elisabethvogler
168 (çikita muz)
on ikinci nesil yazar 114 takipçi 2264.42 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    rüzgarın şarkısını dinle

    1.
  1. Murakami' nin nefis betimlemelere sahip yaz tadında bir romanı. Murakami okurken crispy bir moda giriyorum, muhakkak birkaç kadehten sonra okuyun.

    Bu sahneye şu https://youtu.be/WaLNZAn11gE parça denk geldi ve pek bi' güzel oldu

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2323716/+

    Edit: ha bir de, bu roman bana feci şekilde jarmusch' un mystery train filmini anımsattı; okuyun ballar.
    0 ...
  2. grosse freiheit

    1.
  3. Almanya' nın savaş sonrası döneminde sistematik baskılara meydan okuyarak gelişen bir aşkın dramı, izlediğim en iyi kuir film olabilir. mubi'de mevcut izlemek isteyenler için; Müzikleri de nefis üstelik.

    Not: franz rogowski, müthiş bir oyuncusun.

    " II. Dünya Savaşı sonrası Almanya. Hans eşcinsel olduğu için art arda hapis cezalarına çarptırılır. Ceza Kanunu’nun 175. maddesi, Hans’ın özgürlük arzusunun önünde sistematik bir engeldir. Yaşamındaki en tutarlı şey, bu cezalar ve uzun süredir aynı hücreyi paylaştığı, cinayetten hükümlü Viktor’dur. "

    Bu nefis parçayı da iliştireyim şuracığa, https://youtu.be/9GvKfvDt5T8
    1 ...
  4. lynn adib

    1.
  5. Bu nasıl güzel bir sestir ! kuş cıvıltısı gibi, bayılıyoruz.

    Geceyi güzelleştirsin :

    https://youtu.be/eqmWkqh1kt8

    (bkz: zeid hamdan)
    5 ...
  6. bedoune tarikh bedoune emza

    1.
  7. Bu akşam 21.45' te TRT 2' de oynayacak No date, no signature (tarihsiz, imzasız) filminin Farsça orijinal adı.

    filmde, bir trafik kazası sonrası yaşanan talihsiz olaylar anlatılıyor; vahid jalilvand' ın yönetmenliğini üstlendiği film Venedik Film Festivali’nin Horizons bölümünde en iyi Yönetmen ve en iyi Erkek Oyuncu ödüllerine layık görülmüş aynı zamanda.

    Not : TRT, komisyon istiyorum hayatım.

    Edit: nasıl bu zamana dek izlememişim, çok güzel bir filmdi. Bazıları farhadi etkisi dese de kiyarüstemi tadı aldım ben; Dramatik müzikler, abartılı oyunculuklar olmadan dram nasıl hakkıyla işlenir bir kez daha öğretmiş iran sineması.
    6 ...
  8. helen beard

    1.
  9. Uzun süredir severek takip ettiğim erotik çizim üstadı ingiliz sanatçı. Buyurun eserlerinden birkaçı, hayli muhafazakar bir sözlük olduğumuz içün çaylak olmamak adına daha "müstehcen" olanları eklemiyorum* :

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2139539/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2139540/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2139541/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2139542/+
    6 ...
  10. meet ze monsta

    1.
  11. pj Harvey' in To bring you my love albümünün ikinci parçası olan nefis şarkı; gecenin parçası olsun.

    https://youtu.be/hQNMZshcU6k

    "see it coming
    at my head
    i'm not running
    i'm not scared

    big black monsoon
    take me with you

    i'm not jerking
    i won't hide
    yeah, i'm ready
    meet ze monsta tonight

    big black monsoon
    take me with you ... ow!

    what a monsta
    what a night
    what a lover
    what a fight

    big black monsoon
    take me with you

    yeah it's coming
    out of this world
    yeah, i'm lucky
    lucky girl

    hell ain't half full
    take me with you

    big black monsoon
    take me with you"
    5 ...
  12. ivan alifan

    1.
  13. Çok sevdiğim ve Uğruna çaylak yediğim, sıradışı-ilham verici resimlerin sahibi rus ressam; geçen sefer kasları sorun teşkil edince usturuplu bir fotoğrafını ekleyeyim dedim.

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2139549/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2139550/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2139551/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2139552/+
    5 ...
  14. eduardo chicharro y agüera

    1.
  15. dopamin diyeti

    1.
  16. Dopamin orucu, dopamin diyeti yahut dopamin detoksu.. kendisi bir silikon vadisi trendi.

    Çalışmakta zorlandığım ve odaklanma problemi yaşadığım şu günlerde Beyhan budak' ın bir videosuyla tanıdım ben bu diyeti. Anlık haz veren uyarıcılar dopamin toleransı oluşturuyor, Çok fazla uyarana maruz kalan dopamin reseptörleri duyarlılığını yitirmeye başlıyor ve beyin motive olmak için daha fazla dopamine ihtiyaç duyuyor. Bu yüzden ders çalışmak, kitap okumak gibi aktivitelere motive edecek dopamin miktarı bize yeterli gelmemeye başlıyor.

    Detoksun amacı bu anlık haz veren uyaranlardan uzak durup odaklanma ve dikkat süresini arttırmak. Sosyal medya, mastürbasyon, pornografik içerikler, tatlılar, diziler ve bilgisayar oyunları söz ettiğim anlık uyarıcılara örnek olabilir. Yaşamımızı tümüyle işgal etmiş bu uyarıcılardan uzak durmayı düşlemek dahi bir gerginlik yaratıyordur muhakkak fakat hepimiz zaman zaman bu döngüden sıkılıp daha verimli zaman geçirmenin yollarını arıyoruz. Yürümek, kitap okumak, yazmak bu yollardan birkaçı ve bana s*kko bir popüler kültür zırvalığı gibi gelse de aslında farkında olmadan dopamin diyeti uyguluyormuşuz.

    Bir saati yüksek faydalı aktivitelere ayırıp on beş dakika kendinizi ödüllendiriyor ve bu şekilde arttırarak nirvanaya ulaşıyorsunuz, üç kuruşluk dopaminimizin olduğu şu günlerde kurt cobain' i bile görebilirsiniz.

