resmini çekemedim ama burada bizzat şahit olduğum bir gelin arabası yazısı plaka yerine sabitlenmişti ve orada aynen şöyle yazıyordu ; hoşçakal elizabeth
şahsen muzip, espirili falan gibi görünse de hiç görmediğim tanımadığım o gelin ve ailesi adına ben utanmıştım..
http://www.radikal.com.tr sitesinden görülebilir.. sıralı ilk beş haberin konu başlıkları, içeriği ile oldukça manidardır, ya da belki de anlamayana davul zurnanın bile az olduğu güzelim memlekette haber değeri bile yoktur..
sıralı haber başlıkları ;
1 bu kayıtları daha önce dinlediniz mi ?
2 baba oğul iletişimine önem verin!
3 dünyanın en ilginç beş havuzu !
4 günü sıfırlamak sizin 'elinizde'
5 paranızı evde nasıl saklayabilirsiniz?
yine de hala anlayamayanlar için bir tiyo vereyim;
kemal kılıçdaroğlu'nun sanatçı tanımlamasıdır.. sanatçının nasıl olması gerektiğinden çok ne olmaması gerektiğine dair küçük bir ipucudur.. takdire şayandır, gerçekten sanatçı olan zaten üzerine alınmaz bu sözü, üzerine alınan da konuşur da konuşur..
bulgar yazar georgi gospodinov'un kısa ve etkili romanıdır.. orjinal bulgarca ismi ectectbeh pomah
romandan kısa ve etkili bir alıntı;
sub rosa dictum..
hamileyim! dedi karım o gece.. sadece bu kadar.. sinema ve edebiyat böyle durumlar için iki tepki şekli öneriyor ;
a) erkek şaşkın ama mutlu.. aptalca bakınıyor, yanına gidiyor ve ona sarılıyor.. dikkat ediyor, aman bebek zarar görmesin.. onun; daha sadece bir hücre topluluğu olduğunu bilmiyor.. bazen kulağını karnına yaslıyor , eee, tekme atması için de erken.. yakın planda kadının gözleri; derin ve nemli, artık anne gözler..
b) erkek için kötü bir sürpriz.. romanın başından beri onda itici birşeyler hissetmişsinizdir ve işte şimdi, öğrendiği anda, tüm ikiyüzlülüğü; hamilelik testi bandının üzerindeki kırmızı çizgi gibi ortaya çıkıyor.. rahatsız oluyor, bunu gizlemeyi de pek beceremiyor, bu çocuğu istemiyor, bu kadına yalan söylemiştir.. yakın planda kadının gözleri..
anlayacağınız ema eve döndü, üzerini hiç çıkartmadan karşıma oturdu ve sadece hamileyim! dedi.. kimden olduğunu belirtmesine gerek yoktu.. yaklaşık yarım yıldır birlikte yatmamıştık.. o sadece hamileyim! dedi ve yukarıdaki iki seçeneği geçersiz kıldı.. bir tepkim olmadı.. böyle bir durum hakkında birşey okuduğumu da hatırlamıyordum.. karısının başka bir erkekten hamile kaldığını öğrenmek; insanın başına hayatta bir kez, yok, birkaç hayatta bir kez gelebilir.. tepinirsin, küfür edersin, masayı ters çevirir, en sevdiğin vazoyu kırarsın.. bu anın kullanılması gerekir.. dışarıda şimşekler çakar.. fırtına gelir.. dünya bile tepkisiz kalamaz.. alakası yok! çok ağır bir şekilde sigara yakmayı denedim.. ne diyeceğimi bilemez halde kaldım.. karım; sanki sessizliğimden ürktü, bebeği ona ultrasonda gösterdiklerini söyledi..
minnacıkmış.. bir buçuk santim..
ne söyleyeceğimi bilmediğimi itiraf ettim.. hiçbir nefret, hiçbir kıskançlık hissetmediğime de şaşırdım.. akla hayale sığmayan birşeye nasıl tepki gösterirsin ki ? ne yapabilirsin ?
çocuğu da, beni de kaybetmek istemediğini söyledi..
emanın yanında iki ay daha kaldım..
