+bu adam ne yaptı da ona oy veriyosun?
-diğerleri ne yapmıştı ki?
+e bu adam yüzlerce işletmeyi sattı?
-diğerleri de satmıştır.
gibi bir muhabbete sahip akp lilerin bir türlü konuşamadıkları, sıkım sıkım sıkılıp, büzüş büzüş büzüştükleri ve kıpkırmızı oldukları oldukları konulardır.
ey akp li! senin oy verdiğin insan(!) bir eşbaşkan ise afedersin ama karadeniz sahil yolu... falan fıstık. anladın sen onu.
ey akp li! pırlantadan %0 vergi alıp benzinden %70 vergi alınıyorsa, bırak 122 acil servisleri.
ey akp li! sırf karşıt görüşlü olduğundan dolayı yıllarını hapishanelerde geçiriyorsa, boşver sen ihtişamlı adalet saraylarını.
ey akp li! millet muayene olmak için sabahın beşinde hastahane kapılarında bekliyorsa, siktir et sen hastahaneleri.
ey akp li! senin başbakanın ırak da yüzlerce müslüman kadına tecavüz eden amerikan askerlerine başarılar diliyorsa, koy götüne bilmem kaç km bölünmüş yoları.
ey akp li! senin başbakanın oğlu gemicik binip amerika da bilmem kaç metre kare villacık alıyorsa, boş ver sen milli geliri.
ey akp li! iki üniversite bitirip işşiz gezen bir vatandaş varsa bu ülkede, boş ver yapılan derslikleri. satılan okullara bak.
ey akp li! senin müslüman geçinen ve ''başkalarının kusurlarını örtmekte gece gibi ol'' diyen büyük liderin milliyetçi hareket partisinin başına gelen talihsiz olayları meydanlara seçim malzemesi olarak kullanıyorsa ve ben müslümanım diyorsa, ben müslüman değilim!
Dün gece hiç tanımadığım bir akp liye
Sırf bıyığı var diye usulca sokulup eşbaşkan dedim. sustu tabi gavat.
zamazingo: hadi ama badem bıyık! laikçiden daha bir bkz verebilirsin. statükocu var ergenokoncu var. daha iyisini bekliyorum senden.
izbandut gibi badigardlarla korunmayan, çok da lüks olmayan her mekanda yapılabilecek yegane yöntemdir.
cebinde normal miktarda bir paran vardır. amaç gidip bir kaç duble rakı içip evine dönmektir. ardından bir kişi katılır masaya, sonra bir kişi daha. sonra bir daha ve bakmışsınki iki masa birleştirilmiş herkes kendi aleminde takılıyor.
kaç göz hareketleri konuşuyor o sırada. içine düşen sıkıntı anlatılamaz. kimseninde sikinde değil kim ödeyecek bu kadar hesabı?
o sırada biri çıkııp arabayı mekanın önüne getirir ve bekler. sende masadaki birine bir mesaj çekersin. ''patlat''. kafam güzel ayağına tartışılır anlaşılan kişiyle. garsonlar gelmiş sakin olun beyler lütfen ayağı yapıyor. bir göz kırpıntısı ve patlatıyorum. suratına az önce birlikte içtiğin adamdan bir yumruk yemenin etkisiyle bayılma numarası yapılır ve artık özgürsündür. kapıda bekleyen arabaya atlayıp evinin yolunu tutarsın.
hani bir bakkal vardır, hemen yanında kocaman süpermarket olduğu halde para kazanmaya çalışır. dondurma dolabı ve cips rafı her daim dışardadır. kapının önünde oturup çayını yudumlar. zaten market kazandığını kazanıyor, o bakkal da kazansın düşüncesiyle alışveriş yapmaktır.
