yurdum anneleri sağ olsun hemen her evladın başına gelen talihsiz olaydır. "hanimiş benim yavrum, ay büyümüş de sevgili mi yapmış, guduuu" deyip deyip yerin dibine sokuverirler. yazık lan.
bir kadını öldürmek için kullanılabilinir 58 etkin yöntemdir;
1) nalburdan testere alıp, kafasını kesip, gitar kılıfına koyarak çöp konteynırına atın. etiler, bebek gibi nezih bir semt olsun ama attığınız yer.
2) töre cinayeti. ırzına geçin kaçın. ailesi halledecektir zaten. eliniz kirlenmemiş olur.
3) sürekli kocasından dayak yiyen kadını barıştırın. evine yollayın. aman kocandır döver de sever de diyin. çocukları öne sürün. zaten o kadın yem olacaktır sonunda. gazetenin 3. sayfasından akıbetini öğrenebilirsiniz.
4) eve sizden sonra geldi, ya da siz geldiğiniz de sofrayı kurmamış olduğu gerekçesiyle pencereden atın. intihar süsü verin.
5)
telefonunun sesini açık unutan insandır.garibim konuşulanları çevredekilerin duymadığını sanıp toparlamaya çalıştıkça daha bir sıçar.o panikle sasi kısmayı akıl edemez.söylenen şey başka verilen cevap başkadır.
-alo
ne alosu lan.nerdesin gerizekalı?
-aa babacım sen misin?
bi de soruyo. mal ya yemin ederim gerizekalı bu çocuk.nerdesin lan sen?
-hakanlardayım oturuyoruz.
ben sana o ipneyle takılma demedim mi? eve gel çabuk bacaklarını kırıcam senin.
-aleyküm selam babacım onunda selamı var.
bak bi de dalga geçiyo.eve gel göstericem ben sana selamı.
-tamam babacım. yoğurt, 2 ekmek, makarna... başka bi şey lazım mı?
bir de kızılcık sopası al.bu oklava fazla dayanmaz sana.
ne tuhaf insanlar var ya rabbim. esasında mal diye nitelendirecektim onları ama dua etsinler ki hümanistim bugün. neyse...
bu insanlar ki soru sorarsın ve haliyle cevap beklemeye koyulursun. ama bunlar -artık algı zorluğundan mıdır nedir- cevaplamak yerine soruyu bir kez daha kendilerine sormayı tercih ederler. bazen zaman kazanmak için de yapılır bu, ok. durumu kotarmak amacı vardır onda. ancak normal bir soruyu bile tekrar tekrar tekrarlamak ihtiyacı hissederler ya ben daha ne diyeyim. hayır, cidden garip.
kavram kargaşalarının tavan yaptığı ilişki türüdür. ilişkide roller değişeceğinden dışarıya yansıyan manzara hayli tuhaftır. olan çocuklarına olur tabii.
oğlum az ibne değiliz ha. nasıl da keyif alıyoruz bundan. "ne o lan kaçak et mi keseceksin sen akşama" tripleri falan. ne bileyim, bi garip. ama zevk alınan sapıklıklardan da biridir. erkeği kadını farketmiyor hepimiz aynıyız. istisnasız herkes yapıyor bunu. kaide böyle sonuçta. bozulmaz.
dilenerek duyguları sömürenlere daha doğrusu bunu yapmaya niyetlenenlere verilecek tavsiyelerdir. oğlum yapmayın etmeyin demeyeceğim. biliyorum ki yapacaksınız ve vazgeçmeyeceksiniz. o yüzden laf-ü güzafın manası yok.
tavsiyeler diye açtım başlığı ama benden sadece bir tane gelecek. aklınız varsa kpss yapılan okulların önüne gidin. valla bak. şaka yapmıyorum. senede iki gün ama bir yıllık sadaka toplarsınız ordan. bizim bu ösym var ya, işte onlar kopya çekilir şüphesi ile içeriye bozuk para almıyorlar. haliyle bozuk paralardan kurtulmak isteyenler sağa sola atıp küçük bir tepecik oluşturuyor o paralardan.
