darkside of aquarius
0 (düz adam)
yedinci nesil yazar 1 takipçi 2.50 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    karşıt görüşlüye düşüncesini dayakla anlatan insan

    1.
  1. eğitim seviyesi düştükçe şiddetin artması kaçınılmazdır. cahil bir kişi, konuşma esnasında tıkandığında yenildiğini zanneder ve kelimelerle ifade edemediğini yumruklarıyla anlatma ihtiyacı hisseder. bu bir meydan okuma veya tipini beğenmedim dövdüm durumu değil bir ifade biçimidir onun için.

    bir pazar sabahı son ses müziğimi açıp, kambur bir şekilde internette sörf yaparken çok sevdiğim bir müzij grubunun röportajına rastladım. şöyle diyordu grup elemanlarından biri ve aslında çok güzel bir şekilde özetliyordu durumu.

    ''gündüz hrant' ın yürüyüşüne gidiyoruz. O yürüyüşte birisi yanımızdan geçerken, o kadar kalabalığın içinde, 'Hrant Dink en büyük şerefsizdi' diyebildi. O kadar ele geçirmiş, o kadar rahatlar ki öyle bir cesaretle bunu söyleyebiliyor. Oradaki insanların onu linç etmeyeceğini, kendi cemaatindekiler gibi olmadığını biliyor. Ama biz balık değiliz, elimize taş ve sopa alalım, yakalım, yıkalım, eselim gibi bir durum değil. ''

    maalesef birliktelik ve kavga etmeden yaşama dürtüsünü kayboldu ve tekrar çıplak ayaklılara dönüş içerisindeyiz.
    1 ...
  2. video paylaşanın profiline bakıp sonra beğenmek

    1.
  3. bazen tüm kurulu düzenin seksten ibaret olduğunu düşünüyorum.

    girdiği her mekanda kendisini göstermek için şebeklik yapan arkadaşlarımdan, 10 yıllık arkadaşlarının dedikodusunu 2 günlük kızlara yapan pos bıyıklı adamlara kadar hepsi bu amaç uğruna karakterlerinden ödün veriyor gibi geliyor bazen.
    minibüse binerken acaba güzel kız var mı acaba diye süzeninden..
    doğum günü partisinde, ev sahibinden daha çok dikkat çekmeye çalışınına..
    izlediği bir karakterden etkilenip, onun gibi olmaya çalışanından..
    saçını başını yapmaktan tuvaletten çıkamayanına kadar.

    eminim sözlük zirvelerinde de öyledir durum..

    sanal alemde de durum pek farklı değil. bunun en bariz örneği, çok çok sosyal paylaşımların olduğu ortamlarda yaşanmaktadır. abartmıyorum yüzüklerin efendisindeki ortaçağ bildiğiniz. orglar falan var etrafta! şimdilerde apaçi diyorlar kendilerine. güzelde bir ırk olurlardı aslında. keşke tolkien zamanında kitabında apaçilerede yer verseydi. abartmıyorum ne aragorn, ne gandalf babayı alırlardı yüzüğü bunlardan. yakaladıkları hobbitleri falan bakkala sigara almaya yollarlardı.

    delly: offhh sonu harika bitti.. beğen - yorum yap - dürt falan
    ukhala jojuk: hehe kardeş harika paylaşım teşekkürler. beğen - yorum yap - dürt falan
    makharna: ajajajja. saol admin ellerine sağlık. - 1 kişi beğendi o da admin -
    dadlu prenses: ehehehe şekerrr.. - 19 kişi beğendi -

    aslında en başından beri anlatmak istediğim dadlu prenses i beğenen o 19 kişide gizli. biliyorum hepsi malum kişinin profiline girip fotoğraflarına baktıktan sonra 'bi beğeniyim belki ekler falan' düşüncesiyle beğendi. yoksa 'admin ellerine sağlık'' diyen, samimiyetinden ötürü çok hakediyor.

