kim olduğunu öğrenmek diye bir şey yoktur. bunlar kişisel gelişim kitaplarında geçen havalı sözlerden ibaret. bir insan ancak yaşadığı çevreye göre kendine en uygun uğraşı bulup hayatını onunla geçirebilir. bu durumda eğer bir insan mutlu ise o kişi kim olduğunu da bulmuştur diyebiliriz.
kitap okumak, çoğunluğun sandığı gibi bir aktivite değildir. millet için kitap okumayı bir zevk haline getirmeye çalışıyor. kitabı okumaya başlamadan önce kahvelerini alıyorlar, mumlarını yakıyorlar; her şeyi hazırlıyorlar ama kendilerini kitap okumaya hazırlamıyorlar. Bir kitaptan gerçekten bilgi edinmek istiyorsanız her şeyde olduğu gibi zorlu bir yol sizi bekler. kitapta anlamadığınız bir şey olursa açar ayrıca araştırırsınız, bazen bir sayfayı bir saatte okursunuz. diğer türlü anlamadan okursunuz. ha, bir konuyu anladıktan sonra gelen mutluluk iyidir, orası ayrı. ama kitabın getirdiği mutluluğu kitapla cebelleşmeden alamazsınız, bunu unutmayın.
kilolu olmanın getirilerini bilirim; en beteri de depresyondur. ama kilo verilemez diye bir şey asla kabul etmiyorum. sporu sevmeye başladığınızda,, biraz da motivasyonla birlikte işler düzelir.
15gb sırf felsefe pdf arşivim var desem buna da emek düşmanı dersiniz ama. sizin derdiniz kitap okuyanlarla bence.
edit: arkadaş dinî kitaplar hariç yazmış. kitap okuyanlara olan düşmanlığının kaynağı belli oldu yani. bana göre de 1500 yıldır içeriği değişmemiş olan kitapları basmak ağaç israfıdır.
zamanında kız arkadaşıma bile şakayla karışık konuyu değiştirip vermemiştim. kitaplar hassas bir malzemeden yapılır. kolayca yırtılır, kapağı eğilip bükülür, üzerine bir şey döküldü mü geri dönüşü yoktur. bazı kişilere göre bunlar önemsizdir ama bana göre önemli. bir başkasının kitabını aldığınızda kitabın altını çizemezsiniz. o kitabı çantanıza gelişi güzel koyamazsınız, yıpranır çünkü. sayfaları çevirirken bile nazik olmak gereklidir, kitabı çok bastırınca arka sırt kısmında çizikler oluşur. Kitabı alıp daha geri getirmeyen kişilerden bahsetmiyorum bile. Kitaba bu denli saygı göstereceğini bildiğim birisi olursa veririm.
yapılmaz, eğer amacın kas yapmaksa enerjini ağırlık kaldırmaya saklaman gerek. ağırlık antremanı bittikten sonra, kalan enerjiyle kardiyo yapılmalıdır.
ısınmak için de kardiyo yapılmaz. eğer siz gidip biceps curl yapıcaksanız vücudun alt tarafını değil, üst tarafını ısıtmanız gerek. çok hafif kilolu dambıllarla, çalıştıracağınız bölgeler neresi ise o bölgelere yönelik 30-40 tekrar yaparak ısınmak gerekir.
Bu arada, eğer amacın kilo vermekse, yine kardiyo yerine ağırlık antremanı yapmanı tavsiye ediyorum ben, biraz araştırırsan sebeplerini görürsün.
doğrudur, mühendis olmak için kitap okumaya veya genel kültür sahibi olmaya gerek yoktur bu sistemde. formül ezberlersiniz ve sınava girersiniz, sınavdan çıkınca da hepsini unutursunuz. Böyle bir yaşam, seçim meselesidir. Para kazanmak için okul okumayıp direk iş hayatına atılan insanlar olduğu gibi, para kazanmak için okul okuyanlar da var. Buraya kadar eleştirilecek bir şey yok. çünkü herkesin kendi seçimi.
