Der Nanny Alman yapımı bir komedi-dram… Matthias Schweighöfer’in yönetmenliğini yaptığı, Murmel Clausen ile birlikte senaryosunu yaptığı, yapımcısı olduğu ve de Clemens rolüyle başrol oyunculuğunu yaptığı film, tipik bir komedi-dramdan çok daha fazlası…
Matthias Schweighöfer’in 35 yaşında olup bu yaşına kadar 4 film yönettiğini, 2 filmin senaryosunu yazdığını, 1 filmin yapımcısı olduğunu ve 28 filmde de çeşitli ağırlıkta roller aldığını söylemeden geçmeyelim. Görülen o ki gelecekte adından çokça söz ettirecek.
Bu filmi izlediğinizde oyunculukların sahiciliği sizi etkileyecek ilk unsur... Sonra konusu sizi daha bir yaklaştıracak filme…
Matthias Schweighöfer ile başrolü paylaşan Rolf rolüyle Milan Peschel’in kendini buzdolabına zincirlemesiyle başlar film. Evinin bir kentsel dönüşüm projesi uğruna yıkılmasına karşı tek başına direnir. Ancak başarılı olamaz.
Clemens ise ortağı August (Joko Winterscheidt) ile bu büyük inşaat projesinin başındadır. Ancak bunun için zengin bir iş kadını olan Helen Nielsen’in sermayesine ihtiyaç duymaktadırlar. Onu yatağa atma planları yaparlar.
Clemens karısı öldükten sonra iki yaramaz çocuğunun bakımı için sıklıkla dadı değiştirmek zorunda kalır. Çünkü çocuklar çok haylazdır. Haylaz onların yaramazlığını anlatmakta yetersiz kalır. Onlar… Psikopattır. Hem de tam bir korku filmi psikopatlığında çocuklardan bahsediyoruz.
Evi yıkılan Rolf en sonunda Clemens’in karşısına çıkmaya karar verir. Clemens’e yumruk atıp ondan intikamını almayı planlayan Rolf birden kendini çocukların dadısı olarak bulur. Ve hikayemiz buradan sonra hızlı, keyifli ve heyecanlı bir sürece girer.
2015 yapımı bu film günümüzün paradan başka hiçbir şeyi önemsemeyen inşaat sektörüne yönelik doğrudan bir eleştiri… insanın yaşamını önceleyen ve toplumu bu konuda uyandıran bir yapım… Bana soracak olursanız, sanki biraz Gezi’den ilham almış yanı da var. izlerken siz de görebilirsiniz.
Filmde çocuk karakterlerin başarısı da es geçilemez tabii ki. Ayrıca karikatürize karakterler Keil ve oğlu Manni’nin komediye kattığı naif tat size de keyif verecek. Kaba kuvvetin değil, diyalogun güzelliğini de fısıldayan bu film, toplumsal harekete bakışınıza bir ufuk açabilir.
Der Nanny (Dadı) filmini izleyin, izletin. Önümüzdeki günlerde Sinema TV’de yayınlanacak. Yeni altyazısını yazdım da oradan biliyorum. iyi seyirler.
Koruncuk Vakfı korunmaya muhtaç çocuklar için faaliyet gösteren bir vakıf… Vakıfla ilk tanışmam 2005 yılının Haziran ayında oldu. Tesadüftü. Askerden geldikten sonra askerlik arkadaşımla buluşup Bolluca Çocuk Köyü’ne gitmiştik. Bir sivil toplum örgütünde çalışan arkadaşım aynı zamanda Koruncuk gönüllüsüydü.
Oraya giderken bir incik boncuk alışverişi yapmıştık. Ağırlıkta küpe yapacak malzemeler aldık. Çocukların yanına gidip onlarla takı yapacak, onlara takı yapmayı öğretecektik. Ben atladım tabii. Bildiğim yerden çıktığında affetmiyorum.
Bolluca’ya vardığımızda çocuklarla hemen kaynaştık. Arkadaşım daha fazla alışık olduğundan onun önderliğini kabul etmiştim. Ama kısa sürede çocuklardan oluşan bir kolonim oluştu. Bol bol küpe yapıp çocuklara hediye ediyordum, onların yapmasına yardım ediyordum.
Hayatımın en keyifli ve anlamlı günü bittiğinde hayatım boyunca unutamayacağım bir anıya dönüşmüştü.
