Yazdığı edebi metinler, sanat eleştirileri, çıkardığı degiler, yenilikçi sanatçıları savunmak için giriştiği mücadelerle, 1. Dünya Savaşı ertesindeki yoğun sanatsal hareketlilik ortamının enerjik ve çok yönlü kişilerindendi. Reklam grafikerliği yaparak geçiniyordu, ama aslî faaliyeti sanat âlemindeydi. Fazlasıyla alışılmadık bir cinsten olan Ypsilon'u 1924 Nisan'ında tamamlamıştı. Ama roman ancak 1991'de basıldı.
"aslında herkes aşk için bir öykü yazar. bunu bilmediğimi mi sanıyorsun, sevinç?
kimisi şiir yazar. kimisi şiir yazdığını sanır. dizeler, ölçüler, uyaklar, ince ince düşünülmüş söz sanatları, pek seçkin imgeler...
gözü yaşlı hislenişlerden yıvış yıvış olmuş ya da yapaylıktan kazık gibi kaskatı kesilmiş gülünesi şiircikler, aşınmış aşk öyküleri...
sen de yazdın, sevinç, aşk için öyküler yazdın. kendi usulünce ama, kağıt kalem kullanmadan. sonra hepsini bir kitapta topladın. kitap yayımlandı ve bestseller oldu. oldu, sevinç, inan ki oldu! olmasa, hiç böyle söyler miyim? şimdi senin ardından yalnız başıma ben deniyorum aynı şeyi, ama olmuyor. yağ, un, şeker tamam, her şey yerli yerinde, ama daha ilk dokunuşta ayrışıveriyor karışım, parçacıklar tutmuyor birbirini. bu karışımı bir arada tutan beşinci töz sen miydin? sen yoksun, tutku yok, sevinç yok artık. bunun için mi ben seni yazamıyorum? her şeyin anlamı solduğu için mi, sevinç?"
ali teoman'ın yeni kitabı, aşk konusuna odaklanan öykülerden oluşuyor. farklı bir teknikle yazılmış dokuz öykü, konuları bakımından benzerlik gösteren üçerli üç gruba ayrılmış. sonuncusu "yitik bir yazar için pentimento" ise bir anlamda bütün öyküleri birleştiriyor. pırıl pırıl bir dille yazılmış, karakterleri tüm derinliğiyle sunan bütün öykülerin başat özelliği ise değişik dozlarda ironi içermeleri."
bak moruk böyleyken böyle ... diye anlatır, kitap boyunca moruk diyerek konuşur okuyucuyla. aslında okuma diil de ..
bi koltuk meyhanesinde bikaç bira içerken anlatır gibidir, aşkı ve intikamı.
Uzun bir hastalıktan sonra ölürsem
kanser veya veremden öldüğümü sanmayın
kanımın kızıl ordusu gayet dirençlidir.
Aniden ölürsem
intihar ettiğimi sanmayın
yeterince pısırık ve akıllıyımdır.
Ama yine de ölürsem..
Kafatasımda kurşun,
karnımda bıçak,
kanımda siyanür aramayın.
Dizlerime bir bakın.
Sürünme izleri görürseniz,
işte budur benim ölümüm.
müşterilerini, kullandıkları etlerin kuzu , dana eti olduğuna ikna etme düşüncesiyle olsa gerek bazı ocakbaşı, kebapçı tabelalarında resmedilen sevimli resimlerdir. kasap tabelalarında da görülen bi durumdur.
ama o sevimli kuzuyu görünce insanın içeri girip kebap yiyesi gelmez.
dükkanın içinde de vardır bu resimlerden ya da fotoğraflardan.
bi kuzu şiş söylersin, iştahla masadaki çatalı peçeteyle temizlerken, gözün duvardaki otlayan minik danalar fotosuna takılır ya da ovada meleşen kuzular tablosuna.