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2097201/+
    11 ...
  17. seninle başlamadı

    1.
  18. https://galeri.uludagsozluk.com/r/2096813/+

    mark wolynn' in kalıtsal aile travmaları hususunda nörobilimi ve psikodinamik yaklaşımı birleştirerek atalarımızdan miras aldığımız sorunların psikolojimize etkisinden söz eden eseri. daha evvel paylaşıp hakkında detaylı bir yazı yazma gücünü bulabilirsem içeriği hakkında merak edenleri bilgilendireceğimi söylemiştim, gün bugünmüş.

    akademik dilden hayli uzak ve kolay okunabilir bir kitap, sanırım popülerliğinin kaynağı da bu. Şahsen ben bu açıdan bir doyum yaşamadım, bu kitap yerine Anne Ancelin Schützenberger' in psikosoybilim kitabını tercih ederim. Gelgelelim psikolojiyle ilgisi olmayan birine kalıtsal travmalara giriş tadında hoş bir kitap olabileceğini düşünüyorum. Kitapta, aile travmalarının kalıtsallığı ve atalarının, insan psikolojisinin bugününü nasıl şekillendirdiği vakalarla anlatılıyor. Bilhassa beni hayli şaşırtan bir vaka vardı, Jesse on dokuzuncu doğum gününde gece üçte bir anda üşümeye başlıyor ve o günden sonra uyku problemleri de baş gösteriyor. Yıllardır uyumayan Jesse' nin aile hikayesine bakıldığında, annesinin amcasının tam da on dokuz yaşındayken ve gece üç civarı çıktıkları bir dağ gezisinde donarak öldüğü ortaya çıkıyor.

    Wolynn' in 'çekirdek dil' diye adlandırdığı sisteminde, kişi bilinç dışı korkularını dile getiriyor ve bu da kalıtsal bir travmaya işaret ediyor.John çekirdek dilinde farkında olmadan büyük amcasının travmasını dile getiriyordu, neden uyuyamadığı sorulduğunda " donarak ölmekten korkuyorum " diyordu. Bu, kitapta gördüğüm en uç örneklerden biriydi.

    Kitapta aynı zamanda çekirdek dil, travmaları keşif ve tamir üzerine sorular ve alıştırmalar da mevcut.

    Wolynn travmalar husunda bilhassa annenin rolü ve anneden erken dönem ayrılıkların büyük bir önem taşıdığına vurgu yapıyor. Travmayı dindirmenin ancak aileyle barışmakla ve onları affetmekle mümkün olduğunu söyleyerekse yanılmaktan öteye geçemiyor benim nezdimde.

    Kitapla ilgili naçizane eleştirim de bu anne rolüne yapılan atıf hususunda olacak. Elbette anneden erken dönem ayrılıkların çocuktaki hasarı tartışılamaz gelgelelim travmaların yegane kaynağı ayrılık ve ebeveyn ilişkisi olmayabilir, kitap boyunca anneye bu denli vurgu yapılması bana yazarın annesiyle olan nevrotik bağını henüz yenemediğini düşündürttü, kendisi kitabın başında aksini iddia etse de.

    Bir de travmaların yalnızca aileyi affetmekle dineceğini söylemesini oldukça yanlış buldum, zira terapötik süreçte affetmek tedavinin son basamağı bile olmayabilir çoğunlukla. ailenin kişinin ruhunda bıraktığı izlerin affedilmesi, örneğin cinsel taciz gibi vakalarda, mümkün değildir.

    Ailesiyle sorunları olan insanlar, yoğun olarak kendilerini suçlar. Ailenin açtığı travmaları onarmak bu yüzden zordur, zira aile kutsallığı tabusunu yıkıp ebeveyni suçlamak çoğu çocuk için imkansız görünür. hal böyleyken, travmayla mücadele halinde birinin bu kitabı okuduğunda yaşayacağı suçluluk duygusunu yazar hesaba katmış mı merak ediyorum. Dahası, bu suçluluk duygusunu bastırmak adına oluşacak bağışlanma güdüsüyle yazarın izinden gidip ailesiyle olan nevrotik bağını pekiştirmek dahi isteyebilir ki öfkesini ait olduğu yere koymadan ebeveyni bağışlamak bir yıkımdan fazlası değildir. Kitap boyunca bağışlamaya yapılan vurgu hayli rahatsız ediciydi bu açıdan.

    Bir de, vakaların yer alması çok hoş olsa da vaka çözümlemelerine hiç girilmemiş. Vaka paylaşılıyor, ardından "ve ailesinde onun gibi biri olduğunu öğrenip huzura erdi" minvalinde cümlelerle geçiştiriliyor da, öğrenir öğrenmez nasıl huzura eriyor bu insanlar bunu hayli merak ettim. Hissettiğimiz huzursuzluğun kaynağını bulmak elbette bir ferahlık sağlar fakat bu bağı görmek tüm travmaların çözümü olabilir mi sahiden ?

    Kitabı okuduktan sonra ben de kendi aile travmalarımı düşündüm, Çerkes sürgünü' nün yarattığı travmanın bugünüme etkisini oldukça merak ediyor ve yazarın belirttiği gibi korkularımı, çarpıtmalarımı yazarak travmanın izlerini araştırıyorum.

    Giriş tadında başarılı fakat eksik bir kitap olduğunu belirterek kitaptaki faulkner alıntısıyla yazımı sonlandırıyorum : " geçmiş asla ölmüş değildir. Geçmiş, geçmiş bile değildir. "
    2 ...
  19. ilber ortaylı ile bi sorum var

    1.
  20. Tuhaf' ın ilber Ortaylı' yla başlattığı yeni YouTube projesi.

    ilber Ortaylı, şirin mi şirin bir kız çocuğuna Atatürk' ü anlatıyor, basit kelimeler seçmeye çalışırkenki hali beni oldukça eğlendirdi.

