beni anlatan, bizi anlatan şarkı sözü. daha çok da beni...
bunca zamandır bana sövüp saydırdınız, bir sürü teoriler öne sürdünüz hakkımda. peki hiç düşündünüz mü bu çocuğun acaba nesi var diye? evet bu şarkı beni çok iyi anlatıyor:
''bir sırrım var saklarım; ama görünce anlarsınız. yalnız dikkat! acımayın, acınmak: canımı en çok acıtandır''
sırrımı size söyleyecek değilim. bunu hak edeniniz yok. şunu bilseniz yeter:
şu arkadaşın dediğini yapmayı düşünmedim değil. nasıl olsa hakkımda iğrenç bir insan olarak düşünüyorlar dimi. ''dünya dönüyor dostlar bir sözden dönsem çok mu? devran dönüyor dostlar ben dönmüşüm çok mu?'' diyerek işin içinden çıkabilirdim. ama bu ucuzluk olurdu. ben bu değilim. böyle basit bir insan istesem de olamam.
''ne ateşler yanıyor
ne ateşler sönüyor
ne savaşlar oluyor
ne gidenler dönüyor''
son dizeye dikkat. çünkü dönüşü olmayan bir gidiş olacak bu. inanmayacağınızdan eminim.
cenk tosun'un gidişiyle bir olsun benim de gidişim. duygusallaştım biraz kusra bakmayın.
şunu iyi biliyorum ki uludağ sözlük benim için güzel bir hatıra olarak kalacak. daha fazla klişeye gerek yok. gerçi sanal dünyanın banal insanları değil miyiz hepimiz? benim de ne gerçek hayatta ne de sanalda işim rast gitti. sonuç olarak bir kapı daha kapandı yüzüme. olsun düştüğümüz yerden kalkmasını da öğreniriz daha yaşımız küçük.
kendinize iyi bakın, beni hiç merak etmeyin, benim iyi bir insan olduğumdan şüpheniz olmasın!
Gece 12 ye kadar 150 eksi aldığı takdirde hesabını silecek olan ve kendine güveni tam olan kişidir. Bu kişi benim. Geç vakitlerde bu kadar üye olacağını sanmıyorum o yüzden boşuna umutlanmayın hiç.
Ve ayrıca beni bilirsiniz, sözümü daha önce tutmuştum ve silmiştim. haftalarca sözlük üyeliğim onaylanmamıştı. Benden kurtulmak için size bir şans tabii bu sefer sevenlerim de çok.
Edition: artılar eksileri götürür kuralı var. Bu kardeşinizi yedirmeyin sahipsiz bırakmayın.
tolstoy 'onun kalemini tanrı kullanıyor' dediyse eğer tabii ki de bunu övülmeye değer birini övmek için söylemiştir. ya da röportajda onu kendisiyle kıyasladıklarında alçak gönüllü davranmak istemiştir. öyle olmasa, gerçekten dostoyevski'nin kendinden üstün olduğuna inansa bile bıraksın da buna biz okuyucular karar verelim. ikisi de hünerlerini sergileyip, eserlerini ortaya koymuşlar. bize de okumak düşüyor. ayrıca yazarların birbirini methetmesi üzerinden gideceksek buyrun bunu da ekleyelim:
dostoyevski ‘bir yazarın günlüğü' kitabında tolstoy'un ‘deha' olduğunu ve ‘olağanüstü yüksek sanat' yaptığını vurgulayarak şu ifadelere yer verir: "anna karenina'nın yazarı gibi insanlar, toplumun öğretmenleridir, biz ise sadece onların öğrencileriyiz."
şimdi düşünün; dostoyevski gibi büyük bir yazar kendinden 7 yaş küçük ve tabiri caizse yeni yetme olan birini usta, kendini de çırak olarak addediyor. bunu kabul etmiş. burada lamı cimi olmayan, inkar edilemez bir gerçeklik yatsa da yine de buna bakarak karar vermeyi reddediyorum. gelelim daha akılcı bir şekilde yorum yapmaya.
ikisinin de büyük birer düşünür olduğu konusunda kimsenin itirazı olmasa gerek. lakin burada çok ince bir husus var:
tolstoy ziyafet; dostoyevski ise sefalet çekerken sorgulamıştır. buradan neyi çıkarabiliriz? hani komünizm parayı bulana kadardır diye bir söz var ya... ya da şöyle diyelim zor olan bir garibanın mı kapitalizmden yakınması mıdır yoksa keyfi yerinde, tuzu kuru olan bir zenginin mi? tolstoy'un büyüklüğü işte daha buradan başlar. götünü parayla silen bir adamın dünyadaki adaletsizlikten bahsetmesi ve bahsetmekle de kalmayıp her kitabında buna yer verip, sistemi eleştirmesi; zenginliği, lüksü ve şatafatı elinin tersiyle itip, köyde öğretmenlik yapmaya gitmesi, inzivaya çekilmesi, topraklarını ve servetini köylüye dağıtması... cümlemi tamamlayamıyorum bile, duygulandırdın beni yüce insan. eserlerinin de bilgi ve keyif vermesi açısından dostoyevski'nin eserlerinin önünde olduğunu düşünüyorum.
tolstoy'u düzenli çalışıp sınavlardan yüksek not alan, dostoyevski'yi ise 'aslında zehir gibidir, çalışsa en iyisini yapar' denilen öğrenci tipine benzetiyorum ben.
Bir sorunsal. Kuran'da emredildiği gibi eşimi 'hata yapsa dahi' hafifçe dövmek, ona bir fiske bile vurmak istemiyorum. Ee o zaman müslüman olamam emirlere karşı gelmiş olurum; ama müslüman olmak iyi bir şeydi hani ya of.
ikisini de iyi bilen biri olarak yüzsüzlük alır diyorum. kafan rahat oluyor çünkü. öteki türlü birine şöyle davranmıştım ötekine böyle davranmıştım diye sürekli akılda tutmak gerekiyor, yük oluyor insanın hafızasında. yüzsüz olunca ise istediğine istediğin zaman istediğin gibi davranabiliyorsun.
t: kötü olduğu düşünülen iki özelliğin karşılaştırılması.