Tayyip Erdoğan'ın kendi seçmeninin dünyasında sadece korku ve alışkanlık refleksiyle yer edinmiş olması durumudur. Bıçağı birine verirken aramız bozulmasın diye hafiften tükürmekle bu adama oy vermek arasında mantık açısından zerre fark yok. Ne anlatırsan anlat adam batıldan yana, batıldan zevk alıyor. "Evet saçma ama tükürüyorum içim rahat ediyor, sanane!" diyor. Şimdi bu adamla hangi insan hakkını, hangi adaletsizliği, hangi hırsızlığı tartışacaksın?
Gönül bu versusu futbol için yapmak isterdi ama kısmet ekonomiyeymiş.
Uzatmıyorum boka saplanıyoruz hacılar! 1 seneye kalmaz Arjantin gibi yağmaya başlarız. Hiçbir esnafla duygusal bağ kurmayın yağma zamanı zorlanırsınız... Hatta siz şimdiden ihtiyaç durumunuza göre bir yağma listesi çıkarın kendinize.. Misal benim hazır; yolu biraz ters ama et kesinlikle Mehmet kasaptan, lokum gibi et.
Bastondu, değnekti, stepneydi derken gün sonunda komple Yiğit Bulut'a evrilen Bahçeli'nin dahil olduğu versus. Seçim vaadi olarak meydanlarda ip yerine jöle fırlatabilir ya da "Jöle 1TL" gibi bir vaad barajı geçmesini sağlayabilir, bunlar tabii fikir sadece bakılır sonra..
Sektörleşen crack dünyasının Grammy'si'dir ve muhtemelen her yıl Adobe Photoshop'un kazanması kaçınılmaz olacaktır.
Bu ödüllerde; programı açar açmaz evdeki huzur ve güven ortamını bozacak (atari kalitesinde) müzik, speaker ne kadar kısık olursa olsun ayarsız yüksek ses, kapatma tuşunun iyi gizlenmesi gibi kriterler baz alınacaktır.
Eliniz kolunuzla, yeri geldiğinde bedeninizi araya sokarak kavga eden kişileri ayırırken ağzınızın boş kalmaması için kullanabileceğiniz kelimeler öbeği.
"Beyler tamam beyler, tamam beyler, beyler tamam, tamam beyler!"
Bu matematikle kavganın süresine göre uzatabilirsiniz.
son canlı yayın performansından sonra, "bu ses ancak davetlerde şarkıya zorla eşlik eden milletvekilinden çıkar amına koyim" diye düşünen insanın varsayımıdır. bu saatten sonra mehmet erdem'in sesini sadece ertuğrul günay'la kıyaslarım arkadaş.
genellikle birahanelerde görülen bir eylemdir. Kişi muhabbetin etkisiyle 3-4 birayı tuvalete girmeden yuvarladıysa, sonu tuvalete kambur gitmektir. Zira çişin sidik torbasına yaptığı baskı, adamın dik durmasına kesinlikle izin vermez, dik dursa sidik torbası yırtılacak gibi olur. Ama o çiş yapıldıktan sonra gelen özgüven, insanın götünü tavana vurdurur.
genellikle anadolu da rastlanan, sadece olay anı söylendiği zaman anlam ifade eden, başa bir olay gelmeden söylendiğinde anlam ifade etmeyen atasözleridir.
Bunlardan çokça üretmek için de tek gereken şey, fazla düşünmeden, sonuna "derler" kalıbını getirip en fazla 1-2 saniye içinde akla gelen kelimelerden bir cümle kurup, yine bir çırpıda söylemektir. Şimdi deniyoruz;
Öyle bir müziktir ki, daya o müziği Zekeriya Beyaz'a herhangi bir toprak parçasını fetheder gelir.. Haa o toprak parçası bi sike yarar mı onu bilemem ama fetheder gelir ya benim aslanım, o bana yeter! Aha aslanım dedim Zekeriya'ya allah söyletti..
