Kısa tanımı ile rejim; devletin yönetilme düzenini ifade eder. Bir ülkenin örf ve adetleri, gelenekleri, yaşanmış ve tamamlanmış hayatları rejimin oluşmasında etkili olmuştur. Devletin karakteri tanımı rejim için doğru bir tanımlama olacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti; cumhuriyet kimliğine kavuşabilmek için çeşitli aşamalardan geçmiştir. Nitekim; türk örf ve yönetim adetlerinde zaten cumhuriyet benzeri yapılaşmalar görülmekteydi. Buna örnek olarak kurultay yapılanmasını dikkate alabiliriz. Hakanın tanrı tarafından güç kusandigi inancı ise günümüzde halen türk toplumunun karakterine aykırı düşmemektedir.
Rejimlerde aslına uygun kalmak şartıyla sekil değiştirebilirler. Türkiye Cumhuriyeti; idari yapılaşma anlamında zaten ciddi rejim değişikliğine uğramıştır. Yönetim biçiminde değişiklik olmamak kaydıyla bu olguyu doğal karşılamakta gerekir. Zira rejimlerde kendini guncellemekte; var olan değerlerini koruyarak gelişimini devam ettirmektedir. Cumhuriyet sistemi bu anlamda zaten puzzle parçalarını birleştirmek gibi; yenilenmeyede gayet acıktır.
Bu soruya cevap olarak; cumhuriyetin kendi dinamiği zaten yeni rejimleri, ihtiyaçları karşılar nitelikte olduğu için, ölümsüz olacaktır. Kısacası cumhuriyet bir kere gelir ve ilelebet kalır. Özellikle kuruluş devresinde sekteye uğramazsa sağlam karakterli olarak yoluna devam eder. Bu yüzden Türkiye de rejim değişmez.
Dikkat edilecek bir husus daha var... bu fetret döneminde Türklüğü ayaklar altına aldık gibi ibarelerde kullanılmıştır. Sırf bir parça mürekkepli pusula uğruna... kimliğimi Yok sayanların, sözüm ona kimliğime sahip çıkma politikası uygulayanlar tarafından desteklenmesini bir utanç kaynağı olarak görüyorum.
Kemal Sunal'ın unutulmaz repliklerindendir. Hayal dünyası ile arkadaşlarını inandırıp, mesela yani demesi akıllara kazınmıştır. Şüphesiz ki sözlerin niteliğinden çok, etkileyici bir kimlik ile söylenmesi buna etken olmuştur. Büyük oyuncuydu. Özlenecek her daim.
Anayasa görüşmelerinde ortaya çıkan durumdur. Sağcısı solcusu, erkeği bayanı, hiç farketmiyor. Hepsinin ruhunda bir çirkeflik var. Bu yüzden siyasetten haz etmiyorum.
Ğ harfinin kelimeye naziklik katması onun karaktersiz bir harf olduğunu göstermez. Ağaç yerine agaç demiyorsak ona borçluyuz. Her yumuşağı ibne sanmayın. Bazıları sadece ortam yumuşatır.
Daha yeni liseyi bitirmiş, kaytan bıyıkları Yeni terlemiş gencimizin, yapmış olduğu giderdir. liseyi bitirmesiyle bilim dünyasına renk gelmiştir. O liseli şimdiden proftur. Üniversiteyi bitirdiği an, normal bir öğrenci olacaktır.
ikisininde kendine göre yöntemleri var. Biri içerde diğeri dışarda. Biri hükümet yanlısıydı bir zamanlar. Diğeri rejime hep karşıydı. Çok su götürür bu kıyaslama.
Osmanlı'da recm cezAsı yani taşlanarak öldürülme, sadece birkez uygulanmıştır. 1680 yılında evli müslüman bir bayan ile yahudi erkeğinin zinası sonucu bu karar uygulanmıştır. Bu olay devrin şeyhülislamı çatalcalı ali efendi tarafından uygun görülmediği için görevinden azledilir. Yerine beyazizade Şeyhülislam olur. Ve yahudi erkeğinin boynu vurulur. Sultanahmet meydanındada kadın recm edilir. Bu olay Osmanlı tarihinde bir kere yaşanmış ve siyasi sebepler bu konuya alet olmuştur.
Edit: recmi ben yapmadım... eksilerinizi ona göre verin.
iki farklı alakasız durumu kıyaslamak için kullanılabilen söz kalıbıdır. Bu söz kalıbı ölçü değerleri farklı olan nicel kavramlar içinde kullanılabilir.
Sinop ta yaşayıp Erzurum'da okuyan bir insan olarak, kıyaslamanın kişiliğinizi katarak yapılması gerektiği düşünmekteyim. Zira Sinop güzel bir kenttir. Erzurum'da eğitim açısından iyidir. Sinop uzun zaman sonra sıkabilir. Büyükşehir'in avantajları farklı olabilir. Kişilik bu versusta etkili olur. (bkz: elma ile armudu kıyaslamak)