eskişehirdeki 2 hattan oluşan tramvay hattıdır kendileri.
bu kadar yavaş bir ulaşım aracı görmedin arkadaş. bir de utanmadan ekranlara elektronik hız göstergesi koymuşlar. ortalama 15 km hızla gidiyorsun la işte. senin yüzünden trenimi kaçırdım.
facebookta kendisini tanımlaması gereken profil resmini yılın 365 günü recep tayyip erdoğan yapan tiptir.
yaşayan birini putlaştırmaktadır. bunların da çoğu kapalı kızlarımızdır efendim. evet.
put kelimesinin tdk anlamına bakıyoruz: bazı ilkel toplumlarda doğaüstü güç ve etkisi olduğuna inanılan canlı veya cansız nesne, tapıncak, sanem, fetiş
edit 2: odun arkadaşlar anlamadı heralde. demokrasiden bahsetmiyorum. gitsin rte ye oy versin banane. ama profil resmi yapması putlaştırmaktır. neden rte? çünkü diğer liderleri destekleyenlerde böyle bir fetiş yok. mesela mhp ve chpliler türk bayrağını tercih ederler. nokta.
comedy centraltarafından düzenlenen roastlardan biridir. amerikalı milyarder donald trum gecenin adamıdır. her roastta olduğu gibi, bütün katılımcılar sırayla birbirlerine laf sokarlar.
seth mcfarlane her zamanki gibi hazırladığı şov ve esprilerin hakkını vermiştir.
kelime anlamı olarak dikkat çekme, göze çarpma anlamındadır.
dilbiliminde kişisel öğrenme farklılıkları ve zorluklarını açıklamak için kullanılan bir terimdir. bu farklılıklar morpheme, kelime, yapı ya da cümle seviyesinde olabilir. örneklerle açıklamak gerekirse;
kelime seviyesinde bir örnek verelim. ingilizcedeki kindle(okunuş: kindıl) kelimesi türkçedeki kandil ile aynı manadadır. ingilizce öğrenen türk öğrenciler için, ingilizce öğrenen -atıyorum- japon öğrencilere göre bu kelime salience sahibidir. yani salient'tır.
gramerden de bir örnek verelim. "the more ......., the more ....." kalıbı iki şeyin aynı oranda daha fazla olduğunu anlatmak için kullanılır. ne kadar yersen o kadar şişmanlarsın demek istersek "the more you eat, the more weight you will gain" ya da kafiyeli bir şekilde " the more you eat, the fatter you will get" diyebiliriz. şimdi bu kalıp ileri seviyede öğretilir aslında. ama benim hoşuma gittiği için kolay öğrenirim. diğer tarafta ahmet vardır. ahmet ingilizceyi de sevmez. the more kalıbını hiç mi hiç sevmez. dolayısıyla bu kalıp benim için salient iken ahmet için gayet zordur. o yüzden bu entry'yi ahmet değil ben giriyorum.
öğretmenler de belli basit teknikler ile kelime ve gramer öğretiminde önemli kısımları salient hale getirebilirler. bunlardan bazıları:
salience sağlamak istenen kısımların,
üzerini çizme
bkz. vererek açıklama
o kısım üzerinde fazladan alıştırma yapma
o kelime hakkında hikaye anlatma
vb.
dilbilimci stephen krashenın beş hipotezinden biridir. dil ediniminin her öğrencide aşağı yukarı aynı sıra ile gerçekleştiğini savunur. bu hipoteze göre bazı morphemelerin edinimi diğerlerinden daha kolaydır. mesela, üçüncü tekil şahıs "-s eki" gibi.
benzer bir sıralama 1973'te r. brown tarafından öne sürülmüştür:
1 present progressive (-ing)
2/3 in, on
4 plural (-s)
5 past irregular
6 possessive (-’s)
7 uncontractible copula (is, am, are)
8 articles (a, the)
9 past regular (-ed)
10 third person singular (-s)
11 third person irregular
12 uncontractible auxiliary (is, am, are)
13 contractible copula
14 contractible auxiliary
kitaplarda ve müfredatta ingilizce konuları da genel olarak bu sıraya göre düzenlenmiştir. katkısı büyüktür. ancak eksik olduğu iki nokta vardır:
dilin bütün yapılarını sıralamak mümkün değildir.
ilk öğrenilen yapılarda sıra aynı olsa da sonrasında kişiden ki büyük farklılıklar gösterecektir. (bkz: salience)
dilbilimci stephen krashen tarafından öne sürülmüştür. dil öğreniminin sağlanması için öğrenciye anlayabileceği zorlukta fakat şu anki seviyesinin üstünde olan inputtur.
türkçesi "girdi hipotezi"dir. çevirmemek belki de daha iyi olacaktır.
dilbilimci stephen krashen tarafından öne sürülen 5 hipotezden biridir. eğer öğrenciye verilen input şu anki seviyesinin biraz üzerinde ve anlaşılacak zorlukta olursa, optimum öğrenmenin olacağını savunur. bu şekilde öğrenciye sunulan input ise comprehensible input olarak adlandırılır.
bu hipotezin sonucu olarak krashen şunları savunur: comprehensible input, bir müfredatı oluşturması gereken yegane ögedir. krashen'a göre, comprehensible input sağlamak, öğrencinin dil edinimi için yeterlidir.
bir dili konuşmak öğrenmeye katkı sağlamaz. aksine, hedef dildeki konuşma, öğrenmenin sonucu olarak ortaya çıkar.
bir dili öğrenme sırası doğal olmalıdır ve öğretme sırasına bağlı olamamalıdır. comprehensible inputsağlanırsa dil doğal bir sıra ile öğrenilir. (bkz: natural order hypothesis)