    Ben bu videoyu nasıl dört gün sonra görmüşüm ?! Bu nasıl tontişliktir, bayıldım videonun konseptine. Youtube'de çok güzel ve faydalı işlere imza atılıyor, televizyonun bizlere kürekle çöp sunduğu şu günlerde ilaç gibi geliyor sahiden.

    https://youtu.be/VIDFct6vqBA
    3 ...
  21. sometimes i like to lie

    1.
  22. Damar heriften güzel bir parça. Bayılıyorum bu çocuğun video ortamlarına, oradaki enerjiye !

    Ekşi'de biri çıkarın mangalı sakladığınız yerden demiş.* sahiden, köşede mangal yapıyorlarmış da bir şarkı çığıralım demişler gibi bir samimiyet akıyor videolarından.

    Zahmet edip açar mısınız bilinmez ama gecenizi bir miktar güzelleştirir umarım.

    https://youtu.be/QxUcmf8PI4o
    5 ...
  23. ay sar kotal

    1.
  24. bir köy enstitülünün anıları

    1.
  25. Öğretmen, yazar ve eğitimci Hacı Angı' nın Çocukluğundan köy enstitüsüne girişine, öğrencilik ve öğretmenlik dönemlerinden yayıncılık yıllarına kadar yaşadıklarını anlattığı kitabı.

    Köy enstitüleri hususunda daha fazla bilgi edinmek istiyorum ve bu açıdan hoş bir kaynak olabileceğini düşünüyorum. Dr' de rastlayıp daha ucuz ve buruş buruş olmayan bir tane bulurum diye çekmiştim fotoğrafını, buyurun benden önce okumak isteyenler için

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2089684/+

    Bir de biraz özen gösterin şu kitaplara yahu, fotoğrafta belli olmuyor pek ama resmen çöpten çıkarılmış gibiydi.
    10 ...
  26. rodger liddel

    1.
  27. Birbirinden şirin oyuncak bebekler yapan sanatçı.

    Küçükken kardeşime hediye alma bahanesiyle istediğim oyuncakları alıp kendim oynardım, acilen çocuk yapıp bu şirin bebeklerden koleksiyon yapmalıyım. Fotoğrafları ısırmak istiyorum, nasıl bu kadar sevimli olabilirler ?!

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2088519/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2088520/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2088521/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2088522/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2088523/+
    6 ...
  28. hiba schahbaz

    1.
  29. Kendini resmettiği Baştan çıkaran resimleriyle hayranı olduğum Pakistanlı ressam. Enerjisini kendinden ve kendi bedeninden alan, o saf libidoyu taşıyan ve onu nasıl kullanacağını/yansıtacağını bilen kadınlara bayılıyorum.

    Resimlerinden ziyade kendisinin resimlerinin arasında uzun saçları ve elbiseleriyle gezindiği fotoğrafları daha hoş bana kalırsa, resim sanatından evrilip doğan bambaşka büyüleyici bir görsellik sunuyor.

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2085193/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2085194/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2085195/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2085196/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2085197/+
    7 ...
  30. kristen liu wong

    1.
  31. feng e

    1.
  32. Ukulele üstadı velet. Taimane' yle düet yapma onuruna eriştiği için biraz sinirliyim.*

    Daha el kadarken enstrümanını ağlattığı videolarını anımsıyorum, baya yetenekli bir çocuk sahiden.

    https://youtu.be/-6H6PsvPsUI

    (bkz: taimane gardner)
    2 ...
  33. how to dad

    1.
  34. inanılmaz tatlı bir babanın minnoş mu minnoş kızıyla babalığın en tatlı hallerini bizlere sunan tontiş bir YouTube kanalı.

    Evet, tüm bu ultra cıvık sıfatları hak edecek kadar sevimliler. Hatta yazdığım her şeyin sonuna -ış,-uş takısı falan getirmek istiyorum öyle tatlılar. Keyfinizi yerine getirecek, pozitiflikte çığır açmış birkaç videoyu iliştiriyorum.

    Özellikle şu vahşi doğa videosu çok güzel, resmen kadınların hayalindeki eş figürünün karşılığı gibi adam

    https://youtu.be/VUeXSW4oROU
    https://youtu.be/NEi5B7mB3fE
    https://youtu.be/6OUGNgTZATw
    2 ...
  35. aureliano

    1.
  36. Hoş bir shahin najafi parçası, yatağa gömülmüşken ruhu sarıp sarmalıyor.

    Najafi' nin klipleri de pek güzel oluyor, buyrun : https://youtu.be/C9iSUe87JLs

    Edit : (bkz: aureliano buendia)
    2 ...
  37. jim mckenzie

    1.
  38. inanılmaz keyifli işler yapan yetenekli bir sanatçı kendileri. Ben onu yıllar evvel kuklalarıyla tanımıştım, kukla sevdamın mimarlarından biri sayılır, heykelleri de bir o kadar güzel. Hayal dünyası böylesine renkli bir babaya sahip olduğu için bebeği o kadar şanslı ki özenmemek elde değil.

    instagram hesabında da video paylaştığı için pek fotoğraf bulamadım lakin birkaç örnek ve keyifli bir video iliştiriyorum şuraya : https://youtu.be/tNy8Y7BhUeI

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2079264/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2079265/+
    4 ...
  39. popovy sisters

    1.
  40. Gerçekçi oyuncak bebekler yapan pek çok isim var fakat bana kalırsa içlerinde en yaratıcı ve çılgın olanlarını bu kız kardeşler yapıyor, tam anlamıyla inanılmazlar !

    Kendilerini uzun süredir takip ediyorum ve ilk kez koleksiyoner olma isteğinin uyandığını hissediyorum içimde.

