o bardağın yarım dolduruluşu, otobüs sarsılmaları eşliğinde su dökülecek paniği ve muavine sular gibi aziz ol deme isteğiyle beraber atlattığımız mütevazı dönemdi.
küçük paketlerde verilen sulara geçiş dönemi net hatırlanmamakta birlikte yavaş yavaş bu uygulama tarihin tozlu raflarında yerini aldı sanırım. ya da firma bazlı denk gelmiyor artık. hala muavinin bardak bardak doldurup verdiği çağ dışı uygulamayı sürdüren ölücü firmalar varsa da pandemiyle birlikte onlar da kabullenip paket sulara geçiş yapmış olsa gerek.
anadolu üniversitesi, modern diller bölümünde ispanyolca derslerine giren öğretmen. çok eğlenceli ve iyi öğreten bir genç öğretmen. diğer hocalara nazaran çok iyi bir dil derecesi var kendisinin. c2'si seviyesinde(maestro)
ayrıca uruguay'ın eski devlet başkanı José Mujica eskişehir'e geldiğinde ona rehberlik yapmıştır. anadolu üniversitesi öğrencilerine seçmeli ispanyolca dersini almalarını gözüm kapalı önerebilirim. 2 eylül yolları katlanılmaz olsa da bu derse değer. dışarıda hem bu seviyede bilen birini bulamazsınız, bulsanız bile dünyanın parasını ödersiniz.
ilk ve hatırı sayılır derecede yol kat etmeni sağlayacak olan kural;
Arzu etmelisin, gerçek anlamda ve kuvvetlice ama.
Öyle arzu etmelisin ki karşındakinin gözü korkmalı. Titremeli ve alev almalı gerekirse.
Çünkü zafer her zaman için onu en çok isteyenindir.
ikinci ve hayatta başarılı olmanda belirleyici rol üstlenecek olan kural ise;
Delicesine çaba harcamalı, pes etmeyip sonuna kadar mücadele etmeli ve en uç noktaya ulaşana kadar durmamalısın ki, en tepeye ve hayallerine ulaşabilesin. Emeklerinin karşılığını alıp tebessüm edebilesin. Kapasitenin ve yapabileceklerinin sınırı yok. Varsa da, onları yıkmak zorundasın. Ancak o zaman insanlara yanıldıklarını gösterebilirsin.
Çünkü başka hiçbir çaren yok.
O zincirlerin seni kolay kolay bırakacağını zannetmiyorsan tabi.
Üçüncü ve yolun sonunda içini en çok rahatlatacak kural ise;
Sağlıklı ve rasyonel düşünmelisin, bunun için olaylara farklı açılardan ve objektif olarak bakabilmeyi öğrenmen gerek. Saatlerce, gecelerce, günlerce, her saniyeni kafa patlatarak geçirmek zorunda kalsan bile.
Ancak o zaman gözünün önündeki gerçeği görmeni engelleyecek perde olan önyargılarından tam anlamıyla kurtulabilirsin.
Adımlarını buna göre atacaksın en nihayetinde.
Dördüncü ve genel olarak yanlış bilinen kural ise;
Ne olursa olsun kendine olan inancını ve umutlarını kaybetmeyeceksin. Kaybetme lüksüne sahip olmadığın birkaç şeyden biri çünkü inancın. O giderse geriye ne kaldığının önemi yok çünkü.
Sen kendine inanmayı bırakırsan, tüm dünya sana inansa da anlamı yok.
umutlarını kaybetmek seni özgürleştirmez. Bu, denemeye cesaret edemeyen ve yenilgiyi baştan kabul eden acizlerin tesellidir.
Onlar da yenilmeye mahkumdur zaten. Gerçek hayatta Fight Club kuralları geçerli değil maalesef.
Beşinci ve ihtar içerikli kural ise;
Umursamaz olmak ve düşüncesizce hareket etmek sana bir şey kazandırmaz.
Boktan ve hak etmediğini düşündüğün bir hayat dışında tabi. verdiğin her aptal karar için kendine küfredersin o zaman. Hayalini kurduğun şeyleri elde etmek yerine zorunda bırakıldıklarına biat edersin o zaman eninde sonunda. Depresyonunu nasıl atlabileceğini, gerçekten nasıl eğlenebileceğini, insanlara nasıl istediklerini yaptırabileceklerini, stresini gerçekten atmayı öğrenmen lazım.
Yoksa sen de tarihte bir toz olursun.
Altıncı ve genel olarak lafta kalan kural ise;
Hiçbir şey için, ne olursa olsun, körü körüne inanıp ona bir şeylerini adamamalısın.
gerçekten sorgulamadığın, onu iyice anlayıp benimsemediğin her şey için ettiğin fedaların götürüsü, getirisinden büyük olur.