sene 2008 in kış ayları. evimde oturmuş kahvemi yudumlarken, aylardır dillerde dolaşan facebook zamazingosuna 'ulan ne olacak bi bakayım ne var ne yok' diyerek kayıt yaptırmıştım. bir kaç ay da arkadaş sayım 250 yi bumuştu. merhabaların nasılsınların havada uçuştuğu bu platformda artık bir şeyler değişiyordu. yaş ortalaması düşmüş can yücel şiirleri bedava dağıtılıyordu. 16 yaşında * bir kız artık hayatın anlamını nasıl çözmüzse bağlanmayacaksın diyordu. bizede eywallah çekmek düşer. artık tanımadık insanlar eklemeye başlamış, duvardan duvara yazışmalar, fotoğrafların altında 'aşkk!'lar 'bitanemmm!'ler cirit atıyordu.
annenin telefonundan çekilen vesikalık kıvamındaki fotoğraflar yerini bilmem kaç megapixel olan prof makinelerle çekilen, dudakların muhtemelen öne doğru uzatılmış ve baş sağa doğru yaklaşık 30 cm açıyla yatırılarak çekilen fotoğraflara bırakma sürecidir.
gayet güzel olmakla akılda bazı soru işaretleri bırakıyor.
şimdi bu recep tatmin abd nin adamı olduğu aşikar. ve bu abd millerce ötedeki türkiye de kimin iktidar olacağını gerek medya gücü olarak gerek finansal olarak belirleyebilen bir güç.
peki akp den sonrası? abd türkiye yi bu kadar kolay bırakabilecekmi? bir sonraki gelecek iktidar abd köpeği olmayacakmı?
eve geldiğinde 'abiii abii' diye boynuna atlayan bir kardeşinin olması istemektir. yada cebindeki son parayla sigara almak yerine ona bir çikolata alıp onun o iç ısıtan gülüşünü görmeyi istemek. belki geceleri onun ağlayışını duyarak uyanmak. belkide fişi çektiğinde ona bir tokat patlatmak, sonra kıyamayıp saatlerce sevmek.
sabahleyin rastgele ve önemsizce giyilen bir t-shirtü kayalıkların üstüne özensizce katlayıp koyamazsın alkölün verdiği etkiyle dönen başını. kat kat giyilmiş elbileselerin üzerine giydiğin pardesünün eteklerini katlayarak oturursun bar taburesine.
sıcaktan bunalmış bedenini serinletemezsin içitiğin biralar ile. ısıtırsın tir tir tikreyen bedenini bir yudum konyakla.
terden sucuk gibi olan boxerın kaçmaz araya. yağmurdan ıslanmış atletindir seni rahatsız eden.
anlından damlayan terleri silmezsin kredi kartı ile. sigara dumanıyla daha da kalınlaşmış nefesini üflersin umursamazca atmostfere.
kısacası güzel, zor, tatlı, soğuk ve ıslaktır kış aylarında platonik aşk.
klişe muhabbetlerde top 10 da ilk sıları alması muhtemel muhabbettir.
lisede bir sene sınıfta kalmış ve üniverste sınavına iki sene girmemiş, dolayısıyla yaşıtlarım gibi üniversite okuyamamış *bir genç olarak her zaman ki gibi bugün de bir kaç bardak çay ve sigara eşliğinde biraz kafa dağıtmak için gittiğim benim için bir gündüz zevi olan çay bahçesine gittim. çok samimi olmamakla birlikte liseyi birlikte okuduğumuz * ve halihazırda üniversite okuyan bir kaç arkadaş winstone sofları bir yanda dumanlarken çaylarını yudumluyorlardı. her tanıdığıma *selam vermeyen hatta bazen yolunu değiştiren* ben allahın selemıdır verelim maksadı ile masalarına doğru ilerken 'vay kardeşim' diyerekten ayağa kalktılar. ufak bir sevişmeden sonra mecvuren masalarına oturdum. e vazifemizdir hallerini hatırlarını soralım dedik.
- ne yaptınız hacı ev yurt?
+ eve çıktık kanka ya yurt açmadı bizi hehe**
- aa iyi ya nedir durum ev geçindirmek zor bu devirde.