çocuk büyüdü, dokuz on santim oldu..
her gün hayalimde; ondan, kedilerimden, odamdan ayrılıyordum..
hiçkimsenin karar almadığı iki ay..
her geçen gün karın; gözlerinin önünde bir anneye dönüşüyor,
gümrük depolarındaki yangınlar her zaman şaibelidir, insanın aklına bir sürü soru işaretleri geliyor, ve bir türlü de gitmiyor.. neyse ki can kaybı yokmuş, mal kaybı konusunda ise hiçbir açıklama yok! ayrıca yangın değil de bomba yemiş sanki mübarek.. sorular ve sorular..
artık işin tadı kaçmıştır, eskisi gibi heyecan vermiyordur, ve işi kendisine bir kazanç sağlamıyordur, yaptığı işe saygısından dolayı; dört bir tarafı denizlerle çevrili mekanların, dört bir yanı savaş ve katliamlarla dolup taşmaya başlayınca almış olduğu karardır..
japonları samuraylardan ibaret sananların sahip olduğu bir düşüncedir,, neticede katillerin de işlerinde titiz, temiz ve ilkeli davranabildiklerini unutmamak gerek, bir de japonları çinlilerden dinleyin derim..
tokyo 2020 olimpiyatlarını ülkesine kazandırdıktan hemen sonra hakkında çıkan bir rüşvet iddiasıyla ilgili olarak halkı ikna edemediğini düşündüğü için japonya valisi naoki inose canlı yayında görevinden istifa ettiğini açıklamıştır,, dönen rakamın 480bin dolar civarında olduğu söyleniyor.. istifa kararı harakiri beklentisinde olanları yeterince tatmin etmediği söyleniyor..
bu şartı öne sürme cesareti ve aptallığını gösterenlerin ne kadar aptal olduklarının bir kanıtı da Türkiye Cumhuriyetini akp diye bir partinin yönetiyor olduğunu sanmalarıdır.. içlerinde az biraz akıllı olanları bunun böyle olmadığını, halkın nasıl da ya sabır çektiğini iyi bildikleri için, bu şartı öyle ulu orta söylemezler pek, sonuçta yemişim şartını, sen git bunları malum iktidara anlatmaya devam et, zamanı gelince cevabını halk bir şekilde verecektir zaten..
1968 doğumlu genç bir şair ve yazardır, bulgardır, kalemi yumuşak dili keskindir ve kesinlikle düşünceleri ahenkli bir şekilde işler, başlarda sizi gülümsetiyorken yavaş ve sinsi bir şekilde ilerleyen acıyı derinlerinize kadar işledikten sonra hissedersiniz..
hamileyim! dedi karım o gece.. sadece bu kadar.. sinema ve edebiyat böyle durumlar için iki tepki şekli öneriyor ;
a) erkek şaşkın ama mutlu.. aptalca bakınıyor, yanına gidiyor ve ona sarılıyor.. dikkat ediyor, aman bebek zarar görmesin.. onun; daha sadece bir hücre topluluğu olduğunu bilmiyor.. bazen kulağını karnına yaslıyor , eee, tekme atması için de erken.. yakın planda kadının gözleri; derin ve nemli, artık anne gözler..
b) erkek için kötü bir sürpriz.. romanın başından beri onda itici birşeyler hissetmişsinizdir ve işte şimdi, öğrendiği anda, tüm ikiyüzlülüğü; hamilelik testi bandının üzerindeki kırmızı çizgi gibi ortaya çıkıyor.. rahatsız oluyor, bunu gizlemeyi de pek beceremiyor, bu çocuğu istemiyor, bu kadına yalan söylemiştir.. yakın planda kadının gözleri..
anlayacağınız ema eve döndü, üzerini hiç çıkartmadan karşıma oturdu ve sadece hamileyim! dedi.. kimden olduğunu belirtmesine gerek yoktu.. yaklaşık yarım yıldır birlikte yatmamıştık.. o sadece hamileyim! dedi ve yukarıdaki iki seçeneği geçersiz kıldı.. bir tepkim olmadı.. böyle bir durum hakkında birşey okuduğumu da hatırlamıyordum.. karısının başka bir erkekten hamile kaldığını öğrenmek; insanın başına hayatta bir kez, yok, birkaç hayatta bir kez gelebilir.. tepinirsin, küfür edersin, masayı ters çevirir, en sevdiğin vazoyu kırarsın.. bu anın kullanılması gerekir.. dışarıda şimşekler çakar.. fırtına gelir.. dünya bile tepkisiz kalamaz.. alakası yok! çok ağır bir şekilde sigara yakmayı denedim.. ne diyeceğimi bilemez halde kaldım.. karım; sanki sessizliğimden ürktü, bebeği ona ultrasonda gösterdiklerini söyledi..
minnacıkmış.. bir buçuk santim..
ne söyleyeceğimi bilmediğimi itiraf ettim.. hiçbir nefret, hiçbir kıskançlık hissetmediğime de şaşırdım.. akla hayale sığmayan birşeye nasıl tepki gösterirsin ki ? ne yapabilirsin ?
