istanbul'u seyrediyorum, gözlerim faltaşı;
Önce bir miktar çember sakallıyla, muhtelif magandalar görülüyor
Aniden korkunç biçimde artıyor sayıları
Sokaklarda, resmi dairelerde ve hemen her yerde
Cami çıkışlarında, üniversite önlerinde
Sıkmabaşların hiç dinmeyen isterik çığlıkları
istanbul'u seyrediyorum, gözlerim faltaşı.
istanbul'u seyrediyorum, gözlerim faltaşı;
Ne idüğü belirsiz çok adam, akıyor devamlı
Dağlardan, zirvelerden, sürü sürü, öbek öbek
Denizi kirletiyor, sintineler boşalırken
Bir zontanın suya soktuğu ayakları
istanbul'u seyrediyorum, gözlerim faltaşı.
istanbul'u seyrediyorum, gözlerim faltaşı;
Gaspcıların kol gezdiği Kapalıçarşı
Uğul, uğul Sultanbeyli, devletin giremediği Armutlu
Köktendincilerle dolu avlular, meydanlar
Tekbir naraları duyuluyor her yandan
Bahar ortasında lağım, mevsim yaz ise çöp kokuları
istanbul'u seyrediyorum, gözlerim faltaşı.
istanbul'u seyrediyorum, gözlerim faltaşı;
Aklımda, gelecek daha beter günlerin korkusu
Metruk binalarla giderek yalnızlaşan bir sokak
Bütün daireleri doldurmuş, tinercilerle ayaktakımı işgalinde
istanbul'u seyrediyorum, gözlerim faltaşı.
istanbul'u seyrediyorum, gözlerim faltaşı;
Telefonlu kırolar yürüyor cadde ortasından
Terbiyesizce laf atmalar, küfürler, kin dolu bakışlar
Bir şey atıyor içlerinden biri, gizlice yere
Az önce aşırıp boşaltdığı, bir emeklinin cüzdanı olmalı
istanbul'u seyrediyorum, gözlerim faltaşı.
istanbul'u seyrediyorum, gözlerim faltaşı;
Gerçek istanbullular çırpınıyor evlerinde
Sular akacak mı, elektrik kesilecek mi bilmiyorum
Sokak gene kazılıp, öyle bırakılacak mı bilmiyorum
Yıldızlar, hatta ay bile görünmüyor biçimsiz yükseklikler arkasından
Bu kirli havayı solumaktan boğuluyorum
istanbul'u seyrediyorum.
Kısaca biyografisi;
Bakü'de ev hanımı bir annenin ve tekstilci bir babanın 12 çocuğundan biri olarak dünyaya gelen Telman ismailov, Azerbaycan Halk Ekonomi Enstitüsü'nü bitirdi. Askerliğini tamamladıktan sonra Moskova'daki Plehanov Akademisi'nde de eğitim gören ismailov, henüz üniversite birinci sınıf öğrencisiyken ticarete atıldı.
1982 yılında Moskova'ya taşınarak Ticaret Bakanlığı'nda ekonomist olarak çalışmaya başlayan geleceğin milyarderleri, 1988 yılında 'Ticari Hayır Firması' adlı ilk şirketini kurdu. ismailov, 1989 yılında ise adını çocuklarının isimlerinin ilk harflerinden (Alik, Sarman, Telman) alan AST şirketinin temelini attı.
Sık sık şatafatlı eğlenceleriyle gündeme gelen Azeri asıllı Rus oligark Telman ismailov, AST Şirketler Grubu bünyesindeki 31 şirketi idare ediyor. Tekstilden matbaaya, kuyumculuktan inşaata kadar bir çok alanda yatırımları bulunan AST Şirketler Grubu'nun yıllık gelirinin 2 milyar dolar civarında olduğu belirtiliyor. ismailov, Vedomosti gazetesindeki söyleşisinde önümüzdeki yıl grubun yüzde 10-15 hisselerini Londra'da satmaya hazırlandıklarının da haberini veriyor.
Ünlü milyarderin en büyük tutkusu ise sahibi olduğu dev saat koleksiyonu. Zengin işadamı 2 bine yakın saati olduğunu söylüyor.
hatun kişinin alnının ortasında biten kahkuldur. nedense surata manasız bir ifade vermektedir ancak gotik kızlarımız bu kahkulden vazgeçmezler, bak oysa ki tikkyler öyle mi, gözünün içine doğru fönlenmiş bombeli kahkulleri ne kadar da havalı... *
konuyla ilgili olarak (bkz: kahkul)
dany brillant'ın havana albümünden doğu ezgileri taşıyan bir şarkı, isminin manası zaten şark parfümleri;
dis-moi où tu habites
dis-moi où c'est chez toi
dis-moi, dis-moi le vite
dis-moi, dis-moi, dis-moi
j'ai traversé le désert
j'ai parcouru l'océan
mais je veux un pied à terre
et l'autre sur ton divan
dis-moi où tu habites
dis-moi où c'est chez moi, ouais
permets-moi si j'insiste
tu es faite pour moi
si je ne trouve personne
si la porte est bien fermée
prends garde que je ne m'assomme
par le toit je passerai, ouais
j'ai passé toute ma jeunesse
à courir après le vent
aujourd'hui j'ai une adresse
et c'est toi évidemment
tu veux savoir où j'habite
moi je n'ai pas de toit
je n'ai pas de racine
je suis partout chez moi
ma valise est si petite
je la mettrai dans un coin
comme je veux être un artiste
je n'aurai besoin de rien
j'ai caché dans mon sourire
un peu de mon cœur d'enfant
de la douceur de vivre
et des parfums de l'orient
Özellikle Japonyada pek meşhur olan üzeri çikolata kaplı çubuk kraker. Avrupada da Mikado adıyla satılmaktadır. Bu kadar lezzetli ve basit bir şeyin ülkemizde hala olmaması büyük eksikliktir.
Tam adı Kerli Koiv olan 7 şubat 1987 doğumlu Estonyalı şarkıcı. Haziranda piyasaya çıkmış "Love is Dead" isimli bir albümü mevcut. Walking on Air şarkısının hem klibi hem kendisi oldukça hoş.
kırık sonrası kırılan kemikleri yerine getirmek için uygulanan tıbbi işlem. örneğin kolunuz kırıldı ve kemikler birbirinin üzerine bindi, iki kişi * kolunuzun iki tarafından tutup ters yönlere çekmek suretiyle o kolu tekrar biraraya getirirler. burun da ise doktor iki başparmağını burnunuza dayayıp bir anda bastırarak yerine oturtur. söylenecek tek söz vardır; acıtır.
aslında kahve severler için oldukça güzel bir ders çalışma ortamıdır. sylviaplathh ile uluslararası para politikaları ve merkez bankasının para arzı üzerindeki etkisi gibi gayet makroekonomiye giriş konularından bahsederken yan masadaki orta yaşlı teyze ve amcaların ilgi odağı olmuşluğumuz mevcuttur... ancak ters de tepebilir. bir keresinde rahat rahat kahvemi almış oturmuş ders çalışırken masama gelip dan diye oturup sonra da "neden burada çalişiyöörsun evin yök mü senin yeavrüüm" diyen obez bir teyze tarafından taciz edilmek suretiyle kaçmışlığım mevcuttur... yine de güzeldir... ders çalışmak yerine kendinizi bir anda kayıt dışı ekonomiyi engelleme formülleri üretirken bulursanız hemen kaçmanız tavsiye edilir. :)
eğer eski sevgilinizle aranızdaki her şey bittiyse ve arkadaş kalabildiyseniz nadir olarak mevcuttur böyle durumlar eski sevgilinize "keh keh ayarlıyım mı sana" denilmesiyle sonlanan hadisedir.
aşkım, bi tanem, hayatımın manası kuzum...
hayatımın ankara endeksli yıllarının vazgeçilmez, mocha düşkünü hatunu...
iyiki geldin...
hoşgeldin :).
klavyene kuvvet mi demek lazım ne.
nazar değmesin... ***** :)
fransa nın eurovizyon 2007 şarkısıdır. les fatals picards söylemektedir. Özellikle sahne şovlarında solistlerin pembe gömlekleri ve birinin omzundaki kocaman oyuncak kedi beni benden almıştır. şarkı oldukça güzeldir. fransızların kötü ingilizce konuştuğu yargısına iyi bir karşı örnek olabilir. çünkü şarkının fransızca kısımları bile ingiliz aksanıyla söylenmiştir. her iki dili de bilen bünyeler için biraz karmaşa yaratır çünkü beyninizi ingilizca anlamaya şartladığınız anda tanıdık bir cümle şaşırtır sizi, aslında fransızcadır. *
oldu olacak sözlerini de yazalım;
i remember jolie demoiselle, the last summer, nous, la tour eiffel
i remember comme tu étais belle, so beautiful with your sac chanel
sur les ponts de la seine, let's do it again, again, again, again,
you gave me a rendez-vous, what is it? what is it?
je le chercher à toi, dans les rues, je ne suis pas venir car tu ne l'es plus
je le regarde partout, where are you? my heart is bleeding, oh i miss you
l'amour à la française, let's do it again, again, again, again,
you gave me a rendez-vous
et je cours, je cours, je cours , i've lost l'amour, l'amour, l'amour
je suis perdu, here without you, and im crazy, seul à paris
je tu le manque, sans toi i can't, et sous la pluie, i feel sorry
champs elysées, alone, la nuit, le moulin rouge, i feel guilty
et le soleil est plus brûlant que les oiseaux, et dans le ciel, i miss you so
a souvenir, a rendez-vous, des fleurs des fleurs des fleurs for you
je tu le manque, sans toi i can't, et sous la pluie, i feel sorry
je suis perdu here without you, and im crazy, seul à paris
i remember jolie demoiselle, the last summer, comme tu étais belle
i remember, nous, la tour eiffel , so beautiful with your sac chanel
l'amour à la française, c'est que je t'aime, je t'aime, je t'aime, je t'aime
i give you a rendez-vous
et je cours, je cours, je cours, i've lost l'amour, l'amour, l'amour
je suis perdu, here without you and im crazy, seul à paris
je tu le manque, sans toi i can't et sous la pluie, i feel sorry
champs elysées, alone, la nuit, le moulin rouge, i feel guilty
et le soleil est plus brûlant que les oiseaux et dans le ciel, i miss you so
a souvenir, a rendez-vous, des fleurs des fleurs des fleurs for you
je tu le manque, sans toi i can't et sous la pluie, i feel sorry
je suis perdu here without you;
sözleri aşağıdaki gibidir;
my little empire has risen and it's set
my little empire is as good as it can get
my little empire is coming around
my little empire it don't make a sound (it don't make a sound)
my royalty it does not exist
it is extinct for the eye to see
my ideology it is dead and gone
almost forgotten for the eye to see
my little empire i'm sick of being sick
my little empire i'm tired of being tired
my little empire i'm bored of being bored
my little empire i'm happy being sad (happy being sad)
all of my sins are attempts to fill the void
all of my voids they are filled with sin
all of my demons they are kept within
and all my violence it does not exist
my little empire i'm happy being sad
my little empire i'm fucked with being fucked
my little empire i'm done with being dumb
my little empire happy being sad
happy being sad,happy being sad, happy being sad
içki ile oynanan bir oyundur. herkesin önüne shot bardakları içinde muhtelif bir içki ile dizilir. daha sonra sırası ile her oyuncu yapmadığı bir şeyi söyler. oyuncunun söylediğini yapmış olanlar içkilerini shotlar, sıra yandakine geçer. ancak dikkat edilmesi gereken husus kandaki alkol seviyesi arttıkça söylenenler belaltına kaçmaktatır. bir anda tüm oyuncular birbirlerinin cinsel hayatlarından haberdar hale gelirler. *
örnek:
- ben hiç denize çıplak girmedim (denize çıplak girenler içer).
- ben hiç açık havada sevişmedim (açık havada sevişenler içer).
- benim hiç pipim düşmedi (pipisi düşenler içer).
.... bu böyle gider. *