olayları en uç nokta örneklerle yorumlayan sözlük yazarlarını görünce aklıma gelen cümledir.
anlayışlı bir insanım. herkese güleryüz gösterir başını okşarım.
herkes hata yapabilir.hoş görmek lazım.
ayar vermekte istemiyorum. daha sonra ayar yiyen yazar yazmaktan kaçınıyor yada kendini rahatça ifade edemiyor.
kız arkadaşıyla zina yapan birinin porno izleyen birini küçük görmesini bile güler yüzle bakarım.
ezik dese bile ona zinanın porno izlemekten daha günah olduğunu hatırlatmaya gerek duymam.
hayatı yaşayarak öğrenebileceğine inanırım.
evlenmeden sevişen çiftlerin eşleri evlendikten sonra daha farklı heycanlar aradığı gerçektir. ama bunu da hatırlatıp ilerde boynuz yicen olm demeyide uygun görmüyorum.
herkesi kazanmak gerekir ve herkesi kucaklamak.
seviyemizi koruyalım ve yazarlarımızı cesaretlendirelim...
porno filmi izlemeyi ayıp sanmak diye başlık açılamayınca dönüşüme uğramış başlık.
porno film izleyen insana tepki olarak oha diyen bir zihniyetin kukuş gördüğünde ilk tepkiside oha olacaktır.
biraz bişeyler izlede gerdeğe girdiğinde birkaç seri hareket çek.
orası kuş yuvası değil yavrucum diye terbiye edilip eğitilmesi gerekir.
ulan buda oha dır.
tabuları yıkma vakti geldi.ayıp değil canım rahat olun.
kelime kapasitesi kısıtlı olduğundan mütevellit kendini ifade etmekte sikinti çeken insandır.
bu tip insanlar ilerleyen yıllarda sosyal fobiye sahip olup konuşmayı gerdeğe girmek kadar zor bir iş olarak görürler.
ergenlik döneminde ise kızlardan açacak bile isteyemeyecek kadar ezik olup alaaddinin sihirli lambasıyla karşılaşacak olsa tek dileği görünmez olmak olacak yitiklerdir.
üniversitede ise bu tipler orta sırada esamisi okunmayan silik karakterlerdir. kimsede msn adresleri ve telefon numaraları olmaz.
iş hayatında ise asla terfi edemeyip kendilerine oranla daha atılgan olanlara sıçrama tahtalığı yaparlar.
daha sora ortaya çıkacak sorunlar ise,
-görücü usulü evliliğe mecbur kalmak.
-seni seviyorum diyememek.
-misafirliğe gidememek.
-hayatı boyunca erken boşalmak.
...
...
...
...
-konuşmayı unutmak.
eleştiri varda çözüm yok mu? var tabi.
-benim gibi ayda bir kitap okumak.
arabesk konusunda kitap yazacak kültüre sahip kişilerin söyleyebileceği cümledir.
ey müslüm baba beee!
gün geldi muhabbet ortamlarına efkar oldun, gün geldi efkardan sıyırtanlara ilaç oldun.
yalnızların yoldaşı bahtsızların kadere isyanı oldun.
eğer arabesk bir din olsaydı bunun peygamberi sen olurdun.
ey müslüm baba! sen bu alemin kralısın, i-pod a koysam sığmazsın...
+usta ya tarlaya soğan ekecem. para lazım borç versene!
-la olum ziraat e müracat et kredi verirler.
+he ozaman ziraat ten kredi çekeyim.
+baba ya ayın 7 sini iple çekiyorum.
-neden lan?
+krediler yatacak ya paramızı çekecez olm evde makarna bitti.
...
...
...
...
bu ve bunun gibi diyaloglara herkes rastlamıştır.
lan ben kime sorsam ziraat ten para çekmeye gidiyor. daha para yatıranı görmedim.
herkesin para çekip kimsenin para yatırmadığı bir banka ise kesinlikle zarar ediyordur.
kişisel gelişim kitaplarının yararına inanmayan insanları altında toplayacak olan başlık.
insan herşeyi hayatın içinde öğrenmeli der filozof.
filozof, herşeyi sorgulayarak doğruya ulaşan kişiyse şayet, soruların ardından gelen cevaplar doğrultusunda bu yargıya varmıştır.
kişisel gelişim kitapları okuyan insanlar ise başkalarının doğrularını hayatlarının merkezine koyup bu doğrularla beslendiklerini bilmezler.
ellerinde hayatı kullanma klavuzu olmadan çıplak kral gibidirler.
kişisel gelişim kitabı nekadar iyi olursa olsun kişiye katacağı bir kaç polyanna kuralı dışında birşey yoktur.
(bkz: %100 düşünce gücü)
(bkz: küçük şeyler)
(bkz: aklını okuyabilirim)
gibi kitaplar kişinin eline verdiği ezberden bilgilerle kişiyi hayatta başarılı kılacağını idda eder. fakat hayat, bu kitapların yazarlarının yaşadıklarını okurlarına yaşatmayacak kadar acımasız ve değişkendir.
hayatın tarifi olmaz.
hayata tutunmak beceri ister, kıvrak zeka ve dayanıklılık ister.
idol yazarların hayatından kesitlerle hayatın anlamını avuçları arasına alan bir üst insan olmak imkansızdır.
yani bu konuda yaptığım tespit;
kişisel gelişim kitapları bazı insanların iş alanı yaratmak için uydurdukları ve bundan para kazandıkları bir saçmalıktan ibarettir.
kitabın insana kattığı birşey yoktur düşüncesini savunan insanların söyleyebileceği sözdür.
düşünerek doğruyu bulmak mümkündür.
eğer mümkün olmasaydı herhangi birşey icadedilmezdi ve mucit diye bir kavram olmazdı.
her doğru kitaptan öğrenilir diyen bünye hazıra konmaya alışmış, üretkenlikten yoksundur.
tarih kitaplarını ve yüce kitap kuranı kerim i bu başlıktan soyutlayıp konuya devam ediyorum.
tüm kitaplar gereksizdir.
hz ibrahim düşünerek allah ı buldu.
newton düşünerek yerçekimini buldu.
fiberoptik kabloları bulan telefonun mucidi bunu herhangi bir kitaptan okumadı.
düşünerek buldu.
ben bu düşünceye erişebilmek için hiç kitap okumadım.
gelişimimi tamamlayıp olayın bütününü görünce kitapların gereksiz olduğu kanaatine vardım.
hele bide kişisel gelişim kitapları vardırki onlara diyecek sözüm yoktur.
(bkz: iyi kişisel gelişim kitapları faydalıdır saçmalığı)
yani üstad diyorki;
(kitaplar düşünüpte bulamayanlar içindir düşünüpte bulabiliyorsan kitaba gerek yoktur)
hastasındır, nefes dahi alamıyodursun tek istediğin biraz şefkat bir tas sıcak çorbadır. fakat öğrenci evinde olmayan bu öğelerden mütevellit hastalığınla başbaşadırsın. annenin telefonda " meyve ye geçer oğlum" direktifinin akabinde bir 10luğu kardeş bildiğin ev arkadaşına verir ve bol miktarda vitamin içeren meyve çeşidi ve süt almasını istersin.bir zaman sonra eve eli boş gelen ev arkadaşına nerde meyve diye sorduğunda cevabı ilginçtir.
ekle butonuna bastıktan sonra entry hatasını görüp ışık hızıyla düzeltmeye çalışma eylemidir.
editlerken de ulan acaba kimse gördü mü diye aklından geçirir.
(bkz: affet beni sözlük)