sabahtan beri* işten artan tüm vakitlerimi ulusözlük başında geçirdiğimden artık midemi bulandıran sorundur. yanlış yazanlara mesaj atayım dedim, o kadar çoklar ki denemedim bile.
okuduğum her başlıktan en az iki entryde karşılaştığım bu sorun yüzünden sözlükten soğudum doğrusu. bir de millete ayar vermeye çalışan yazarların ayrı yazılan de ekini bile doğru yazamaması, ayarında haklı olsa dahi "sen önce bir kendine bak" dedirtiyor okuyana.
bunların çoğunun kökünde bence şu var; okula başladığımızda en az değeri verdiğimiz ders türkçe. hatta müzik bile çoğu kez türkçe dersinin önüne geçebiliyor. aileler çocuklarını okul sonrasında ya sayısal derslerin kurslarına gönderiyor ya da yabancı dil. durup bir düşün bakalım; çocuğun anadili türkçe ama türkçe'yi nasıl kullanıyor...
facebook'un en entel gruplarında bile rastlıyorum saçma sapan dilbilgisi hatalarına. artık yanlış o kadar ortalıkta, o kadar kabul görmüş ki; doğruyu yanlış olanla düzeltenlere şahit oldum. kişinin anadilini bilmemesi karşılaşılabilecek en acınası durumların başında geliyor bence.
anadilini türkçe kabul edenlerin eklerini nasıl yazacağından bile bihaber olması. üstelik yalnızca yazarak düşüncelerini ortaya koydukları ortamlarda bunun daha da belirgin bir şekilde görünmesi, bilinçli okuyucuda (evet bu entrye bilinçli okuyucu benim)* çok acı bir tat bırakmakta ve iki dakikalık zevkin içine etmektedir.
doğru yazana elbette lafımız yok, en iyi oylarımızın adresidir. fakat türkçe bilen türkçe'yi doğru kullanıp doğru yazsın gözünüzü seveyim, yazmayı bilmiyorsanız bi siktirip gidin de keyfimize bakalım, başlıklara bakasım gelmiyor sizin yüzünüzden.