bugün bendim bu öğrenci. 60 bekliyordum tam 60 aldım. ama sınavdan 60 yani baraj notunu almak tuhaf bir duygu.. sanki sınav hiç olmamış gibi geliyor insana.. mutlu muyum ? hayır.. mutsuz muyum ? hayır. o kadar çalıştım pişman mıyım? yine hayır.
sanki nargile zararsızmış gibi birde sigarayı küçümser bu tipler. birde tek argümanları : " ama sigarayı her zaman içebilirsin nargileyi kırk yılda bir." bunu diyen adam iki günde bir de nargileye gider. allah akıl fikir versin ne diyelim.
uludağ sözlüğün klasikleşmiş en güzel entryleridir.
--spoiler--
dün akşam işten çıkıp eve giderken genç bir çocuk gördüm 17, 18 yaşalarında falan. yol kenarlarına dikilen çiçeklerden kopartıyordu. sessizce yanına yaklaşıp ' kolay gelsin genç' dedim. çekindi biraz suratı düştü, utandı. dedim niye koparıyorsun bu çiçekleri, ayıp değil mi?
+ şeyy abi benn
- ney sen?
+ abi sevdiğim kıza kopardım valla. kötü bi niyetim yok.
- nasıl yani sevdiğin kıza, herkes sevdiğine çiçek koparsa burda yapraktan başka ne kalır ?
+ haklısında cebimde param yok be abi. ve bugün onun doğum günü, şimdi parkta beni bekliyor.
bu lafı duyunca bir tuhaf oldum. çocuk haksızdı ama kurduğu cümleler ve mimikleriyle kendini haklı çıkarıyordu. serseri tipli biriside değildi. içimden geldi ve cebimden 20 lira çıkardım ' al bunu dedim, git manitanla birer kahve falan iç, ne bileyim istersen ona incik boncuk falan al, kızlar sever böyle şeyleri dedim.
o an elimdeki parayı itekleyip bir adım geri kaçıldı. kaşları düştü, suratı ekşidi sert bi mizaça büründü.
+ abi sen beni ne sandın.
- niye kızdınki, içimden geldi.
+ gelmesin abi, ben sana içimi döktüm sen bana cebini döküyorsun.
- .....
+ ben böylede mutluyum abi.
- yanlış anladın beni. bende geçtim o yollardan, bilirim aşkın nasıl bir şey olduğunu.
+ farklı şeyler biliyoruz demek abi. aşk içinden geleni yapmaktır, başkasının içinden geleni değil. benim içimden bu geldi bunu yaptım, ama gönül isterki daha çok şeyler yapayım. ama buyur ben buyum.
buyur ben buyum derken iki elini havaya kaldırıp kendini gösterircesine alta doğru indirip çiçeği yere fırlatmıştı. o an utandım lan, harbi çok utandım. iyilik yapayım derken çok güzel posta yemiştim. hemide yarı yaşımda bir veletten. çocuk gerçekten çok zeki bir çocuktu. lisede okuyormuş, ileride büyük bir adam olacağı izlenimi yarattı bende.
sevgilisiyle beraber mutluluklar diledim. sonra gönlünü alıp ayrıldım yanından, hala elimde tuttuğum 20 lirayla mahallemizdeki büfeye daldım, bi kara poşet bira alıp çıktım evime, oturdum koltuğa, her yudumumda eski aşklarımı düşündüm, her fırtımda yalnızlığımı...
yoldan bir çiçek, parkın bankında bekleyen bir sevgili. ne yalan söyleyim o çocuk benden daha neşeli...
evet anlayamadığım bir düşmanlık söz konusu. ne istiyorsunuz doktorlardan bu kadar. tamam her doktor iyi değildir çok kötü doktorlar da var katılıyorum ama bunu genelleyemezsiniz ki. çoğu doktorlarımız çok iyidir ve toplumun sağlığı için çalışırlar. bazen kopmuş bir parmağı dikebilmek için 20 saat yorulmadan, gözlerini kırpmadan, hata yapma şansları olmadan ameliyat yaparlar. gecenin bir yarısı hastaneye çağrılıp ani bir şekilde saatlerce sürecek bir ameliyata girerler. evet maaşları biraz iyi fakat kimse kusura bakmasın ama böyle 18-20 saat zor şartlarda ameliyat yapan bir doktorun aklının bu ay ev kirasını nasıl ödeyeceğim gibi şeylerle meşgul olmaması lazım. lütfen artık ön yargılarımızdan kurtulalım.
