yapmacık tebriklerin havada uçuştuğu, klişe cümlelerin kurulduğu, doğum günü sahibinin resmi bir doğum günü konuşması yapmak zorunda kaldığı, en sıkıcı doğum günü kutlaması çeşididir.
türkiye de kadın olmanın zorluklarının ikiyle çarpılmış halidir.
her hareketi başka yerlere çekilir, kimseyle konuşmaz içine kapandı yakında kafayı yer denir, herkesle konuşur, aranıyor denir. türlü türlü zorlukların sebebidir malesef. bunlar sadece birkaçı.
kalabalık bir ortamda yenilip içilmiştir. sıra gelmiştir hesap ödemeye. mekana girdiği anda belli eder kendini o "biz bilmem kaç kişiyiz şöyle mi geçelim böyle mi geçelim" gibi sorularla grubun fikir önderi oldugunu. ve tabi ki hesap kahramanımızın önüne gelecektir gecenin sonunda.
ne varsa eskilerde var sözünü kafamıza vuran karşılaştırmadır.
geneli itibarı ile bakıldıgında; 2006 2007 yılı entryleri ne kadar bilgi verici ilgili uyandırıcı ise,
2011 2012 entryleri o derece boş beleş ve sıkıcıdır.
uludagsözlükte zamanla kalitenin düştüğünü sağda solda hep okumuştum, artık yadsınamaz bir gerçek olduğu apaçık.
ilk deneyimimi lise yıllarında yaşamıştım ve allahtan arka koltuktaydım, zira arkadaşımın ehliyeti gitti macera sonunda.
zil zurna bir şekilde bağdat caddesine çıkılmayacağını anlamamızı sağlamıştı o gece. iyi niyetli bir polis abiydi, ama ayakta duramadığı için şöför arkadaşım, onunda yardım edebileceği bir pozisyon söz konusu değildi. trafik cezasını zor toparlayabilmiştik.
evet, biraz ağır bir tabir olmuş gibi gelebilir. ama özünde doğrudur. şöyle ki,
tonla insan tanıdım hem okul hem iş bir arada yürüten, ve yine tonla insan tanıdım aldığı burslarla yaz tatiline çıkan, ihtiyacı olmadıgı halde tonla burs alan.
bir öğrencinin öğrenim görmesine geliri yetmiyorsa, ilk başvuracağı kanal öğrenim kredisi olmalıdır. daha da yeterli gelmiyorsa part-time yada full time iş bulup çalışmalıdır.
üniversite salt teorik bilgilerin öğretildiği bir kurum değildir, bir yaşam biçimidir. ve bu yaşam biçimi ekstrada iş buluppara kazanmayı gerektiriyorsa, çalışılmalıdır.
küreselleşen şehir yapısında özelliğini yitirmemiş tek tük meyhanelerdir.
mahalle sakini bir dayı işletir bunları. müşterilerinin çoğuda arkadaşlarıdır. mezeleri filan hanımı hazırlar evde, envai çeşit yiyecek bulunmaz zaten, aslolan rakıdır. ne kadar rakı içeceksen o kadar meze vereyim der saki abi, ticari kaygısı yoktur çünkü, amacı mezelerin herkese yetişmesidir.
hafiften bir müzik çalar tıngır mıngır, ne rahatsız eder sohbetini, ne de müziksiz bırakır.
tv yoktur çoğunda, gerekte yoktur çünkü. olanlarında da maç açıktır 24 saat, arada bir de at yarışları tabi.
çok sevgili, dirayetli ve dış politikada sürekli atar-gider yapan hükümetimizin, 20 ağustos 2012 gaziantep saldırısı sonrası yapması muhtemel en sert hareket.
ha, bir de bom boş dağları bombalayıp, bu görüntüleri basına sızdırırlar, pardon unutmuşum.
sevgililerin parkta, bahçede, otobüs duraklarında ağız tasıyla öpüşmesine bile izin verilmediği bir ortamda hizmet sağlamaya çalışan sex shop girişimcilerinin çektikleri zorluklardır.
kapıya pencereye iki erotik resim bile koyamazlar. her an belediyeden mühür yeme tehlikesiyle karşı karşıyadırlar.
kadınıyla, erkeğiyle tüm insanoğlunun ortalama sevişme kabiliyeti esas alındıgında, kısa boylu kişilerin daha başarılı olduğu gerçeğinin ortaya çıkması durumudur.
mecburi edit: boyum biryetmişsekiz, kimine göre uzuuun, kimine göre kısa.
türk erkeklerinin bu dünyaya sadece kendi amaçları, idolleri ve zevkleri için gönderildiklerini düşünmelerinden ileri gelen hareketler bütünüdür. zaman zaman bu bencillik öyle noktalara gelir ki, kadının bırakın hayatıyla ilgili karar verebilitesi, düşünceleri bile ağırına gider bu güruhun.
engin baytar çirkef olmasına rağmen delikanlıdır, ne yapıyorsa uluorta yapar ve cezasını çeker, ne bilim gider kafa atar bi adama, yada atar kendini bariz bi şekilde kimseye inandıramaz kendini filan.
mehmet topuz ise profesyonel çirkeftir. her tartışma ortamında olayı alevlendirir, her pozisyonda hakemi baskı altına alır, her ikili mücadelede pis fauller yapar, aşile, kavala tekmeler savurur. çaktırmaz hiç. dikkatli maç izleyen futboldan anlamayan insanlar mehmet topuzun pisliğini anlamazlar, sanarlar ki saf temiz anadolu çocuğudur o. pisliğin önde gidenidir o. hatta serhat akından, tuncay şanlıdan bile daha çirkeftir. varız siz düşünün boyutlarını.
bazı gafil tay-yeap yalpakçılarının son zamanlarda dillerine doladığı hadisedir.
bu gafiller ki, akp hükümetinin ülkeyi soyup soğana çevirip kendi yandaşlarını ultra zengin yağtığını görmediği gibi, yetinmeyip yüce atalarımız osmanlı hanedanı yolunda ilerlediğini savunurlar. bu gafillere nacizane önerimiz, gözlerine inen perdeden kurtulup, güzel ülkemizin akp hükümetinin elinde günden güne eridiğini görmeleridir.
ramazanın ilk günü itibarı ile, yemek-içmek içerikli başlıkların sol frame i işgal etmesi durumudur. Bu duruma, oruç tutupta yemek hasretiyle yanıp tutuşanların mı yoksa oruçlu olmayıp oruçlu olanlara pislik yapmak isteyenlerin mi sebep oldugunu kestirmek bir hayli güçtür. zira sözlüğümüz bu iki durumuda gerçekleştirebilecek kalitede yazarlarla doludur çok şükür.
günümüz devlet ve özel hastanelerinin olmazsa olmaz ihtiyaçlarından biridir. hastanızın düzgün muamele görmesini istiyorsanız, bu yavşakların eline 50-100 artık ne çıkarsa sıkıştırma suretiyle gönüllerini hoş etmek zorundasınız.