150 tl değerinde olan ama yi bir pazarlıkla. yok la, pazarlık yapmadım. adam " 150 lira ama sana 100 liraya veriyim"dedi. aldım bende. saatim var bi tane. 200 megabit intenet paketli, 200 dakikalık konuşma süreli, 2000 sms haklı hattın takılı oldu bir adet cep telefonu, bir adet laptop, masa, mause, akıllı kumanda. ve mikimause' lu baksır ve taşşaklarımı kaşıyabileceğim uzun tırnaklar.
maaşına zam aldığını öğrendikten sonraki bir saatin gibidir. ünüformayla gitmesse takdir alamayacağını hissettirir insana. aslın da tam olarak atlatmak istediğim bu değildi de. neyse işte, öyle yani.
Dün Tanrının varlığı ile ilgili bir tartışma da. Tartışma değil aslın da bunun nasıl tartışılması gerektiğini bilmiyorlardı. Neyse işte başlık istediğim gibi olmadı ben düşüncelerimi birkaç önemli araştırmanın ardın dan kesinleştirdim. Evet, şöyleydi; Steven Hawkinge göre evrenin var olabilmesi için gerekenler şunlardı; kütle, enerji, boşluk ve şunları ekledi ekledi enerji ve kütle aynı şeylerdi, yani ikisi bir birini tamamlıyordu yani geriye gerekli iki şey kalıyor boşluk ve enerji. Ben boşluk hakkın da şunları düşünüyorum; aslın da boşluğun var olmaya ihtiyacı yok Çünkü; boşluk sonsuzdur ve bunun sebebi aslın da boşluğun var olmamasıdır. Yani boşluk yokluktur ve sonsuz olmasının sebebi bu şekilde mümkün. Bana mantıklı gelen bu. Bu yüzden akıl almaz bir oluşumun ihtiyacı olan sadece enerjidir. Bunlar benim düşüncelerim. ama Steve reyiz için şu; bu var oluş için gerekli olan enerji ve boşluk. Hala enerjinin nasıl var olduğunu bilmiyoruz. Düşüncelerini z tanrı dan yana ama devam edelim. Neyse tanrının varlığıyla alakalı birkaç soruyu siktir edip devam ediyoruz . evet evren var oldu ama gelişimini belli belirsiz bir sisteme üzerine yaptı. Gezegenler, yıldızlar, uydular falan ve bunların oluşturduğu bir takım yeni enerji, madde evreni sistemleştirdi. Sistemleşen evren de değişimler devam etti. Ve bu sistemin oluşumun da tanrının yardımı yok
Kendi düşüncelerim den bahsetmek istiyorum. Sistemleşen evrende uygun şartlara sahip gezegenimiz dünya kendi için de canlıyı oluşturdu. mümkün değil demeyin bana kalırsa en basit olanı bu sistemin kendi kendini oluşturduğu apaçık ortada ve bunun zamana ihtiyacının olması tanrının ne kadar aciz hatta gereksiz olduğunu ortaya koyar . ama dindarlar için tanrı sonsuz kudrete sahip olandır. Ama işi gerçeğe dökersek hiçbir şey onun ol demesiyle olmuyor. Her şey belli bir işleyiş dahilin de oluyor. Ve bu işleyişin tanrıyla alakası yok. Buna göre canlının da tanrıyla alakasız bir şekil de var olduğu kesindir. Çünkü evrenin var oluşu beraberin de bir canlının oluşabilmesi için gerekenleri de var etti. Ve canlı var oldu. Bu canlının milyonlarca yıllık evrimi canlıyı insan haline getirdi. Düşünüp kavrayan insanların merakları dinle sınırlanıyor. Ve insanlık dini oluşturuyor. Bir takım zeki insanlar da akıllarını kullanıp muazzam bir saltanat için peygamberliklerini ilan ediyor. Ama peygamberlerin hepsi kötü niyetliydi demiyorum. Peygamberlerle de ilgili araştırmalarım var. Neyse bundan sonra anlatacaklarım zaten peygamberlerle ilgili de bir takım düşüncelere sahip olmanızı sağlayacak. Yani insanlarım var oluşuyla ilgili şöyle bir örnek daha vereyim; yemek yemek isterken yemeğe batırılan kaşıkta yemek kalıntıları vardır yani bu olmak zorundadır. Ve eğer evreni tanrı yarattıysa amacı sadece evreni yaratmaktı insanlar planı dahilinde değildi. Ama evreni n mecburi kıldığı nedenler insanın var olmasını sağladı. Amaç sadece insanları yaratmaksa diğer güneş sistemin deki diğer gezegenler ve hatta güneş niçin var? Sonsuz güce sahip bir tanrı niçin insanlar için bunun gerekli olduğunu düşünmüş. Aslına bakarsan insanı var eden dünyadadır. Hatta tanrının insanlar dan haberi bile olmaya bilir. Cep telefonlarımız daki bakterileri düşünün bunu okuyana kadar aklınızda mıydı? Ve tanrının bizim var oluşumuz ve yaşamımızla alakası olmadığı için asla ona borçlu değiliz. Namaz kılmamız, oruç tutmamız gerekmiyor. Çünkü karşılığın da tanrı size hiçbir şey vermeyecek. Hayır, Tanrı tarafından yaratılmış olsak bile bu yaratılışı biz seçmediğimiz için ona borçlu değiliz. Zira hesap günü yaratırken bana mı sordun yarram diyebilirsin.