Enkazın altında kalırsın. hüzünlü ve soluksuz şekilde.
iç sesinin doğru olduğunu düşündüğü şeyi yapmaktan aciz olmamalısın,
çünkü vicdanından başka hesap verecek kimsen yok, hiç ama hiç kimse,
eğer hayal kırıklıklarıyla baş başa kalmak istemiyorsan tabi.
Yedinci, en detaylı ve sondan bir önceki kural ise;
Özgüvenini insanların hayal bile edemeyeceği seviyede tutup her şeye meydan okumalı, Zamanını kaybetmeden her türlü tecrübeyi edinmeli, pes etmeyi unutmalı, Her başarısız olduğunda daha da hırslanmalısın ki, Olağanüstü ve tanrı vergisi karaktere ulaşmaya yaklaşabilesin, zeka ve iradeni sınırları zorlayacak derecede geliştirebilesin.
Sekizinci ve son kural ise;
Kendi kurallarını koymalısın. Eğer uyacaksan tabi. Şimdi bi sigara ver lan yoruldum amına koyim.
sözler:
Dead boy stares
Strange to meet you
Dead boy cares
So great to see you
Is it time to go
It's a place I know
I can't read your mind
I can't find the time
I can't feel the thrill
I don't have the will
Dead boy dares
Believe in you
Dead boy stares
Afraid that you will see him
Is it time to go
Is it a place I know
I can't read your mind
I can't find the time
I can't feel the thrill
I don't have the will
I love you
A metallic blue
I love you
Golden blue
I miss you
Shine all alone
I miss you
Don't know what to do
I don't glitter like the stars above
I don't glow like neon alone
Don't blush it's just the wind outside
Don't rush to be by my side
iki arada bir derede kalmış, aşağı tırmanan, beyaz zenci, yeraltı edebiyatı hayranı, kızılsever, fight clubber, yükseleni akrep olan ikizler karakteri tanımlaması.
bu sıralar, hatta genel olarak türk halkının pek sahip olmadığı kavram.
"Merhabalar, birkaç cümle söylemek istiyorum, tabi siz zaten biliyorsunuzdur bunları ama yine de dinleyin yani en fazla üç beş dakika kaybedersiniz.
Eylemler bir milletin en önemli hareket ve haklarından biridir. Dur lan daha giriş cümlesindeyim hemen laf sokma, gerçek bir eylemden bahsediyorum........
Neyse zevzevkliği bir kenara bırakıp ciddiyetle konuşmak gerekirse toplumun bir olaya tepkisini özgürce dile getirebilmesi, devletten korkmaması gerekir. Kaldı ki devlet halk için oluşmuş bir yapı olduğundan, bu hakka kast etmemesi bilhassa desteklemesi gerekir. Ama bugün olayın geldiği boyuttan dolayı önceki cümlelerim, ütopik kaçacak derecede güzel değil mi? Eylemlerin durmasını isteyen bir ekip var, bunlar büyük ihtimal karı kız için gelen tayfa zaten. Diyorlar ki olaylar boyut değiştirdi, daha da kötüsüne gitmeye sebep vermeyelim. Milletin işi var, gücü var. Mesaj alındı falan filan.
Şimdi o öyle değil, bi dinle lan valla bak.
Olaylar zaten son derece vahimdi arkadaşım, sadece fiiliyata dökülünce adrenalin arttı iki temiz dayak, üç beş ezilme tehlikesi, tazyikli suda boğulma, ya da biber gazıyla ciğerlerimiz bayram etti. Zaten ülkede adam gibi eleştiri yapanı fişliyorlardı. Eğer eylemler şimdi durursa bunca zamana kadar yaptıklarınız hiçbir sonuca bağlanmaz. Yazının bundan sonrası bir V ciddiyetinde, bir "buna gözlerimi sen açtın Spartacus, şimdi kapamamı isteme benden" diyen Crixus minvalinde olacak.
Eylemler durmamalı ki o kadar süre sonra nihayetinde uyanabilmiş, senelerce bu kadar bölünmüşken şaşırtıcı bir şekilde birlik olabilmiş, akıl çerçevesinde sesini çıkarıp tepki göstermeye cesaret edebilmiş insanlar, ortalığı provakatörlere ve rant sağlamaya çalışan çıkarcılara bırakmasın. Olaylar büyüyüp boyut değiştirdi diye geri adım atarsanız sadece yapılan haklı uğraşlarınız anlamsızlaşıp heba olur ve uğranılan yoğun şiddet diğer karşı çıktığınız her şeyle birlikte bunu yapanların yanına kalır.