kürşat tüzmen'in bugün yaptığı açıklamanın en önemli cümlesi. işte o açıklama:
'Başbakan Fenerbahçe'nin düşmesini istemedi'
TFF'nin seçimli olağaüstü genel kurulunda önce aday olan sonra da çekilen eski Bakan Kürşat Tüzmen, göreve gelmesi halinde şike ve teşviğe karışmış 8 takımı küme düşüreceğini söyledi.
Güncelleme:16 Mayıs 2012 19:26
Tüzmen, Fenerbahçe'yi de küme düşüreceğini, Fenerbahçeli olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da bu yüzden kendisinin Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı olmasını istemediğini ve bu yüzden de adaylıktan çekildiğini iddia etti. Samanyolu Haber TV'de canlı yayına katılan Kürşat Tüzmen, TFF Başkan adaylığından neden çekildiğini de açıkladı.
Tüzmen, TFF Başkan adaylığı sırasında yaşadığı olayları şöyle anlattı:
"Başbakan Fenerbahçe'li olunca istersen geri çekme yani. Mecbur kaldım. Şimdi iki yol var ya Başbakana rağmen bu yola girmek. O da yanlış olur. Bu kadar zaman yol arkadaşlığı yapıyoruz. Beraber yola çıkmışız. Bize yakışmaz. Daha sonra Bakan Suat Kılıç ile görüştüm. Dedim var mı bir şey ne yapacaksınız. Biz öyle şeylere karışmıyoruz. Başbakanımız da karışma cevabını alınca, diğer takımlardan arayanlar oldu. Ne kaybederim şimdi girelim dedim. Çok geçmeden 20.30'da cevap geldi. Genel Başkan Yardımcımız Haluk ipek beni yana yakıla arıyor. Abi bir gel dedi. Gittik partiye. Daha sonra abi sen çekil burdan dedi. Biz de güvendik. Sayın Başbakan Fenerbahçe'li olduğu için Fenerbahçe'nin düşmesini istemedi."
"8 TAKIM DÜŞÜRECEKTiM"
"Federasyon başkanı olsaydım 8 takım düşürecektim" diyen Kürşat Tüzmen, "Ben tabi operatör doktor gelince 8 takım, 3 takım birinci ligten 5 takım 2 ligten düşürecektim ama Türk sporu Avrupa'da ve dünyada oynamaya devam edecekti. şeklinde konuştu.
utanmazlıktır, yüzsüzlüktür. bu devirde çoğaldı bu tiplerden. adam kara cahil hiçbir şeyden haberi yok ama utanmadan aydınları küçümsüyor. kendi okuyup, sorgulayıp aydın olmak yerine aydınları yok etmeye çalışıyor. allah akıl, fikir birazcık da ar versin.
cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesiyle birlikte gerçekleşen durumdur. zira halk tarafından seçilen bir cumhurbaşkanının siyaset üstü olması beklenemez. seçim sürecinde halka belli vaadler vererek seçilen bir cumhurbaşkanının hükümet üzerinde etkisi artar ve yavaşça yürütmenin kontrolünü tamamen alır. bu durum da artık ülkemizde güzelim parlamenter demokrasiyi bırakıp bize hiç uygun olmayan yarı-başkanlık sistemine geçtiğimizin kanıtıdır.
cehaletten nefret ediyorum sözlük. artık iğreniyorum cahil insanlardan. o küçük hiçbir şeyi anlamayan zihinleriyle çoğunluk yaratıp aydın düşünceleri baskı altına almaya çalışıyorlar. dünya'nın ve uzayın ne olduğunu bilmeyen müziği, şiiri, felsefeyi hayatında duymamış insanlar kendi kurallarını okumuş, aydın kişilere utanmadan dikte edip anlamadıkları konular hakkında yüzleri kızarmadan yorum yapıyorlar. şunu anlayın ne dünya ne kainat sizin küçük zihinlerinizde kurduğunuz gibi değil. kendin nasıl yaşarsan yaşa bana ne karışıyorsun be adam. benim yıllarımı harcayarak oluşturduğum değer yargılarımı, bilgimi, felsefemi, birikimimi o küçük zihninle yıkamazsın. hayır ben sana benzemeyeceğim sen bana benzeyeceksin !!!
