öncelikle fotoğraf çoğu insanı rahatsız edebilir. hassas olanlar lütfen bakmasın. olayı çok kısaca yazacağım. amacım kamuoyu oluşturabilmek. edirne’nin uzunköprü ilçesinde yaşayan mustafa yar, beslediği sokak köpeğini gözleri oyulmuş şekilde buldu. köpek belediye ekipleri tarafından uzunköprü belediyesi veteriner hekimliğinde tedavi altında. yaşattığını yaşamadan ölmesin, söyleyecek çok bir şeyim yok.
orta okul veya lisede cevaba iki üç madde yazıp cümleyi vs. ile bitirmiş efsane nesildir. hoca bak ben biliyorum ama vesaire diyip kısadan kesiyorum imajı verilmeye çalışılmıştır. sonuç verdiği görülmemiştir.
Sözleşmeli Er Sercan Fidan. Yaşı 25'ti... Kısacık yaşamı,Kuzey Irak'tan atılan bir havan mermisiyle dün sonlandı. "Teröristler yaptı" deniyor. Tam da Irak'taki Kürt Referandumu ve bizdeki tezkere tartışmaları esnasında... Ama işin orasında değilim. Kim yaptıysa lanet olsun.
Edirne'nin Meriç ilçesinden Sercan. Askerden gelmiş, aylarca iş aramış, bulamamış, Küçük yerde daha da basar işsizlik,karabasan gibi çöker, hiç suçun yokken yaftalanırsın tembel, beceriksiz diye. Sokağa çıkmak, kahveye gitmek,ana babadan para istemek zul gelir. Aile yoksul, ilçe yoksun, okuyamamış da doğru dürüst. Elinde diploma da yok. Son çare "sözleşmeli er" olmuş... Meriç nehri kıyısında başlayan yaşamı, Şemdinli'de 2864 rakımlı bir üste, nereden geldiğini göremediği bir havan topu mermisiyle son bulmuş.
Hani o tezkereyi imzaladınız ya, işte böyle çocukları göndereceksiniz sınır ötesinde mermilerin, bombaların, topların, mayınların içine. Omzunda muhabbet kuşuyla fotoğraf çektiren, naif, yoksul çocukları süreceksiniz cehenneme. Onları pohpohlayıp, üzerlerine 20 tl lik kamuflajlı üniformalar verip, ellerine Amerikan eskisi silahlar tutuşturup, cepheye süreceksiniz. Kendi hallerine bıraksanız en büyük derdi muhabbet kuşuna "maviş" dedirtebilmek olan çocuklar ölecek, öldürecek, sakat kalacak... Varsa, geride kalan yavuklusu, sevgilisi, eşi, iki sene yasını tutacak, sonra ailesi "ölenle ölünmez" deyip bir başkasıyla evlendirecek.
Fotoğrafa iyi bakın.... Emin olun, bu Sercan'ı SON görüşünüz. Televizyonlarda, gazetelerde bir daha haber olmayacak. Bir kaç yıla kalmayacak, o kuş da ölüp gidecek. Meriç nehri kıyısındaki o tek katlı, harap kerpiç evde, duvarda bu resmi asılı kalacak sadece. Annesi rüyasında görecek oğlunu sık sık. "Fatiha istiyor" diyecek. Kalkacak, o resme bakacak önce. Sonra abdest almak için banyoya giderken, her gece oğlu uyurken üstünü örttüğü yatağın yanından geçecek. Nihayet, başında tülbent, elinde yeşil kaplı, gazete promosyonu bir "yasin" kitabının sayfalarını açıp, gece, boşluğa arapça sözcükler fısıldayacak. (Alıntıdır)
Aşı başına 50 lira dış parazite 50 lira ensedeki keneyi çıkartmak için bile 50 lira ücret alan veterinerler ne hikmetse geceleri buharlaşıyorlar. Maylomu babaannemin bahçesine saldım oynaması için, cinsi jack russell bu arada. Bilenler bilir fazla hareketli ve meraklı bir ırk. Birden kanlar içinde koşarak geldi ve kulağı yırtılmış. Veterinerimi aradım durumu anlattım gece hizmet vermediğini söyledi. ilçede zaten 4 tane veteriner var kimi şehir dışındayım dedi kimi telefonu bile açmadı. Sağolsun ki acil tıp teknisyeni arkadaşım elinden geldiğince sterilize etti, kanamayı durdurdu. Ne yazık ki kapitalizm her sektörde yerini almış.
Haftalarca süren çalışmalar sonucunda 19 mayıs günü stadyumda insandan oluşan kuleler yapmış nesildir. Daha o yaşta Güneşin altında fizik ve gücünü iyi ayarlamak gerekir. Hangi okulun öğretmeni olduğunu hatırlamadığım bir beden eğitimi öğretmeni beğenmediği kuleleri uçan tekme atarak dağıtıyordu. Yarattığı psikolojik baskı ve bunun getirdiği başarı gerçekten muazzamdı. Kısacası bu saçmalığı yaşamış ve başarıyla altından kalkmış nesildir.
Açılım ile müzakere ile bitmeyeceği tecrübe ile sabittir. Devletin bir an önce batı ne der ab ne der demeyi bırakıp Mehmet ağar güncellemesi yapması gerekmektedir.