Cehennem, cennet ve ruh yok. Cennet ve cehennemin var olabilmesi için başka gezegenlerde hayat olması gerekiyor. Pekala var diyelim evrende yalnız olmadığımız kesin. Ama ölen biyolojik bir canlının cennete gidiyorum diyerek Marsa kanatlandığı görülmemiştir. Ve bin insanın cehennem de yaşayabilmesi mümkün değildir. Çünkü oranın havası, insan yaşamına el verişli değildir. Öldükten sonra gidiliyor oraya demeyin böylesi bir durum da da ölen bir kişinin acı çekmesi mümkün değildir. Bu mantıksızlık silsilesi cennet ve cehennemin var oluşunu siler. Cennet yada cehenneme gitme amacı olan bir ruhun olmayan bir yere gitmesi mantıksızdır. Bur da ruh kendi kendini siker. Ama hala tanrı yok diyemiyorum çünkü dünyada ki adalet sistemiyle alakalı; yoldan geçen aküsüz çöpçülerden yada bir bilim adamının kişisel görüşlerinden hatta tam olarak ne anlattığını anlamadığın kişisel görüşlerinden yola çıkarak tanrı yok diyemezsin. Dersin ama bir düşünmen de fayda var derim. (birilerine gönderme yapıyorum şu an) yani bu olayı şu şekil de özetlemek istiyorum evet, maymun dan geldik öldükden sonra da sonrada sonsuzluğa karışacağız. Bu da dinin bütün kurallarını yıkıp orta da inanılması gereken hiçbir şey bırakmaz yani ne din var nede allah (allahın var olmama nedeni ap ayrı) neyse bunlar benim düşüncelerim di şimdi steve reyize dönüyoruz. Kendisinin tanrı yok teorisi var şöyle; onu bunlar, şunu onlar çarpıp toplayıp kırk sonucunu bulan devlet bahçeli gibi değil tabi. Ama bir bilim adamı tanrı yok dedi ben bunu düşünmekten vaz geçmem. Sonuçta benimde steveden bir farkım yok. Aslın da var da benim götüm kalkık.
Reyizin teorisi; evren var olmadan önce zamanın var olmadığı, zamanın olmadığı bir yoklukta tanrının evreni yaratabilmesi için zamana ihtiyacı olduğu, ama zaman olmadığı için evreni yaratamadığıdır. Peki enerjinin zamanın olmadığı bir yerde var olmasına ne demeli? Yani enerjinin hatta patlamanın bile zamana ihtiyacı var. Steve bu noktaya kadar tanrıyı inkar etmiyor. Ama tam bur da geride kalan tüm şüphelerine bir sünger çekip tanrı yok diyor. Olmadı steve reyiz. Zaman yoksa enerji ve patlamanın olması da imkansızdır. Ağzın burnun niye yamuk sanıyorsun? Evet, evrenin nasıl var olduğunu bulmama yardımcı oldun. Tanrı değildi. Evet haklıydın. Yanlışların, düşünemediklerin olsa da benim kadar haklıydın..
