Deli degilim ki ben
136 (şirin baba)
dokuzuncu nesil yazar 1 takipçi 5.23 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    yaşamın saçma olması

    7.
  1. sonunun ölüm olmasından mütevellittir.
    0 ...
  2. yaza dair özlenen şeyler

    16.
  3. aşık olunduğunda yapılan mallıklar

    1.
  4. onun da sana aşık olduğunu sanmak bunlardan biridir.
    1 ...
  5. allah ın adaletini yeryüzüne hakim kılmak

    1.
  6. 'allah adaletini tek başına yeryüzüne hakim kılamıyor mu' demek istedim. ama kılsaydı yeryüzü bugün bu halde olmazdı sanırım.
    1 ...
  7. ben bu yazıyı sana yazdım

    12448.
  8. kendisini iyi hissetmek icin inanan insan

    2.
  9. iyi hissetmiyorsa inanmasının ne manası var sorusunu akla getiren insandır.
    0 ...
  10. yemek yapmayı bilen erkek

    313.
  11. hiç tanımadığı birine aşık olmak

    10.
  12. tanıdıkça soğursun. o senin aşık olduğun kişi değildir aslında.
    0 ...
  13. insana zevk veren basit şeyler

    240.
  14. ölümsüz olmak için yapılabilecekler

    14.
  15. ölümsüz olmak için çabalamamak gerekir.
    0 ...
  16. sonbahar

    348.
  17. oyunculardan çok karadeniz'in konuştuğu filmdir. karadeniz konuşmuş kendini anlatmıştır, dinleyebilene çok şey söylemiştir.

    --spoiler--

    her daim düşleri peşinde koşan sabırsızlık zamanının güzel çocuklarına...

    --spoiler--
    1 ...
  18. das parfum

    32.
  19. 20. yüzyılın sonlarında yayınlanmasına rağmen klasik haline gelmiş kitaptır.

    --spoiler--

    ...çünkü koku, soluğun kardeşiydi. onunla birlikte insanların içine giriyordu, yaşamak istiyorlarsa karşı duramıyorlardı. hem de tam orta yerlerine giriyordu koku, doğrudan kalplerine ve orada akla karayı ayırır gibi ayırıyordu ilgisiyle aşağılamayı, iğrentiyle zevki, aşkla nefreti. kokulara egemen olan, insanın kalbine egemen olurdu.

    --spoiler--

    ayrıca dikkatimi çeken, yazarın alman olmasına rağmen, romanında yer olarak fransa'yı seçmesi, karakterlerin fransız olması ve romanın bu duruma rağmen bu kadar başarılı olması takdire şayan bir durumdur kanaatimce.

    oldukça sürükleyici ve edebiyattan nasibini almış bir kitaptır. okunması tavsiye olunur.
    0 ...
  20. ölümü kabul edilemeyen insanlar

    14.
  21. evlenmeyi düşünmeyen insan

    21.
  22. evlenmek isteyenlerden önce evlenecektir.
    0 ...
  23. kazandığı okulu hemen facebook a yazan liseli

    8.
  24. hangimiz yapmadık ki sorusunu sorduran liselidir.
    1 ...
  25. öğrenince çok şaşırılan bilgiler

    586.
  26. yaprağın sindirimi en zor olan besin olması. yaprak sarması yerken hep ne kadar da zor sindirilecek şimdi bunlar diye düşünürüm hep.
    4 ...
  27. kalabalıklar içinde yalnız kalmak

    3.
  28. insanlar bu kadar kötüyken, en iyisidir.
    1 ...
  29. öğrenince çok şaşırılan bilgiler

    563.
  30. biberde c vitamini olduğu. biber sen bibersin kendine gel. c vitamini dediğin portakalda, limonda olur.
    25 ...
  31. çocuğun şehir dışında okumasına izin vermeyen aile