su götürmez bir gerçektir. elinizde gerçek bir argüman bulunmadan bir insanı kolay kolay kandıramazsınız. fakat toplum şeklinde kümelenmiş insan topluluğunu kullandığınız ideolojiyle veya dinle kolay bir şekilde kandırabilirsiniz. basın yoluyla empoze ettiğiniz yalanlarla sürüklediğiniz insanlar topluluğunda 3-5 sivri zeka olursa da baskıyla onları da susturabilirsiniz. tarihte bir çok örnekleri yaşanmıştır. (bkz: mussolini) (bkz: hitler)
evet barcelona, real madrid gibi büyük takımları saymazsak napoli, psg ve fildişi sahili gibi takımlardır. bu takımlarla güçlü takımları yenebliirsiniz. örneğin rakibiniz açıkgözlülük yapıp hemen ispanya'yı seçti. hiç panik yapmayın. direk fildişini alın ve yenin adamı. sonra da seni fildişi sahiliyle bile yendim ezik diye dalga geçebilirsiniz. eğer yenilirseniz de zaten fildişi ile oynuyorum bir zahmet yan yani deyip durumdan sıyrılabilirsiniz.
sütlerin bozuk olduğunun açıkça kanıtıdır. evet hala hükümeti savunan sağduyusuz insanların düşünemediği yada düşünmek istemediği durumdur. yahu arkadaşım tamam sütler 7 milyon öğrenciye dağıtıldı hepsi içti sende bu kadar laktoz intoleransı olması normal diyorsun hiç düşünmüyor musun ki bu laktoz intoleransı neden sadece 14 ilde oldu. sorun laktoz intoleransından olsaydı türkiye'nin 81 ilinde çocukların homojen olarak hastaneye kaldırılması gerekirdi. yani bu laktoz intoleransı " istanbul, diyarbakır, giresun, sivas, şanlıurfa, edirne, antalya, kırıkkkale,adana, samsun, konya, mardin, batman, siirt" olmak üzere türkiye'nin sadece 14 ilinde mi var? ne yani geri kalan tüm illerde hiç bir çocuğun laktoz intoleransı yok mu? bırakın allah aşkına..
muhtemelen okullarda dağıtılan bozuk sütlerden dolayı zehirlenmiş öğrencidir. o zehirlenmeyi yaşadıktan ve hastaneye düştükten sonra ister istemez öğrencinin bilinç altında süte karşı bir korku oluşacaktır. ve öğrencinin küçücük bünyesi ihtiyacı olduğu halde artık sütü istemeyecektir. bu noktada sütü teşvik için süt dağıtma projesinin dağıtılan bozuk sütlerle amacını gerçekleştiremediği gibi daha da zarar verdiği görülmektedir. elbette okullarda süt dağıtmak çok güzel bir şey fakat bunu yaparken öğrencilerimizin sağlıklarının düşünülmesi ve yapılan işin hakkının verilerek yapılması gerekir. yoksa ilerleyen zamanlarda karşımıza çok sayıda "süt içmekten korkan öğrenci" çıkması muhtemel.
okullara dağıtılan bir kısım sütlerin öğrencileri zehirlemesiyle başlayan polemiktir. zira hükümet hasteneye kaldırılan öğrencilerin süt zehirlenmesi değil de laktoz intoleransı olduğunu ileri sürmektedir. "ilkokul çağındaki çocuklarda" bu kadar çok sayıda "laktoz intoleransı" olduğunun iddia edilmesi ilginç..
ayıptır ayıp. bir insanın gözü bu kadar kapanmaz. öyle oldu ki insanlar kendileri bile inanmayacakları şeyleri sırf kendi siyasi düşüncesindeki parti iktidarda diye savunmaya kalkıyorlar. kimse kusura bakmasın ama gerçekler apaçık ortadayken doğruya doğru, yanlışa yanlış diyemeyen insanların insanlıklarından şüphe ederim !! bu nasıl vicdan !! allah aşkına birazcık vicdanlı olun haksızlığı ve yanlışı kim yapıyorsa ona karşı durun !!