Giyotin Sistemi: Tarafların tüm zamanının başta verilen zamanla sınırlı olduğu oyun tarzı. Bu oyun tarzı oyunculara zamanları 2 dakikadan az olduğu zaman uygun konumlarda hakemden berabere talep etmek gibi karışık bazı haklar vermektedir.
başka yerde içmekten farkı vardır.
işyeri bar pavyon meyhane diilse sıradışıdır.
risklidir.
bereket kaçırandır.
ama güzeldir , istediklerinizi yanıbaşınıza depoladıysanız, ya da çağırabilirseniniz.
beyoğlunda trt binasının altındaki otopark.
otoparkın açık bölümü haliç manzaralıdır.
günbatımını, karşısındaki büfeden aldığınız biralarla, ucuza ve püfür püfür izleyebilirsiniz.
ormanların kaderinin bir kampanyaya bağlanması. ülke için öncelikli olarak yapılması gerekenin, elzem olanın ne kadar sürede yeterli paranın toplanılacağı bilinmeyen bir kampanya ile halledilmeye çalışılması.
yanan ormanların yerine oteller yapalım sonra nasılsa alırız o uçaklardan zihniyeti güdülüyr sanırım.
(bkz: haftanın sonu)
yatılı okulda, hafta sonu tatili için cuma günü ders çıkışında yatakhaneye koşturarak, valizin hazırlanmasına benzeyen durumlar.
ama hep gibi dirler. çünkü hiçbir durum "cuma gunleri valiz hazirlamak" gibi tarif edilmesi zor bir duyguyu vermez.
ceket ve kravatın dolabın derinliklerine fırlatılması, bir an önce özgürlüğe kavuşmanın isteğiyle kirlileri valize tıkıştırmak. kot pantolunu, tişörtü giymek.
yine de bazı gibiler:
*haber bülteninde kar tatili ilan edildiğinin duyulması.
* bazı nedenlerden yarım gün çalışılacak olması.
tanı: taşıması kolaydır; şangırdamaz. metal tadı verir.
çabuk ısınır. hızlı içilmediğinde dibinin tadı kötüdür. köpüğü az olur, şişe biranın tadını vermez.
king in ortaya çıkışı:
ali, mehmet, kemal ve hasan aynı evde kalan öğrencilerdir.
bir pazar günü, kahvaltı etmek üzere mutfağa geçerler. bir gece önce ekmek torbasında kalan kırıntıları bile parmaklarını yalayıp banmak suretiyle bitirmişlerdir. ilaç için, ekmeğin kırıntısı yoktur evde.
çay demlenmiş, yumurta tavasındaki yağ erimiştir. ancak bu dört kişi de birinin mutlaka bakkala gitmesi gerektiğini ama bu kişinin kendisi olmaması gerektiğini düşünmektedir.
olası bir tartışmaya karşı, herkes kafasında ev için yaptığı fedakarlığı bunu nasıl da çemkirerek söylemesi gerektiğini düşünüyor, bakkal rotasyonundan yırtmayı planlıyordu.
a: yumurtaları kırmıyım diyorum ekmek gelene kadar , soğumasın...
ali bu cümleye başlar başlamaz, lafın istikametini anlayan diğer 3 kişi,
m: peynir kalıbını yıkamaya;
k: reçel kasesine ilave yapmaya;
h: zeytinlerin üstüne kekik dökmeye; yönelirler.
cümle bittiğinde herkes elindeki işle meşguldür ve duymamaktadır.. 3ü de sağır olan 3 maymun.
ali: kırmıyorum o zaman yumurtaları, soğumasın.
mehmet: anlaşıldı yapçak bişiy yok, batak oynanacak ve altta kalan bakkala gidecek.
kemal : tamam da neden batak? papaz kaçtı oynayalım hem daha kısa sürer.
ali: yok yok dost kazığı oynayalım, hem duruma da uygun.
hasan: maça kızından başka bişiy oynamam. akşam çok yemiştim zaten , siz bilirsiniz.
böylece her zaman çözüm olan batak fikri de işe yaramamıştır.
bu konuşmalar sırasında salondaki masaya geçilmiş, yaz boz ve deste hazırlanmıştır.
ali: tamam a.k. herkesin dediği olacak.
kağıtları dağıtır.
hasan: maça kızı di mi?
a: şimdi maça kızı oynuyoruz bir el. herkesin aldığını eksi olarak yazıcam. ancak eksi yazılacağı için kafa atmak yok maça kızı işlevsiz olsun, sadece kupalar.kart başı 30 ceza puanı.
h: olsun a.q.
oynanır.
oynanır. 10 tane yer hasan.
a: şimdi de dost kazığında sıra.
m: çok uzamasın soktuumun oyunu. en yüksek ceza oğlanlardı di mi bu oyunda , sadece onlar olsun.
k: bana uyar, yalnız 4 tane sadece, cezası yüksek olsun.
