Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinin AKP'li Belediye Başkanı Mehmet Kuş, temeli atılan yarı olimpik yüzme havuzunu Haznevi Tarikatı Şeyhi Abdulselam El Haznevi ile incelediğini duyurdu. Başkan Kuş'un paylaşımına sosyal medyadan tepkiler geldi.
Hürriyet gazetesinin sayfalarında denk geldiğim sigorta reklamı.
Sigorta reklamında firikik vermiş, "hadi arkama geç" bakışlı kadın olur mu? Bal gibi olur. Feminazi arkadaşlara sesleniyorum; bu kadını bulun ve seks objesi olmaktan hem onu, hemde kendinizi kurtarın. Ayıp yahu.
Annan Planı, Türk ve Rum kesimleri halinde bölünmüş Kıbrıs Adası'nın bağımsız bir devlet olarak birleştirilmesini öneren Birleşmiş Milletler planıdır. Adını, planı ortaya atan BM eski genel sekreteri Kofi Annan'dan alır.
1976 doğumlu ingiliz snooker oyuncusu. Snooker'in en prestijli kupalarından birini (World Snooker Championship) 2015 te finalde shaun murphy'yi yenerek kazandı. "2020 masters" finalinde ise ali carter'i yenerek yine bol prestijli bir kupayı daha kazandı.
Tarım ve orman bakanlığının ifşa ettiği "taklit ve hileli ürünler" üreten bir firma. Daha önceki denetlemelerde sucuklara kanatlı ve domuz etti kattığı ifşa edilmişti (gurme sucuk). Bu ifşadan sonra isim değiştirip aynı hileleri 'bifet' markası altında devam ettirdi. Dikkatli olalım.
Acemi birliğini bitirip usta birliğine gittiğimde başıma gelen hede. Güzel tarafları ağır basar. Arkadaşlarınız uçaksavarla, helikopterle, roketatar ile fotoğraf çektirir. Siz ise klaveniz ile. Bir tek kötü yanı budur evet. *
Günümüzün favori isim üçlemesi. Zannediyorum ki yeni nüfusun yarısından çoğu bu isimlerle adlandırılıyor.
Bu yazdığım şurada dursun ileride göbeğimi kaşıya kaşıya tekrar okumak isteyeceğim: 10-15 sene sonra her eymenin 3-5 tane eymen arkadaşı olacak, çınar ile toprak bol bol nikah kıyacak. Ahanda yazıyorum.
bundan bir asır önce yurdumuzun insanları savaş içerisindeydi. bütün dertleri yaşadıkları bu topraklar, aileleri, devletleri düşman adledilen devletler tarafından ellerinden alınmasın diye didindiler. kendi adıma her birine minnettarım. zira şu anda bu coğrafyada bu denli rahat yaşıyorsam o insanların sayesinde.
yokluk içerisinde iken canlarından, mallarından, evlatlarından ve ellerinde değerli olan her ne varsa hepsinden feragat etti o insanlar. başka seçenekleri kalmamıştı.
o savaşan askerler, onları yetiştiren analar, babalar, bacılar, neneler, dedeler ve diğer çevre bugün burada hunharca aşağılanan; "kara çarşaflı, türbanlı, sakallı, dinci vs." diyerek sınıflandırılıp, yerle yeksan ediliyor. ben onların yüzlerine nasıl bakacağız diye kendi kendimi yerken, akıl yoksunu basiretsiz veletler ne kadar cüretkâr. inşallah bu yanlışlarından dönerler. zira adım attıkları her karış vatan toprağında o insanların teri var. canı var. kanı var. çok tuhaftır ki bir çoğunun ya dedesidir, ya dedesinin babası ya da dedesinin dedesi.
şimdi klavyenin başına geçip yazmak çok kolay evet. kıçını kaldırıp düşmanına sapanla bir taş atabilecek kadar cesareti olmayanlar onları geniş geniş eleştirebiliyor. ne alâ memleket.
üzülüyorum bu olanlara. sözüm ona süslümanlardan bahsetmediğimi bilesiniz. allah onların cezasını zaten verecektir. içiniz ferah olsun. onlar haricindekilere laf atanların dilleri kopsun. allah ıslah etsin.
--spoiler--
ABD Başkanı Donald Trump, Zimbabwe ve Zambiya'dan fildişi gibi av hatıralarını ithal etme yasağını kaldırmaya hazırlanıyor. Obama yönetimi, 2014'te bu ticareti yasaklamıştı. Ancak ABD Balık ve Yaban Hayatı Servisi'nden bir yetkili, yasağın nesli tükenmekte olan hayvanları korumada bir katkısının olmadığını belirterek yasağın kaldırılacağını doğruladı. Karara tepki gösteren çevreciler, Trump'ın oğlu Donald Jr'ın avda çekilmiş fotoğrafını sosyal medyada paylaşarak durumu protesto etti.
--spoiler--
Bu trump deyyusunu başkan yapan halkının içine tüküreyim. Ulan herif resmen mizah dergisi karakteri gibi.
Ne olacak; halk hamburger ve pizza yemekten düşünme yetilerini yitirmiş. Beyinleri salça kıvamına gelmiş.
Her öldürülen filin hortumu bir yerlerine girsin trump der konuyu bitiririm.
29 nisan 1992'de abd'nin los angeles eyaletinde, siyahi bir vatandaşı darp ettikleri için yargılandıkları mahkemece dört polis memurunun salıverilmesi ile halk ayaklanması başlamıştır. Olaylar çok büyüyüp maddi ve manevi büyük çaplı zararlara sebebiyet vermiştir.
Bazı kaynaklara göre * toplamda 53 kişi hayatını kaybetmiştir. Bir milyar dolardan fazla maddi hasar gerçekleşmiştir.
Sosyalleşmek umuduyla gittiğiniz mekanlarda rahatlıkla üç - beş tanesine rastlamanız mümkündür evet.
Ne yapmak istediğine bir türlü anlam veremediğim, aslında pekte bir anlamı olamayacağını zannettiğim hededir efendim.
Bugün rastladığım örnekteki çiftin hali daha da katmerliydi; her ikisininde ellerinde telefon, bırakın iki kelam etmeyi birbirlerinin varlığından bile habersiz bir süre oturup, gelen siparişlerin hepsini öylece bırakıp gittiler.
Bunun haricinde öyle içeceği yarım birakmak, tabaktaki bir yudum tatlının yarısını bırakmak sosyetelik gereği midir? Yoksa başka sebepleri mi vardır cidden bilemedim. Hayır ben ne var ne yok hepsini süpürüyorum ya hayvanlık mı ediyorum ulan.
Her geçen gün sol görüşün türkiyede kan kaybettiği ve gitgide yok olduğu gerçeğidir.
bu ülkeye sağcı lazım olduğu kadar solcu da lazımdır. basma kalıp herkes bir tarafa bakarsa etrafta olanı, olmayanı kimseler göremeyecektir.
karşıt görüşler olmazsa, muhalefet işini düzgün yapmazsa, parlamentoda farklı görüşlerin sesi bir birine karışmazsa; alınacak kararlar ve yapılacak reformlar mutlaka hep eksik kalacak veya otoritenin menfaatine olacaktır.
Millete hitap eden bir yönetim istiyorsak: çok renkli bir yönetime ihtiyaç var demektir. bu bağlamda sol'un kan kaybetmesi hiç kimsenin menfaatine değil bilakis zararınadır.