    16.
  32. koruma amaçlı yapılan bir eylemdir. lakin ergenlikten yeni çıkmış hatta belki de çıkamamış bir insana çok şey katar şehir dışında okumak. hem aile hem çocuk için bazı sıkıntıları olabilir ama faydası daha çoktur diye düşünüyorum.
    3 ...
  33. kulaklık takarken hangisi sağ ve sol diye bakmak

    5.
  34. harfleri silinirse, aşırı sinir yapabilir.
    1 ...
  35. saçların çabucak yağlanması

    22.
  36. yağlanma karşıtı bitkisel şampuanla kullanılabilir *. tresan, otacı gibi şampuanlar buna örnektir. şöyle bir sorunu var ki biraz fazla kurutabilir saçı.

    bir de yağlı saç çabuk uzar derler. *
    0 ...
  37. antalya yı antalya yapan şeyler

    5.
  38. sınıfta erkeklere düşen kız miktarı

    9.
  39. gün gelecek, devran dönecek, sınıfta kızlara düşen erkek sayısı hesaplanacak!
    2 ...
  40. üniversiteyi 7 yılda bitirememek

    5.
  41. bugün naneli şekerlerin verdiği ferah nefesi, naneli çorbaların neden vermediği düşüncesi aklımda çalkalanırken; babamın aşırı dozda güneş, kum, denizden domatese benzeyen yüz rengine bakıyordum. benim tenim ise kırmızılıkta onunkiyle yarışır bir haldeydi. yaz okulunun son demlerinde param bitmişti, babamı tatil bahanesiyle yanıma çağırmıştım. o da değişiklik olsun deniz filan diye geldi işte canım babacım kıramaz beni hiç. evde toplanmışız işte bir kaç kişi bir de babamla ben. nedense ortamda bir büyük varsa mutlaka okuldur, derstir bunların muhabbeti açılır, oysaki kanaatimce bu tür hareketler direk kırmızı kartla oyun dışı edilmeyle sonuçlanmalıdır. okuldan bahsedilecekse bile derslerin zorluğundan, efendim hocaların takıntılarından, geçme notunun yüksekliğinden bahsedilmelidir. benim de uçurumun kenarında duran, ufak bir rüzgarda paldır küldür denizin dibiyle ilişkiye girecek bir taştan hallice bir not ortalamam olduğundan diyorum ki işte okul şöyle zor, böyle zor, dört yılda bitmeyecek gibi, seneye mezuniyet var da diploma var mı bilemem diyerekten inceden inceden işliyorum babamın beyin kıvrımlarına, en azından çabalıyorum diyelim. laf lafı açarken okulu 7 yılda bitiremeyenler konuşulmaya başlandı. herkes bir yandan br şey söylüyor derken baktım babam sazı eline almış döktürüyor. okulu 7 yılda bitiremeyen adamı hala okutmaya çabalayan baba ya salaktır ya zengin dedi. altta kalmamam lazım, okul uzatmanın normal olduğunu göstermem lazım diye düşünürken içimdeki ses cılız bir şekilde koyverdi kendini; belki de çok anlayışlıdır dedim. bence o baba çok anlayışlı babaydı.

    üniversiteyi 7 yılda bitirememek, ya salak, ya zengin, ya da çok anlayışlı bir babaya sahip olmak demektir.
    0 ...
  42. ben bu yazıyı 16 yaşındaki halime yazdım

    215.
  43. bir baba atasözü der ki

    23.
  44. 'sana yağmurlu havada su yok.'