"şimdi kız arkadaşıma herkes hediye alacak, ben hepsinin aldığından daha pahalı bir hediye alayım ki, kız farkımı anlasın" mantığıyla, türkiye'nin %78'lik bölümünden bir avuç bor mineralini alıp, kapalı bir kapta muhafaza ederek bölüm sonu görevi olarak, sevgilisine ulaştırmış erkektir.
öncelikle böyle başlığın ben de amına koyim evet.. tanıma gelince: sabahtan beri şu kızlarla muhabbeti bağlasana diyen ibne arkadaşın kızlar masaya geldikten sonra utancından konuşamayıp elindeki çakmağa konsantre olup, boş kalmamak için çakmağı çevirmesidir...
Üç tank, dört uçak, yüz gram beyaz peynir
üretilen tüketilir, tüketilen üretilir
ölen ölür, kalan sağlar düşünsün
dünya iktisat dünyası cepte beş paramız yok
üç tank, dört uçak yüz gram beyaz peynir
abicim diyorum ki
bir keresinde de bir uçak eksik alsak da şu peyniri bol tutsak
hayır, çünkü uçaksızlık olur muymuş
ille de bizzat
üç tank, dört uçak yüz gram beyaz peynir
tanklar hazır olunca savaşmanın günüdür,
horoz dövüşmek isterse ipe sebep serilir.
Hemen sebep bulunur, ipe sebep serilir
Önde sebep, fonda martılar...
Vurunuz öldürünüz, batsın bu dünya
Devletin özü kuvvet, kuvvetin işi savaş...
7. duble rakıyı içtikten sonra, saçmayalan yazar cümlesi. ama doğru olma ihtimali de var, tarih uymuyo evet... zaman mekan devlet birliğini de siktim attım bi kalemde, ama ya orda sofokles olsaydı, ya o ittiğin kişi arkadaşının gözüne gelseydi? ya elimizde poetika olmasaydı?
kişinin edeceği küfürün hikmetini şansa bırakmamak için, küfüre başlarken daha küfür etmeden uzun cümlelerle karşı tarafın amına koymak amaçlı uzattığı cümlelerin toplamıdır.
misal ve ibret olması için, "göt"ün küfür olarak kullanıldığı bir baba girizgah;
Sana şimdi burdan böyle sol elimin tersiyle gelişine bi koyarsam görürsün o zaman sen dünyanın kaç bucak olduğunu göt.
Yönetmenin "social network" filminin devamı niteliğinde "dünya bu belgeler yayınlandıktan sonra asla eskisi gibi olmayacak" sloganıyla çekmesi muhtemel yeni filmi.
dünyanın en yavşak ikinci insanının (ilki için (bkz: torpil yapmayacagi bastan belli olan adam) )repliğidir. Bu herifçioğluna ne zaman birinin işi düşse, yapılacak bi iş danışılsa, eliyle para işareti yaparak "sen bana bundan haber ver" deyip pis pis sırıtır.
- abi benim bi tapu işi var ama notere girdin mi 3 saatten önce çıkamazsın diyolar, napcaz ya?
- kim diyo onu ?
- valla herkese sordum uzuyomuş iş.
- ya bırak sen milleti ya, sen bana bundan haber ver bundan, bu var mı sende bu? bu varsa korkma.
vicdan sahibi bir insanı hüzünlendirecek görüntüdür. ne vakit otobana çıksam sahipsiz gazeteler, poşetler arabaların tekerleklerinin altında eziliyor. a.q ne sikime üzülüyosam, üzülüyorum lan işte. ya o poşetlerin gazetelerin de anası babası varsa biz anlamıyorsak.
daha çok sabah programlarının yemek bölümlerinde rastlanan yemek tarifi veren kadınlardır.
"şimdi de yaptığım karışımın içine unumu ilave ediyorum, beş dakika kavrulduktan sonra da biberlerimi ilave edicem, bu arada dün akşamdan ıslatmış olduğum fasulyelerim de hazır..."
diğer oyunculuk ajanslarından farklı şekilde çalışan bir ajanstır. diğer ajanslar oyuncularını dizi, efendime söyleyeyim film gibi ortamlara yönlendirirken goldmine daha çok; helva, çivi, q klavye, kitap ayracı, sürahi, saç tokası gibi reklamlara gönderir.
içtiği biradan, yediği fıstıktan peydahladığı gergin göbeğine güneş kremi sürüp, kumsalda cirit atan amcalardır. göbeğin bu bölgesinde siksen kıl çıkmaz, tüysüzdür, güneşi gözüne gözüne sokar adamın.
genellikle tatil dönüşü görülen, yanındaki arkadaşları eşlik etmek için beklerken vicdan yapıp "siz gidin abi ya gelir şimdi zaten ben beklerim" diyen insandır.