Bolluca Çocuk Köyü ve Koruncuk Vakfı’yla ilgili bugüne kadar bir daha hiçbir faaliyetim olmadı. Ancak yıllar sonra bir arkadaşımın doğum gününde ona hediye olarak vermek için yeniden takı yapmaya başladım. Geçtiğimiz Nisan ayıydı. Elimi yeniden sürünce buna devam etmeye karar verdim. Bol miktarda bileklik üretmeye başladım.
Takı tasarımı işinde henüz bir ay geçmişti ki Koruncuk Vakfı’nın 50 TL’den fazla bağış yapan bağışçılara sertifikayla birlikte bileklik göndereceğini öğrendim. Bildiğim yerden çıktığında affetmediğimden hemen atladım tabii.
Kampanyanın sahibi Çelik Erdoğan’ın şu mailiyle başladı her şey.
“Bu yıl 14 Haziran 2015 Pazar günü özel izinleri alınmış bir organizasyon ile Edirne merkezden başlayıp, sınırı geçerek Yunanistan’ın bize komşu ilk yerleşim birimi olan Kastanies’e kadar koşacağım. Orada Türk Yunan Dostluk Derneği tarafından karşılanacak ve yeniden Türkiye’ye dönerek başlangıç noktam olan Selimiye Camii önünde koşumu tamamlayacağım.
Bu koşumu istanbul Bolluca köyünde bulunan Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı’na adıyorum.
Vakfın bir çocuk köyü konumunda yer alan çalışmalarına bağışlarınız da, benim bu çabalarıma ortak olmanız, destek vermeniz anlamına gelecektir.”
Velhasıl durum şu… 10 yıl önce yüzlerine, hayatlarına, kalplerine dokunduğum o çocuklar büyüdü. Onların kardeşlerinin de yüzlerine, hayatlarına, kalplerine dokunmaya bir şekilde devam ediyorum. O koşunun vesile olacağı bağışların sahiplerine benim bilekliklerim gönderiliyor.
Hayat beni hiç çaba sarf etmeden iyiliğe vesile olmaya itiyor. iyi ki itiyor.
Bolluca Çocuk Köyü’nün bazı ihtiyaçları var elbet. Bağış yapmak ya da ayni destek olmak isterseniz internet adresinden iletişime geçebilir ya da hesap numaralarına bağış yapabilirsiniz.
Bağış yapmak isteyenler bu kampanyanın sonuçlarını görmemiz açısından yapılması gereken şu. Bağışın açıklama bölümüne AA/CERD/kendi ad soyadlarını yazmalılar.
Gördünüz mü? Nereden nereye… Sevgiyle tasarladığım bileklikler sevgiye hizmet ediyor yine…
Şimdi size yemeklerinizin yanında özellikle et ağırlıklı yemeklerle birlikte tüketebileceğiniz bir ıspanak salatası tarifi vereceğim.
Oldukça kolay bir tariftir.
Gerekli malzemelere bir göz atalım önce.
Yarım kilo temizlenmiş ayıklanmış ıspanak (çok iyi temizlenmeli)
100 ml krema (çırpıldığında 3 kat kadar artabiliyor)
istediğiniz kadar mısır tanesi (abartmayın tabi)
kurutulmuş domates
kırmızı soğan
tuz
karabiber
fesleğen (kuru)
Şimdi gelelim ilk önce yapılması gerekene... Ispanakların iyice temizlendiğinden emin olduktan sonra kendilerini suya atıp haşlamaya başlayın. Suyun önceden kaynaması gerekiyor tabi. Bu haşlama işlemi çok uzun sürmeyecek. Ispanağın makbülü her sebzede olduğu gibi az pişmiş olanı...
