6 senedir çektiğim depresyonu konu aldığım "zifiri ıstırap" adlı şiirimi sizinle paylaşıyorum
Hayatın en dibindeyim, burası zifiri ıstırap
Benim bu pis ellerim intihar için biçilmiş kaftan
Zira yan yanaydık azraille beşiğimden bu yana
Musallat oldu bana bu yolda hiç inmedi sırtımdan
Azrailin defterine benim adım yazıldı kanla
Ama çok kez yıkıldı o köprü ahiretle aramda
Gelecek yok benim için, ne ahirette ne dünyada
Tüketeceğim ben kendimi bu yalnızlık çukurunda
Mutluluk hiç uğramadı buraya, saat ölüme beş var
Benim ömrüm de böyle geçti, dikenlere tutunarak
Bazen işler yolunda gitmez, her şeyi doğru yapsan da
Ölüm meleği çıkıverir, tırpanını savurarak
insanların düşüncesine son derece saygılı olan, öyle ki hakaret bile içerse hiçbir yorumu kanalından kaldırmayan, son derece soğukkanlı bir youtube eleştiri kanalı. itiraf ediyorum ki ben bile onun karşılaştığı çoğu durumda sakinliğimi bu denli koruyamıyorum. yaptığı şey gerçekten çok cesaret isteyen bir şey, iktidarı bile korkusuzca eleştirebiliyor ki bu yüzden 15 kere ifadesi alınmış (ifade özgürlüğü bu ülkede evet). fonlanan tiktokerları ifşaladığı ve deepfake videolarının sahte olanlarını gösterdiği için kendisine teşekkür ediyorum. ama şu da bir gerçek ki kendisi son zamanlarda pek de objektif olamayabiliyor.
cinsel pazar değeri kavramından habersiz olan birisinin soracağı sorudur. redpill camiasındaki herkes bilir ki bir kadının çekiciliği 23'te maksimum iken 25-26'dan sonra çekiciliği yokuş aşağı düşmeye başlar. Erkeğin çekiciliği ise 38 yaşında maksimuma ulaşır. çünkü kadınların çekiciliği ağırlıklı olarak fiziksel görünüşlerine bağlıyken, dominant olan erkekte bu sosyal statü, hayat tecrübesi, finansal durum gibi konulara bağlıdır.
para için yapılmayan kalmadı, yeter artık. cinsiyet değiştirme operasyonlarından elde edilecek para için çocukların beyinlerini yıkadınız, lgbt'nin ulusal anlamda kabul görmesi hiçbir şekilde söz konusu olamaz. propagandasını yapanlar asıl problem. övdüğünüz kapitalizmin meyvesi bunlar övmeye devam.
7 seneye yakın black metal dinledim. Black metal (özellikle DSBM) dinlenen ortamlara da aşinayım. Aralarında bolca kaliteli insan olmakla beraber kendini diğerlerinden ayrı koyan, Mayhem-Burzum fanı görünce poser etiketi yapıştıran, popüler band'leri kötüleyip kendisini kvlt ilan eden artist tipler de az değil.
Genelde Allah'a kitaba sövmeyi entelektüel ve ilericilik olarak lanse ederler. inanmıyorsan çekil köşene kapa çeneni, bunu tarz haline getirme komik görünüyorsun. Ben de Müslüman değilim ama Allah'a sövüp şov yapmıyorum.
Suicidal euphoria, decalius, nihilistium dinleyene bile poser derler. Ne kaldı geriye? Youtube'da "4" abonesi olan Saakrhar var yeterince kvlt mı senin için?
Uzun lafı kısası kitlesi bazen kanser, ona buna poser diyen tiplerden oluşuyor. Zaten ona buna poser demenin kendisi özentilik. Müziğin kendisi kaliteli, ancak bazı tipler (hem dinleyen hem sanatçı) gerçekten cringe. Otur adamakıllı dinle müziğini, ama saçma ekstrem tarzlar haline getirip insanlara saldırma.
Bir karar verirken geçmişte yapılan yatırımların etkisine aşırı değer vermenin yanlış sonuçlar doğurabilmesi durumu. emeğe atfedilen irrasyonel değer olarak da düşünülebilir.
Muzaffer Şerif tarafından ortaya atılan, insanların gruplar arasında rekabet olduğu zaman diğer gruplara nefret beslemesi durumu. Örneğin savaş durumunda devletler birbirine karşı güçlü durmak için devlet içerisindeki rekabet geçici olarak azalır ve ırkçılık da azalabilir. Barış durumunda ise ırkçılığın ortaya çıkması veya iç savaş gibi güvensiz ortamların oluştuğu zaman ailelerin diğer ailelere karşı bir rekabete girmesi durumu.
Kişinin kendisinin başına negatif bir olay gelme olasılığının diğer insanlara göre daha düşük olduğuna inanması. Bunun sonucu olarak sigaranın ve alkolün "benim başıma gelmez" düşüncesi veya bilinçaltındaki etkisiyle oldukça fazla kullanılması.
yıllardır sistemden çıkmak için uğraşıyorum. gerçekten kolay değil, ama imkânsız da değil. sistemden çıkmak için illaki ormana gidip kaçık gibi yaşamanıza gerek yok, daha kolay yolları var, aşağıda listeledim:
1. alternatif yaşam tarzlarını mümkünse ingilizce olarak araştırın (alternative lifestyles)
2. örneğin araştırabileceğiniz konular: manastırda budist yaşamı, hippiler, vanlife, bdsm lifestyle, permakültür, ecovillages, cheapskates, cynicism (evet sistemden bu kadar nefret ediyorum), hobolar, new age communities (tarikatları önermem), doğada yaşam (mark boyle kitapları), into the wild filmi, fight club'ı tekrar izle
3. eğer sistemden çıkamıyorsanız en azından yükü hafifletmek adına downshifting, minimalizm gibi başlıkları inceleyebilirsiniz
4. benim şahsi tavsiyem ve seneye yapacağım şey manastırda budist keşiş olmak, bunu herkese önermem, çünkü budist keşiş olmak tüm arzularınızdan vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelir
5. alternative lifestyles subredditlerine katılın, derdinizi anlatıp soru sorun
6. laos gibi kapitalizmin pek etkisinin olmadığı ülkelerde mütevazı ve sıkıcı bir hayat yaşayabilirsiniz, kapitalizmin stresinden kurtulmak o sıkıcılığı fazlasıyla telafi eder, ama insanız işte, değişiklik arayıp şehre dönmemiz de olası
7. chatgpt'ye derdinizi anlatın, ama pek ekmek çıkmadı çok denedim.
internette arayıp arayıp bulamadığım grafik. piyasada manipülasyon amaçlı internette bulunması zorlaştırılmış diye düşünmeye başladım artık. türk lirası gibi değeri sabit olmayan bir para birimi karşısında bir endekse bakmak tamamen saçmalık çünkü. hatta mümkünse bist 100/japon yeni endeksine bakmak daha iyi olurdu ama grafiği bulabilene helal.
son entry'ye o kadar katılıyorum ki bir anlığına "ben ne ara yazdım lan bunu" dedim. gerçekten weihenstephaner ve guinness god-tier biralardır. corona da S tier bunların kalitesine yakın. efes tuborg içen hayatında başka bira içmemiş ağzının tadı ona alışmış biradan anlamayan kişilerdir genelde. ben de gurmesi değilim ama kendi çapımda yüzden fazla bira denedim en azından.
Enflasyonun ne olduğunu hâlâ anlamamış olmak demektir. Bist100 tlye karşı değer kazandı diye borsanın arttığını söylemek çok cahilce ve komik. Yapmayın arkadaşlar kendinizi rezil ediyorsunuz. Böyle cahilce konuşanlar kriptoyu geçtim dolar bile satın almaya cesaret etmesinler. Ekonomi hakkında yorum yapmayı da bıraksınlar bilgi kirliliği oluşmasın. Dolar euro ve özellikle japon yeniyle kıyaslamak en mantıklısıdır çünkü bu para birimlerinde enflasyon düşüktür. Enflasyonun ne olduğunu hâlâ ülkenin %95'i bilmiyor. Her yıl canlı örneğiyle yüzleşmemize rağmen hem de.
Yurt dışındayken ne olduğunu anlamadan 75tl fatura kesildiğinde hattı kapatarak önleyebileceğimizi söyleyip, türkiyeye gelince hattı açınca da 54tl hat açtırma ücreti kesen operatör.
Matematik 3. Sınıf öğrencisiyim ve matematikte karşılaştığım en önemli kavram bu. Üniversite matematiğinin günlük hayatta uygulanabilir bir kısmı (gerçekten)
Diyelim ki 100 kişilik aday arasından bir kişiyi işe alacaksınız. Ama adayları yolladıktan sonra geri çağırma şansınız yok.
işte bu durumda yapılacak en mantıklı hamle, 37. adaya kadar hiçbirini işe almayıp aralarından en iyisini belirlemek. Sonrasında da geriye kalan afayları değerlendirirken bu en iyi kişiyi geçen ilk kişiyi işe almak.
Buradaki 37 aslında yüzde 37'den geliyor. Yani 20 kişi olsaydı önce ilk 7 kişiye bakılırdı gibi. 37 olmasının sebebi de 1/e'nin yaklaşık 0.3678'e denk gelmesi muhtemelen (matematiksel ispatına bakmadım ama bu tarz şeyler e sayısıyla bağlantılı oluyor)
Buna da optimal durma yani optimal stopping deniyor.
10k geliri olup aylık gideri 9,5k olan birisi zengindir ama servet sahibi değildir. servet tüm harcamalarınızdan sonra geriye kalan paranızdır. daha doğrusu servet, "şu an çalışmayı bıraktığınız takdirde ayakta kalabileceğiniz süre miktarıdır." (sanırım zengin baba yoksul baba kitabındandı bu)
servet denildiğinde ortalama birisinin aklına gelen profil genellikle lüks bir ev, lüks araba (hatta arabalar) sahibi insanlar vesairedir. ancak aslında servet denilen şey finansal özgürlüktür. yani yüklü miktarda vergi ve kredi ödemekle mükellef birisi genel olarak servet sahibi olarak düşünülemez. tam tersine bu kişiler "genellikle" kendi özgürlüğünü para için feda eden ve konfor alanından çıkmaya bile cesareti olmayan orta sınıftır.
servet sahibi olmanın sırrı harcamalarınızı düzenlemektir. "zaten 10 lira bir gün lazım olur bulunsun." deyip satın aldığınız eşyalar, paranızı yiyip bitiren şeylerdir. paraya sahipsiniz zaten, sadece yönetmeyi bilmiyorsunuz.
paket 1-2gb aşıldı diye 200-300 lira fatura kesmek,
paket iptal edildikten sonra bile kalan kısmın faturasını kesmek,
paket fiyatına vergi dahil edilmeyip ayrıca paketin üstüne bir de vergi ücreti kesmek,
bunların hepsini müşterinin bilgisizliğinden faydalanarak yapmak,
dolandırıcılığın bir "tonudur"
ancak arayıp sorarsanız böyle böyle diye hepsine bir kılıf uydururlar, buradaki önemli nokta ise bu ücretlendirmeleri "dolandırıcılık" denilemeyecek düzeyde hilekarlıklara başvurarak tutmalarıdır. yani anlayacağınız, yaptıkları şey tam olarak dolandırıcılık olarak nitelendirilemeyeceği için kendilerini savunmaya almışlardır. ancak bu sistemi bu şekilde insanların bilgisizliğinden faydalanarak inşa etmek, ahlaki değildir. burada felsefi etikten bahsetmiyorum, düz mantık düşününce anlayacağınız bir haksızlık söz konusu.
bu şirketlerin ve sistemlerinin tamamen legal olmasının iki temel sebebi vardır:
1. ekonomik açıdan çok güçlüler
2. yapılan şey direkt olarak dolandırıcılık değil, daha çok zımni kandırmaca