaktadır.bu bana bir powerpoint sunusu olarak geldi ve sununun devamında söylenene göre cep telefonlarının yaydığı bu radyoaktif radyo dalgaları da tıpkı yumurtada olduğu gibi beyindeki nöron hücrelerini de yakarak öldürüyor ve nöron hücrelerinin bölünme gibi bir yetenekleri olmadığı için de cep telefonu insana kalıcı hasarlar verebiliyor.
bu arada eğer sunumun tamamını izlemek isteyen varsa bana msj atsın isteyenlere gönderebilirim.
avrupa yakasının bir bölümünde aslı ile volkanın siyasete girmek için ortak kurdukları parti.sonradan tahmin edeceğiniz gibi 2 ye bölünmüş,bir daha da toparlanamamıştır.o bölümün sonuna kadar bile dayanamayan bu parti bölümün ortalarına doğru yıkılmış,herkes normal yaşamına devam etmiştir.