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2078552/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2078553/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2078554/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2078555/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2078556/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2078557/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2078558/+
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2078559/+
    5 ...
  41. duygusal tacizci ebeveynler

    1.
  42. toksik ebeveynlerle ilgili yazmayı yarıda bırakmıştım, kırmızı oda dizisinin de etkisiyle devam etmeye karar verdim zira çocuklukta yaşananların izlerinin silinmesinin ne denli zor olduğunu o kadar iyi biliyorum ki ; uzaktan da olsa bir farkındalık yaratarak yardımcı olmak istiyorum.

    pek çoğumuz bir ebeveyni tarafından hakarete uğradığında pasif istismarcı diğer ebeveyn tarafından şu sözlerle teselli edilmiştir muhakkak : '' en azından bizi dövmüyor, annen/baban sadece biraz sinirli ama aslında sizi çok seviyor. ''

    susan forward' ın radyo programını arayan bir kadının söylediği şu sözler, şiddetin ne şekilde zuhur ettiğinin bir ehemmiyetinin olmadığını gözler önüne seriyor : '' fiziksel ve sözel taciz arasında bir seçim yapmak zorunda kalsaydım, dayak yemeyi tercih ederdim. en azından dayağın izleri belli olurdu, insanlar bana acırdı. yediğim hakaretler sadece beni çıldırtmakla kalıyor ; yaraları görünmüyor. yaşadıklarım kimsenin umrunda değil. çürükler, sürekli aşağılanmanın oluşturduğu yaralardan daha çabuk iyileşiyor. ''

    sözel tacizci ebeveynlerin iki farklı saldırı biçimi vardır, bazıları açıkça '' keşke seni doğurmasaydım, aptal , işe yaramaz '' gibi sözlerle çocuklarını aşağılar ; bazıları da iğneleyici-alaycı ifadelerle çocuklarının özsaygılarını yaralar.

    '' gün boyu insanların bana söylediklerini tartmaktan uyuyamıyorum. '' diyen elli yaşındaki diş doktoru phil gibi bu çocuklar da kırılmaya, aşağılanmaya hazır ; aşırı hassas, utangaç bir ruhla kendilerini korumak adına duvar örmeye çalışır fakat başarısız olurlar. kötü sözler-aşağılanma kim tarafından gelirse gelsin kişiyi yaralar muhakkak fakat insanlar yalnızca anne-babalarından gelen hakaretlere karşı savunmasızdırlar. zira ebeveynleri çocuğun merkezidir ve bir çocuk için onlar ne derse doğrudur. onlar aptal diyorsa aptalsındır, işe yaramaz olduklarını düşünüyorlarsa bu doğrudur ve zamanla kendini değersizleştirmeye başlar, bir şeyleri başardıkça dahi kendini kötü hissederek bu başarıyı sabote etmeye çalışırsın. bu noktada başarısızlık huzura eşittir çünkü yetersiz-değersiz bir çocuk bir şeyleri başarırsa bu ebeveyninin gözünde suç teşkil eder. kendi yeteneksizliğiyle başa çıkmakta zorlanan ebeveynler, ' bu işin altından kalkamayacağını biliyorum ve bunu senin iyiliğin için söylüyorum ' minvalindeki sözlerle , koruyuculuk- eğitim kisvesi altında özgüvensiz çocuklar yetiştirir. mükemmeliyetçi ebeveynlerse sağlayamadıkları istikrarı çocuklarından bekleyerek mükemmel bir aileye kavuşacaklarını düşünür. bir çocuktan kusursuz olmasını beklemek ağır bir yüktür ve çocuk bunu kaldıramadıkça sorumluluklarını ertelemeye başlar. başarısızlığı yüzünden cezalandırılan çocuk başarısız olma korkusuyla hiçbir şey yapamaz hale gelir ve duygusal bir felç geçirir; böylece çocuklar anne-babalarının kehanetlerini gerçekleştirmiş olurlar.

    bir uyuşturucu çetesini tek başına yakalamak gibi eylemlerle sürekli olarak kendisini tehlikeye atarak görev başındayken ölmeye çalışan polis memuru jason' un hikayesi beni çok etkilemişti. her gün, annesi tarafından ' keşke ölseydin, hiç doğmasaydın, babanla birlikte mezara girseydin ' gibi zalim sözlere maruz kalan jason için tüm duygusal istismarcı anne-babaların çocuklarında olduğu gibi '' sen '', '' ben'' olmuştu. ' keşke ölseydin ' diyen bir annenin çocuğu tek bir şeyi sayıklar ve yaşamını bu söz doğrultusunda yönlendirir : ' keşke ölseydim. '

    bütün çürükler içimde.

    yazarın tercih ettiği bu başlık, duygusal tacizci ebeveynlerin çocuklarının yaşadıklarını en iyi şekilde özetliyor.

    aile dendiğinde en sert çehreler dahi geçmişe dalarak çocuklaşır, insan her şeyi unutur fakat öylesine bir gün anne-babasından duyduğu bir hakareti, yediği bir tokadı unutmaz. çocuklarınızı sevin fakat işe içinizdeki kırgın çocuğu sevmekle başlayın; onun kalbini tamir edemedikçe sevgi kavramı sizin için de çocuklarınız için de daima yarım kalacak ne yazık ki. tolstoy' un o yüce sorusunun bir o kadar yüce yanıtı kulağınıza küpe olsun: insan sevgiyle yaşar. tek bir sevgi kırıntısı için gözlerinize bakan insanları sevgisizliğinizle sınamamanızı ve içinizdeki çocuğun kılavuzunuz olmasını temenni ederek esenlikler diliyorum.
    9 ...
  43. malcolm liepke

    1.
  44. sensate focus

    1.
  45. Cinsel terapide sıkça kullanılan yöntemlerden biridir, üç aşamalıdır: birinci aşamada genital alanlara dokunulmaz, ikinci aşamada genital ve genital dışı alanlara dengeli bir dağılımla dokunulur, üçüncü aşama genital odaklıdır.

    cinsel bozukluklara sahip olan hastalarda görülen ilk eksik kendi vücutlarını ve partnerlerinin vücutlarını tanımamalarıdır. Öyle ki çoğu erkeğin ve kadının kafasında erojen bölge denildiğinde beliren ilk yer klitoristir. Bu elbette oldukça yaygın bir yanlış, zira klitoris tıpkı penis başı gibi sinir yoğunluğundan ötürü oldukça hassas bir noktadır. Bu yüzden hiçbir kadın, bilhassa vajinismus/istek bozukluğu olanlar, cinsel ilişkiye başlarken klitorise odaklanılmasından hoşlanmaz, kendilerini direkt olarak cinsel ilişkiye kapatırlar.