+ makarna yiyip battaniyeyle ısınırıyoruz kanka durum bu hehe.
-*rengin kaçmış hee
+ makarna yemekten kanka hehe*
- ee manita durumları ne alemde üniversitede kızlar teklif ediyormuş biz öyle duyduk hehe.
+ makarna yiyene teklif etmiyolar moruk hhaha
- * gelin bi lahmacun ısmarlıyayım size?
+ yok hacı saolasın yaa alıştık makarnaya haha.
telefonun alarmı bir dakika sonraya kurulur. ardından hemen geliyorum.
insan neden triplere girerki bu kadar? altı üstü iki yıllık kıçı kırık bir üniversite okuyorsun. ben sizinle nasıl arkadaşlık etmişim.
ulan kalkmadılarda bir çay keyfi yapamadık.
önemli not: bir kıskançlık veya çekememezlik olarak algılanmasın.
bir diğer önemli not: bu sitemim sadece üniversite kazanıp marsda hayat olduğunu kanıtlamış triplerinde dolalan ergenlikden kurtulamamış beyinledir. normal olarak üniversitede okuyanlara saygın sevgim sonsuz. onlar bu ülkenin geleceğidir zira.
Gençliğinde kot pantolon giyememiş. Sevgilisinin elinden tutup hasılat rekorları... kiran bir sinema filmine gidememiş...
Padişah ona Trablusgarp Cephesi'nde görev verdiğinde, lüks uçak şirketinin, first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş...
Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej esliğinde Mercedes'lerle gezememiş Anadolu'yu...
Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs'ta Samsun'a ayak basan ayağında spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş...
Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren mini etekli ponpon kızlar da yokmuş...
Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları izmir'den denize döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar...
Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için not alacağı bir cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde bulunacakları da cep telefonundan öğrenememiş!
Atatürk için üzülüyorum. Dağ gibi adam, bir radyo programına faks çekemeden, ismet Pasa için Safiye Ayla'dan bir istek parçası isteyemeden gitti ..
Lozan Zaferi'nden sonra veya Cumhuriyet'in ilanından sonra arabaya atlayıp sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur atamadı.
Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı.
Atatürk'e acıyorum...
Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir dönemde dünyaya gel, sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini
getir. Aaaah ah...
Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak, babasının mercedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken... Bunları yapmadı Atatürk... Keyif çatmadı...
Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı... işte onun için büyük adamdı Atatürk her fırsat elinde vardı. O ise sadece Bu milletin bağımsızlığını istedi.
bir arabaya sahip olmanın getirdiği dezavantajlardır.
- istanbulda iseniz, karınca kararınca ilerleyen bir trafikde seyehat etmek.
- vergisi muayenesi derken bir sürü masraf.
- malumunuz benzin fiyatları.
- eğer akrabalık ilişkileri iyi ise ve ailenizle yaşıyorsanız 'beni bi şuraya atsana', 'bu akşam beni şuraya götürsene'' cümlelerine maruz kalmak.
- arkadaş ortamında eğer bir tek sizin arabanız varsa ve arabanızı başkasına vermek istemiyorsanız örneğin bir eğlence mekanından en ayık kafayla çıkmak.
internet ortamının nadide platformlarından biri olan uludağ sözlükdeki üç hilale gönül vermiş yazarların mhp için yaptıklarıdır.
özet geçiyorum ;
bir amcam * akp nin kadrosunda önemli bir yerdedir. ve bu yüzden bütün akraba-i taalükat akp ye oy vermektedir*. hatta yeni yeni akrabalarımız çıkmaktadır. neyse bir diğer amcamda müftülükte çalışmaktadır. ve bu amcamın aşşağılamak gibi olmasın kör kütük cahildir. işte bu yengem bugun yatılı misafirliğe gelmiş bize.* çaylarımızı yudumlarken cevabını bildiğim halde hangi partiye oy vereceğini sordum.