- kaçtaydı olm senin otobüs?
- 23.30 abi
- altınoluk terminalden kalkış saati mi, yoksa yoldan mı alacak?
- yok abi işte 23.30 da orda olun dediler
- ha gelir o zaman 20 dakkaya
- gelir abi gelir, hadi siz beklemeyin artık, gelir şimdi zaten
- bekliyoruz işte olm bi dur lan
- abi gelir şimdi ya boşuna beklemeyin burda 5 kişi
- olm nolcak lan
- ya abi gidin işte gelir şimdi zaten
- hay götüne koyim senin 20 dakikada kahraman mı olacaksın göt, "bizi 20 dakika boşuna bekletmedi ne kral adammış" mı diyeceğiz lan arkandan ibne
- yok abi o anlamda değil ya gelecek şimdi zaten o bakımdan söyledim
- amına kodumun ibnesi replik mi çalıştın lan evde "şimdi gelecek zaten" diye, bi sus lan
- yok abi şimdi gelecek zaten boşuna beklemeyin
- aha kayış koptu bunun, hadi hacılar ufaktan kaçalım biz, şimdi gelecek zaten
- dedim ya abi şimdi gelecek zaten boşuna beklemeyin
- siktin attın hoca tatili, bekle lan tek başına
- siz gidin şimdi gele..
- ti allah belanı versin!!
genellikle beddua ile karışık cümle kurmakla mümkün olan sanattır. misal orkestradaki kemancı övülecekse "yayıııınn kırılsınnn yayııınn piç ömerrr yayııınn" denir, haa davulcu mu övülecek cevap hazır "tokmağın kopsuuuuuun tokmağıııınn anaaamm anaaaam", klarnetçi mi övülecek cevap baştan belli "nefesin kesilsinnn nefesiiiiiiiiiiin zalımın oğlu nefesiiiiin" şeklinde gider bu.
"hanımların dikkatine, overlok makinası ayağınıza geldi...." diye devam eden cingılıyla adeta yeni bir dini müjdeler gibi geçen arabaya gösterilen saygıdır.
tartışma esnasında karşı taraf sözünü kestiği an kalemi masaya fırlatıp, geriye yaslanarak, akabinde yine aynı hızla eski pozisyonundan biraz daha öne gelerek tartışmaktır. bu formül uygulanırken sürekli olarak cümleye "senin neden çok zavallı bir insan olduğunu şimdi açıklıyorum..."la başlayarak aniden durup, "hadi neyse acıdım" diye bitirmek şarttır.
üz: ümit zileli
k.t: karşı taraf
Ü.Z: Bugün burda duymaktan imtina ettiğim, utandığım şeyler söyleniyor ve ben bundan çok rahatsızım..
K.T: Neden utanıyorsun söyle açıkla burda, herkes bilsin...
Ü.Z: Sen varya sen acıyorum sana, şuan burda lanetlendiğinin farkında mısın sen, on kelimeyle tarih konuşuyorsun ve sen çok küçük bir insansın, sen..sen...bi dakka kesme lafımı...sen bir zavallısın neden biliyor musun...ya neyse şimdi kalbin kırılacak vazgeçtim. lütfen beni bu insanlarla muhattap etmeyin bir daha sayın moderatör, utanıyorum ve inanılmaz derecede rahatsızım şuanda.
K.T: Ben de senden utanıyorum şimdi ne alakası...
Ü.Z: Bak güzel kardeşim, artık senle böyle kahve ağzıyla konuşacağım çünkü sen buna layıksın, daha fazlasına değil. Sen ne kadar haysiyetsiz onursuz bi insansın ki benim lafımı kesiyorsun, senin şerefin bile yok şerefin bunu da bu kadar açık söylüyorum.
