dünyanın en sorumsuz e-ticaret sitesidir ve kendine yakışacak şekilde sorumsuz destek ekibi vardır.
daha düzgün iş yapan sizi delirtmeyen trendyol gibi siteler varken, artık buradan alışveriş yapılmasın diye dua ediyorum.
iki ay önce bir tayt almıştım, haftalar süren beklemeden sonra elime ulaştı. bu taytın üzerinde small satış etiketi vardı, fakat üstünde yazan beden large. kendilerini durumdan haberdar etmeyi denemek sinirlerimi oynatmama sebep oldu. destek ekibine attığım maillerin sayısı 7'yi buldu, fakat hala bir sonuç alamadım. sürekli otomatik maillerle size cevap verilmekte. sizi insan yerine koyup klavyedeki iki tuşa basıp sorununuzu gidermeye çalışan insanlar yok. en son 48 saat içerisinde sorununuza çözüm bulacağız demelerinin üstüne 5 gün geçti. tekrar mail attım ve tabii ki de benimle ilgilenen yok, bu da böyle bir site.
hatta bu başıma gelen ilk olay da değil, çok istediğim fakat hiçbir mağazada bulamadığım bir tişörtü markafonide görmüştüm. hemen atladım aldım tabii. ürün bu sefer de small yerine medium gelmişti. ısrarcı maillerim üzerine tedarikçileriyle görüşüp bana tedarikçide small beden kalmadığını söylediler. halbuki ben internet sitesinden small beden alabiliyorsam biryerlerde benim için ayrılmış bir tişört olmalıydı. sorunumu yine çözememişlerdi. olaydan bikaç gün sonra aynı tişörtün satışını gördüm sitede, hem de istediğim beden. kendilerini arayıp olayla ilgili bilgi istedim. bu tedarikçi sizin ürünü satın aldığınız tedarikçiyle farklı diye saçma bir cevap aldım.
başarısız alışveriş denemelerimden sonra hesabımı kapattım, başkalarına da bu siteye hiç bulaşmamalarını tavsiye ediyorum. sinir hastası olup çıkarsınız.
ingilizlerin strictly come dancing adlı çok güzel yarışmasının bizdeki formatıdır. ama ne yazık ki ünlülerin dansettiği profesyonel dansçıların çoğunun yabancı olması dans konusunda daha çook fırın ekmek yememiz gerektiğini gösterir. türk formatını ilk defa bugün izlediğim yarışmadan notlar hazırladım
- pascal nouma: sevimli adam yapıcak bişi yok
- lilia kopylova: strictly come dancing'de dansçıyken buraya juri üyesi olarak gelmiş, beni de çok şaşırtmıştır fakat arada bu insanlar napmaya çalışıyor bakışını yakalamadım değil
- eda taşpınar: bu kişi mümkün olduğunca deniz kenarında uzansın, güneşlensin. zira hareket etmek pek yakışmıyor kendisine
- tan sağtürk: neyin kafasını yaşayıp, yarışmacı yerine dansçıya eleştiride bulunduğunu anlamadığım kişi
- azra akın: kendisini tebrik ettim
- sarışın sunucu kız: biraz donuk sanki, açılır açılır
- kostümcü: o kıyafetlerin askıları ne allasen
black lace isimli grubun tatil köylerinin vazgeçilmezi olan şarkısıdır. genelde animasyon programlarının sonunda şarkıyla birlikte çocuklar sahneye çıkartılır ve şarkının kendine özgü dansı yaptırılır. sağa zıplanır sola zıplanır vs. ***
sözleri de şöyledir:
Agadoo-doo-doo, push pineapple, shake the tree,
Agadoo-doo-doo, push pineapple, grind coffee,
To the left, to the right, jump up and down and to the knees,
Come and dance every night, sing with the hula melody.
I met a hula mistress somewhere in Waikiki,
Well, she was selling pineapple, playing ukulele,
And when I went to the girl, "Come on and teach me to sway,"
She laughed and whispered to me, "Yes, come tonight to the bay."
The lovely beach, in the sky the moon of Kauai,
Around calypso sarong we'll all be singing this song.
Agadoo-doo-doo, push pineapple, shake the tree,
Agadoo-doo-doo, push pineapple, grind coffee,
To the left, to the right, jump up and down and to the knees,
Come and dance every night, sing with the hula melody.
Agadoo-doo-doo, push pineapple, shake the tree,
Agadoo-doo-doo, push pineapple, grind coffee,
To the left, to the right, jump up and down and to the knees,
Come and dance every night, sing with the hula melody.
And down on the shore they gather romance,
She showed me much more, not only to dance.
Agadoo-doo-doo, push pineapple, shake the tree,
Agadoo-doo-doo, push pineapple, grind coffee,
To the left, to the right, jump up and down and to the knees,
Come and dance every night, sing with the hula melody.
adını tekrar popomundo yapan oyundur. bu durum poplove kelimesinin internet filtrelerinde pornografik olarak gözükmesindendir. ayrıca oyuncuların bu isme alışamadığını düşünmüşler. ama site ismi yine değişecekmiş.
belli ki almışlar bütün popomundo yazılarını, hop değiştir poplove la. ama biraz özensinler lütfen. kaldırsınlar o y harfini aradan. bünyeye zararlı. *
robbie williams ın en harika şarkılarından biri olarak bilinmekle birlikte robbie williams ı da yazarken en çok etkileyen şarkıdır. bir röportajda kendisini bu kadar çok etkileyen başka bir şarkı olup olmadığını sorduklarında better man cevabını vermiştir.
dansa olan ilgisi, sinemaya olan tutkusu kadar yoğun olan ispanyol yönetmen carlos saura nın, flamenko ve klasik ispanyol balesinin birlikteliliği üzerine etkileyici bir yapımıdır.
flamenkoya meraklı herkesin bayılacağı bir filmdir.
CK CONTRADICTION WOMAN :
Gücü dişilikle bağdaştırır. Sofisitke ancak esprilidir. Modern ama klasiktir. Sade ama karmaşıktır. Duygusal ama akıllıdır. O ne hep ne hiç, aynıdır.
Bir kadının hiç beklenmeyen şekilde kendine açığa vurmasındaki çelişki. Geleneksel ve modern kokular... yasemin, gül, zambak, ökaliptus, orkide ve sandal ağacı...
gecenin bu vaktinde davula eşlik eden korna sesi yüzünden cama çıkıp bakılır, ve manzara şudur; iki tane ramazan davulcusu binmiş motosiklete, biri önde durmadan kornaya basıyor, diğeri arkada davul çalıyor. bunlara da mahallenin tüm araba alarmları eşlik ediyor. ilginç tabii... ***