    Sensate focus'ta mühim olan haz bölgelerini keşfederken kişinin uyarım bölgelerine odaklanması ve uyarımı duyumsamasıdır. Seksofonksiyonel terapinin kurucusu Francois carufel bir seminerinde şu uygulamayı yaptırmıştı: ayaklarınızı zemine koyup oturun ve gözlerini kapatın. Yalnızca ayaklarınıza odaklanın ve bir noktadan sonra zemini, ayaklarınızın karıncalandığını hissedeceksiniz. Bu minik uygulama cinsel terapinin ve bu tekniğin temelini oluşturuyor, mühim olan haz bölgesini bilmek ardından da tüm duyularınızı oraya yönlendirip hazzı duyumsamaktır.

    Singer kaplan orgazm bozukluğu için cinsel ilişki esnasında elleri kenetleyip ellere odaklanmanın işe yarayacağını söylüyordu ; Bu odağı değiştirme uygulaması , sensate focus' Taki teknikle aynı amaca dayanmıyor. Sensate focus' ta amaç odaklanmaktan ziyade duyumsamaktır.

    Cinsel bozuklukların temelinde insanların vücutlarını tanımamaları ve duyularını doğru yönlendirememeleri yatıyor ne yazık ki. Sensate focus tekniği haz bölgelerini öğretmekle birlikte hazzı duyumsamayı ve yönlendirmeyi, aynı zamanda partnerler arası iletişimi geliştirerek partneri yönlendirmeyi öğretmeyi; Tüm bedenin haz bölgesi olabileceğini öğrenerek orgazm baskısından kurtulup sürecin keyfine varmayı sağlıyor.
    4 ...
  46. toplumsal cinsiyet rol gerginliği paradigması

    1.
  47. toplumsal cinsiyet normlarına uymanın ve bu normları ihlal etmenin sonuçları üzerinde duran bir yaklaşımdır.

    toplumsal cinsiyet rollerinin cinsiyet normlarına göre belirlendiği, bu rollerin çatıştığı, tutarsızlıklar barındırdığı ; ihlalin sosyal kınama ve olumsuz psikolojik sonuçlar doğurduğunu söyler. kurama göre, cinsiyet rollerini ihlal etmenin sonuçlarından erkekler, kadınlardan daha çok etkilenir.

    erkekler için belirlenmiş normlar pratik değildir, maladaptiftir bu yüzden erkekler bir gerginlik yaşar, kuramın asıl değindiği nokta da budur. örneğin, erkeklere biçilmiş '' erkek saldırgan olmalıdır '' normu işlevsizdir ve hegemonik baskı altındaki erkekler bu rolün gereklerinin ve bu gerekleri ihlal etmenin gerginliğiyle yaşarlar.

    daha evvel de değinmiştim, birtakım ilkel kabilelerde çocuklar erkekliklerini kazanmak adına çeşitli acı verici evrelerden geçerler: dışkıya bulanmak, burnuna çomak sokup kanatmak gibi.. toplumumuzdaki gibi hegemonik baskıyla yetişmiş toplumlarda ve ilkel kabilelerde şu görüşün yaygınlığına şahit olursunuz : erkek doğulmaz, erkek olunur.

    erkeklerin yaşamları boyunca bir mücadelenin içerisinde olmaları, riskli ve tehlikeli davranışlarla erkekliklerini kanıtlamaları ( cinsel ilişkiyi abartma, aşırı alkol tüketimi, hızlı araba kullanma vs.) yönündeki telkin erkeklerin saldırganlıklarını arttırmakla birlikte bu durum erkeklerde bir kaygıya da yol açmaktadır. erkekliğin kazanılması güç, kaybedilmesi kolay bir yapı olarak addedilmesi kırılgan erkeklik dediğimiz bir olguyu ortaya çıkarır.

    erkeklerin bilhassa kadınlara karşı sergiledikleri saldırgan tutumlarda tüm bunların payı olmakla birlikte, ilkel bir kabilenin üyeleri olmayan bizler, erkekliğin kazanılan bir nitelik değil , bir cinsiyet kimliği olduğunu bilerek hareket etmeli ve bu kimliğe şiddeti, saldırganlığı, cinsiyetçi tutumları addetmemeliyiz. işlevsel olmayan sosyal normlar görüldüğü üzere her iki cinsiyete de zarar verir ve toplumda maladaptif bir dengesizlik ortaya çıkarır. kadın ikincil konuma itilirken, erkek birincil konumda olmak ve orada kalmak adına verdiği mücadele altında ezilir.

    erkekler paradoksal olarak eril kültürün hem üreticisi hem ürünü durumundadırlar ; hem sahibi hem de kölesidirler.

    (bkz: kırılgan erkeklik teorisi)

    Edit : kitap önerisi (bkz: erkekliğin Türkiye halleri)
    4 ...
  48. kontrolcü ebeveynler

    1.
  49. buradaki kontrol kavramı, tedbir kavramından farklıdır. bir örnekle açıklamak gerekirse, karşıdan karşıya geçerken çocuğun elini tutmak tedbirli bir ebeveyn davranışıyken ; yıllar sonra da ,karşıdan karşıya geçmeyi öğrendiği halde, ebeveyni, halen çocuğun elini tutuyorsa bu zararlı bir kontrolcü davranışıdır.

    ihtiyaç duyulmama korkusu, kontrolcü ebeveynlerin çocuklarını acizliğe teşvik etmesine yol açar. çocuklarının bağımsızlıklarını kazanmalarını bir ihanet ve terk edilme olarak algılarlar, keza temelde bu anne-babaların en büyük korkusu çocuklarını kaybetmektir. bazen bu ebeveynler doğrudan kontrolle de çocuklarını yönetmeye çalışır, '' dediğimi yapmazsan seninle bir daha konuşmam '' , '' senin yüzünden kalpten gideceğim '' gibi cümleler bu tavıra örnektir. çocukların gözlerini korkuturken aynı zamanda onların küçük düşüp utanmasına ve özsaygılarının zedelenmesine sebep olurlar.