K.T: Bi dakka ayıp oluyor...
Ü.Z: Ayıp falan olduğu yok burda herkes herşeyin farkında, böyle bi arsızlıkla, sen..sen..sen...sen...sen...
K.T: Aha bişey oldu adama! Reklama girin...
Ü.Z: Utanıyorum, imtina ediyorum, küçük, zavallı, acınacak...
K.T: Hassiktir adam cümle de kuramıyo, girin lan reklama ambulans çağırın laaan!
Ü.Z: Zaval...
duyduğu üç beş cümleyi kendi hayal gücüyle birleştirip, saçma sapan teorileri arka arkaya sıralayandır.
- sedat buraya gel bişey söylicem sana
- abi çok acele işim var, akşama konuşuruz
- lan gel deyince gel, önemli olmasa seni yolundan eder miyim lan, güvenmiyo musun bana?
- hayır abi güveniyorum ama gerçekten işim acele, neyse konuya bi gir bakalım abi sen, devamını akşam anlatırsın olmazsa
- .
- abi noldu?
- ooooffffff
- abi hayırdır?
- hani böyle insan bazen duyduğu bişeyi duymak istemez ya sedat, hani duyarsın da sonra pişman olursun, allah kahretsin, nerden duydum bu mundar şeyi der kendini yollara atarsın ya, hani en umulmadık anlarda sığınacak bi liman ararsın da o liman aslında orda değildir ya, hani
- eeee abi
- eeeesi şu sedat, yirmi yıl sonra çok büyük bir savaş çıkacakmış, insanlar taşla sopayla birbirlerini öldüreceklermiş, böyle şimdiki gibi silahlarla değil
- ya bırak abi ya, ben de bişey söyleyeceksin sandım, gidiyorum ben.
- iyi ulan git, yirmi yıl sonra anlayacaksın bu söylediklerimin değerini
- ne yirmi yılı abi daha geçen sene mehdi bu sene gelecek diye diye kafamızı sikmedin mi? hani nerde mehdi?
- oğlum mehdilikle bu aynı şey mi ama sen git lan valla git yirmi yıl sonra elinde suntayla savaşa giderken görürüm seni, git git
- gitmeyip ne yapayım burada durup senin komplo teorilerini mi dinleyim abi, hayır nasıl bir hayal gücün varsa sonu da gelmiyo..
- ulan ne hayal gücü, sen hiç yaşamamışsın sedat yaşamamışsın bugüne kadar kaç kadın oldu hayatında?
- kadınla ne alakası var abi
- ulan bi sayı ver işte, insan gibi soruyoruz, götümden bişey sallayacam sanki, söyle kaç kadın?
- şimdikiyle birlikte .. 6
- 6 mı, hahahaha, 6 mı dedin sen? yanlış duymadım di mi 6 dedin, bildiğimiz 6.
- nereye bağlayacaksın çok merak ediyorum abi
- savaş çıkacak sedat savaş, laf dinle, ortamı yumuşatmaya çalışıyorum iki saattir, alıştıra alıştıra söylemeye çalışıyorum.
- ne yapıym abi? ne öneriyosun?
- sen şimdiden önlemini al sedat, birikimini yap, ceplerini taşlarla doldur
- ya bi siktir git abi, git bi traş ol, kiloluk çekirdek almış duvarın üstüne çıkmış ordan akıl veriyosun. hadi kaçtım ben.
- bak üç gün sonra olacak depremden bahsetmedim bile!
- vay amına koyim arkadaş, harbiden sikiym hayalgücünü senin.
lise ve dengi seviyedeki zekanın, allah'ın varolduğu inancını çayın içine şeker atıp eriterek kabul ettirme çabasıdır.
- madem inanmıyosun şimdi izle..
- napıyosun lan?
- şşş sus ve şekerin çayın içinde nasıl eridiğine bak!
- evet eridi.. ee ne olmuş?
- olm allah var demek işte!
- ulan şu saatten sonra varsa da inanmıyorum artık, siktir git..