YouTube' da az önce veni vidi vici şarkısının klibini dinledim güzel parça. Klibi izleyince aklıma cem garipoğlu geldi, sanki onun gibi geçmişi kirli adamlara yazılmış bir parça.
Akp' li Bursa büyükşehir belediye başkanı alinur aktaş' tır. ilk örnek olarak tüm iştiraklere kendini atamış bulunup bununla da yetinmeyip başkan vekili olarak tüm akp kökenli adamları atamıştır.
inegöl'ü az buçuk bilen biri olarak alinur aktaş hakkında da az buçuk duyum ve gözlemlerime göre alinur aktaş sadece rant hırsıyla hareket etmiyor, akp' li olmayan belediyede çöpçü bile olmasın, akp'li olmayan hiçbir işin ne başına ne sonuna geçsin istiyor. 100 yıllık bir intikam ve kinle hareket ediyor, elinden geldiği kadar renk vermemeye çalışıyor ama o kadar kin dolu ki kah uğur mumcu' ya ve aydınlara hakaret Edip pot kırıyor, kah 30 Ağustos Zafer Bayramı'na laf ediyor. Bir vatandaş olarak benim gibi bir insan bile bunu anlıyorsa sen bir yönetici olarak duygularına hakim olamıyor, işine karıştırıyorsun demektir. Bunu sıradan insanlar bile anlıyorsa artık düşünerek konuşma zamanı gelmiştir.
Akp'li değilim bunu belirteyim ama Recep Altepe bunun yanında melek kalır. En azından bu kadar hınç dolu değildi, öfke ile hareket etmiyordu. Herkesi kucaklamaya en azından alinur' dan daha fazla çalışıyordu.
Ama bu alinur denen adam hala kendisini inegöl gibi arka planda ilçe belediye başkanı sanıyor. Fakat Bursa gibi tüm Türkiye'nin gözünün üstünde olduğu bir şehrin başında olduğunun farkında değil, hergün kendisini rezil ediyor.
Alinur hala %65 küsur tulum oy aldığı inegöl gibi Osmanlı hayranı, muhafazakar, bir ilçe yönetiyor zannediyor ama Bursa gibi bir metropol yönetiyor. Büyükşehir' de oylar yarı yarıya burası inegöl değil hala bunu öğrenemiyor. inegöl' de CHP'li adama hain, iyi partili adama fetocu dersin kimsenin umrunda olmaz çünkü oylar cepte ama orası Bursa. Bu adam hem Bursa' nın, hem akp'nin, hem inegöl' ün imajına hergün bir çizik atıyor.
Tamamen kendi özgün düşüncem ile açıklarsam şöyledir :
Allah Hz. Adem' i yarattığı zaman şeytan' a secde et demişti ve şeytan ben ondan üstünüm edemem, o toprak ben ateşim demiştir. Bunun üzerine Allah şeytanı lanetleyip kovduğu sıra şeytan bana kıyamete kadar müddet ver ademoğlunu doğru yoldan çıkarayım, onlara irade ver ve onların kan dökücü, zalim, şükürsüz, işe yaramaz bir yaratılmış varlık olduğunu ispat edeyim diyerek Allah ile bir anlaşma yapmıştır.
intihar etmek ise Allah'a karşı adeta Allah'ım senin düzenin dayanılmaz, hatalı, ben bu imtihanda boş kağıt veriyor ve protesto ediyorum diyerek adeta şeytanı haklı çıkartmak olduğu için olmalıdır.
Kendim dahil tüm yakın çevremde dillendirilen şey. Ağzımın tadı yok, umut hiç yok. Ekonomi desen duraklama değil küçülme evresine girmiş. Yahu geçen senede aynı şeyleri yapıyordum, aynı yerde oturup aynı yemekleri yiyordum ama en azından bundan daha çok zevk alıyordum. Bu sene lanet bir yıl oldu.
evet tıpkı hristiyan katoliklerin kutsal merkezi vatikan diğer adıyla papalık nasıl italya'dan bağımsız bir dünya devleti olmuş ise islam aleminin kutsal toprakları mekke medine bölgeside tüm islam aleminin ortak iştiraki ile suudi arabistan'dan bağımsız bir dünya devleti olmalıdır.
hele hele kudüs gibi 3 farklı dinin kutsalı bir mekan asla bir devletin tekeline girmemelidir mantık açısından. bağımsız bir devlet olarak 3 kutsal dine inan insanların ortak malı olarak kalmalıdır.
söylemesi kolay fakat yakın gelecekte uygulanması zor öneriler, dünya selameti açısından...
halk oyunları etkinliği için macaristan'a ülkemizi temsilen giden 16 kişilik ekipten 11 kişinin iltica etmesi olayıdır.
macaristan iltica başvurusu yok açıklamasını yapmış olup, ülkemizdeki bir yetkili ise suç unsuru yok diyor. araştırma hala sürüyormuş.
fıkra gibi olay resmen...
reis'in kırdığı bir pottur. dün ve bugün yaptığı konuşmalarda söylemiştir. zira şantaj işlenen bir suç veya olayın ifşa edilme tehdidir.
iftira ise işlenmemiş bir suç ile yalanlar ile yaftalanmaktır.
şeytan ayrıntıda gizlidir buradaki ayrıntı ise reis'in burda iftira demeyerek, şantaj demesi...
Evet halkımızın olayları nasıl çabuk unuttuğunu ve bir kesimin doğru yada yanlış algısını kendi çıkarı söz konusu olunca nasıl saptırdığını göstermektedir.
peçeteden fatura konusunu bilmeyenlere hatırlatma :
dönemin bakanı zafer çağlayan'ın reza'dan rüşvet olarak saat almadığını idda edip ardından saati ücretini ödeyerek aldığını söylemesinin ardından reza'nın otel peçetesine tükenmez kalemle yazdığı faturanın mahkemece delil sayıldığı olaylar döngüsüdür.
msa benzeri bir kurs. araştırıyorum fakat hakkında ne bir eleştiri ne bir övgü bulabiliyorum. yakın bir arkadaşım ekim dönemi eğitimine kayıt oldu ve bende düşünüyorum kayıt yaptırmayı. eğer mezunlarından birileri varsa içimizde lütfen detaylı bilgi verebilirler mi? sonuçta 8 ay ve ödeyeceğimiz para hafife alınacak şeyler değil.
hakkında tek bildiğim kurs kurucusunun serkan bozkurt şefin olduğu, kursun maslakta olduğu ve kısa tanıtım vidyoları.
çünkü sözlükte laf kalabalığı yapmak daha zordur. yazarsın, anlatırsın, sebep-sonuca göre açıklarsın, örnek verirsin.
işine gelmeyince hebele, hubele, hele hele, vele vele diyemez taraflar.
oysa kahvehanede, okulda, işte öyle mi? işine gelmeyen hemen ağzından salyalar saçarak, konudan konuya atlayıp ses yükselterek tartışmanın içine eder.
sayın cumhurbaşkanımız zamanında demokrasi amaç mıdır, yoksa araç mıdır diye sorgulama yapmış ve demokrasinin bir araç olduğuna karar verip zamanı gelince duraktan inilmesini söylemiştir...
işte o indiğimiz son durak dün gerçekleşen referandumdu...
son duraktan önce çok uyaranlar oldu hemşerim uyan diye fakat öyle derin bir uykudaydık ki son durağa kadar uyumuşuz...