sözlüklerde oylama alışkanlığını edinememiş ya da sadece seri eksi oylama alışkanlığı edinmiş yazarlardır.
şimdi bu başlığı benzer başlıklar mevcut iken neden böyle bir başlık açma gereği duydun diye soranlar olabilir.. hemen cevap vereyim, sözlükte dolaşırken öyle güzel entrylere denk geliyorum ki okuduktan sonra hemen yazarın karmasına, son oylanan entrylerine bakıyorum ama bu güzel entrylerinden eser yok.
aynı şekilde çok kötü başlık ve entryler ile karşılaştığımda ise yine aynı işlemi yapıyorum ama karmasında ve son oylanan entrylerinde kötü entryleri ifade eden hiç bir unsur yok.. ee bu durum beni çok rahatsız ediyor.. cidden çok güzel yazarlarımız var, bir o kadar da kötü, kaka yazarlarımız var tabi, hatta bu grubun populasyonu biraz daha fazla, her neyse bu beni ilgilendirmez..
bir de sadece eksi oy aliskanlığı olan yazar arkadaşlarımız var; bunlara ise hiç bir şey diyememekteyim. ama şöyle bir önerim var bu arkadaşlara :
eksi oy vermeden kendinizi iyi hissetmiyor, gününüz berbat geçiyor ise benim entrylerim eksi oy verebileceğiniz birer numunedir, yeterki artı oyu hakeden yazar arkadaşlarıma haklarını verin.
mesela sözlüğe giriş yaptın hemen yaz ordan damperlikamyon diye, bütün girdiğim entrylerimi sırayla eksile, haa şöyle ki bir zaman sonra eksi oylayacağın entry kalmadı; ee aynı entryi birden fazla da oylayamıyosun, bana hemen bir özel mesaj patlat, ben senin eksi oylaman için güzel, bilgi içerikli, hoş entryler girerim.. hmmm niye mi güzel ya da bilgi içerikli, çünkü biliyorum o tarz entryleri eksi oyladığınız zaman daha bir tatmin oluyorsunuz..
entryme şöyle bir deyim ile son vermek istiyorum;
yiğidi öldür hakkını yeme..
ama biraz yukarıda da belirttiğim üzere, entrylerim bu yazar arkadaşlarıma eksi oylamaları için birer güzide numunedir; beni öldürüp, hakkımı yiyebilirsiniz..
ama sözlüğümüzde öyle yiğit yazarlarımız var ki, lütfen onların haklarına tecavüz etmeyin.. mesela çok güzel bir entry okudun herhangi bir yiğit yazarımızdan, egonu acayip derecede tahrik etti bu yiğit yazarın hoş entrysi.. ne mi yapacaksın? daha önceden bilgisayarının monitörüne kenara bir yere yapıştırdığın kağıda bakacaksın hemen, o kağıda da şöyle yazalım.. damperlikamyon : numune yazar diye belirt yanına da, hatta parantez içinde de yaz seri eksi oylama yapabileceğim legal bir yöntem diye, neden mi legal? çünkü ben kabul ediyorum bu durumu, yeterki hakeden yiğit yazarlarımızın haklarını yeme..
yine bu sadece seri eksi oylama yapan yazar arkadaşlarıma bir öneri daha geliyor;
empati.. evet yanlış duymadın dostum empati.. şöyle ki; kendini seri eksi oy verdiğin yazar arkadaşımızın yerine koy, zevkle sözlüğe giriyorsun, hoş düşüncelerini, yaşadığın güzel-kötü olayları, bilgilerini, kısacası bir çok şeyini paylaşıyorsun bütün uuserlar ile.. karşılığında ise ne bekliyorsun para mı? olabilir ama zall reklamlardan kırdığı paraları biz yazarlar ile paylaşacak biri değil. hatta para isteyen de yok, yapılan bazı güzel zirveleri finanse etsin yeter, hatta bir bira bile kafi.. her neyse zall da böyle biri işte, ona daha sonra değineceğim.. seçeneklerde pek bir şey kalmadı. ne bekliyorsun, sadece bir oy ama seri eksi oy beklemiyorsun, artı oy ya da sadece eksi oy bekliyorsun.. ama dikkat et seri eksi oy değil..
