iş ilanlarında karşınıza çıkar çoğu kez. başlarda iyi birşey olduğunu sanıyordum. istediğim zaman işe gideceğim, işim bitince çıkacağım falan.rüya gibiydi benim için. çalışmaya başladım birgün. belli bir saatte işe gelmem isteniyordu, anlam veremedim tabi ama mecburen söylenen saatte başlıyordum çalışmaya. bir süre sonra söylenen o saatte geldiğimde bile imalı bakışlar atılıyordu. meğer yarım saat önce gelmek gerekiyormuş.* neyse dedim, işim bitince çıkarım. hala umudumu kaybetmemişim, çalışmaya devam ediyorum. işim bitti, çıkamadım. işler çoğaldı, ben yine ordayım. evet, çalışma saatlerimiz esniyordu. ama benim istediğim gibi değil...
kişi aslında dizi falan izlemiyordur. cool takılıyordur*. ne hikmetse, binbir gecesinden yaprak dökümüne, melekler korusundan kurtlar vadisine bütün diziler ya misafirlikteyken denk gelir *, ya evdekiler izliyordur izlemek zorunda kalır *, ne biliyim küçük kuzeni vardır "selena, selena" diye tutturmuştur o da kıramamış açmıştır *, o da olmadı kanalları gezerken beren saat'i görür, görmüşken aşk-ı memnu'yu izler. bu tüm sezon boyunca devam eder. yanlış anlamayın sakın, dizi falan izlemiyor o, denk geliyor sadece.
nasıl birşey olduğunu merak ediyorum doğrusu. malum, biz lüks birşey sanardık taksiyi. ta ki yaprak dökümü'nde levent'in ferhunde'ye araba alıp, "taksilerde sürünmeni istemiyorum" deyinceye kadar. o an tepki veremedim tabi, baktım öyle. ama haksız da sayılmaz levent. dizide ceplerinde 5 kuruş para olmadığı halde, taksiden inmeyen insanlar varken, ferhunde'ye taksiye binmek yakışmaz.
facebook hesabınızı dondururken, facebook un listedeki kişileri profil resimleri ile karşınıza çıkarıp, "ayşe seni özleyecek", "ceyda sensiz yapamaz", "bir daha onlarla iletişim kuramayacaksın" şeklinde ifadelerle, gülme krizine sokan uygulaması. bana mı öyle denk geldi bilmiyorum ama özleyecek kişileri gösterirken, biraz seçici davranmışlar, sanki en hüzünlü bakan profil resimlerini seçmişler ki gitmeyeyim. onlarla bir daha iletişim kuramayacağımı iddia etmesi ise tam bir fiyasko. iletişim aracı olarak facebook dışında kullanacak başka bir alternatifi olmayan bir insan yoktur sanırım.. bu arada beni özleyecek kişiler arasında; ortaokulda 1 sene aynı sınıfı paylaşıp, konuşup konuşmadığımı bile hatırlamadığım bir kız, nerdeyse her gün görüştüğüm kuzenim, bütün gün iletişim içinde olduğum arkadaşlarım vardı. bırakın özlemeyi, facebook tan çıktığımı bile fark ettiklerini sanmıyorum..
sadece dizilerde görebileceğimiz hayat..sabah geç saatlerde hatta öğlene yakın bir zamanda, özel arabasıyla yola koyulur bu insanlar, odalarında sürekli çay-kahve keyfi yaparlar, arkadaştan gelen bir telefonla paldır küldür ofisten çıkarlar ve kimseye açıklama yapmazlar, işte geçen vaktini de dostlarıyla sohbet ederek değerlendirirler çoğu zaman, 1-2 kere de toplantıya girerler inandırıcı(!) olsun diye..
kendinizi otobüste değil de, serviste olduğunuzu hissettiren durum..lisedeyken, okula iett yardımıyla ulaştığım halde bir ara ciddi ciddi servisle gittiğimi sanmaya başlamıştım. her gün aynı yüzler, aynı sesler..bir kişi eksik olsa panik olurduk, birbirimize ineceğimiz durağı hatırlatırdık. o derece yani.. bazen hafta boyunca aynı şoför denk geliyordu, o zaman değmeyin keyfimize. tam bir aile oluyorduk..