Evet, 3d bir kameram, tekerlekli sandalyem, ve içine ampul yerleştirilmiş vespa kaskım olsaydı benden ortaya senin ki kadar başarılı bir teori atardım. Evet, düşüncelerinin aksine tanrının zamana ihtiyacı yoktu ve evreni tanrı yarattı. Ama var olan her şeyin bir yaratıcısı var sonucuna ulaştığımıza göre bir de tanrının yaratıcısı olmalı. Tanrıyı var edenin de bir yaratıcısı olmalı. Tüm bu düşüncelerin bizi götürdüğü konu evren yada tanrının yoktan var olması gerektiğiydi. Evrenin yoktan var olması şüphelerimiz olsa da allaha şükür mümkünleşti tanrılar hakkın da hiçbir şey bilmediğimiz için yoktan var olan evrendi. Artık tanrı var olsa bile ben inanmamak zorundayım. Ama; bazıları gibi adalet sisteminden, duygusal sebeplerden yada steve öyle dediydi diye değil, düşünerek bir çıkış yolu bulduğum için. Evet. Haklısınız. Hadi haklı olun. Ve haykırıyorum TANRI YOK.
Kadınlar erkeklere göre daha akıllı, muazzam varlıklardır. şöyle ki; kadın ferrari gibidir, kaportasındaki tek çizik büyük bir kusurdur (ibneler, kızlar, lezbiyenler felan da dahil, illaki şey etmiş olması gerekmiyor yani) ama erkek murat 124 gibidir. bir çoğunun nefes alması hata. ama bazen iki taraf arasın da şöyle diyaloglar olur ki, diyalogdaki kadın ferrari' deki çizik gibidir. tanıdığım böyle birisi var. ve salaklığına katlanması çok zor.
erkek ve kadın sinemadadır, kadının başı erkeğinin omuzlarında film izlenmektedir.
e- hayatım, kafan çok ağır.
k-nhiye hağyhatım ?
e-akıllı kadının başı erkeğin omuzlarına ağır gelirmiş.
k- shen bhana ne dhemek istheyhorsun haydar?
e- iltifat ediyorum asgım.
k- hayır, khafan bhüyük dhemek ishiyousun bana.
e- tamam asgım, şaka yaptım.
k-o zaman ben salak mıyım?
e- asgım ne alakası var?
k- khafam agır dimis,
e- hı hı asgım.
Ama burdaki erkek ben olsaydım, bütün bunlara katlanmaz, ayağa kalkar ve karşımdaki salağa göz yaşartıcı tokatlar atmaya başlardım. sonra da öyle aşkın ızdırabını siker siktir olur giderdim.
Tanrı' yı en sevdiğim an: Dua etmesini yeni, hatta en yeni öğrendiğim zaman en çok istediğim şey bir saatti ve bu saatin bir modeli yoktu sadece koluma takabilmem yeterliydi. Bu isteğim için tanrıya başvurmam gerektiğini düşünüp dua ettim ve ertesi gün ayak kabılıkda ki 27 numara ayakkabılarımın için de dedemin, abdest almak için lavaboya giderken bıraktığı saatle karşılaştım ama ben saatin dedeme ait olduğunu bilmiyorum. işte o an tanrıyı en sevdiğim andı.
Tanrı' dan nefret ettiğim an: Artık saatim vardı ama zamanla yeni isteklerim olacaktı. oldu da... istediğim yeni şey bir bisikletti ve bunun için Tanrı' ya yeniden dua etmem gerekiyordu. ettim... ertesi gün uyanıp ayakkabılarımın içine baktığım da bir bisiklet yoktu. ayakkabılarımın bir bisiklet için küçük olduğunu tabiki akıl edebildim. 44 numaraydı, babamın ayakkabılarına baktığım zaman da istediğim şey orada değildi. O an Tanrı'dan nefret etmiştim. Akşam eve geldiğimde kolumdaki saatin dememe ait olduğu anlaşıldı aksi mümkün değildi çünkü... bunun açıklaamasını yapmak istediğim de bana dua etmesini öğreten ailemin tepkisi "Hassiktir lan ordan" olmuştu. Tanrı'dan nefret ettiğim ikinci andı ve bu andan sonrada hep nefret ettim kendisinden.
Söylemiş olduğunuz kişiye göre değişecek durumdur. örneğin: bir hayat kadınına söylediğiniz zaman "Bir pakette sigara al anam" onay cümlesini kendisinden duyabilirsiniz.
boklu tuvalet kağıtlarını çöp konteynırına gidene kadar derinliklerinde barındıran çöp kutularıdır... bir hafta önce dökülmüş bir çöp kutusunun en dip noktasında bir haftalık bir boklu tuvalet kağıdı bulunması lazımken iki günlük kurumamış boklu bir tuvalet kağıdı bulunur. üst kısımlarda ise iki günlük boklu tuvalet kağıtlarının blunması lazımken bir hafta öncesinin az boklu yada boklu olmayan tuvalet kağıtları bulunur. bunun sebebi bokundan utanan vatandaşın boklu tuvalet kağıdını çöp kutusunun en görünmeyen yerine iteklemesidir.
subliminal sözlük, hibrit düşünüş ve kaos teorisi üzerinden hareket eden felsefi bir sözlüktür.