    'paralar bitti hamdi.'
    1 ...
  45. insanın bence demesinin nedenleri

    0.
  46. genelde düşüncelerinden emin olamayan insanlar kullanır bence.
    3 ...
  47. şu an uyumayan yazarların yaptıkları

    23.
  48. bunu yazarken gözyaşlarına boğuldum, ders çalışıyorum efenim.
    0 ...
  49. cinsel bir maksatım yok sadece seni seviyorum

    5.
  50. aşkların temelinde cinsellik yatarmış diyorlar.
    0 ...
  51. experimental

    266.
  52. arkadaşımın tavsiyesi üzerine okuduğum bir yazardır.

    tabiri caizse benim geçeceğim yollardan geçmiş, gerekli tecrübeleri edinmiş ve de oturup bunları benle paylaşabilecek kıvamda biri olsun istemişimdir hep çevremde. istediğim hiçbir şey olmaz ya benim bu da olmadı tabi en azından şimdilik. direk hayatımda olan biri olmasa da, geçip karşıma sade kahve içerekten anlatmasa da experimental bu boşluğu doldurmakta kısmen. yazdıklarını hadi gözüne kuvvet diyerek okumaya başladığımda her seferinde okuma isteğimin bu kadar artacağını tahmin edemezdim tabi ki. öyle böyle bir baktım adamın hayat hikayesini neredeyse ezberlemişim. güzel miydi, güzeldi.

    efendim en çok beni kendi hayatım üzerinde düşünmeye iten şeyleri severim. kitap olsun, film olsun öylelerini severim onlardan etkilenirim. sanatsal, edebi değeri olmasına gerek yoktur. experimental okurken de böyle kendimi sorgulayıp durdum.

    mesela artık ben de kaktüsleri çiçeklerden çok seviyorum. benim bünyeye uygun olanın kaktüsler olduğunu fark ettim.

    sonra çocukluğumu daha çok düşünmeye başladım. anılarımı hatırlamak için hafızamı zorlama ihtiyacı hissettirdi bana. düşündükçe de fark ettim ki bugün bu hale gelen 'ben'in temellerini ben hep çocukken atmışım. experimental'in çocukluk anılarını dinledikçe kendi çocukluğuma uzanıvermişim.

    en önemlisi yalnızlıktı sanırım. gerçekten öyle hissederek mi yazmış bilmem ama anlattığı hikayelerin altında hep yalnızlık tınısı vardı ya da ben öyle algılamak istediğim için algıladım. bırakmak zorunda olduğu ailesi, aşkları, yaşadığı kentler hepsini deli gibi özlüyormuş ama hepsini tekrar görme fırsatı olsa bunlar bir araya gelse bile bugün hissettiği yalnızlığı gideremeyecekmiş gibi sanki. böyle bir yalnızlık, böyle bir boşluk içinde kalabilecek duruma gelmek için yaşadıklarını yüzeysel değil, içten yaşamak gerek sanırım. hissederek ve düşünerek yaşamak. ben de böyle yaşıyor muyum diye sordum kendime, kısmen de olsa böyle yaşadığımı fark ettim. o zaman demek ki neymiş, hissederek yaşayacakmışsın ama exper gibi olmamak için çaba sarfedecekmişsin. olur mu bilmem ama çabalamak lazım.

    experin çekirdek ailesindeki abla konumundayım ben. bir gün çocuğum olursa kardeşimin ailenin o en küçük, yeterince şımartılmış bir nevi evin soytarısı kıvamındaki hallerinin sona erdiği kafasına dank ederken, o bana bunları söylemese de ben bileceğim.

    sosyal bir varlık olmanın getirdiği bir yere, bir şeye bağlanma isteğinin; özgürlük isteğini tek vuruşta yerle bir ettiğini anladım.
    bunun en somut örneği ise en küçük topluluk olan ve şu hayatta seni en mutlu edecek insanlardan oluşan aileden uzakta yaşamanın bir yandan özgürlük, bağımsızlık hissi verirken bir yandan da neler alıp götürdüğü oldu.

    her şeyi çok abartırım ben. bu yazarı da abartmış olabilirim. ama bana çok şey kattığını düşünüyorum. önemli olan ne söylediğin değil karşındakinin ne kadar anladığı derler ya benimki de o hesap işte.
    1 ...
  53. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük