Eski bir Fars çalgısı olan Rebabın modern şekli olan kemana belki de tarihi bağları nedeniyle bu kadar melankolik bir anlam yükleyebilen ünlü keman virtüözü FARID FARJAD ın mükemmel eserlerinden biridir. dinlemeden ölmeyin.
fuarlarda, açılışlarda satılacak ürünü tanıtan bayan mesleğidir.genelde bu iş için güzel ve bakımlı hatunlar seçilir.hatun standın başına geçer gelen gidene satılacak ürünü tanıtır ama nafile. çünkü gelen müşterinin yarısından fazlası ürünle değil kendisiyle ilgilenmektedir. ürünle ilgilenir gibi görünür, özellikleri sorar, fiyatı sorar. götünü satsa alamayacağı kadar pahalı olsa da ''hmm iyiymiş'' tepkisiyle karizma yapmaya çalışır.
III. Komünist Enternasyonal (Komintern) tarafından Bakü'de düzenlenen toplantı. 1920 yılında Bolşevikler artık Batı'da umdukları büyük devrimin pek de yakın olmadığına inanmaya başlamışlardı. Bu ortamda Doğu halklarına doğru yönelen Sovyetler Birliği onlarla Batı'ya karşı bir ittifak kurmaya çalışıyor ve Batılı emperyalist güçlerin egemenliği altındaki Doğulu halkları bu güçlere karşı ayaklandırmayı düşünüyorlardı. Eylül 1920'de Bakü'de çoğunluğu sömürge rejimi altındaki Doğu ülkelerinden gelen komünist partilerin temsilcilerinin katıldığı bir Kongre düzenlendi.
Bir devletin borcunu ödememesi durumunda uygulanması gereken önlemlere ilişkin bir uluslararası hukuk görüşü. Bir devletin vatandaşlarının bir başka devletten alacaklarını tahsil edemedikleri durumlarda, borçlu devlete karşı zorlama tedbirlerine başvurulup vurulamayacağı konusu 20. yy. başlarında en çok tartışılan konulardan biriydi. ABD temsilcisi General Horace Porter bazı öneriler getirmiştir. Verilen önerilere göre, ilke olarak borçlu devlete karşı borcunu ödettirmek için zorlama önlemlerine başvurulamayacaktı. Bununla beraber, borçlu olan devlet konunun hakemliğe götürülmesini kabul edecekti. Eğer sözkonusu olan devlet hakemin kararına uymazsa, o zaman o devlete karşı zorlama önlemleri kullanılacaktır. Bu görüş konferanstaki çoğunluk tarafından kabul edilerek, yeni bir doktrin (Porter) halini aldı.
ingiltere tarafından Filistinlilerle Yahudiler arasındaki anlaşmazlık ve uyuşmazlıkları araştırmak üzere Robert Peel başkanlığında 1936 yılında kurulan komisyonun hazırladığı rapor.
18-24 Nisan 1955 tarihlerinde Endonezya'nın Bandung kentinde toplanan ve Bağlantısızlar Hareketi'nin temellerinin atıldığı toplantı. Endonezya, Pakistan, Hindistan, Seylan (Sri Lanka) ve Birmanya'nın düzenlediği toplantıya o zamanki dünya nüfusunun yarasından fazlasını oluşturan 20 Asya ve Afrika ülkesi katılmıştı.
diyarbakır yenişehir belediyesinin 8 mart dünya kadınlar günü için yaptırdığı afişler...kürtçe afişler adliyelik oldu diye böyle bir yola başvurmuşlar...Çince afişlerde "Barışa, demokrasiye ve eşit paylaşımın olduğu bir geleceğe olan inancımızla tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun' yazıyor...enteresan bir tepki...
öğrenciyi öğrenci olmaktan usandıran durumdur...okulun ilk yılında 'bitirince ne olacaksın?' sorusuna verilen cevap, ''tabi ki diplomat''ken, son sınıfa gelindiğinde 'bankada veznedarlığa bile razıyım' olarak değişir...anlayacağınız zor bölümdür,zor meslektir kendisi...hele bir de sorumsuzsanız ve ''aman ya bugün de okula gitmeyeyim'' derseniz bitmek bilmez bu uluslararası ilişkiler öğrenciliği...
öğrencinin sıkıntı ve stresten gebermesine yetecek durum...okulun bitecek olmasının sevinci bi tarafta;'iş bulabilecek miyim acaba' sıkıntısı diğer tarafta...ama her şeye rağmen güzeldir.son sınıf olmanın verdiği bir rahatlıkla ortalıkta cesaret hapı içmiş gibi dolaşmak en sık rastlanan davranıştır.alt sınıflara laf atılır,daha çok gülünür,eğlenilir,bol bol fotoğraf çektirilir.
fakat okulun uzaması kesinleştiyse öğrenci için hiç bir anlam ifade etmeyen durumdur.eski tembel,sorumsuz günlerine kaldığı yerden devam edecektir.ne de olsa daha önünde kocaman bir yıl vardır.hele ki sınavların gelmesine...''bu sene kesin son abi'' der; ama okulun sonu hiç gelmez.hep yaptığı gibi yine son gece götünün sıkışması sonucunda derse oturur ama nedense normal zamanlarda hiç gelmeyen o uyku birden bastırıverir ve sonuç açıktır.okul yine uzayacaktır.
daha az önce görüp yarıldığım,amacının ne olduğunu bilmeden o kocaman pantolon paçasını botun içine resmen tıkıp gezen ve işin asıl komik tarafı bunu yaptığında kendine güveni gelen,kendini tarz hisseden ve elbette o halde dolaşırken kızlara laf atmayı da ihmal etmeyen model...
her ihtiyaç anında yanında olduğunu düşünüp mutlu olanların ve ''minicik bünyesinde bunca zararlı maddeyi nasıl barındırır bu sigara yahu'' diyip zararlı olduğuna asla inanmayanların eylemi...her sigara kullanan kişinin sigarayla arasında böyle bi bağ oluşması muhtemeldir...