bu ülkede yaşanmaz dedirten olaymış. ya bu ülkede yaşanmazsa sebeplerinden biri de böyle her gördüğü haberi gerçek sanıp gaza gelen insanlardır. hadi sitenin en altında yazan açıklamayı (Sitede yer alan haberlerin hepsi, kişilik bölünmesi yaşayan, şizofren bir yazarın kafasında yarattığı hayali olaylardır. O yüzden bu haberlere dava açan dombilidir.) görmediniz. ya git bi google'a yaz bakalım kimmiş bu adam. hadi herşeyi geçtim "tübitak genel kurulu" diye bir şey mi var? bi arkadaş da yukarı döşemiş paragraflarca lafları. ya onu yazana kadar bi aç bak ben ne hakkında konuşuyorum acaba diye.
tübitak yayınlarından çıkan hayvan zihni isimli bir kitap vardır. işte ben o kitabı bir süre mizahi bir kitap sandım. zihni isimli kahramanımıza hayvan lakabı takılmış olduğunu düşündüm. hem öyle çok da küçük değildim.
son yaptığım üç iğrenç espriyi paylaşmak isteğindeyim:
I)"ateşi olan var mı?" sorusuna "çok şükür sağlığım yerinde. ateşim 36.5" şeklinde cevap vermek.
II)gülse birsel, gülmese bir deprem!
III)ve twitter'a geçenlerde yazığım bir şey: "Milliyet bir fotoğraf galerisine "Sandığınız gibi değil" yazmış.Fotoğraflara baktım. Hakikaten hiçbirinde sandık yok. Doğru habercilik budur"
öncelerden duyup pek de takmadığım, birkaç gün önce yeniden denk geldiğim ve bu sefer "neymiş bu?" diye biraz göz gezdirdiğim ve iyi ki de göz gezdirdiğim sitedir. zevk alınarak okunacak yazılar mevcut olup, tarafımdan herkese tavsiye edilir.
yeniden düzenlemenin sebebi: "birkaç" ı ayrı yazmam. burdan bunu görüp rötuş isteği gönderen arkadaşıma teşekkürü bir borç bilirim.
itiraz edilecek ama geçerli delil sunulamayacak önermeymiş. bunu diyen arkadaşa sormak istiyorum: elinde mevlananın kasedi mi var kanıt olarak sunacağın?
kendisi ilk fırsatta tüm ülkeye hatta dünyaya tanıtılmalıdır. bu arkadaşımız örnek bir türk gencidir. abazandır ama çaktırmaz, mülayim görünür. abazanlığını kendi içinde yaşar. topluma zarar vermez. ayrıca karizmadır. gözleri yeşildir. dalyan gibidir. matematiği sever. matematik dünyası okuyorsanız ara sıra çözüm gönderenler arasında görebilirsiniz kendisini. ayrıca öyle çağımızın yozlaşmış gençleri gibi cep telefonu ve internet bağımlısı da değildir. cep telefonunu genelde bir yere bırakır. sonra da unutur. kendisine cep telefonuyla ulaşmanız çok zordur. sevmez çünkü bu tür şeyleri. ayrıca istediği gibi yaşar. hep doğru bildiğini yapar. örnek vermek gerekirse, önleyici unsurları (akşam yoklaması gibi) umursamadan 24 saat kesintisiz canı uyumak isterse, uyur. kimse de vazgeçiremez. kısacası böyle insanlar kolay yetişmez değerli arkadaşlar. saygı duymak ve örnek almak lazımdır. bu arada bir yanlış bilgiyi düzeltmek istiyorum. kendisi abidinpaşa'dan kopup gelmemiştir. halen orada yaşamaktadır. bilgi verirken doğruluğunu araştıralım lütfen.
türkiye'nin azerbaycan'a yenilmesi sonucunda milliyet.com.tr'nin attığı son dakika başlığıdır. kendilerini buradan tebrik ediyorum*. gardaşız diye adamların bizi yenmemesi gerekirdi tabi. ayıp ettiler.
ankara'da yaşamanın iyi yönlerinden biridir.* şimdi diyebilirsiniz ki "arkadaşım internetten de dinleyebilirsin." ama olmuyo be. ttnet zaten sorunlu. bi de limit* diye can sıkıcı bir konu var. bu radyo beni nana mouskouri'yle tanıştırmıştır. çoğu zaman radyoda bir şarkısına denk gelebilirsiniz. bir de çok güzel bir anonsları vardır müzik eşliğinde "ankara üniversitesi radyosu fm 91" diye. buradan da anlaşılacağı üzere fm 91.0'dan yayın yapmaktadır.
star tv'nin ilk bölümünü üst üste iki kere yayınladığı dizidir. dizi bitti ve hemen baştan başladı. hakikaten ilginç. bu arada ben mi yanlış duydum bilmiyorum ama ihtihar süsü verilip öldürülen kızımız boğaziçi türk dili bölümünde okuyormuş. buradan yakında melih gökçek'in ankara'ya boğaz getireceğinin mesajı veriliyor olabilir. bu arada fena dizi gibi gelmedi. bekleyip göreceğiz ileriki bölümler nasıl olacak.
o meşhur sahnede basıldığı adam levent üzümcü değildir. kocasının iş arkadaşı mehmet'le basılmıştır. mehmet'i günyol bakoğlu oynamaktadır. levent üzümcü "raşit abe"yi canlandırmaktadır ve gayet mülayim bir şahsiyettir.
ülkemizde bolca bulunan insandır. bu arkadaşlarımız kendi görüşlerine taban tabana zıt olan partilerin nasıl politika yapmaları gerektiğini söyleyecek kadar ilginçtirler. bakın burada bahsettiğim başka bir partinin görüşlerini eleştirmek değildir. mesela x ideolojisini eleştirmek değildir durum. durum x ideolojisini destekleyen parti şöyle davranmalı, böyle düşünmeli diye konuşup durmaktır. bu tip insanlar her daim kıl olunasıdır.
basket maçlarını izlerken ekranda gördüğüm top kaybı yazısından oyuncuların topu gözden kaybettikleri ve bulamadıkları anlamını çıkartırdım. top kaybı benim için bunu ifade ederdi. hatta çok da garibime giderdi bu durum. "yahu o stadyumun içinde topu nasıl kaybedersiniz?" diye de düşünmüşlüğüm vardır.
"Ama bu ülkede, kendini Adalet Hanım'dan "daha solcu" zannedebilen bazı densiz piçkuruları, onların babalarının bile daha doğmamış olduğu yıllarda sol edebiyatın en güzel örneklerini vermiş nineleri yaşında bir sanatçıya, Adalet Hanım'a yumurta attılar."
bu günkü yazısında bunu demiş. az bile söylemiş arkadaş. ota boka yumurta atmak alışkanlık haline geldi bu ülkede. sonra da akp'nin demokratlığını samimi bulmayacaksın. önce kendin samimi ol da sonra başkasının samimiyetini sorgula.
insanları gaza getirmeyi misyon haline getirmiş dizidir. son fragman da bunu doğrular niteliktedir. şimdi tamam amerika'nın, avrupa'nın ve israil'in birbirinden değişik istekleri olabilir türkiye üzerinde. bunları eleştirirsin de, o sondaki bizim projemiz kısmında tamamen türk bir dünya neyin nesi? bilmem farkındalar mı ama bu biz fırsatını bulursak israilden ve amerika'dan daha yıkıcıyızdır demek oluyor. israil bile bize yer bırakmış ama biz kimseye yer bırakmıyoruz. tüm dünyayı kırmızı beyaza boyamışız. sonra da israili suçla. bravo size.