Fakat, kitap okumanın bir işe yaramadığı söyleyen birisi tamamen haksızdır. şöyle ki, kitaptan gelen mutluluk hiçbir zaman bitmezken paradan gelen mutluluk her zaman kısa sürelidir. yeni şeyleri tecrübe edersiniz, evet. ama onlar da kısa bir zaman sonra sıkılırsınız. hayatında bir anlam olmayan insan en fazla 10-20 sene sözde mutlu olur bence. hayatta eskimeyen tek bir eğlence varsa, o da yeni şeyler öğrenmektir. Sizin kitap okuyanları anlamadığınız gibi, para kazanmak için sürekli aynı şeyleri ve sevmediği işleri yapan insanları da ben anlamıyorum.
sözlüğün amacı zaten bu tür entrylere sahiplik yapmaktır bana göre. Şimdi bakıyorum da, adam whatsapp'ta bile yazmaya utanacağı cevabı gelip burada başlıkların altına yazıyor. Bazıları 20 karakteri bile geçmeyen entryler giriyor. Nasıl olsa sanal maskem var şeklinde düşünüyorlar sanırım.
ya masaj yapın ya da başınızı yastığa koyun derim. bazen boynu atkı sarmak suretiyle sıcak tutmak da işe yarıyor. ben bunlarla geçiriyorum en azından. sürekli bir boyun ağrısı var bende de. yakın zaman doktora gittim mr ve tomografiden falan sonuç çıkmadı. bir de, boyun ve baş ağrısı genelde ikili takılırlar. doktora gitmek isteyenlere önerim, farklı doktorlara sorun.
özellikle burun estetiği çok yaygınlaşmıştır. yaptıran birçok arkadaşıma "neden?" diye sorduğumda doğru dürüst bir cevap alamadığım hadisedir aynı zamanda.
her yaz bozcaada yakınlarına gittiğimde karşı tarafa bakıp düşünüyorum: "ulan, arasında belki de sadece bir deniz mili fark olan iki ülkenin yaşam standartları nasıl bu kadar farklı olabilir". Bu yaz belki suya atlar yüzerek yunanistan'a geçmeye çalışırım bakalım.
"aynı kafada değilmişiz" sanki kişisel gelişim kanalı var arkadaşın. fiziksel gelişim videoları izlemek için ise aynı kafada olmaya gerek yok zaten, bu bir.
Tavuk eti, bütün dünyada fazla protein barındırması nedeniyle sporcular tarafından tüketilir, bu iki.
karbonhidrat olmadan kas yapılmaz. kasların proteinden çok karbonhidrata ihtiyacı vardır, mantı da türklere özgü, gayet güzel bir karbonhidrattır, bu üç.
Videodaki arkadaşın fiziği sokaktan geçen herhangi bir kızdan farksız, bu dört.
O videoyu oraya koyup insanlara bilgi verdiğini iddia ediyorsan biz de altına istediğimiz gibi yorum yapar, eleştiririz, bu da beş.
(bkz: parasız biri gibi görünmek) önemli olandır. sokaktaki çoğu insan zaten yemeğinden falan kısıp gidip iphone alıyor, pahalı markaların çakmalarını falan alıyor, bir şekilde hallediyor anlayacağınız. Fakat ne kadar zengin de olsanız, insanlarla aynı ortamda sadece zengin olduğunuz için oturmazsınız. muhabbet, ortak hobiler gibi etkenler vardır her zaman. O yüzden, param olsa da parasız gibi görünerek, insanları parayla etkilemek yerine aklımla etkilemeyi seçerim. Ha, parasız görünüşüme bakıp yargılayan insandan da uzaklaşırım, çünkü boş insandır. Her zaman mütevazı görünün ve doğal halinizle takılın. diğer türlü sahte ve akılsız insanlarla karşılaşırsınız. böyle insanların yanlarında durmaktan zevk falan da almazsınız.