beklenen ceza. bilakis adil bir ceza verilse şu an şirincede olurdum...
şu an yürütülen kampanyanın doğal sonucudur. sürecin sadece fenerbahçe'yi hedeflediğini sanan eblehler ellerini ovuşturuyorlar ama sadri ağa'nın dolmalarıyla masa başında şampiyonluk alacağını sanan trabzonsporlular da, "bu karışıklıkta fener iptal olur biz yükseliriz" diye sevinen beşiktaş taraftarları da takımlarının ağustos güneşindeki kar gibi eridiğini seyrediyorlar, daha da seyredecekler.
yüksek sesle, altını çize çize söylüyorum. 3 temmuz 2011 günü itibarıyla ben bunun bu iş iki koldan yürüyen bir tasfiye süreci olduğunu yazdım (evet, o gün yazdım fenerlilerin dahi kendi takımına küfrettiği gün).
Galatasaray komprador bürokrasinin halka "rağmen" desteklediği bir takımdı. sarı - kırmızılıların son 60 yılının özetidir bu aslında. şimdi ise kürtçü cemaatin bir toplumsal mühendislik projesi oldu diğer yandan.
osmanlı <--okul <-- kulüp etkileşiminden yola çıkarak bir ümmetspor idman yurdu, bir crown team (franco'nun real madrid'i gibi) yaratılmaya çalışılıyor. kabile halklarının üzerinde sembolizmin etkisiyle de bir yandan kürt halkına göz kırpılıyor. bir çok sıradan insanın sadece bir forum geyiği zannettiği "apo-galatasaray bağlantısı"nın kürt halkı üzerindeki etkisi ve son 10-15 yıldır galatasaray taraftar profilindeki "etnik dönüşüm" artık dikkatlerden kaçacak gibi değil zaten. diyarbakırspor'un süper lig'de geçirdiği son sezonda yeşil-kırmızılı tribünlerde açılan "seni seviyoruz, seni seveni de seviyoruz" pankartı bir çok konunun da özetidir zaten...
cumhuriyet elitini temsil ettiğini zannettikleri fenerbahçe'ye karşı ümmetçi galatasaray...
şu an işler istedikleri gibi yürüyor. topla ilgilenen kitlenin ortalama zekası zaten belli, basın ya korkuyor ya da zaten dönenleri anlamayacak kadar içi boş adamlar kalanlar ise satılık, ne üflersen onu çalan zurnalar...
son süreçte tasfiye edilecek grup ise galatasaray kulübünü 40-60'lı yıllarda yönetmeye başlayan, sırtını osmanlı (mekteb-i sultani) geleneğine dayamış görünen ama aslında kulübün osmanlı kökenli son üyelerini tasfiye ederek burada yuvalanmış şimdinin zengin ve "sözde" aristokratları, "özde" 50 sene evvelinin kıroları...
profesör doktor ali uras, "galatasaray geleneği" diye bir şey varsa onun geç kalmış ve son istisnai mensubuydu. yani neredeyse 35-40 senedir galatasaray geleneğinden bir başkan görmedi bu kulüp. görseydi yurdaşen karahasanlar, ergun gürsoylar, adnan polatlar, abdurrahim albayraklar yönetici olarak bu kulübün kapısından dahi giremezlerdi. ali tanrıyar, bir geleneğin cenaze levazımatçısıdır.
aslına bakarsanız son 30 yılın başkanları liseli tayfasının b takımı bile değildir. buna öldüğü için evliya mertebesine çıkarılan özhan canaydın da dahil...
galatasaray'a soyadlarıyla yapışmış bu eski elitler ve çoluk çocukları sportif aş'den ve riva yağmasından paylarını aldıktan sonra dehlenecekler sonrasında ise galatasaray'ın başında abdurrahim ağabey'i aratacak adamlar göreceksiniz. telekom sponsorluğu, stat hediyesi, vergi ve sgk afları, yaraktan kürekten tuhaf sponsorluklar ile galatasaray'a son 6 yılda 1,5 milyar dolar kaynak aktarıldı. buna rağmen sezon başında beşiktaş uefa'dan yasak yerken borç rasyosu uefa kriterlerinin üzerinde ve beşiktaş'dan yüksek olan galatasaray kurallar esnetilerek, zahmetsizce şampiyonlar ligine alındı. bunda 8 ay içinde futbol federasyonu, uefa, galatasaray üçgeninde iş değiştiren helvacı ve arıboğan'ı oralara sokan güçlerin de etkisi vardı. normal bir ülkede bu ikilinin 8 ayda değiştirdiği bu çok tuhaf 3 iş yazı dizisi olur ama burda yazan çizen olmadı...
son söz fenerbahçelilere...
biz bu piç düzenin 50 yıldır ezileniyiz izmir ve anadolu takımları olarak... alışmadık, alışamadık ama yapacak bir şey de yok. bu ülkede ona buna şikeci diye çemkiren asıl şikeci köpekler federasyon kupamızı çalmak için futbolcumuzu kaçırıp, hakemlere rüşvet verip, altlarına karı çektikleri için benim takımım altay "alın götünüze sokun!" deyip, türkiye kupası finaline çıkmadı. utanacaklarına tur attılar. böyle insanlarla uğraşıyorsunuz allah kolaylık versin!
cüneyt çakır, fırat aydınus, serkan çınar ve bu adamın arkasında kimler olduğunu bilmiyorsanız son 10 gündür yaşananlar size sürpriz olmuştur elbet...
federasyon başkanının, kulüp başkan ve yöneticilerinin, yayıncı kuruluşun, gazetecilerin bahis sitesi sahibi ve/veya ortağı olduğu ülkede, sık sık ayılıp bayılan "samimi" bir yöneticinin büyük bir cömertlikle "eli açık" yardımlarda bulunduğu ülkede futbol da temiz ha?
o değil de 3 temmuz sürecinde bizzat baransu'nun yazdığı cüneyt çakır hakkında tapeler vardı ne oldu onlara?
anadolu'da bir çok örneğine rastlayabileceğimiz, komşu kentlerin rekabetinin futbola yansıması sonucu doğmuş çekişmenin son randevusu...
Aydınspor - muğlaspor, balıkesirspor - bandırmaspor, boluspor - düzcespor, sakaryaspor - kocaelispor, sivasspor - kayserispor (türk futbol tarihinin en kanlı faciası bu iki takım arasında oynanan bir maçta yaşanmıştır: 49 ölü 200'den fazla yaralı)gibi bir çok benzeri olan bu çekişme türünün şu anki en üst düzey örneğidir.
cemaatin mahsun kırmızıgül'e çektirmeyi düşündüğü yeni proce. başrolünde olgun, kıpti arap - rum kırması, senaryo gereği ota boka anında timsah gözyaşları dökebilen bir amcaya rol verilecekmiş...