    bir kontrolcüden şu sözleri sık sık duyabilirsiniz : '' senin iyiliğin için, seni çok sevdiğim için, senin için.. '' fakat tüm bu güzel sözlerle başlayan cümlelerin tek bir anlamı vardır : '' seni kaybetmekten korktuğum için bunu yapıyorum ve bu yüzden acı çekmene bile razıyım. ''

    bu anne babalar için evlilik ciddi bir tehdittir. özel gün ve bayramlar, onlar için esasında melankoli bayramlarıdır. aynı şekilde, para da onların demirbaş aletidir. birçok toksik anne-baba maddi imkanlarını kullanarak çocuklarını kendilerine bağımlı hale getirir. '' sen hiçbir şey beceremez misin ? '' sözleriyle küçük düşürülen çocuğun, tek başına olduğunda baş edemeyeceği düşüncesi pekişir. bu ebeveynler, manipülasyonu en iyi biçimde kullanır. toksik manipülatörlerin en sık rastlananı '' yardımcı ''ebeveynlerdir. çocukları büyürken bağımsızlıklarını desteklemek yerine devamlı müdahale ile ihtiyaçlarını karşılamaya devam ederler. kardeşle kıyaslama, kontrolcülerin sıkça başvurduğu yöntemlerden biridir. genelde bağımsızlıklarını kazanmaya başlayan çocuklara karşı gösterilen bu davranış, temelde aile dengesinin sarsılmasından korkmanın bir dışavurumudur.'' kardeşin gibi ol ''demek, '' itaat etmeye devam et '' demekle eşdeğerdir.

    yenilgin isyan kavramına, yine kontrolcülerin çocuklarında rastlarız. çocuk, bu kontrolcü tavıra karşın kendi isteklerini göz ardı ederek , tamamen baş kaldırma dürtüsüyle hareket eder. Örneğin, kendisi de evlenmek istemediği halde sırf ailesi istemiyor diye evlenebilir ve sonunda yine hüsrana uğrar.

    kontrolcü anne-babaların çocukları onların adeta uzantılarıdır. kitapta yer alan vakanın şu sözü, bu ebeveynlerin yarattığı yıkımı tanımlar : '' kendi hayatımda yardımcı oyuncu rolünü üstlendim. '' başrolü üstlenmek için yapılacak tek şey, bilinçli değişikliklerle kendi hayatınızın iplerini elinize almakta yatıyor.
    3 ...
  50. yetersiz ebeveynler

    1.
  51. son yirmi yıldır anne-baba görevleri değişmekte olsa da, ebeveynlerin hala geçerli olan beş ana görevi vardır :

    1. anne-babalar çocuklarının fiziksel ihtiyaçlarını karşılamalılar.
    2. çocuklarını fiziksel zarara karşı korumalılar.
    3. çocuklarını duygusal zararlara karşı korumalılar.
    4. ihtiyaçları olan sevgi, ilgi ve şefkati çocuklarına sağlamalılar.
    5. çocuklarına ahlaki değerler edinmeleri konusunda yol göstermeliler.

    yetersiz ebeveynler, ilk maddeyi dahi yerine getiremezler, genelde kendileri duygusal açıdan çökmüş bir haldedirler ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılayamadıkları gibi, onların bakımına ve desteğine ihtiyaç duyarlar. bir ebeveyn, çocuğunun üzerine anne-babalık görevini yüklerse aile dinamiği zarar görür , roller belirsizleşir. Bu noktada çocuğun örnek alacağı, taklit edebileceği kimse kalmaz ve çocuğun kimliği, tabiri caizse şaşkınlık dolu bir akıntıya sürüklenip gider.

    bir yetişkin gibi davranması beklenen 'çocuk' , kendisine yüklenen görevi tam anlamıyla başaramayacağı için bu başarısızlık hissini yetişkin yaşamında da taşır ve kendisini daima yetersiz, suçlu hissederken aynı zamanda aşırı bir sorumluluk alma ihtiyacı da hisseder. her şeyin sorumluluğunu almak isteyen yetişkin, elbette bunlara yetişmekte yetersiz kalacak, sonrasında sorumluluk yükünü iki katına çıkaracak ve bununla da baş edemeyince çocukluğundan kalan başarısızlık hissi pekişecek ve yaşam enerjisini yavaş yavaş tüketecektir. tüm bunların yanında, sevgiden yoksun büyüyen çocuk, duygularını ifade etmekte güçlük çekecek, istediği zaman bile kalbini açamayacaktır.

    bu örnek bir işkolik modelini temsil ederken, bir de kurtarıcılar mevcuttur. bu kişiler, duygusal olarak bağımlı olup herkesin yardımına koşar, etraflarındaki insanların tabiri caizse arkasını toplamaya çalışırlar. problemli erkeklere doğru çekim hisseden kadınları buna örnek gösterebiliriz.

    tüm enerjilerini kendi fiziksel varoluşları için harcayan anne-babalar, aslında çocuklarına şu mesajı verir : '' duygularının hiçbir önemi yok. önemli olan sadece benim varlığım. '' böylece çocuklar kendilerini yavaş yavaş görünmez hissetmeye başlar. yetersiz anne-babaları diğer toksik ebeveynlerden ayıran budur, diğer alt gruplarda çocuklar ebeveynlerinin yaptığı şeylerden zarar görürken, burada anne-babalarının yapmadıklarından zarar görmüşlerdir ve çocuk bir yetişkin olduğunda, hayatındaki problemlerle anne-babasının davranışları arasındaki ilişkiyi göremez ve var olan bağlantıyı inkar eder.

    kitapta yer alan bir vaka olan, 34 yaşındaki Les' in sözleri bu anne-babaların yarattığı yıkımı tanımlar nitelikte :