26 ağustos 2011 tarihinde açılmıştır. kar amacı gütmeyen bir sözlüktür ve şöyle bir manifestosu vardır.
subliminal sözlük manifestosu
-)her şeyden önce sadece özgürlüğün sömürü, sadece eşitliğin kölelik getireceğine inanmaktayız. temel olarak eşitlik ve özgürlük birbirine karşıt kavramlar gibi görülebilir. ama bu iki karşıtlığın var olduğu bir ortamın yazarlar açısından daha yaratıcı olacağını düşünmekteyiz.
-)sınırsız özgürlük ortamı varmış burada. hadi girelim küfredelim içimizi dökeriz şeklinde sözlüğe gelen, sözlüğün liseli tanımındaki fight club (temelde bu film her ne kadar anarşist, özgürlük düşkünü görünse de aslında tam bir küçük burjuva çıkarcılığı örneğidir. mülkiyete karşı olmayan anlayışıyla kitlelere vermek istediği fikirlerle çelişir) terk adamlar atılabilir. uyaralım
-)porno link, resim, video paylaşımı yasaktır. özel mesajla birbirinize atarsanız ona karışamayız. porno bize göre ilkel insanlardan günümüze kadar gelen insanın röntgencilik duygusuyla ve tabi ki cinsel açlığını bastırmak istemesiyle alakalıdır. porno izlemeyi özgürlük gibi lanse edenler, sistemin bir kadın bedeni üzerinden kazandığı ranta göz yumarlar. bize göre özgürlük sadece erkeğin penisine ait bir kavram değildir. kadın özgür ve eşit olmadan erkekte özgürleşemez.
-)subliminal sözlükte üçüncü şahıslara doğrudan hakaret etmek atılma sebebi olabilir. bir kişinin fikirlerini beğenmeye bilirsin, fikirlerini eleştirebilirsin, gerçekleri çarpıttığını, yalanlar üzerinden rant sağladığını söyleyebilirsin. ama doğrudan üçüncü kişilere hakaret edemezsin. bir insana küfretmek seni özgürlüğe değil vandalizm e götürür bunu unutma. (aynı zamanda bu üçüncü şahıs kişilere ulaşılmasına neden olacak e-mail, telefon numarası gibi her türlü bilgi paylaşımı yasaktır.)
-)bir dine ya da benzeri bir inanışa sahip olabilirsin, olmayabilirsin. onu eleştirme hakkına sahipsin ama bu küfür şeklinde değil iğneleyici mesajlar ve örneklemeler şeklinde olmalıdır. az yaratıcı ol kafanı çalıştır. ama şunu unutma sen eleştirsen bile inançlar birer kalıptır ve o kalıba giren insanlar sorgulamaz sadece inanırlar.(son cümle özel olarak islamiyetle ilgilidir).
-)ırkçılık yapmayın. kimsenin kendi milletini, örfünü âdetini dinini kendisinin seçmediğini unutmayın.
-)subliminal sözlük yasadışı, insana zarar verecek, insanın gerçek hayattaki özgürlüğünü kısıtlayacak paylaşımlar(mesela nereden uyuşturucu bulunur, mesela eskort siteleri) gibi paylaşımlar yapmak yasaktır.
-)subliminal sözlük ne ekşi ne de inci sözlüktür(yani uzun açıklamalar olabilir, belirli bir konuda ciddi tartışmalar olabilir, kimilerine göre aptalca muhabbetler olabilir. amacımız, eleştirmek, öğrenmek, öğretmek ve çağımızın vebası sade tüketime karşı yazılarla da olsa yeni bir şeyler üretmektir.)
-)evrendeki tek gerçeğin sürekli değişim olduğunu unutmayın. kimse idealist kalamaz. saygılarla.
istanbul sosyetelerinden ünlü isimlerin bulunduğu bir partiden çıkmış ferrarimle evime giderken karşılaşıp hedef uzaklaşıncaya kadar bakıp evime gelip macbook'umdan bu entryi girdirten durumdur.