danilo kiş'in öykü kitabı. pek bilenen bir yazar değildir. ama bu kitap ilginç. önemsiz insanların hayatlarının yazıldığı ansiklopedi... devrimcilerin dostu bir fahişenin görkemli cenaze töreni, bir soylunun ölümü, bir geometricinin yaşam öyküsü...polisiye öykü diyeyim kurtulayım.
kaligraf, ressam. 74 yaşında ama zıpkın gibi. suluboya, karakalem desenleri çok çekici. suluboya kedi resimleri ise anlatılmaz. izlemenizi tavsiye ederim; [null http://berctoroser.com/ ]
heykeltraş. 1958 yılından zonguldak'ta doğdu. istanbul güzel sanatlar akademisi mezunu olan sanatçı stuttgart, izmir ve istanbul'da çalışmalarına devam etmektedir.
yaz mevsimin gelmesi ile genelde adalarda sakinlerin söylencesidir. ahali kimdir? diye düşünen ada sakini varmıdır bilinmez.buyrun yazarken ilk aklıma gelenleri size sunayım; sizin çöpünüzü döken, tıkanan kanalizasyonunuzu açan, fayansınızı döşeyen vb. hizmetlerinizi görendir. kısaca sizin b.kunuzu temizleyen, hijyenik ortamda efendi olmanızı sağlayan insanlar topluluğudur ahali. hürmet edeniz efendim. onlar olmasa b.kunuza boğulur geberir gidersiniz.
"yemek yemeden önce, ne yiyeceğiniz önemli değil, kiminle yiyeceğinizi düşünün; çünki yanında kimse olmadan yemek yemek bir aslana yada bir kurda mahsustur" der epikuros.
migren veya migren adayı insanlardır. genelde okumuş ve kafası karışık insanların daha fazla başı ağrır. neden bilinmez. tezer özlü en çok sevdiklerim başlığı altında "lodosta başı ağrımayanlar" yazmıştır.
en kanlı savaşın tohumu ezen.
en masumu; babanın kızına attığı tokat, karısına "bu geri zekalı birşeyden anlamaz" aşağılaması ile ekliyor cinsiyet üstünlüğünü.
hastalıkları oluşmadan önleyen "koruyucu tıp" benzeri.
güçsüzü, altta kalanı sömürmek. hangi düzen, hangi izm dünyayı ezen ve ezilenin olmadığını, insanca yaşayan bir gezegene dönüştürebilir ki?
göğüs hastalıkları profesörüdür."biri bizi hasta ediyor" isimli kitabında yazarıdır. sevimli olan hocamızdan ilaç şirketleri pek hazzetmez. bildiği doğruyu söyler. mütevazı olmasına rağmen ulaşmak zordur. ciddi yoğundur.
genç kuşak ressamlarımızdandır. 1976 yılında rize'de doğdu. samsun resim bölümü mezunudur. kadınları yaşamın içinde fışkırtmakta ve o kendi hayatında tanıdığı çevresinde ki sevecen, tonton, tatlı kadınları resimlerine aktarmaktadır.
genç nesil ressam kuşağındandır. 1975 yılında istanbul'da doğdu. marmara resim bölümü mezunudur. estetik ifadesi; gerçekliğin form verdiği insanı kendi form parmaklığının ögeleriyle besleyerek günlük yaşamın yıpratıcı fitmiyle yeniden yoğurur. resimlerinde hep hüzünü görürsünüz.
yeni nesil ressam kuşağındandır. 1968'de mersin'de doğdu. kendi atölyesini 1993 yılında kuran sanatçı bugünün ikonografisinin sanatını yapıyor. uluslararası başarısı olan sanatçı kadıköy mühürdar'daki atölyesinde çalışmalarını sürdürmektedir.
yeni nesil ressam kuşağındandır. 1968'de ankara'da doğdu. mimar sinan mezunudur. figür anlayışında daha çok tuvalde uçucu imgeler eşliğinde yansıttığı ritm insanı çarpar. gelecek vaad eden bir ressamımızdır.
heykeltraş. 1958 yılında bulgaristan'da doğdu. avrupa'nın en önemli koleksiyonlarına alınan sanatçı 1993 yılında yapmış olduğu bronz atatürk büstü türkiye sofya büyükelçiliğine armağan etmiştir. çalışmalarına istanbul'da devam etmektedir.
ressam. 1951 yılında malatya'da doğdu. istanbul devlet güzel sanatlar akademesi mezunudur. ekspresyonist ekolünden olan sanatçı istanbul'da çalışmalarına devam etmektedir.
ressam. 1943'te malatya'da doğdu. 1968'de istanbul devlet tatbiki güzel sanatlar yüksek okulu'ndan mezun oldu. almanya'da çeşitli araştırma ve çalaışmalar yapan sanatçı berlin güzel sanatlar yüksek okulunda profesör olarak görev yaptı. 1998 yılından itibaren yeditepe güzel sanatlar fakültesinde çalışmaktadır.
Şarklıların çekmekten hoşlandığı yada haz aldığı acıdır. Biz şarklılar hüznü sever ve hep kıvamında çekilebir bir iç ağrısı isteriz. içki kültürümüz, müzik kültürümüz hep iç ağrısı üzerinde gezinir durur. Ufukta kaybolmak üzere kızaran doğunun kralı güneşe bakar hüzünleniriz, denize bakar içeriz, en olmadık yerde uzun yada kırık hava bir türküye içten of çekeriz. Konuyu uzatmadan şöyle bağlayalım; açılışı piyanonun yaptığı uzun bir şarkı yapsın, bir kar yağsın, bir güneş açsın, eski fotoğralar, derin bir sükut, bir de çekilebir iç ağrısı olsun. sonra mı? demli bir çay gelsin...
görüldüğünde yaşamı yani dünü, bugünü ve geleceğin sorgulandığı mekanlardır.
1-Mezarlıklar
2-Hastaneler
3-Hapishaneler
4-Atatürk havalimanı vip salonu...
Özellikle 4. madde çok ilginçtir. Her bir köşede zamanında ciddi yüksek rakımlı yerlerde kurulu sandalyeleri işgal edenler... Bir polis memurunun yada salonda bulunanlardan birisinin kendisini tanıyıp; merhaba bakanım demesini için can atan insanlarla dolu...