    tek sorun artık samimiyet beş para etmiyor. *
    2 ...
  4. mimar

    33.
  5. biraz kasıntıdır
    eleştirmeyi sever
    özgüveni sağlamdır
    özgün olmaya çalışır
    başaramadığında başka projelerden çalar
    uyku düzeni yoktur
    proje teslimi yaklaştıkca uyku süresi azalır
    kola veya kahve bağımlısıdır
    fast food vazgeçilmezidir
    o yüzden ev yemeği yapabilen biriyle evlenmelidir
    sanatsal ortamlarda bulunmak hoşuna gider
    entelektüel sohbetlere girmeyi sever
    abuk mizahıda sever
    meslektaşlarından hoşlanır
    genellikle meslektaşıyla evlenip büro açar
    proje yarışmalarına girer
    kazanamayınca jüriye küfür eder
    sonra birinciye küfür eder
    sırayla gider
    sevdiği ve vazgeçemediği markalar vardır
    inşaat mühendisleriyle anlaşamaz
    son dakikada proje değiştirebilecek kadar çılgındır
    değiştirmeye üşenen tırt mimardır
    insanı sever
    ama projelerini daha çok sever

    çünkü; müşteri kazanmak için proje değil, proje yapmak için müşteri kazanır.
    9 ...
  6. sms atarken yaşanan ahlaki travma

    1.
  7. insanoğlunun yüzlerce yıllık beraberliğinden doğan bazı kuralları vardır. ''insan'' kavramını layıkıyla taşıyabilmek için her bireyin uyması gereken kurallar. bu kuralların farkındalığı için çok okumaya gerek yoktur, insan içerisinde bir gün geçirmek kafidir.

    yine sıkıcı bir haftasonu yatağıma uzanmış, ağaoğlu nun cebinden çıkarttığı tomarla parayı ve akabinde attığı o tatlı gülüşü düşünürken telefonun titremesiyle gerçek dünyaya döndüm. ''skerinza böyle şansı benim cebimde niye 20 tl var lan'' diye avea dan geldiğini tahmin ettiğim kampanya mesajını okumayı protesto edip götümü duvara dönerek yatmaya devam ettim. başka bi yerde olsa telefonu herkesin görebileceği bir açıda tutar, operatörden gelmiş mesajı sanki çok seksi bir kızdan gelmiş triplerine girip göstere göstere okuyan ben değilmişim gibi. söylenerek kalkıp mesaja baktım.

    bazen tanrının bizi duyduğunu düşündüğümüz anlar olur. o kadar acınacak hallere düşeriz ki ''hehe dayanamadı herhalde bu garibana'' diyerek yardım elini uzattığı anlar. işte o anlardan birinde geldi o mesaj. onun yerine toparla parayı tercih ederdim tabii.

    - nasilsin darkside? akşam biseyler yapalim mi canim?

    - aa super olur. finaller falan derken sikildim baya son gunlerde.

    (sikilmek yazdım yaa. değiştiriyim şunu kocaman bir sik var ortada. skldim yazsam? o zamanda "dobra dobra bir sikilmek yazamıyor" diye gülebilir. bi de içim elvermedi sikilmek falan. noluyoruz lan, erkek adam yollar mı böyle mesaj? ne desem ki. biraz bunaldım.. evet bu iyi gibi "biraz bunaldım son günlerde".. doğru kelime bunalmak. oldu oldu...)

    yaşan bu ahlaki travmaya rağmen haftasonunu evde gerçirmek zorunda kalan bir bünye için inanılmaz bir tekliftir. ama insanoğlu, detaylara takılıyor böyle. bazen de hemen atlayıp ''tamam nerde kaçta?'' diye bodoslama dalmak yerine naza çekiyor sanki çok önemli biriymiş triplerine girerek. tatlı bir açıklama yapma gereği duyuyor bazıları. fakat bunlarıda sürekli batırıyor

    net olmanın rahatlığı varken işi yokuşa sürdüğünün farkına varmadan
    2 ...
  8. darkside of aquarius

