twilight serisi sayesinde, "acaba olsa nasıl olurdu be?" diye düşünmemize yol açan sevgili türüdür. yorulmak bilmeyen, eski çağlardan kalma romantizmi devam ettiren, uykuya, yemeğe, tuvalete ihtiyacı olmayan, terlemeyen, seriden anladığımız kadarıyla sesi ve kokusu büyüleyici olan, müthiş güçlü bir karakter.
tek kusuru, bizim kanımızı içmek isteyebilir. ama yine de, "olsa keşke" demekten, kendimizi alamıyoruz bazen.
2464 sayılı belediye gelirleri kanununa göre; eğer belediye, evinizin önündeki yola kaldırım, genişletme ya da asfaltlama yaparsa, sizden evinizin vergi değerinin %2 si kadar yol katılım payı alıyor.
özet geçmek gerekirse, belediyenin bunca geliri varken, bir de sizden yol parası alıyor. ve bu para, yol katılım payı filan değil, resmen haraç.
sitemizin yan tarafında, sitenin ana girişi olmayan, toplamı 1 km yi bulmayan bir yol var. yolu yaparken 40.000 TL masraf ettikleri yazıyor. 1 km yola nasıl becerdilerse çok merak ediyorum. ben o paraya 3 katlı yol yapardım buraya. ve, bu yola dolaylı ya da dolaysız bakan, 145 daireden 400 TL tutarında para talep ediyorlar. yani toplamda 58.000 TL.
1- o yol kullanılmıyor bile, sitenin ana girişi başka yerde.
2- 40.000 TL ile ne yaptın be adam. ohhhaaa!
3- belediye zaten benim yolumu da yapmayacaksa, ben neden seni seçtim de oraya oturttum?
4- yaptığın masraf kadar değil de, kanunun sana verdiği üst sınırdan para toplamak adil mi?
yarın bir gün sizin de başınıza gelebilir haberiniz olsun. bir de başımıza bu çıktı şimdi. üstelik benim oturduğum belediyenin asfalt şantiyesi de belediyeye ait. yani, güya daha ucuza malediyor bu işleri.
not: ailesinde avukat olan, bu işlerden anlayan varsa mesaj atsın lütfen. itiraz edeceğim.
bu nesneler, herhangi bir markanın poşeti olabileceği gibi, fotoğraf makinasının kılıfı, pet su şişesi, kağıt mendil gibi nesnelerdir. ve fotoğraf çok güzel bile olsa, görüntüyü mahvederler.
birisine bağlanma korkusu olabileceği gibi, seveni s.kerler gerçeği sebebiyle, acı çekme korkusu da olabilir.
tam aşık olabileceğiniz gibi birisi karşınıza çıkar, ve siz arkanıza bakmadan oradan uzaklaşmaya çalışırsınız. ama, kolay kolay kaçamazsınız. bir girdap gibi, sizi kendisine doğru çeker. kaçmaya çabaladıkça, daha çok batarsınız. olduk olmadık yerde karşınıza çıkar, gözlerinizin içine bakıp gülümser, üç gün kendinize gelemezsiniz.
dürüst olmayan kişilere "en sevmediğiniz huyunuz nedir?" sorusu sorulduğu zaman, verilen saçma cevaplardan birisidir.
genelde ünlü mankenlerde filan olur bu durum. böyle kişiler insanda, okan bayülgen'in yaptığı gibi, elektrikli testereyle doğrama içgüdüsünü azdırırlar.
bir de şöylesi vardır; (bkz: en sevmediğim huyum iyi niyetim insanı)
1- haddinden fazla am, çiş, göt, kaka içeren yazılar.
2- inandırıcılığı minimum seviyelerde gezen, hayal ürünü sex hikayeleri.
3- ergenlerin yüzeysel sorunlarını, dünyanın en büyük derdiymiş gibi, anlatan yazılar.
4- aşırı uçlarda gezen, aşırı subjektif yazılar.
5- tiksindirik anket başlıklar. (bkz: sözlük yazarlarının şifreleri)
6- sürekli politik yazanlar, sürekli spor yazanlar, başka ilgi alanı olmayan yazarların yazıları.
ccleaner programının simgesiyle, mozilla firefox simgesinin benzemesi sorunsalıdır. ikisi de yuvarlakımsı, biri kırmızılı mavili, diğeri turunculu mavilidir. hele ki de masaüstünüzde yanyana duruyorlarsa, acele ile açarken, karışıyor efendim.
ya da ben yaşlandım iyicene. yüzme vurmayın ama.
inci sözlüğün gözden düşme sebebi olabilecek eylem. şu anda fazıl sayın facebook sayfasını ziyaret ediyorlar. nedeni de, adamın arabesk müziği beğenmemesi. yazık, çok yazık. inci ayıp etmiştir.
her yerde referandumun konuşulmasından sıkılan insanın söylemidir. her insanın bir dünya görüşü vardır. ama, bu insan o kadar sıkılmıştır ki, karşı görüştekilerle konuyu tartışmak istememektedir. zaten konuşulsa da, birbirini etkileyebilen görülmemiştir. bu konu, polemik yaratmaktan başka bir işe yaramamakta, toplumu yıpratmaktadır.
söz konusu insan, konuyu tartışmak yerine, konu açılınca saçmalamayı bile, tercih eder duruma gelmiştir.
vaya con dios'un nostaljik şarkısıdır. trt nin tek kanal olduğu dönemlerde, gösterilen en müstehcen kliplerdendir. tabi şimdikilerle kıyaslanınca son derece masumdur.
şarkının aslı na-nana-na dır. ama türkçe söylenişi "ney na na na" dır.
şarkı sözleri
I got on the phone
And called the girls said
Meet me down at curly pearls
For a ne na na na
in my high heeled shoes and fancy fads
I ran down the stairs halled me a cab going
Ne na na na ne na na na
Na na na naaaa...
When I pushed the dorr I saw eleanor
And mary you swinging on the floor
Going ne na na na sue came in
In a silk sarong
She walzed across as they played that song
Going ne na na na ne na na
It was already half past three
But the night was young
And so we were dancing
Ne na ne na
Oh lord did we have a ball
Still singing walking down that hall
That ne na na na ne na na na
Na na na naaaaa...