h: 60 puan olsun, kupaların iki katı.
oynanır.
h: oğlum az önceki el olmadı yaaw maça kızı olmadan yabancılaştım ben dikkatim dağıldı.
m: kız için ayrı oynayalım istersen, göt.
h: oynayalım tabii oğlanları oynadık kızı da oynayalım.
k: yiyosa bütün kızlar olsun o zaman, tanesi 10 dan.
h: senden mi korkçam olsun a.q.
oynanır.
a: ne kaldı?
k: papaz kaçtı. dağıt hadi sıra sende. aa dur tek papaz bırakıcaz. ayır bakiim.
h: eee birine az kağıt gelicek olmaz ki 51i nasıl bölcen 4e.
a: hay a.q hepinizin.
k: tamam lan batak formatında oynayalım bunu da löve hesabı.
k: onu da löve yapalım , sil abicim oğlanların cezasını.
a: yarın ev arıycam olm kendime, uğraşamam sizin gibi sikiklerle.
oğlanlara tekrar oynanır.
h: hiç bilmiyoduk lan kemal bu yönünü saldırdın bütün oğlanlara. hehehe
k: görcez şimdi , (kupa papazını göstererek) eline vericem bunu şimdi , dağıtın hadi, kimde sıra.
a/m/h: sendeeeeeeeee..
a: kaç olcak bunun cezası.
k: benimki 32cm olduğuna göre o kadar girsin, tek parça.
a: 32 hafif kalır, 320 olsun..
k: milim milim diyosunnn..
oynanır, mehmet yer..
h: girdi mi rıfkı sana, yürrrüüü. ( rıfkı herkesin sandığı gibi kupa papazını ilk yiyenin adı ya da r harfinden çağrışımla konmamıştır, rıfkı bakkalın adıdır.)
m: ( çamur) iyi hadi başlayalım bakalım oyunları öğrendiğimize göre.
a/h/k: göt.
a: bu eksiler silinmez olm sadece bi tur daha, kastık o kadar oynarken.
m: kabul. (hiç yoktan bi şans daha ,fit olmuştur.)
yeni tura başlarlar. turun ortalarında rıfkıyı yine mehmet yiyince çok bozulur. bakkala gitmeye razı olur, masadan kalkar, zaten puanları da iç açıcı diildir.
a: dur oğlum, normal koz turuna geçtik eksileri kurtarmak için.
m: gerek yok ya kurtaramam artık nasılsa. 4 tane alıyım di mi?
h: (arkasından) selam söyle rıfkı abiye ..
a/h/k: heheheheh
vee mehmet mutfaktan ekmek bıçağını alıp , döner..(burda kanlı sahnelerin ayrıntısına girmeyelim) kontrolden çıkmıştır. ne oluyo nasıl yani diyemeden a/h/k yedikleri bıçak darbeleriyle halının üzerine yığılmışlardır. mehmetse durmak bilmemektedir. tam 4 saat sonra kriminalin bile kesin darbe sayısını veremediği kadar sokup çıkarmıştır ekmek bıçağını arkadaşlarının bedenlerine.
yorgunluktan sandalyeye çöktüğünde gözü yazboza ilişmiştir.
ali nin kozlar için açtığı bölüme bakmış. ali nin kozlarla cezaların toplam sayılarını birbirine eşitlemek için yaptığı işlemleri farketmiş. ve acı gerçeği anlamış,,,
yazbozları cebine koyarak en yakın karakola teslim olmuş.
hapis yattığı 52 yıl boyunca oyun üzerine çalışmış,o gün kullanılmayan el almaz ve son iki turlarını da oyuna dahil etmiş. papazları da erkek almaz oyununa kazandırmış.
hapishanede oyunu çok beğenen koğuş ağasının sevgisini kazanmış, rahat etmiştir. ( bu sevgide mehmetin hiçbir zaman ağanın üzerine oynamayışının, ona kupaları kaçırtışının payı vardır)
oyun mahkumlar sayesinde ülkenin dört bir yanına dağılmış. oyunu her duyan, oynayan çok "kral" oyun abicim demiştir.
bu oyunu oynarken mefta olan 3 kişiyi ve bir kader mahkumunu düşünün... oyunun hakkını verin. ne kadar ceza yemiş olsanız da koz turlarını hesaplayarak matematiksel olarak çıkma şansınızın olup olmadığını kontrol edin.