Bugün lise üçüncü sınıfa giden kuzenimden öğrendiğim kadarıyla artık Atlasla falan gidilmiyor hatta çocuk atlasın ne olduğunu dahi bilmiyor. Ama bizim zamanımızda öylemiydi? iki hafta üst üste Atlas getirmeyen derse alınmaz ve yok yazılırdı.
Ayrıca (bkz: Atlas)
Toplumda sıkça rastlanan insandır. Sakal bırakana söylenir, halbuki patronu laf yapmasa o da sakal bırakacak. Üst segment arabaya binen birini görür, basar küfürü. imkanı olsa o da binecek o arabaya ama başar işte küfürü. Belki babadan kalma belki çalışarak belkide hak etmeyerek aldı o arabayı, peki bu alamayana küfür etme hakkını verir mi? Bence vermez fakat maalesef toplumumuzdaki durum bu şekildedir.
Fermuarın yukarı kadar çekilmesiyle oluşabilecek durum. 4-5 tel sakalınız kopabilir. Daha fenası sıkışıp kalabilir. Kış mevsimine yaklaştığımız bugünlerde dikkat edilmesi gereken durumdur.
Uzun zamandır gözlemlediğim özellikle ilkokula giden çocuklarımızdır. Dükkana geliyorlar örneğin aldıkları iki buçuk lira tutuyor çocuk çıkarıp dört lira veriyor. istesem bu enayiler sayesinde zengin olurum. Kendi başlarına yoldan karşıdan karşıya bile geçemiyorlar. Bu istisnasız hepsinde gözlemlediğim bir durum. Ve bu çocuklar ilkokul dört veya beşinci sınıfa falan gidiyorlar. Kendi çocukluğumla kıyasladığım zaman aradaki uçurum farkı görebiliyorum. Ben ilkokulda okuldan döndüğüm zaman dükkana bakar babamda dinlenmeye giderdi. Sanırım birazda yetiştirilmeyle alakalı bir durum, ebeveynlerin biraz daha sorumluluk yüklemeleri gerekiyor.
O ilkokula giden çocuk görse şimdi ki halimizi? Gurur duyanlar elbet olurdu ama benimki eminim utanırdı. O zaman ki hedeflerimin, hayallerimin çok uzağındayım. Büyüdükçe beklentilerim küçüldü, umutlarım küçüldü. Küçükken pilot olmayı isterdim, şimdi bayiden mal almayıp spottan ucuz mal kovalıyorum.
ilkokula giden kuzenimin bu gece kitap ve defterlerini kaplarken başıma gelen olaydır. Beni 15 yıl önceye götürmüştür. Umut Sarıkaya karikatürüyle örneklendirmek gerekirse; https://galeri.uludagsozluk.com/r/1189383/+
Bunu yazmamdaki amacım duyar kasmak değil fakat az önce "engeli olan insanlara katlanamamak" gibi bir başlık gördüm. Yazar arkadaş bunları görünce midesinin ağzına geldiğini beyan etmiş. Ben engelli biri değildim, çokta güzel bir hayatım vardı. Aslında hala öyle sayılır fakat 18 yaşında bir trafik kazası geçirdim. Üç tane kaburga kemiğim ve sol ayak bileğim kırıldı. Toplamda üç tane ameliyat geçirdim ve sol ayak bileğime iki adet on santimetrelik platin takıldı. O günden beri aksayarak yürüyorum ve ömrümün sonuna kadar böyle devam edecek. Uzun süreli ayakta kalamıyor, ağır kaldıramıyor ve dikkat çekecek şekilde aksayarak yürüyorum. Askere dahi alınmadım. Ve bu yazar arkadaşın açmış olduğu başlıktan ve açıklamasından rahatsız oldum. Buraya başlık açıp uzun uzun yazacak kadar hemde. Çok klişe ama inanın hepimiz engelli adayıyız. Lütfen trollük için dahi olsa bazı hassas konuları malzeme etmeyelim.
"Seni sözlüğe kim aldı" demek istediğiniz yazarları, trolleri bu başlık altında ifşa edebilirsiniz. Husumetlerin, ayrışmanın tohumlarını burada atarız inşallah.
Prisma isimli popüler uygulamayla herhangi bir hesapta fotoğraf paylaşmama durumudur. Fakat, gözlemlediğim kadarıyla paylaşmayanlar olarak sayımız oldukça az. Umarım ilerde bir yaptırımla karşılaşmam.
Komşumuzun kızı, annesi küçük yaşta vefat etmiş. Babasıyla birlikte yaşıyor, babası belediyede temizlik işçisi olarak çalışıyor. Son bir yıldır yaşadıklarını anlatmış.
DiKKAT !...
MiT Müsteşarlığı Sosyal Ağ Bildirgesi Uludağ sözlüğün güvenlik açığından ötürü hesabım üzerinde bulunan tüm verilerimin (IP ,fotoğraflarım,entrylerim vs.) çarpıtma yolu ve yasa dışı bir şekilde sahte kişilerce kullanılmasından ve doğabilecek tüm zararlardan ilgili Türk Ceza Kanunu maddeleri gereğince Zall sorumludur. Bu hesabımdan başka bir hesabım olmadığını bildirir ve gereğinin buna göre yapılmasını tarafınıza arz ederim.
NOT:Paylaşmayın .Kopyalayip durum bildirgesi olarak yapıştırın.