gidin kpss yapıldığı gün okulun önüne. zaten duaya ihtiyacı olan ve bozuk paralardan kurtulmak isteyen yüzlerce hatta binlerce insan paralarını size versin bu sayede her iki taraf da karlı çıkar. hayır yani, maazallah biz o paraların içine nano teknolojinin nimetlerinden yararlanarak mikro çipler falan koyarız. neme lazım. dinleyin siz beni.
aklı olan bir yaratığa yakışmayandır. insana yani. nitekim bizi diğer canlılardan ayıran yegane özelliğimiz muhakeme etme gücümüz ise bunu kullanıp dayatılanı değil, özümsediğimiz, kanıksadığımız, doğruluğunu sindirdiğimiz şeylerin peşinden gitmeliyiz. her dayatılanı otomatikman kanıksayan, özümseyenler ise ortaya türlü sorunların çıkmasına neden olanlardır. bazı şeyleri öncelikle akıl süzgecinden geçirmek, sorgulamak, değerlerimiz, vizyonumuz ve beklentilerimizin mevcut durumlar ile benzer yahut ayrı düşen taraflarını tespit ederek, sınırları belirginleştirmek ya da tümden ortadan kaldırmak gerek.
peki nedir bu bazı şeyler? ideolojiler, öğretiler, gündelik hayattaki insan ilişkilerinden doğan toplumsal kurallar, belki töre, hatta bir de din. seçenekleri artırmak mümkün. ahlaki normları, bilimle temellendirilmiş aksi ispatlanamaz denilen olguları vs. de ekleyebiliriz. tüm bu alanlarda çeşitli sebeplerden ötürü dayatılan, ille de bu doğrudur diye diretilen ve aksi düşünülmeyen doğrular vardır. ki bu doğrular salt oldukları iddiası ile ortaya atılıp kitleler tarafından alıcı bulmuşsa yanlışlanabilirliği de azalıyor.
öncelikle işe doğrunun tanımından başlamak gerek zannımca. olay doğrunun pek çok alanda göreceli oluşunda kopuyor esasen. bu kopan şeye dananın kuyruğu da diyebiliriz. oysa doğru diye nitelendirilen olguların çoğunun genel-geçer niteliğini gözardı etmesek her şey pek bi anlaşılır ve içinden çıkılabilir bir hal alacak. bugün doğru denilen şeyin, yarın oluşacak duruma ve şartlara göre yanlış olabileceğini zihnin bir köşesinde bekletmek gerek. zira, yeni bir gün pek çok şeye gebe. statüko öyle oyunlar oynuyor ki adama, tükürdüğünüzü yalamak zor geldiğinden sırf inat ve gurur uğruna o doğrunun peşinden bile isteye gidiliyor. olmuyor.
başa dönecek olursak, doğruyu dayatan birileri elbette çıkacaktır. burada esas olan bunu kabul etmeden önce sorgulamak. mantık ile temellendirip belki biraz duygu, inanç, gözlem ve beklentilerle harmanlayarak bunların hayatınıza girmesi için vize vermek gerekiyor. öte yandan kendi doğrularını oluşturmadan da olmaz. bir şekilde bilgi ve birikimlerini kullanarak fotosentez yapan canlıdan ayrışmak gerekiyor.
sözün özü doğruları benimsemeden önce ölçüp, biçmek, dayatıldığı için değil gerçekten sorgulamalarınız sonucunda doğruluğuna ikna olduğunuz için onu kabullenmeniz yararınıza ve yararımıza olacaktır. yoksa holigan bir zihniyetin esiri olup, dogma olmadığı halde dogmalaştırılan düşüncelerle ömrünüz akıp gider.