Haşlama işlemi sürerken bir küçük kırmızı soğanı küçük küçük doğrayın. Kırmızı soğan taneleriyle aynı miktarda olacak şekilde kurutulmuş domatesleri de küçük küçük doğrayın. Hepsini haşlanmakta olan ıspanağa boşaltın. Kısa bir süre de tencerede birlikte takılmalarına izin verin. Sonra tencereyi süzgece boşaltıp iyice süzün. Suyu dökmeyin sakın. Sonra güzel bir çorba yapımında kullanabilirsiniz. Hatta küçük bir tarif yine burada yer alacak. Merak etmeyin yarı yolda bırakmam. (Arsız olabilirim ama vefasız değilim)
Ispanaklar içindeki diğer dostlarıyla birlikte bekleyedursun, siz de kremanızı bir kasede çırpmaya başlayın. Unutmayın krema iyice soğutulmuş olmalı. Çırptığınız krema gözlerinizin önünde kocaman olacak. Ellere vermeye kıyamayacaksınız belki. Ama artık yapmanız gerekeni yapmak için öncelik ıspanakların içine haşlanmış mısır tanelerini boşaltın. Karıştırıp içine kremanızı dökün. Amanın... Kremanın içine ya da ıspanaklar haşlanırken tencereye tuz, karabiber de katın. Unutmadan söyleyeyim. Elde ettiğiniz karışım tam görsel şölen olacak. Bu şölenin üzerine kuru fesleğen de katarsanız salatanız hazır demektir.
Yemek yapmak aşk işidir. Aşk da varsa lezzetinden şüphe etmeyin. Afiyet ola!
Melih Gökçek'in diktikleri ağaçların önünde fotoğraf çektirip bunun Twittter'da hasetçileri çileden çıkaracağını iddia etmesidir. ODTÜ ormanını da dedem kesmiştir çünkü sonuçta.
Mısır'da Mursi'yi eleştirdiği için hapis yatmış ve kefaretle serbest kalmış komedyendir. Yusuf aynı zamanda darbeci General Sisi'yi de eleştiren bir televizyon programı yaptı. Şimdi de darbeciler tarafından vatan haini ilan ediliyor. Yusuf muhalif olmanın ceremesini her yönden çekerek bir örnek sunuyor.
Eskiden bir baltaya sap olur gibi olduğunda mahallede inceden karalama kampanyası yapan ya da orada burada hakkında konuşan işi gücü olmayan insanların, internetle birlikte yaşamını devam ettirme şeklidir. Blog sayfanız olur, her gün yazarsınız, her gün yazıyor diye söylenirler, yazmazsınız, zaman zaman yazıyor diye söylenirler. Sonra interneti sonuna kadar kullanırsınız, linklerinizi paylaştırırsınız ki hitleriniz artsın. vay efendim ne gerek var derler. çekirdek çıtlayıp bıdı bıdı ediyorlar izlenimleri vardır. ama onlar da haklı... üretecek güç yoksa üretilene bok atmak her zaman daha çok ses getirir.
geçtiğimiz aylarda örümcek adamın namaz kıldığı din dersi test kağıtları haberi çıktıktan sonra, devşirilerek müslüman yapılan süper kahramanlardır. o kadar süper güç başka dinden insanda olması kafaları bulandırır. http://doganozcan.blogspo...az-ve-diger-devsirme.html
Önce kendi poposunu sallamasıyla ilk belirtilerini gösteren Ricky Martin'in poposunu elleyerek zirveye ulaştığı Yetenek Sizsiniz Türkiye'de küçük Baha'nın poposunu ısırmasıyla suyunu çıkardığı sevdasıdır. http://doganozcan.blogspo...unu-isrdg-kucuk-baha.html
Gezi direnişini oluşturan bileşenleri ulusalcı ve solcu olarak ayrıştırıp ulusalcıların kontrolü eline geçirdiği iddia ederek direnişi itibarsızlaştırma çabasıdır. Devlet dilini hiç kullanmayan birinin böyle ifadeleri de hemen göze çarpmıştır. http://blog.milliyet.com....kmegi/Blog/?BlogNo=422811 böyle de bir yazısı vardır.
Melih Gökçek'in gezi direnişçilerini hedef gösterdiği twitter notudur. bunlar kesin ramazanda olay çıkaracaklar, diye yazdıklarını acil rt talep etmiştir. http://doganozcan.blogspo...ana-niye-boyle-girer.html yazısı ve kanıtı da budur.
Daha zekice bir eylem bulamadıklarından yapılanı taklit ederek tepki gösterdiklerini zanneden, aslında neye tepki gösterdiklerini de bilemeyen insan topluluklarıdır. Duran Adam özgürlük için dururken, karşısında duranlar da haliyle özgürlük karşıtıdır. http://blog.radikal.com.t...larinin-farkinda-mi-25706