çocuğu da, beni de kaybetmek istemediğini söyledi..
emanın yanında iki ay daha kaldım..
çocuk büyüdü, dokuz on santim oldu..
her gün hayalimde; ondan, kedilerimden, odamdan ayrılıyordum..
hiçkimsenin karar almadığı iki ay..
her geçen gün karın; gözlerinin önünde bir anneye dönüşüyor,
ama sen baba olamıyorsun..
**
georgi gospodinov - doğal roman (orj. ectectbeh pomah)
--spoiler--
--spoiler--
Vaktâki iki baş atları bizim ahır kafaları siyah şapkalı kafirlere teslim edip gittiler; hemen eyersiz olan dîbâ çullu Tarîfî denilen ünlü küheylân gördü ki siyah şapkalı kâfirler içinde kalıp, gördüğü, bildiği Müslüman kıyâfetinde adam yok. Hemen bir kere iki ayağı üzere kalkkıp, yularını tutan iki adet kâfirin başlarındaki şapkaları üzerine ön elleriyle nice urdu ise ol an iki nefer kâfirin beyinleri taşra çıkıp, canı cehenneme, mürd oldular.
Hemen Çâşar önünde cüret göstereyim diye, birkaç kâfir at üzerine hücum edip yularından ata yapışam zannettiler. Onlardan dahî dört kâfir tepelendi. Dümün bünâgûşuna havâle eyleyüp(kuyruğunu kulak tozuna indirip) bu saray meydanında biriken kâfirler içinde küheylân at fakir girip cümle küffarları birbirine katıp, cümle küffarlar birbirlerin çiğneyip, at, tam yarım saat, kâfirler üzere göz kamaştıran çimşek gibi seğirdip gezdikçe bu saray meydanında Âl-i Osmandan gelme bir at, yüce Tanrının emriyle o kadar kâfiri helc ü melc edip, kırıp geçirir, ol kadar kâfir mecruh olmuştur ki, hâlâ kâfiristanda destandır.
Nihâyet elçi paşa gördü ki kâfirler demet demet kırılır ve saray meydanından dışarı izdihamdan kâfir çıkamaz. Bre şu atı tutun! diye ahır kalfalarına ferman etti. Bir beyaz külâhlı yedekçi varıp, Gel, Ceyhunum, gel! deyince, hemen atın iki gözlerinden kanlı yaşlar akıp, kişneyerek yedekçinin yanına geldi. (Yedekçi, atı) yularından tutunca hakir, Elçi paşaya söyledim: Sultânım, bu at, bir gazi atıdır ve bizzat Âl-i Osman pâdişâhı binmiştir. Bu at, meydanda bu kadar rüsvaylık edip bu kadar kâfir kırmıştır. Eninde sonunda bu atı kâfirler öldürürler. Bu atı alıp yerine başka at verin dedim.
Hele görelim, diye iğmaz etti. Yedekçiler, atı kralın ahırına bağlayıp gittiklerinde hemen at kösteğini ve yularını koparıp, ahır içinde yedi kâfir daha tepeleyip, kâfirlerin bunca atlarını yaralayıp birde gördük ki Ceyhun, kişneyerek, saray meydanından dışarı yıldırım gibi çıktı. Şebir içinde gezerek Çerkez Meydanında adı geçen çerkesin altındaki at leşini koklayıp yine birkaç kere heybetle kişneyip ol mahalde ruh teslim ettiği haberi geldi. Dîbâ çullarını getirip, Paşa, yerine bir başka at getirip, cümle islâm askeri bu atın böyle iş ettiğine âlem hayrette kaldılar. Ondan sonra ahır kalfaları varıp merhum atı, şehid çerkesin atı önünde bir çukur kazıp, oraya defnettiler ve cümle halk bu ata parmak ısırdılar.
--spoiler--
o benim.. haklı olsun olmasın bile isteye kafasına vurmak gibi kurbanın,, evet yazar sanki yazar olmaktan çıkıyor bir kurbana dönüşüyor.. zaten insanlık tarihinin de iki önemli figüranı vardır, sevilenler yani kahramanlar, sevilmeyenler yani kurbanlar..