bu empati olayını çözemedim ben diyecek olursan da başka bir şekilde anlatayım; bu empatiyi biraz mekanikleştirelim mesela.. nasıl mı olacak? hemen anlatıyorum:
ilk önce bana özel mesaj atacaksın: empati ya da sadece emp. yazman yeterli, bu emp. den emperyalizm gibi bir sonuç çıkarıp bura da ucuz siyaset patlatacak yazar arkadaşlarımızdan da değilim bu arada. her neyse ben hemen empati ile ilgili bazı problemlerin olduğunu anlayacağım ve hemen işe koyulacağım, başlayacağım girdiğin entryleri sıradan seri eksi oylamaya, güzel, hoş, kötü, bütün entrylerini eksi oylayacağım hatta hiç birisini okumadan.. sonra sen bir sonraki gün hevesle sözlüğe gireceksin, bir kaç güzel tespit yapmışsın onları aktaracaksın biz diğer uuserlara.. ama öncesinde bir karmama bakayım diyeceksin. o da nesi; vay canınaaaa, olamaz.. seri eksi oy veren ibneee diyeceksin iç sesin ile.. işte o zaman anlayacaksın ki senin yaptığın tam bir terbiyesizlikmiş, seri eksi oylama hiç de iyi bir şey değilmiş..
işte sana bir çok yöntem dostum, seç birisini yapalım, becerelim şu işi, ve bundan sonra da ortak problemlerimiz için uğraşalım..
--spoiler-- the fall'un küçük karakteri alexandria'nın olumsuz ya da kötü durumlarda iken o olumsuz ya da kötü durumdan kurtulacağına inanarak dile getirdiği kelimelerdir:
gugli.. gugli.. gugli.. go away..
--spoiler--
Welcome to the cruel world
Hope you find your way
Welcome to the cruel world
Hope you find your way
Its a cruel world
Try to enjoy your stay
Yes it is a cruel world
When youre tryin to get by
Its a cruel world
When youve seen the look in their eye
Makes life hard living
But Im so scared to die
Welcome to the cruel world
Welcome
Welcome
Dont know how
Weve lasted here so long
There must be more good than bad
Or wed already be gone
And if you get up to heaven
Before I do
Im gonna tell ya
Its gonna be cruel there too
You cant hide from this cruel world
Cause there is no place to run
You cant hide from the cruel world
There just is no place to run
Its been cruel from the beginning
It will be cruel when were done
So when Im gone
I will gladly say goodbye
When I am gone
I will gladly say goodbye
And if you want to feel me
Put your hands up to the sky
Welcome to the cruel world
Welcome
Welcome
Hope you find your way
Try to enjoy your stay
öncelikle ben de formül ile bir başlık açayım dedim; sonrasında sadece başlık açmakla kalmayayım bir de burdan insanları kategorize etme meraklılarına bir kaç şey aktarayım dedim.. ayrıca başlıkta bir genellemenin de mevcut olduğunun farkındayım, yapabilecek bir şey yok ; formül aksine izin vermiyor.
tanım: an itibariyle baktığınızda; (an itibariyle dediğime bakmayın hep böyle) sanki belli bir formül üzerinden tek tek verilenleri yerine koyup; verilmeyeni bulmak isteyen klavyecilerin (yazar değil) sol frame e yansıttıkları acılası başlıklardır.
büyük bir heves ile sözlüğe girildiğinde hevesin içine eden başlıklardır.
bir çok yazarın aylardır tek bir entry girmemesine sebep olan başlıklardır.
bir çok yazara 'zaten çivisi çıkmış; koy gitsin' dedirten başlıklardır.
demek ki neymiş moderasyon? seçici olmak lazımmış..
klavyeciler sol frame'i renklendirsin, yazarlar yazsın ama yazdıkları sol frame'in boktanlığı içinde kaybolsun.. ee tabi umrunuzda mı; reklamlardan gelsin paracıklar..
ilginç bir olaya görsel olarak bire bir şahit olan kişinin içine sığdıramadığı ilginç psikolojisidir.
heyecan, hayretlik, korku, endişe, haz, şaşkınlık gibi tepkilerin bileşkelerinin oluşturduğu garip bir psikolojidir. görgü tanığı olmak bazen işe yarar, bazen de yaramaz.
görgü tanığı açısından asıl gurur verici olanı ise görgü tanığının olayı betimleyerek olayı su yüzüne çıkarmasıdır.
bu yıl 5.si düzenlenen harika eğlenceli olduğunu düşündüğüm, afişleriyle yaran, yardığı kadarda sosyal mesaj veren gecedir. ekşi sözlük yazarı peperuhi düzenlemektedir.
peperuhi'nin ısrarlarına rağmen henüz katılamadığım, ama seneye kesin katılacağım gecedir.
affet beni peperuhi.
ayrıca gecenin gelirleri gitmesi gereken yerlere gitmektedir.
edit: ayrıca bu ekşi sözlük zirvesi değildir, ekşi sözlük yazarları bu geceye zirve düzenleyerek katılırlar..
dışımızdaki bir kaynak tarafından oluşturulmuş bir iletişim mesajını yorumlarken, ya da bir iletişim mesajı oluştururken cevaplanması gereken temel sorular vardır. bu soruların araştırılması ve cevaplanması beğendim-beğenmedim, olmuş-olmamış gibi yuvarlak ve teorik olarak bir anlam taşımayan yargılardan farklı olarak sağlıklı yargılara varmanın en önemli yollarından biridir. bir hikaye, makale ya da herhangi başka bir iletişim mesajını üretirken yazarın, (üreticinin) bu soruları net olarak cevaplayabilmesi gereklidir. ayakları yere basan bir iletinin oluşmasında büyük katkı sağlayacak, cevapları araştırılması gereken temel sorular şunlardır:
1- amaç. seçtiğimiz iletişim mesajının amacı nedir? iletişim kaynağı niye bu mesajı üretiyor?
2- üslup.
3- içerik
4- hedef Kitle
5- zaman. (zamanlama)
odaları profesyonel ses yalıtım malzemeleri ile ya da yumurta kutuları ile kaplı,
odasında kendi halinde dj'lik yapan, dinleyici olarak ailesini, kendisini ya da arkadaşlarını seçmiş dj.
kimileri için dj'liğe bir başlangıç, kendini geliştirme süreci olsa da, kimileri bedroom dj'liği yaşam tarzı olarak benimsemiştir.
gerardo boscarino, arjantin'in tucuman eyaletinde 1980 yılında dünyaya gelmiştir. ailesinin yanında yetişen gerardo her zaman müzikle özellikle ilgilenmiştir ve asla bir tarzda takılı kalmamamıştır. bir çok projede elektronik gitar, bass gitar ve davul çalmış, bazı projelerde ise vokal yapmıştır. 17 yaşına geldiğinde bir arkadaşının verdiği robert miles cd'si ile elektronik müziği ilk kez keşfetmiş ve kendi deyimiyle anında aşık olmuştur. daha sonra 23 yaşına geldiğinde yaşadığı bölgede nocturno night club'ta kendisine djliğin ilk adımlarını atmasında yardımcı olacak olan dj titan ile tanışmıştır. dj titanın öğretileri ve desteğinden sonra bedroom djliğine başlamıştır. bedroom djliğinden 2 ay sonra nocturno night club'ta misafir dj olarak çalmaya başlamış, gösterdiği performans sonrasında yerini sabitlemiştir. bir yıl sonra tucuman'ın en önemli iki gece klübü olan tjanaima ve nocturno 'nun kapılarını kapatmasıyla la boite'den aldığı teklifi değerlendirmiş, akıl hocası dj titan ile kampa girmiş ve bu kısa kariyerinde bir çok seçkin dj'in parçalarını çalmıştır.
şimdilerde ise underground aleminin takip edilmesi gereken en başarılı dj/prodüktör' lerindendir. kendine has bir tarzı olan gerardo boscarino sergilediği setlerinden de anlaşılacağı üzere müzik kültürünün çok geniş bir yelpazeden oluştuğunu bana ve tüm underground alemine bizzat ispatlamış bir djdir.
ayrıca web'de hakkında hiç bir türkçe kaynağa ulaşamayacağınız, dolayısıyla hakkında ilk türkçe kaynağa uludağ sözlük ayrıcalığı ile *ulaşabileceğiniz djdir. http://www.gerardoboscarino.com/