Kendi halkızın önemli bir kısmı olaydan habersizken tüm dünya günlerdir olanları izliyor, her tarafta insanlar size yapılanlara lanet ediyor, yapılan gerçek anlamda zulme karşı direnişinizi destekliyor. Burada gösterilen tepkiyi yakın tarihte civar ülkelere yapılmış olan art niyete sahipdış kaynaklı manipulatif hamlelere benzetip yersiz korkular edinmeyin. Asıl korkunuz böyle bir günde bile meydanızı susturan ve topluma yaptıklarını göstermeyen, yürüyen sayısız insanı davranışlarını fark gözetmeksizin gözünüzün önünde darp edip göz altına alan, fikirlerinizi özgürce söyleyebilmek için yaptığınız yerinde ve sağlıklı protestoları bile insanlığın açık ara dışında bir şiddetle bastırmaya çalışan, sizin isteklerine gerçekten kulak vermeyen ve kibirle küçümseyen, senelerce insanları uyutmaya çalışıp gündem değiştiren ve olayları çarpıtan, sizi fiziki, psikolojik her anlamda kısıtlayan ve kendi insanlarınıza bile farklı lanse etmeyi amaçlayan hakim güç olsun. Bir şeylerin fena halde ters gittiğini hissetmediniz mi bugüne kadar hiç?
Buradaki gerçek eylemciler emsalleri gibi bilinçsiz ve kışkırtılmış değil, olayların getirilmeye çalışıldığı noktanın gayet farkındalar ve buna müsaade etmeden mantıklı hamleler yapmaya çalışıyorlar. Duruma alıştığınız yönden bakmaya devam ederseniz, görünenin arkasındaki gerçeklerden asla haberdar olamaz ve size ne söyleniyorsa ona inanırsınız. Sen farklı bir düşünceye inansan bile, insanların buna özgürce tepki gösterebilme hakkını desteklemen gerek. Çünkü bugün bu yapılanlara sesinizi çıkarmazsanız, gün gelir de fikirleriniz değiştiğinde yöneticilerinizin yanlış yaptığı kanaatine varır da tepki göstermek isterseniz, siz de aynı tutum karşısında kalırsınız. Asıl mesele de bu zaten, bunun farkına varın. Ancak sesinizi korkmadan çıkarabildiğiniz, tepkinizi bilinçli ve istikrarlı şekilde ortaya koyabildğiniz sürece bir şeyleri gerçekten değiştirebilirsiniz. Bunun gücünü azımsamayın. Asli amacınız gözlerine perde çekilen, olanları direkt olarak verilen haliyle algılayıp inanan ve sorgulamayan yakın çevrenizdeki insanları bilinçlendirmek olsun. Korkmak ve bastırılmayı sineye çekmenin getireceği tek şey yolsuzluklar içinde yaşamaya devam etmekten duyacağınız pişmanlık, bundan belki bir yirmi sene sonra çocuklarınızın size bugünler hakkında soracağı sorular karşısında duyacağınız utanç ve en önemlisi de değiştirme şansınız varken sessiz kaldığınız haksızlıklar için vicdanınıza vereceğiniz hesaptır.
Velhasılı kelam o kadar olaydan sonra koyun gibi devam edeceksen, sen hiç lafıma alınma zaten evinde paşa paşa otur."
Bronz teninin üstüne düz, simsiyah, beline kadar uzanan saçların, buradayım diye bağıran kırmızı rujun, gayet dolgun göğüslerinin hatırı sayılır bir kısmını gösteren dekolten, hafiften transparan olan elbisenin altından beliren siyah sütyenin, vücut hatlarını muntazam bir şekilde ifşa eden pantolonunun altına giydiğin yüksek topuklu ayakkabılarınla toplu taşıma aracında ne işin var senin güzelim?
hayır yani çok yüksek level olmayan çakma sarışınlar bile bmw'den aşağı binmiyor yani anlayamadığım o.
yalnızım, ama inan seninle alakası yok. kimseyi istemediğimden, kimse için uğraşmadığımdan. senin için yalnız olacaksam da benim hatamdır zaten, sen yoksun her halükarda.
edit: nasıl buraya kaydı lan bu öteki başlığa yazıyordum o da karaktersizmiş, o da kandırmış bizi mınako. özetle kahraman tazeoğlu'nun güzel sözüdür.
gecenin bütün o boğuculuğunu ve hüznünü hazmettikten sonra günlerdir uyumamış olmanın verdiği uyuşmuşluk hissiyle bir yandan doğan güneşe bir yandan aşık olduğunuz kişinin resmine bakarak içinizden gelenleri yazıya dökmektir. fonda da sesi çok uzaklardan gelen slow bir şarkı...