    ''kendime acımaya vaktim olmadı. yapılacak çok iş vardı. ''

    çocukluğunuzu yaşayamadan üzerinize birçok sorumluluk yüklendiğini itiraf edin. bu sorumlulukların ağırlığı altında hayat enerjinizin haksız yere azaldığını kabul edin. yaşam gücünüzü şimdiye dek toksik anne-babalarınız için harcadınız, artık bu güçten yararlanma sırası sizde.
    2 ...
  52. tanrısal anne babalar

    1.
  53. kusursuzluk efsanesi başlığıyla incelediğim tanrısal ebeveynler, kitapta ayrı bir toksik ebeveyn başlığı olarak alınmamıştır zira kusursuzluk sanrısı tüm toksik ebeveynlerin ortak noktasıdır. bu ebeveyn türünü incelemeye, kitapta da yer alan şu efsaneyle başlamak istiyorum zira toksik anne-babaları en iyi şekilde tanımlayabilecek efsane budur :

    ''antik yunanlıların ciddi bir problemi vardı. tanrılar olympos dağı' nın zirvesindeki semavi mekanlarından onları gözetliyor ve yunanlıların her yaptıklarını yargılıyorlardı. hoşnut olmadıkları davranışlar gözlemlediklerinde de insanları hızlıca cezalandırıyorlardı. merhametli ya da adaletli olma zorunlulukları yoktu. haklı olmaları bile gerekmiyordu. hatta düpedüz mantıksızca bile davranabiliyorlardı. akıllarına esince bir insanı sadece bir yankıya dönüştürebiliyor, bir başkasını da sonsuza dek yukarı kaya parçaları taşımaya mahkum edebiliyorlardı. tanrılarının ne zaman ne tür ceza vereceğini bilmemek, antik yunanlılar arasında korku ve şaşkınlığa yol açıyordu. ''

    hayata gözlerimizi açtığımız ilk anda ebeveynlerimizle tanışırız. belirli bir yaşa dek onların doğrularıyla izole bir şekilde büyümek, onları başkalarıyla kıyaslamamızın önünde bir engeldir ve bu engel, anne babalarımızın mükemmel varlıklar olduğu yönünde bir delildir bizim için. kendi bağımsızlığımızı göstermeye başladığımız psikoseksüel gelişim dönemlerinde ve bu bağımsızlık ihtiyacının zirveye ulaştığı ergenlik döneminde ebeveyn tutumlarını sorgulamaya başlarız ve bu varoluş mücadelesinin desteklenmesini isteriz. bu dönemlerde dengeli bir ailede sorunlar duygusal gelişimin bir parçası olarak kabul edilip çözüme ulaşır. fakat toksik ebeveynli ailelerde durum bu değildir, bu anne-babalar, isyankarlığı ve küçük fikir ayrılıklarını dahi kişisel bir saldırı ve tehdit olarak görürler. çocuklarını kendilerine bağımlı kılarak bir savunma mekanizması oluşturur, fark etmeden gelişimlerine zarar verir ve bunu '' iyiliğini düşünüyorum '' diye mantığa bürüme yoluyla dikte ederler.

    bugün de, anne-babanın otoritesinin sorgulanamaz olduğu yönünde bir inanç vardır. onlarla tartışmamız, tavırlarını sorgulamamız yahut onlara karşı çıkmamız mümkün değildir. bu düşünce, dini öğütlerle de pekiştirilir. islamda ve diğer tüm dinlerde yer alan ibareler, anne-babalarımızı saygın bir konuma getirmiştir.

    bu noktada şunu sormak yerindedir : aile kavramı her koşulda kutsal mıdır ? ailesi tarafından cinsel istismara uğrayan bir çocuk için aile kutsal mıdır ? ailesinden sürekli dayak yiyen bir çocuk için aile kutsal mıdır ? değildir. ben bunu da bir tabu olarak değerlendiriyorum, bana kalırsa bu tamamen aileye atfedilen bir kutsallık tabusudur fakat gerçeğin bu olmadığı aşikar.

    burada iki bilişsel çarpıtma ön plana çıkar :

    1. ben kötüyüm, annem ve babam iyi.
    2. ben zayıfım, annem ve babam güçlü.

    bu çocuklar, tanrılarını memnun etmenin bedelini, onların tüm zararlı davranışlarından kendilerini mesul tutarak ödeyeceklerdir. öyle ki, ailesini tanrısı olarak gören bir çocuk, ailesinden gelen her türlü istismarın kendisinden kaynaklandığını düşünecek ve yaşadıklarını kabullenme yoluna gidecektir. inkar, en ilkel ve en güçlü savunma mekanizması olarak, bize yaptıklarını unutup ebeveynlerimizi birer abide gibi ayakta tutmamıza yardımcı olur. aynı şekilde, yalnız çocuk değil, ebeveynler de inkar yoluyla çocuklarına yaptıklarını göz ardı ettirmeye ve bu yolla özgüvenlerini bastırmaya çalışır. inkar ne denli yatıştırıcı ve mükemmeliyet sanrısından kurtulmak ne denli zor olsa da, kişi bundan kurtulmadığı müddetçe yaşamındaki tüm olumsuzluklar için kendisini suçlamaya devam edecektir.

    bu anne babaların ölmesi dahi bir çare değildir, öyle ki, hayatta olan ebeveynlerin verdiği zararı kabul etmek ne kadar zorsa, ölen bir anne-babayı suçlamak daha da zordur. ölmüş anne-babalar otomatik olarak tanrısallaşır. gelişim çağında öz saygısı yerle bir edilen çocuk, yetişkin yaşamında da, bir sonraki şimşeği bekleyen korku dolu ve çaresiz çocuğu yanında taşıyacaktır.

    toksik anne-babalarınızı dünyaya indirdiğinizde, onlara gerçekçi gözlerle bakmaya cesaret edebildiğinizde, aranızdaki ilişkinin güç dağılımını da dengelemeye başlamış olacaksınız.
    2 ...
  54. toksik ebeveyn ölçeği

    1.
  55. esasında kitapta yer alan bu mini testin bir adı yok, ölçek, ebeveynlerinizin birer toksik ebeveyn olup olmadığını yorduyor, bu yüzden ben bu adı uygun gördüm.