+yenge sen kime vericeksin reyini?
-tayyip'e vericem tabi kime vericem oğlum?**
+niye amcam ona veriyo diyemi?
-yok ya o olmasaydı açtık şimdi.*
vs vs muhabbetin devamını az çok tahmin edebilirsiniz. ve oturttum onu bilgisayarın başına. eşbaşkanlıktan girdim, ananı da al gitten çıktım. dış borçtan girdim, özelleştirmelerden çıktım. gemicikten girdim, imamın ordusundan çıktım. velhasılı kelam biraz ikna olmuştu ve ''bunlar hep böyle zaten. kim bu ülkeye zarar veriyosa allah belalarını versin'' gibisinden bir cümle kurdu.
sonrada devlet bahçelinin gelmişini geçmişinden, ne kadar dürüst bir insan olduğundan bahsettim. ''iyi bi adama benziyor ama çok bağırıyor ya'' dedi. ''bağırmak yetmez dedim asıcaksın bunları'' dedim.
fazla uzatmayayım, biliyorum o yine akp ye oyunu verecek. doğanın kanunu bu! kocan hangi partiye veriyorsa o partiye vereceksin.*. heleki bir akraban akp de ise kesinlikle oyunu ona vereceksin. olmayacak dua ya amin demiş gibi olduk falan ama huzurluyum sözlük.
tahminimce recep ülkemizde bir çok fabrikanın ve bir çok arazinin sahibi olan amerikalar olup köşeyi dönecek olan insarlardır. yakında çıkar kim oldukları. merakla bekliyoruz efendim.
öncelikle gitar çalanları küçümsemek gibi bir amacım olmadığı belirmet isterim. sonuçta birşeylerle uğraşmak zaman ayırmak belki biraz mutlu olmaktır gitar çalmak. ot gelip saman gitmemek için çalınır belkide. lakin bir husus vardırki bir ortamda en az bir gitar bulunur bazen iki. bazen görürüz yollarda sürü halinde omuzlarında gitar gezenleri. kendimden örnek verecek olursam evde bir adet abimden kalan gitar var ve yıllardır kılıfından hiç çıkartmamış bulunmaktayım. aslında severim gitar çalmayı ama çok klişe yahu?
çalışma haklarını arayan tekel işçileri ve bölücülerin karşılaştırılmasıdır.
aslında olay şudur ki yasal haklarını kullanıp eylem yapan yüz küsür tekel işçisi sekizer yıldan başlayan hapis cezası istemiyle yargılanmalarının yanında, onlarca dükkana, eve, arabalara kısacası sokakta bulunan her şeye zarar veren pkk nın şehir ayağı olan barzolara dokunulmamaktadır. olayı biraz daha genişletirsek; binlerce müslümanı ayak üstü dolandıran deniz feneri'ciler de yargılanmamaktadır ve bunun yanında hiç bir suçu olmayan paşalar, komutanlar, gazeteciler yargılanmaktadır suçlarının ne olduğunu bilmedikleri halde. uygun adımlarda diktatörlüğe koşan sayın(!) pek Muhterem(!) başbakanımıza saygılarımızı sunuyoruz.
yılların verdiği yorgunlukla bankda bastonlarını bacaklarının arasına alıp denizi seyir eyleyen yaşlılardır. hava durumu üzerine saatlerce konuşabilirler ve birer astronomi uzmanını aratmayacak insanlardır.
+mehmet bey havada çok güzel bugün
-evet hamdi bey, fakat şu bulutu görüyormusunz sanki yağmurun habercisi gibi.
+yok canım bu hava on gün daha açıktır efendim.
-bakın erik ağaçları da çiçek açmış.
çay ile sigara keyfini tavla keyfiyle bütünleştiren ve bunların sadece erkeklere has bir eylem olmadığını düşünen zevkine düşkün kızdır. genellikle güzellik abidesi olurlar. kedi canınızı sizin.