vicdani not : başlığı açıp sonra kaçıp 2. entrynin birinci entry olmasına izin verdikten sonra tekrar aynı başlığa entry girip sanki o başlığı siz değil de 2. entry'i yazan kişi açmış gibi ayar vermeye çalışmak paha biçilemezmiş lan.
servetiye köyü'nde yaşayan 144 kişiden anayasa referandumuna hayır oyu veren tek kişi. hangi oyu kullandığını kendisi ifşa etmiyor ama çevredekilerin söyledikleri ve yaptığı savunma büyük ölçüde belli ediyor. sonrasında söyledikleri de gerçekten güzel. benim için en güzel yanı bu öğretmenin ben kocaeli anadolu lisesindeyken dersime girmiş olması. keşke insanlar hep bu kadar idealist olabilse...
az önce disko kralı'na bağlanan kızdır. soyisimden dolayı 3. inci saldırısı zannettim lakin değilmiş. ama tam saldırı ismi gibi duruyor, ben o telefonu bağlayan olsam biri bana soyisminin "eben" olduğunu söylese, hem de ondan önceki 2 telefon inci saldırısı olsa bağlamazdım ben şahsen.
yaşanılan acı olayın varacağı nokta. trajikomik bir şekilde türkiye'nin çaresizliğini ve korkusunu gösteren cümle. bunun da mı üstü kapatılacak be? bunda da mı türk milletinin tepkisi bu kadarla kalacak? adamlar haksız olduğu halde daha cüretkar açıklama yaptılar. böylesine bir olay karşısında tepkimizi onlar kadar bile cesur yapamayıp, atalarımızın korumak için dünyayı karşılarına aldıkları değerlerini bu kadar mı ayaklar altına alacaktık? bu kadar mı sindirildik, türkiye gibi bir ülkenin onuru bu hallere mi düşecekti...
bu adamın tam tanımlaması "tekel bayisinden alışveriş yaptıktan sonra hayırlı işler diyen adam" dır. kadın da olabilir. her işte bir hayır vardır diyerek, içkilerini kapıp mekana sızar. cuma namazını kaçırmayıp her cuma içki içen insan'ın kan kardeşi, kendisi, hatta halasının üvey kızı bile olabilir. bazen sırf geyik olsun diye de diyebilir.
aslı "cuma namazlarını kaçırmayan ama her cuma da içki içen insan" olup, güzide sözlüğümüzün 50 karakter sınırına takılmıştır.
evet, vardır böyle insanlar. arkadaş çevresiyle birlikte cumalara gider, akşam da beraber kafayı çekerler. insanda "ulan ne garip adam lan; düzenli olarak ibadetini yapıyor, düzenli olarak günahını işliyor." tepkisi uyandırır. genelde çevrenin etkisiyle müslümanlığın getirilerini kabullenmiş insanlardır. yeri geldi mi iyiliğini, ibadetini yapar; yeri geldi mi de alemin kralını yapar. tekel bayisinden çıkarken hayırlı işler diyen adam'ın kankası hatta fuck buddy'si bile olabilir.
öncelikle; bayan yazarlarımızın konu hakkında pek fikri olmayabilir, ama sizi temin ederim ki hayal ettiğinizden daha zevklidir. kısacası; penis erekte olmuş iken, çişiniz varsa ayakta işeme mecburiyetindesiniz.** idrarın tazyikine göre kişi geri ya da ileri gidebilir. her neyse, zevkli kısmı başlangıçtan sonra giderek artan tayzikle geri geri gitmek, giderekten üç sayı çizgisinin dışına çıkmak ve oradan eylemi devam ettirmektedir. olayın sonlarına doğru yavaş yavaş deliğe yaklaşılır ve fiil tamamlanır. işin en güzel kısmı ise dışarıya hiç taşırmadan yapmaktır bunu. o da doğuştan gelen bir yetenektir tabi. şahsen; kişisel rekorum 1.5 metreden fazladır.
(bkz: uzaktan işemek)
edit : hemen 2 eksi aldık iyi mi. siz bu zevkten mahrumsanız, oturarak işiyorsanız bu benim suçum mu arkadaş yaa.
edit2 : şimdi ciddi ciddi bunu yapamayan erkekler olduğunu düşünüyorum.*
genellikle troll olmakla beraber kişinin kendi insiyatifine göre belirlediği yazarlardır. alenen küfür etmek güven özveri ve tecrübe isteyebilir. imalı versiyonları çokça mevcuttur.
not: bu başlığa yazar ismi yazmak, polemiğe sebep olabilir. dikkatli olunuz.
edit: yazar burda kendisinden bahsetmiş tadında bir entry gelecekmiş gibi hissediyorum.*