    Çocuklar için hazırlanan korku ölçeklerinde, bazı çocuklar hiçbir belirti göstermemesine rağmen testten yüksek puanlar alır. bu yapılan testin yanlış olduğu ya da çocuğun yalan söylediği anlamına gelmez, bunun anlamı şudur : doğduğu andan itibaren şiddetin ve korkunun içerisinde büyüyen bir çocuk için maruz kaldığı korku '' normal '' dir ve testte çıkan, psikolojik bir bozukluğa tekabül eden skor, normallikten ne kadar uzak olsa da, çocuğun yaşam tarzıdır. biz ne denli büyümüş olursak olalım, hepimiz içimizde bir çocuğu barındırıyoruz. bir yetişkin, anne-babasının davranışlarının doğruluğunu tartabilir. toksik ebeveynlere sahip bireyler, yaşları kaç olursa olsun, ebeveynlerinin tutumlarının normalden uzak olduğunu elbette hissederler. bununla birlikte, hem içimizdeki o kırgın çocuk, hem de o yetişkin, bunu kabullenmekte zorlanabilir, öz saygısını korumak adına '' aile'' sinin bu olumsuz tutum ve davranışlarını inkar yahut mantığa bürüme savunma mekanizmalarıyla yadsıyabilir. bu test, yüzleşmekte zorlandığınız yahut normalleştirerek farkına dahi varmadığınız toksik ebeveyn tutumlarıyla yüzleşmeniz ve yazarın tabiriyle psikolojik nabzınızı ölçmeniz için hazırlanmıştır.

    not : soruların üçte birine dahi '' evet '' yanıtını veriyorsanız, yazılarımın devamını takip edebilir, sözünü ettiğim kitabı satın alabilir yahut imkanınız varsa, en olumlu sonucu verecek olan terapiye başlayabilirsiniz.

    çocukluğunuzda anne-babanızla aranızda var olan ilişki :

    1. anne veya babanız size kötü ve değersiz, beş para etmez bir çocuk olduğunuzu söyledi mi ? size hiç hakaret edip devamlı eleştirdi mi ?
    2. cezalandırırken hiç dayağa başvurdu mu ? sizi kemer, fırça ya da diğer acı verici maddelerle dövdü mü ?
    3. anne veya babanız hiç sarhoş olur ya da uyuşturucu kullanır mıydı ? siz hiç bu konuda kendinizi rahatsız hissettiniz mi ? korktunuz veya utandınız mı bu durumdan ? üzülüp kafanızın karıştığı oldu mu ?
    4. anne veya babanız hiç depresyon geçirdi mi ? veya anne-babanızın içinde bulunduğu diğer ruhsal sıkıntılardan ya da fiziksel bir rahatsızlık yüzünden size olan ilgisinde ciddi bir eksiklik yaşadınız mı ?
    5. problemleriyle baş edemeyen anne veya babanıza sizin bakmanız gerekti mi ?
    6. anne veya babanız gizli tutulması gerektiğini düşündüğünüz bir davranışta bulundu mu size karşı ? cinsel yönden herhangi bir tacize uğradınız mı ?
    7. anne veya babanızdan korkar mıydınız ?
    8. anne veya babanıza karşı davranışlarınızda öfkenizi ifade etmekten çekindiniz mi ? korktuğunuz oldu mu ?

    yetişkin hayatınızda :

    1. ilişkilerinizde kendinizi yıkıcı ve '' kötü davranan '' kişi olarak görür müsünüz ?
    2. birisine çok yakın olduğunuzda canınızı yakacağını veya sizi terk edeceğini düşünür müsünüz ?
    3. insanlardan en kötüsünü mü beklersiniz ? ya da genel olarak hayattan ?
    4. kim olduğunuzu, ne hissettiğinizi ve ne istediğinizi bilmekte zorlanır mısınız ?
    5. gerçek kimliğinizi bilirlerse insanların sizi sevmeyeceklerinden korkar mısınız ?
    6. başarılı olduğunuzda endişelenir ve birinin sizin herhangi bir açığınızı yakalayacağından korkar mısınız ?
    7. ortada bariz bir neden yokken öfkeli veya üzgün olur musunuz ?
    8. mükemmeliyetçi misiniz ?
    9. dinlenmek veya güzel vakit geçirmek sizin için zor mu ?
    10. tüm iyi niyetinize rağmen kendinizi anne-babanız gibi davranırken bulur musunuz ?

    yetişkin hayatınızda anne-babanızla aranızda var olan ilişki :

    1. anne-babanız size hala çocuk muamelesi yapıyorlar mı ?
    2. hayatta verdiğiniz önemli kararların çoğunda anne-babanızın onayı doğrultusunda mı hareket ediyorsunuz ?
    3. ailenizle geçireceğiniz zaman öncesi ve sonrasında yoğun bir duygusallık ya da fiziksel sorunlar yaşıyor musunuz ?
    4. anne-babanızla fikir ayrılığında olmak sizi korkutuyor ve endişelendiriyor mu ?
    5. aileniz sizi tehdit veya suçluluk duygusuyla kontrol etmeye çalışıyor mu ?
    6. anne-babanız maddi imkanlarını kullanarak hayatınızı yönlendirmeye çalışıyorlar mı ?
    7. anne-babanızın hislerinden ve ruh hallerinden kendinizi sorumlu hissediyor musunuz ? mutsuzluklarının sizin suçunuz olduğunu düşünüyor musunuz ? onları mutlu etmek sizin sorumluluğunuz mu ?
    8. ne yaparsanız yapın onlar için hiçbir zaman yeterli olmayacakmış gibi hissediyor musunuz ?
    9. bir gün, bir şekilde her şeyin daha iyi olacağına ve onların değişeceğine inanıyor musunuz ?
    2 ...
  56. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük