ana sayfalarına geldiğinizde "kadın, bilgisayar oyunları, yazılım, erkekler bölümü, şiir, atatürk bölümü, masa tenisi bölümü, ilaç sanayii bölümü, hippi bölümü, karınca çiftliği sahipleri bölümü, oje üreticileri bölümü, fare topu temizleme teknikleri bölümü" gibi birbirinden alakasız yüzlerce kategoriye sahip olan garip forumlardır. göz yorar ve kafa karıştırır.
içinizden "lan üstüne basacaksın pis velet, bak gelirim oraya" dedirten; bir yandan da "bırak oynasın çocuk işte" diye düşündüren öfkedir. sanki her an güvercinin tekinin üstüne basacakmış gibi gelir. içiniz cız eder her saniye; sonra annesi elinden tutup götürür ve rahatlarsınız.
kendisi dilediği başlığa dilediği entryi girerken kimse ona "neden erkek olduğunu belli etmeye kasıyorsun" dememesine rağmen aynısını bir kız sözlük yazarı yapınca sinirden kendini ısıracak duruma gelen yazardır. psikolojisi bozulmuş ezik göbekli sözlükçü tiptir. "sen kızsın otur oturduğun yerde, oturaklı olman lazım. ben erkeğim, istediğim başlığa istediğim entryi girerim" diyen bastırılmış antik barbar topluluk üyesidir.
şempanze denen içten pazarlıklı canlıdan gerçekten nefret etmektir ve korkutucu bulmaktır. hırsızlık yaparlar, pislik yaparlar, insanlarla dalga geçerler, diğer hayvanları taciz ederler. ben görsem suratlarına bir tane patlatabilirim. ama grup olarak dalıyorlar.
holywood filmlerinde hep bize gösterilen şeydir. nedeni bilinmez. ama ne zaman bir iş adamı görsem "bu gece evinde kimbilir kimlerle neler yapıyordur" diyorum sırf bu yüzden.
dünya kupası reklamlarındaki o coşkulu festival havasıyla türk maçlarındaki kan akıtma meraklısı varoş hanzo barbar taraftarların karşılaşmasıdır. tabi ki dünya futbolu kazanacaktır.
x yerine ülke ismi koyduğunuzda ne çeşit bir şey olduğunu daha iyi anlayacağınız gerginliktir.
atıyorum italyan lokantasına gidersiniz, gönül ister ki içeri girer girmez garsonu artistçe selamlayıp siparişinizi verin ve yerinize oturun. ama o yemek isimleriyle ilk defa karşılaşıyorsunuzdur, "daha önce yemiştim" tribine girip istediğiniz şeyi söylersiniz. tabi bir gözünüz daima menü tabelasındadır. özellikle fiyatlara baksanız da çaktırmazsınız, sanki "hmm hangisini seçsem" tribinde olursunuz. o andan sonra yememe lüksünüz yoktur, sevmeseniz bile hem paranızın hem karizmanızın boşa gitmemesi için çok güzel bir şeymişçesine yersiniz tabaktaki şeyi.
bir de genelde türk mutfağıyla bağdaştırma hastlaığı tutuyor öyle anlarda. mesela tahıl ürünü olduğu belli olan xyz isimli bir yemek için "bizim makarnanın aynısı, sırf sosu değişiktir" kafasıyla yaklaşabiliyorsunuz.
zayıf olsanız bile psikolojinizi alt üst eden bir tesadüfler zinciridir. tıkladığınız sayfalarda genelde hep "ayda 230 kilo verin" tarzı reklamlar çıkar. "afedersiniz ama ne demek istiyorsunuz lan terbiyesizler" diyesiniz gelir.