    ?.
  9. birçok yalan yaşadım. bazen astronot oldum zıplamaya çocuk yaşta başladım, bazen de zeki ama anlaşılamayan çocuğu oynadım okul koridorlarında. biraz daha büyüyünce... hiçbir zaman kimlik arayışında olmadım. her hareketimin bir amacı vardı. hayatın bana sunacaklarına karşı yapılan bir stratejiden ibaretti tüm bunlar. her karakterden birşeyler kapmak, onları düşünmek, onlar gibi düşünmek ama asla onlar gibi olmak değil. asla onlara özenip kararlar vermek, bu kararları vermeden ayna karşısına geçip saatlerce rol kesmek değil. sadece ama sadece hayattan beklemediğim bir tokat yememek için. kontrolümün dışında gelişmelere sebebiyet vermemek için. günü geldiğinde ''elveda'' diyip tüm gerçekleri, aşkları, sevenleri arkamda bırakabilmek için.

    hadi.. bir oyun daha başlasın ve rollerimizi keselim. ama şimdi sıra sizin..
    0 ...
  10. münir özkul

    210.
  11. aslında yazılabilecek o kadar çok şey var ki kendisi hakkında. neşeli günler filmiyle mi başlasam işe, yoksa hababam sınıfıyla mı, yoksa diğer filmleriyle mi bilemedim.

    bir oyuncu düşünün. rolünü layıkıyla yapmanın yanında, büründüğü karakter her ne olursa olsun her kesime hitap edebilsin, onların saygılarını ve sevgilerini kazanabilsin. yeri geldiğinde inatçı ve dediğim dedik koca olsun. yeri geldiğinde idealist ve öğrencilerini çok sever bir hoca.

    görmedim ki onun hakkında bir tane kötü laf söyleyen. ne kadar kutsal bir durumdur bir oyuncu açısından. ne kadar şahane.

    bilmem... belkide her yoğun bakıma girdiğinde sevenleri tarafından ''aman mahmut hocam üzme bizi'' söyleriyle, dualarıyla yeniyordur azrail i. belki birileri gerçekten sesimizi duyuyor ve biraz daha zaman veriyordur her seferinde.

    eğer öyleyse, yine; aman hocam üzme bizi. ne olur gitme kemal sunal gibi.
    2 ...
  12. annenin işe yaramaz deyip attığı hayati nesneler

    190.
  13. commodore 64

    geçen gün aklıma geldi, ''nerede bu cihaz çocukluğum geçti onunla biraz hasret gidereyim'' diyerekten aramaya koyuldum. şaka şaka.. ne hasreti? paraya sıkışmıştım, satacaktım iyi bir paraya alıcısıda hazırdı. ne diyordum? heh.. aramaya başladım işte bir türlü bulamadım. sonra son çare annemin karşısına dikildim;

    - anne bu commodore 64 nerde yaa? sabahtan beri arıyorum..
    + o neydi ki evladım? nerde bıraktıysan ordadır.
    - ya hani ruslar dan almıştınız bana küçükken. atari gibi bişey. büyük disketleri vardı.
    + hee hatırladım tamam. onu ben eskiciye verdim evladım.
    - neeeeeeeeaaaaaaaaaaaaaaaa!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

    işte.. evden kaçan bir çocuğun dramı. yok yok ben kaçmadım. ama düşünmedim değil hani. evden kaçmayı değil, eskici olmayı tabiki. *
    3 ...
  14. yanlış yazınca düzelt diye mesaj atan yazar

    11.
  15. kendisine, birleşmiş milletler tarafından barış elçisi ünvanının yanında, ''dünya iyi niyet ödülü'' nü kendi ellerimle takdim etmek istediğim ve alnının orta yerine, çekirdek yedikten sonra tuz etkisiyle angelina jolie dudağı gibi olan dudaklarımla kocaman bir öpücük kondurup, dudağımdan alnına geçen tükürük özsuyumu ellerimle sildikten sonra kulağına ''sen benimsin'' diyip akabinde topuklarımı götüme vura vura hızlıca yanından uzaklaşmak istediğim yazardır.
    0 ...
  16. © 2025 uludağ sözlük