şayet namus bacak arası ile nitelendirilebilen bir kavram ise, bir kızın namusluluk göstergesi olarak kullanılan tabirdir. o kadar abazan erkeğin arasına giriyor, namusuna zeval gelmeden çıkıyor gördün mü demektir.
sadakate yapılan bir vurgu ise kastedilen, aranılan bir özelliktir. sevdiğimden başkasına bakmam mantığı güzeldir her daim.
hayata dair yürek burkan detaylardandır. belki de serenay sarıkaya ay pardon umut sarıkaya tarzı mutsuzluk tanımlarından biridir. kararını siz verin. yalnız önce o suçlayıcı ve ne var ki bunda dercesine irkilttiren bakışlarınızı monitörden çekmenizi rica ediyorum.
duştan sonra kurulanmak için bornozunuzu giyip elinizi kuşağa attığınızda onu orada bulamamanın hüznünü tattınız mı hiç? o nasıl bir acıdır yareppim. oysa hiç gitmeyecek, her elimi attığımda orada bulacak gibiydim. ne kadar da yanılmışım. sanki her an bir mucize olacak da kapı çalınıp ben geldim diyecek gibi...
ünlü giyim firması fabrika'nın internet sitesini açar açmaz karşınıza çıkan güzel şarkıdır. lalala dediği andan itibaren bağlıyor kendine. güzel bir pazarlama stratejisi.
dedim heralde ünlü bir yabancı şarkıcıya ait. burada kullanılmış. meğer söz ve müziği engin bayrak'a aitmiş. seslendiren de bahar aykaç'mış. helal.
bitmedi gitti. ifrit eden bir huydur. kızlı erkekli tüm evlatlar muzdaripdir bu durumdan. tamam kuzguna yavrusu şahin mi ne görünürdü galiba. anladık da abartma be kadın. o kadar uğraşmışım saçımı yapmaya guduulamanın alemi ne? hatta gudu ne lan? töbe yaa.
seveceksen al bi makas, popoya da bi şaplak tamamdır. ben mi öğreteyim bu yaştan sonra bunu da?
ne saçma salak iştir yahu. yok sen 3. nesilsin, yok 5. nesiller çok rererö, yok bizde 8. nesillere verilecek kız yok. yok bilmem ne bilmem ne. aşın bunları yahu. sözlüğe birkaç ay, yıl vs. önce üye olmanın sizin bilgi ve birikim bakımından üstün olduğunuz manasına gelmediğini kavrayın.
genelde sizi sorguya çekmesi sebebiyle girişilecek, geliştirilecek ancak bir türlü çözümlenemeyecek olan diyaloglardır. müzevirlik yapacak ya haspam. o değil, insanları da kendilerine benzetiyorlar.
- maşallah bayağı bi iyiymişsin. allah iyilik versin.
+ geç kaldın bugün. 3'te gelirdin normalde. yine fırıncının kızıyla aşna fişnada mıydın?
- nnne fırıncısı ya, ne kızı? fırıncının kızı mı varmış?
+ yeme beni evladım. bütün mahalle biliyor * hatta 6 numaradaki rıza efendinin kızı da bakkalın oğluyla fingirdiyor.
- hadi ya. valla mı?
+ ekmek musaf çarpsın ki. ben de yalan olmaz. bizim müessesemiz çok namusludur. geçen gün kedilere yem vermeye çıktımdı. aa bir de ne göreyim? oğlan kızı tenhada kıstırmış, yiyor resmen. ben bu yaşıma geldim böyle bişey görmedim. beni gördüler başladılar çıngar çıkarmaya. yok onları gözetliyormuşum da yok dedikodularını yapıp adlarını çıkarıyormuşum da bilmem neler. allasen sen hiç benim dedikodu yaptığını gördün mü?
- kuru iftira. ee sonra nooldu, sonra nooldu?
+ sonra işte babası falan geldi. ay yok bu böyle olmuycak gel ben bi çay koyiim. oturup en baştan anlatırım.
- iyi olur valla. hem senin havuçlu tarçınlı kekin de tarifini verirsin artık. aa bu havlu kenarının örneği var mı?