tanım: 2019'da olanlara/olmayanlara dair bir şeylerin yazım çerçevesinde dile getirilmesi, not bırakılması.
Açıkcası 2019'a bırakabileceğim ne bir not, ne bir anı, ne de bir hede var. Kah üzüldüm yeri geldi üzüldüm, kah tekrar tekrar üzüldüm... ha 2020'den bir beklentim var mı? yok elbette, bazen bu genç yaşıma rağmen artık her şeyi tattığımı, yaşamam gereken her şeyi yaşadığımı, bundan sonra görebileceğim hiçbir şey olmadığını düşünüyorum. derin bir umutsuzluk içerisinde ama bir o kadar da umarsızlık içerisinde, gecenin de iyice bastırmasıyla kendimi bırakıyorum yavaş yavaş bu umutsuzluğa, tatlı tatlı. Artık üzülmüyorum da, belki de üzülüyorum da kendime yediremiyorum 2019'da tam öyleydi işte çok da farkı yok, duygusal avanelik yapasım da yok çünkü olan bir şey yok ya da olabilecek, bu kadarmış işte her şey bu kadarmış işte bunca şey... ne denebilir ki?
kitap okumanın da yazmanın da tamamen bir popüler kültür öğesi olduğu şu son zamanlarda yapılan bir açıklama
insanların kitap okumayı,edebiyatı artık tamamen statü,kendince aristokrasi objesi olarak görmesi " dostoyevski okyuorum yeağğğ,çehov yeeaağ,ağbiii shakespeareee" falan diyerek bu durumu resmen bir üstünlük meblağsına dönüştürmeleri.
arkadaşlar herkes kitap okumayı sevmek zorunda değildir ya da film izlemeyi ya da neşet ertaş artık bunları statüleştirmeyi bırakın.
Mesela benim üniversiten bir arkadaşım var çocuğun kendi deyimiyle "en son kitabı ortaokulda" okudum o da yarımdı diyor kitap okumayı hiç sevmez ama çocuğun süper bir sinema ve yemek şarap kültürü vardır , bir restaurant'a gittiğiniz de bütün menüyü size açıklar hangi şarabın nerde üretildiğini hangi yemekle hangi markanın iyi gideceğini bile bilir şimdi bu adam kültürsüz müdür? ya da bunların bahsettikleri gibi leş biri midir?
-hakan günday,emrah serbes: bütün kitapları "şişkoyum,çok yalnızım, insanlar orospu çocuğu,toplumu sikim" özet temalıdır.
eğer gerçekten belirli bir literatür bilgisine sahipseniz,oturup klasik okumuşsanız hiç yokundan birikiminiz varsa bu adamların dili ve konuları size acayip banel ve abes gelecektir .Bütün yaptıkları kitap boyunca topluma,ona buna sövmek olan bukowski çakması yazarlardır. Yeraltı edebiyatı gibi ne idüğü belirsiz popüler kültür(Türkiye için )oluşumlarından paylarını gayet almışlardır.
-bukowski: ergenlerin canı ciğeri,klasik baba klişelerine beylik laflara küfür ekleyip " hepiniz malsınız olm sizden nefret ediyooğğm toplumun amına koyim" psikolojisi yazarı,banel aforizma yapar.
-elif şafak,canan tan: sanırım yazmama gerek yok,ne dil ne konu aç wikipediayı 2-3 rastgele sıra bir şeyler oku kitaplarından daha faydalı.
not: şimdi burda bana " ee sen de ne boku beğeniyorsun be arkadaşım" diyenlere arkadaşım benim yeraltı üstü edebiyatı ile derdim yok hepsinin(elif şafak,canan tan hariç en fazla 50.sayfaya geldim) en az 2 kitabını okudum gözlemim bu. Yerlatından notları da okudum dostoyevskinin kol gibi hakan gündayın boyum kadar kinyas ve kayrasını da ,emrah serbesin müptezelini de okudum , oğuz atay tehlikeli oyunları da ha diceksin bunlarla mı karşılaştırıyorsun ama işte kaliteye alışınca sonra lüksü arıyorsun,bu iş öyle 3 kelimeden birinin küfür olmasıyla,ona buna sövmekle kitap olmuyor.
Bu adamlar kitapları boyunca ona buna küfredip, full yalnızlıktan, insanların ikiyüzlülüğünden falan dem vurmaları sıkıyor abi insan tiplemeleri,olay tahlilleri çok banel ve ergen aforizması gibi geliyor bana.
30 temmuzda revize akdeniz depreminin gelişine dikkat edin 2.0 2.2 2.5 gibi belirli aralıklarla tekrarlanan
ufak sarsıntılar ile geldi , dikkat ederseniz yine aynısı olmaya başlıyor.
Ha kaynak sadece bu değil tabii sadece kesinde olacak demiyoruz ama %70 olaslıkla yeniden olacak.
Sık sık sosyal medyada falan '' yeter artık kadının ne giydiğine karışmayınn !!! özgürlük !! ''
diyen insanlar yeri gelince erkekleri çok güzel yaftalıyorlar.
Atleti görünen erkeğe '' ıyy kıro '', beyaz çorap giyene '' ıyy barzo '' , alevli şort giyene '' ıyy hanzo''
üstü başı kirli bir işçi , emekçi gördümü hemen irkilen içinden '' ıyy '' çeken bu tipler işlerine gelince
'' kadının ne giydiğine karışmayın !!!'' diyorlar.
Türkiyede bulunan solun %70 gibisini kapsayan kesim.
Nişantaşında , cihangirde , etilerde çok kolay bir şekilde rast gelebilecek tiplemelerdir.
Genellikle bu tipler ; hem solcu , hem sosyalist , hem kemalist , hem apoist , hem ulusalcı , hem kürtçü
organizmaya sahiplerdir.
(bkz: beyaz türk)
Normalde anadolu insanını ve köy insanını , ezikler , dışlar , '' ıyy cahill ya bunların oy bir mi benimle ? '' der.
Ama iş 1 mayısa gelince facede orda burda '' işçiler , emekçiler , köylüler , çiftçiler birleşiiiinn !! '' der.
Genellikle kendini hep kendini bir entelektüel arayışın içindeymiş gibi gösterir yada zanneder.
Ama çoğu zaman aklı fikri '' partilerde , ortamlardadır'' .
Her yerde '' özgürlüüük , faşist sisteme hayıırr !! '' diye çığıran ama kendi gibi düşünmeyenlere
'' Atatürkü sevmeyen benimle konuşmasın ''
'' Benim gibi düşünmeyen beni faceden silsin '' derler.
'' Sempatikliğinde bi boka yaramıyor '' demiyor resmen , '' Yakışıklı değilsin benden uzak dur amaaa....''
gibi bir hissiyat oluşturuyor.
Sempatiklik kaç para ediyormuş ? yok yine sen gidicen o sempatik çocukları üzüp üzüp düz saçlı castın bibır kırıntısı
yan sınıfta ki '' berkecan , metecan , uğurcan, derin can , emir can '' tiplemelerie.