'gözlerim ela ama, ağlayınca yeşil oluyor',
'gözlerim mavi ama yeşil giyince yeşil oluyor' gibi renk değiştirebilen iris rengine karşın kurabileceğim tek cümle 'gözlerim kahverengi ama samsung makine ile fotoğraf çekilince kırmızı benekli oluyor' dan öte gidemiyorum, bu sebeple illaki zoraki tanım olarak. kurma hayalinde olduğum cümledir.
şimdilik yanlızca,
'gözlerim kahve, ama lens takınca istediğim renk oluyor'
i phone'a zaman içersinde bir sürü eklenti yaparak daha da fonksiyonel hale getirebilirsiniz, türk kızı yeniliğe açık değildir, zamanla fonsiyon kaybeder.
aylardır ev hanımı modunda dört duvar arasında minimum kas haraketiyle günlerini geçirmekten müthiş memnun olan bana karşı düzenlenmiş bir komplo olmalı bu. hangi kanalı açsam bir pasif spor çılgınlığıdır gidiyor. haraketlerin ortak noktası ya oturarak ya yatarak yapılıyor olması. yani aslında yattığın yerden faydalı birşey yapıyor olmanın kişiye verdiği kendime ne güzel de bakıyorum hissini sömürmek.ebru şallı nefesi burundan alıp ağızdan verirken, seda sayan ağızdan alıp burundan veriyor. arada bir eveeeet, çççoğk güüüüzeeel, nefes almayı unutmuyoruz lafları. açıkça yuvarlak hatlı türk kadını prototipinin deformasyonudur bu. evet.
eşsiz fikirleri ve inanılmaz yazım tarzıyla müptelası olduğum candy nickli yazara hayranlığımı belirtmek, kendisinden feyz almak isteyen diğer yazar arkadaşlarla buluşmak adına kuruculuğunu üstlenmekten gurur duyduğum yüce oluşum.
ümraniye dudullu dolaylarından 3'er 5'erli gruplar halinde haftasonları üsküdar sahile doğru göç eden, saçları genelde yanlardan basık ve kulak üstüne yatırılmış şekilde jöleli,tepeden dik şekilde, alabildiğine düşük bel kot pantolon, tercihan buz mavisi, belden bir karış görünen canlı renler barındıran boxer, üstte gay şarkıcıların giydiklerinden dar , alttan ikinci düğmesi iliklenmiş vaziyette gömlekler ile boy gösteren, karı kız kesen kitledir. normal hayatta ne iş yaparlar, ne yer ne içerler bilmiyorum.
kendini beğenmiş, ukala, megalomanın teki. her sabah uğur dündar'a bağlanarak egosunu parlatan, sık sık kendini tekrar etmesine rağmen yıllardır çok keyif alarak dinlediğim radyo programcısı.
-teoman, nil ve serdar ortaç'tan nefret eder.
-extreme spor tutkunudur.
-burcu diye bir sevgilisi vardır.
-devamlı olarak evliliğe karşı olduğunu, evine girip çıkan birsürü kız olduğundan bahseder.
-kemerburgazda oturur.
-küresel ısınmadan dolayı arabasını iki yıldır yıkatmaz.
habib bektaş 'ın ödüllü romanı. 12 eylül döneminde anne ve babası tutuklanan bir çocuğun dedesi ile bir ege köyüne gelişi, yıllar sonra annesinin iltica ettiği almaya'da yaşadıklarını çocuğun ağzından anlatan kitap. çağan ırmak'ın babam ve oğlum'u çekmeden önce muhakkak okuyup esinlenmiş olduğunu düşünüyorum.
gelinlerin düğün sonrasında gelip, diz hizasındaki taburelerde oturup, gözleme yediği yer. ya manyak mısınız diye sorasım gelir her görüşümde, ne manası var çamlıca tepesine çıkmanın? hadi şuursuz bir anına denk geldi çıkmış bulundun, gelinliğin eteğini yerlere serip taburede gözleme yiyip çay içmek neden? yapacak daha iyi bir şeyin yok mu, hiç mi başka birşey aklına gelmedi nikahtan sonra?
haftaiçi akşamları dahi oturulacak yer bulması güç olan, eski beşiktaş tansaş'ın karşısındaki pub. beerport'tan hazzetmeyen kişiler için beşiktaş'ta bira içelebilecek alternatif mekan. ayrıca beerport'tan bir parça daha ucuzdur.